Beyin Hastalıkları
🧠 SARA (EPİLEPSİ)
Serbest metin
🧠 SARA (EPİLEPSİ)
Uçuk tutması, sara: Epilepsi.
Masru: Epilepsi hastalığına müptela kişiye verilen isim.
Saraya müteallik ilaçları bildirir. Eğer bir kimseyi uçuk tutsa, yirmi yıl murur etse, ilaç kabul etmez ama şu kadar vardır ki, terakki etmez, biraz noksan bulur ilaç sebebiyle. Ama bu illet balgamdan kopar ve o sakin olduğu eve kereviz koymayalar, zira kereviz sarayı depretiçidir ve bu illet ekser kara safraya(sevdaya) hılt karışmaktan olur ve buna daima sığırdili suyu ve ferahlatıcı şeyler ve devaülmisk vereler ve saralının dimağına(beynine) yaramaz kokular zarardır. Saralının alameti odur ki dili sarı ola ve dili altındaki olan damarları yeşil ola ve melankoli(mâl-i hulyâ) alametlerinden hali olmaya. Evvela saralıya gerektir sıcaktan ve soğuktan kendini hıfz eyleye, su kenarında yele karşı oturmaya ve yüksek yerden bakmaya ve dahi hamamda çok oturmaya ve at seğirtmeye ve yoğun kıvamlı/kalın(galiz) yemek yemeye ve tatlı nesneler çok yemeye ve karabiber ve hardal bunun gibi şeyler ona zarardır ve her iki üç günde bir buçuk miskal faykara eyarici vereler. Pişmiş eftimun ve büyük tiryaklar vereler. Eğer saraya müptela olan kimseler biraz âkırkarhâ ve biraz afyon ve biraz karabaş otu(ustuhudûs) ve biraz besfayic dövüp eleyeler ve biraz Taif kuru üzümü ile yoğuralar, tutmazdan evvel bir ceviz kurdu yiyeler, o haftada emin ola.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Sara
Bu, tam olmayan(tamamen beyni kaplamayan) dimağ(beyin) tıkanıklığıdır, o tıkanıklık sebebi ile bütün sinirler büzülür. Sinirlerin başlangıcı yani beyin kendini kasıp büzülen(munkabız) olduğu için bu durum men eder hissi ve hareketi ve ayakta durmayı. (Kitaptaki not: Tam olmayan tıkanıklık olunca sara hadis olur, tam beyin tıkanıklığı olunca sekte hadis olur.)
Tıkanıklığın sebebi eziyet verici maddenin def edilmesi için dimağın(beynin) kendini kasmasıdır(durulmasıdır.).
(Burada kitaptaki not: Nitekim mide eziyet vericiyi def etmek için kendini kasıp büzülen(münkabız) olup hıçkırık ve kusmak hadis olur. Beyin de aynı şekilde münkabız olunca beyindeki sinirler dahi münkabız olurlar, öyle olan vücutta his ve hareket ve ayağa kalkmaya kadir olmak, tamamen batıl olur.)
Bu durumun sebebi eziyet verici madde yerine beyine çıkan yaramaz buharlar veya dışarıdan gelen bi zehirlilik keyfiyetinden de olabilir nitekim akrep sokunca, o sokulan kas üzerinde sara gerçekleşir.
Yada bedeni, zehirlilik keyfiyetinde bir organ ile beyine ortaktır nitekim şu sarada ki meni fesadından hadis olur o bir örnektir. Yada rutubetten olur ki yaramaz cevherlidir beyinde karar etmiştir. Yada mesameler(gözenekler) ve ruh yollarında olan yoğun kıvamlı/kalın(galiz) gazdan, yada ateş tabiatlı hararetin ziyade olmasından dolayı rutubetlerin kaynamasından olur. (Kitap notu: Hasılı kelam (özet) budur ki sara sebebi ya eziyet vericiyi def için beynin büzüşmesidir ya hılttır ki gözenekleri tıkar ve beynin büzüşmesi ve tıkayıcı hıltın her birinin kısımları metinden zahirdir.) Yada bi hılt ki tıkar o hılt ya yoğun kıvamlı/kalın(galiz) balgamdır ya ince balgamdır ya kandır ya safradır. Ve bu yani safradan olan sara nadirdir. Ya kara safradır(sevdadır), öyleye sara olur alametler ile ki yazıldı kara safrada(sevdada). Ve bu melankoli(mâl-i hulyâ) alametleri ile ve kara safra(sevda) alametleri ile karışık olur. Ne zaman sara sebebi olsa yani beyinde madde(hılt) olsa delalet eder ona başta ve dilde daimi bi ağırlık ve gözlerde zulmet ve duyularda bi bulanıklık ve diğer baki uzuvların selameti. Ve ama şu sara ki sebebi beynin cevherinde olur, o yaramazdır. Şu saradan ki sebebi beynin perdelerinde olur. Ve gaz sebepli saraya(sar'-ı rihiye) ve buhar sebepli saraya(sar'-ı buhariye) kulak gürültüsü ve dahi çınlaması ve ağırlık azlığı ve kasılmanın azlığı delalet eder. Ve saraya sebep olan her hılt kendi alametleri ile bilinir ve balgami saradan köpüklü salya olur ve sidikte erimiş sırça(cam) gibi bir nesne olur, korku duygusu ve kahillik(tembellik) ve nisyan(unutkanlık) bu duruma eşlik eder. (Bunların cümlesi balgamın alametleridir.)
Ne zaman sara mide ile işbirliğinden dolayı (şirket) ile olsa saranın meydana gelişi tıka basa doymalar ve doluluk üzerine ekser olur, buna eşlik eden nöbet öncesi mide bulantısı ile ve darlanmak ile ve yürek oynaması ile. Ve arız olur nöbet esnasında feryat. Şu sarada ki meni kanallarıyla birliktelik (şirket) içerisinde olur, o adamda çoğunlukla kriz esnasında boşalıp meni inzal etme durumu arız olur. Ve az olur ki sara olur, kurtulur, sebebi ile. Ve gah olur uzak bi organdaki maddeden dolayı olur. (Zira o organdan gelen yaramaz buharlar beyne yükselir, öyleye beyin münkabız olur.) Nitekim madde olur ayağın baş parmağında, öyleye hissedilir, yani hasta nöbetten önce sanki karınca yürüyüp çıkar gibi hisseder.
(Nacizane bu fakir kardeşiniz olarak... Şu notu bırakmadan edemeyeceğim, 500 sene önce kolumuz kırılsa kolumuza ince bi odun çubuk bağlayıp bizi ölüme terkederlerdi, ölecek nasılsa diye kabileden dışlanırdık şeklinde hikayeler uyduran münafıklar sebebiyle eski tıp ilmi üzerine gayret gösterilme olayı tamamen durdu ancak, şu açıklamayı günümüz tıbbı bile böyle doğru düzgün ve isabetli yapamıyorken, nerde kalsın ki biz 500 sene önce kemiğimiz kırıldı diye kabileden dışlanıp ölüme terk edilelim? İbni Sina 1000 sene evvel kemik kırıklarına alçı yapılma usulünü bize bildirirken, bu gibi yalanları anlatan ve onlara kör kütük inananlar, eski insanların tıp bilgisine itibar etmeyenler ne yaşıyor, anlayabilmiş değiliz. Onun içindir ki günümüzde insanlar hastalığın ne olduğunu bilmediği için tam şifasını da bulamıyor. O meşhur 500-1000 sene içerisinde, eski tabiplerin bıraktığı yerden yürümeye devam edilseydi inanıyoruz ki kesinlikle şimdiye kadar ya tam çaresi yada büyük bir gidericisi bulunurdu, örneğin aşağıda bazı kaynaklarda geçen bazı formüllerin o hafta kriz gelmesini engellediğini aktardıkları gibi. 500 senede bu, o hafta değil, belki 1 yıl boyunca kriz gelmemesini sağlayan, veya daha etkili çareler bulunan bi raddeye getirilebilirdi.) Devam edelim:
İLACI
Sara ilacı budur ki madde boşaltılmalı ama kanı, fasd ile(kan aldırarak) ve gıdayı az eylemek ile. Balgamı, eyaric hapı ile ve kukiya hapı ile ya lugaziya eyarici ya Ebu Cehil karpuzu eti(şahmı) ve mahmudeden ve Hint tuzundan ve mukl-i ezraktan her birinden çeyrek dirhem, karabaş otundan bir miskal, garikundan bir dirhem, Kabil helilesinden ve kara helileden ve eyaricten her birinden çeyrek dirhem alınan deva ile. Yada kuru üzüm macunuyla ya eyaric ile kuvvetlendirici olan küçük itrifil ile ya karabaş otu ve garikun her birinden bir dirhem, mukl-i ezrak ve kitre her birinden çeyrek dirhem. (Not: Balgamı bunlarla çıkarsınlar diyor, elbette bulunamayan varsa uygulamamızda balgamı gidermenin pek çok daha fazla yolu mevcuttur, herkes bulabildiğini yapabilir. Bkz: Balgamı giderenler.)
Kara safra(sevda) ise pişmiş eftimun ile yada hapı ile yada eyaric ile kuvvetlendirici olan itrifil ile ya yıkanmış Ermeni taşı ile her birinden bir dirhem ya besfayecden ve karabaş otundan ve eftimundan her birinden bir dirhem, Ermeni taşı ve yıkanmış lacivert ve eyaric her birinden yarım dirhem, bingöz otu ve kitre ve meyan kökü ve mukl-i ezrak ve Ebu Cehil karpuzu eti her birinden çeyrek dirhem deva badem yağı ile ovula ezildikten sonra ve hamur kılalar ve büyük haplar edeler. Safra ise menekşe kursu ile ya meyve haşlaması ya iki nar suyu ile dahi olgunlaştırıcı/pişiriciler(münzicat) ki bildirildi onlar baş ağrısı babında. Şu sara ki mide ortaklığı iledir gah olur faydalı olur onda kusmak ve mideyi pak kılmak itrifil ile ve eyaric ile. Şu sara ki kurttan olur ilacı olur kurdu çıkarmak dimağı kuvvetlendirmek ile. Şu sara ki meni zehirliliğindendir ya rahim boğulmasındandır meni ve hayız kanı boşaltılır ve uzuv ıslah olunur ve dimağ kavi kılınır. Ve şu sara ki bazı etraf ile ayak parmağı gibi uzuv şirketi olur bağlanır gah olur kesilir gah olur yarılır ve onun üzerine şu devalar konulur ki çıban-sivilce eder ta ki fasit madde boşaltıla, ve dimağı kuvvetlendirmek ile. Ve ada soğanı sirkesi faydalıdır zikrolundu, sara hastasına kırk günde sıhhat verir ve karabaş otu şarabı dimağı pak kılıcıdır, kuvvetlendiricidir. Gah olur külli boşaltımdan sonra dimağ nefesinin boşaltımına burna damlatılanlar ile ve aksırtıcılar ile ve gökçek kokanları kokmak ile ihtiyaç olunur. Hafif se'ut(Burundan çekilen ilaç) boşaltımdan sonra Hint fındığı çeyrek dirhem pazı usaresinde kullanılır, bir dahi sabır ve eşek hıyarı usaresi her birinden çeyrek dirhem bal suyu ile kullanılır. Se'ut ardınca yağı ılıcak kılmak, se'ut kılınan devaların şiddetini sakin etmek için vacip olur. Gah olur boşaltımdan sonra mizaç tebdiline büyük tiryak misillü ile ya felasife macunu ile ya Mithridatium ile ihtiyaç olur ve sedef otu ve misk ve amber misillü kokturula. Ve denildi saralının boynuna şakayık asmak saradan beri kılar. Ve denildi bu şu şakayıka mahsustur ki Rumidir yaş ola şu kimse ki onda sara hadis ola ve onun için yirmi beş yıl ola. Ve hususa dimağ sebebi ileyse onun sıhhatinden ümit kesilir ve bunculayın ne zaman sara müstemir olsa bu yaşa. Ve saraya zarar eder her nesne ki buharlanır ve başı fazlalıklar ile doldurur şaraptan çok içmek gibi ve soğan ve pırasa ve kereviz hassasiyetle ve hardal ve bakla ve kelem(lahana) aşı. Ve saraya zarar eder her nesne ki yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ya fasit hılt tevellüt eder süt gibi ve balık ve yaş yemişler ki yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ola dahi şarap hususa tazesi ve taam akabınca hamamlanmak. Ve saralıya oğlak gibi hafif etler ve serçeler ve kuru kişnişli olan piliçler lazım ola ve saralı kapı çatırtısı gibi feryat edici olan seslerden ve arslan böğürmesi gibi korkunç olan seslerden sakına.
[İbnü'n-Nefîs - Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Sekte ve sara hastası olan kişilerin nabzı aynı türdendir. Şöyle ki her iki hastalık, aynı türdendir. Bu hastalıkların her ikisinin fail sebebi, beyin karıncıklarında meydana gelen bir tıkanıklıktır. Söz konusu tıkanıklık eğer büyük olursa ve hiçbir şekilde nüfuz edemeyecek derecede karıncıkları tıkarsa, bundan dolayı sekte hastalığı meydana gelir. Eğer tıkanma az olursa ve tıkanıklık tamamıyla olmazsa bu durumda sara hastalığı meydana gelir. Bu iki hastalığa yakalanan kişilerin nabzı, tabii açıdan çokluk ve azlık bakımından farklılık arz eder. Çünkü sekte hastası olan kişilerin nabzı tabii durumdan daha çok değişirken; sara hastası olan kişilerin nabzı daha az değişir. Sekte hastası olan kişinin nabzı, hasta az miktarda zarar gördüğü ve hastalık tabiata galip gelmediği sürece, damarların iki kenarında sadece bir yayılma görülür. Eğer hastalık, tabiatı ağırlaştırıncaya kadar ona galip gelirse, kişinin nabzı oldukça değişken ve yayılmış olur. Nabzın küçüklüğü ve zayıflığı artarsa bu durumda nabız, düzensiz ve yavaş olur. Hastalık kuvveti yorarsa ve zayıflatırsa bu durumda nabız, zayıf, küçük, hızlı ve kesintisiz olur.
[Galenos - Galenos Külliyatı]
Saraya Müteallik Devayı Beyan Eder: İmdi her kim uçuk zahmetine müptela olsa tavşan mayasını ıslatıp yıkayıp üç güne dek sirke ile içseler o illetten halas ola, ve eğer ayı kanını yalasa faydalıdır. Eğer kurt gözünü getirse faydalıdır. Eğer bir miktar sinameki dahi içse faydalıdır. Eğer domuz ödünü içseler faydalıdır.
Diğer nevi: Bir miktar akırı karha ile bir miktar afyon ve bir miktar karabaş otu, bir miktar besfayic dahi bunları alıp muhkem ezip eleyeler ve ondan sonra Taif kuru üzümü ile yoğurup ceviz kadarını sara tutan adama yedirseler bi-iznillah halas ola. Ve eğer bayağı sıçanı tutup boynuna assalar, def ola. Ve eğer bir kırat mumyayı kişniş suyu birle ezip içirseler def eder, lakin bu maraz çoktur ki mesela yirmi yıldan beri müptela olmuş olsa bu ilaçlar sebepten maraz bir miktar eksilir ve dahi bu illet balgamdan hasıl olur, ona ilaç kar etmez ve kabul dahi eylemez. Bu illeti olan kişinin evine asla kereviz koymayalar, zira kereviz sarayı depretiçidir ve dahi bu illet ekser kara safraya(sevdaya) hılt olmaktan olur ve buğdaya sığırdili suyunu verip dahi ferahlatıcı devaülmisk vereler, zira bu sarayadır ve dimağa o buhar inmeyince saraya düşmez. İmdi bunun alameti odur ki, müptela olan adamın dili sarı olur ve dilinde olan damarları yeşil renk olur ve melankoli(mâl-i hulyâ) alametlerinden dahi hali olmaya. İmdi bu ahvale arız olan adam gerektir ki kendini sıcaktan ve ziyade soğuktan sakınıp rüzgar olursa onda durmayıp ve hamamda dahi çok oturmayıp yüksek yerlerden bakıcı olmayıp ve at seğirtmeyip ve yoğun kıvamlı/kalın(galiz) olan yemeklerden yemeyip tatlı şeyleri ve et kısmını ve karabiber ve hardal ve sair denkler gibi olan nesneleri yemeyip ve kereviz dahi koklamayıp ve evde dahi koymayalar, nedamettir. Lakin iki üç gecede bir yiyeler, bir buçuk miskal faykara eyarici verip ve sair edviyelerden yine o kadar pişmiş ve eftimun ve dörtlü tiryak vereler, tecrübe edilmiştir. Ama eğer bu illet cinnilerden yahut perilerden olmuş olsa ona dahi tılsımlar yazıp getirmek lazımındandır, gaflet olunmaya. Ve dahi garikun sirkencübin ile içseler o saraya faydalıdır, lakin şerbeti bir denkten buçuk dirhemdir. Ama onun dahi siyahını yemeyeler, adamı helak eyler ve ıslahı sıcak su içip kusmak yahut süt içmek gerektir kim halas ola. Diğer nevi: Kırlangıç yavrusunu bulup ve iki dane hayasını çıkarıp göreler kim hayasının biri bir dürlü alaca olup ve o biri dahi birkaç dürlü alaca olur. İmdi alacası azıcık olanı yabana atıp ve o alacası çok olanı alıp ondan sonra bir parça buzağı derisine kaplayıp yahut kulağına bağlasalar, bi-iznillah o uçuk tutan adamın boynuna halas ola. Lakin şartı budur ki hayayı yere değirmeden deriye kaplayıp boynuna asalar, tecrübe edilmiştir. Ve eğer merkebin sağ ayağının tırnağını yüzük edip saralının parmağına geçirseler faydalıdır, zira bu mualeceler cemi tecrübe olunup ve faydası dahi görünmüştür, gaflet olunmaya.
[Hukemâ-yı Tertîb-i Mu'âlece]
Eğer hardalı dövüp burun deliklerine yakın tutsalar aksırmayı tahrik eyleye ve sara marazından düşüp aklı gitmiş kimseleri uyandıra.
Kasnı(Kınne): Eğer saralı olanlara ve şu avratlara ki rahimleri ağrılarından boğulur gibi olalar ve gözleri kararıp düşenlere rayihasını burunlarından içeri koyup koklasalar uslarını yerine getire.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Eğer eşek sağ ayağı tırnağından bir yüzük düzüp sara tutan kişi götürse hoş ola. Eğer kara itin tüyünü saralıya bağlasalar sakin ola. [A’cebü’l-’Uccâb]
Eğer karada olan kaplumbağanın kanını sara olana içirsen halas bula. Eğer adam kılını tütsü ettirseler saralı kişi tütününe dursa fayda kıla. Menfaatleri, oğlancıklarda sara olsa sığırdili suyunda meyan kökünü kaynatalar, süzeler, içinde kudret helvası ezeler, ikileyin limon şarabı üzerine süzeler ve ısıtıp içireler. Katı otlar vermeyeler. Yüce sözü olan hakim der, her kim Nun ve'l-Kalem suresini yazdırırsa, götürse veya okusa baş ağrısından emin ola. Al-i İmran 83-85 hakim der, bu ayetin hassasiyeti budur ki çün saralıya okuyalar hoş ola ve eğer bir kimsenin kulağına okuyasın ki sara tutar düşer, her gün erte gece okusa onun devi gelmeye.(Dev,cin,peri gibi sebeplerden olduğu düşünülen sarada denenebilir.) Eğer şakayık oğlancıkların boynuna boncuk edip asakoysalar sarası kesilir.
[Kitab-ı Tıbb]
Eğer sıçanı saralının boynuna taksalar sarası gide. Eğer uçuk tutan kimseye iblis tırnağını yakıp tütsüsüne dursa faydalıdır. Eğer kırlangıç yavrusunu alıp kursağını yaralar, içinde iki taşcığız çıkar, birisi sarı alaca ve biri turuncu renk. Alacası çok olanı alalar ama yere koymayalar, bir pare buzağı derisine kaplayıp o uçuğu olan kişinin boynuna veya kulağına bağlaya, bi-iznillah şifa müyesser ola. Eğer eşeğin sağ ayağı tırnağını yüzük düzdürüp saralı olan parmağına geçirse, o illet ondan zail ola. Eğer tavşan mayasını sirkeyle üç gün içse, saradan ve ondan maada çok nesneye faydalıdır. Ayı kanını dahi yalasa tamam faydası vardır. Eğer kurt gözü götürseler bu marazdan emin olalar. Eğer leylek pisliğini uçuk tutan kimse içse, uçuğu zail ola ve sinameki içmek dahi iyidir. Eğer domuz ödünü içse, marazı def ede.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Eski kaynaklarda olup ayırmak istediğimiz psikolojik bazı çareler de, beyne bazı sinyalleri göndermenin az da olsa faydası olabileceğini düşündürtmektedir. Metinler:
Eğer büyük, eğer küçük bu illete müptela olan kimse gerektir ki yatıp uyuduğu vakit bir gayrı kimse dahi bir deliksiz iğneyi bulup veyahut önceden tedarik etmiş ola. O uyurun başı ucunda toprağa sancıp ve kakıp iğneyi uçuk tutan belirsiz eyleyeler, ondan sonra bir eşek bedenini dahi bulup ondan sonra bir deliksiz iğneyi dahi ayağı ucuna kakıp onu dahi belirsiz eyleye, yine o sara tutan kimsenin üzerine yatırırken uzunluğuna koyup üç kere bir canibe üç kere dahi bir canibe atlayıp geçeler, ondan sonra yine bu işleri eden adamdır, derhal o adamın üzerine çıkıp diye kim beni yılan soktu, dermanını buldum diye. O mahalde yanında hazır bulunup oturan adamlar dahi diyeler kim kefaret ola ve mübarek ola diyeler, ama önceden bu cevaplar o oturan adamlara öğreteler ta kim beni yılan soktu, dermanını buldum dedikte onlar dahi kefaret ola ve mübarek ola diyeler, bi-iznillahi teala bir dahi o illeti görmeyip halas olalar. Nice kere tecrübe olunmuştur.
..........Aşağıdaki metin de yukarıdakinin neredeyse aynısıdır, birbirinden bakarak kopya çeken ancak kendi ilim ve hünerlerini de kitaplarına ekleyen 2 risalenin ortak yazılarından bir tanesi gibidir, ufak farklar mevcuttur.
"Eğer gerek büyük ve gerek küçük adam olsun sarayı tuttuğu vakit bir yaldızsız iğneyi başı ucuna sancalar yere gire, belirsiz ola ve bir eyle iğneyi de ayağı ucuna sancalar yere gire, belirsiz ola, ondan o saralı olan kişinin üzerine yatarken bir eşek palanını uzunluğuna koyalar. Üzerinden üç kere bu yanadan o yanaya atlayıp geçeler kim altı kere olur. Ondan sonra o atlayan kişi üzerine çıka, üç kere böyle çağıra ve diye kim beni yılan soktu, dermanını buldum ve tımar eyledim, kefaretini verdim diye işitenler, mübarek ola kefaretin, diyeler. Önceden birkaç kimselere talim etmek gerektir kim böyle cevap vereler. "
Uçuk tutması, sara: Epilepsi.
Masru: Epilepsi hastalığına müptela kişiye verilen isim.
Saraya müteallik ilaçları bildirir. Eğer bir kimseyi uçuk tutsa, yirmi yıl murur etse, ilaç kabul etmez ama şu kadar vardır ki, terakki etmez, biraz noksan bulur ilaç sebebiyle. Ama bu illet balgamdan kopar ve o sakin olduğu eve kereviz koymayalar, zira kereviz sarayı depretiçidir ve bu illet ekser kara safraya(sevdaya) hılt karışmaktan olur ve buna daima sığırdili suyu ve ferahlatıcı şeyler ve devaülmisk vereler ve saralının dimağına(beynine) yaramaz kokular zarardır. Saralının alameti odur ki dili sarı ola ve dili altındaki olan damarları yeşil ola ve melankoli(mâl-i hulyâ) alametlerinden hali olmaya. Evvela saralıya gerektir sıcaktan ve soğuktan kendini hıfz eyleye, su kenarında yele karşı oturmaya ve yüksek yerden bakmaya ve dahi hamamda çok oturmaya ve at seğirtmeye ve yoğun kıvamlı/kalın(galiz) yemek yemeye ve tatlı nesneler çok yemeye ve karabiber ve hardal bunun gibi şeyler ona zarardır ve her iki üç günde bir buçuk miskal faykara eyarici vereler. Pişmiş eftimun ve büyük tiryaklar vereler. Eğer saraya müptela olan kimseler biraz âkırkarhâ ve biraz afyon ve biraz karabaş otu(ustuhudûs) ve biraz besfayic dövüp eleyeler ve biraz Taif kuru üzümü ile yoğuralar, tutmazdan evvel bir ceviz kurdu yiyeler, o haftada emin ola.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Sara
Bu, tam olmayan(tamamen beyni kaplamayan) dimağ(beyin) tıkanıklığıdır, o tıkanıklık sebebi ile bütün sinirler büzülür. Sinirlerin başlangıcı yani beyin kendini kasıp büzülen(munkabız) olduğu için bu durum men eder hissi ve hareketi ve ayakta durmayı. (Kitaptaki not: Tam olmayan tıkanıklık olunca sara hadis olur, tam beyin tıkanıklığı olunca sekte hadis olur.)
Tıkanıklığın sebebi eziyet verici maddenin def edilmesi için dimağın(beynin) kendini kasmasıdır(durulmasıdır.).
(Burada kitaptaki not: Nitekim mide eziyet vericiyi def etmek için kendini kasıp büzülen(münkabız) olup hıçkırık ve kusmak hadis olur. Beyin de aynı şekilde münkabız olunca beyindeki sinirler dahi münkabız olurlar, öyle olan vücutta his ve hareket ve ayağa kalkmaya kadir olmak, tamamen batıl olur.)
Bu durumun sebebi eziyet verici madde yerine beyine çıkan yaramaz buharlar veya dışarıdan gelen bi zehirlilik keyfiyetinden de olabilir nitekim akrep sokunca, o sokulan kas üzerinde sara gerçekleşir.
Yada bedeni, zehirlilik keyfiyetinde bir organ ile beyine ortaktır nitekim şu sarada ki meni fesadından hadis olur o bir örnektir. Yada rutubetten olur ki yaramaz cevherlidir beyinde karar etmiştir. Yada mesameler(gözenekler) ve ruh yollarında olan yoğun kıvamlı/kalın(galiz) gazdan, yada ateş tabiatlı hararetin ziyade olmasından dolayı rutubetlerin kaynamasından olur. (Kitap notu: Hasılı kelam (özet) budur ki sara sebebi ya eziyet vericiyi def için beynin büzüşmesidir ya hılttır ki gözenekleri tıkar ve beynin büzüşmesi ve tıkayıcı hıltın her birinin kısımları metinden zahirdir.) Yada bi hılt ki tıkar o hılt ya yoğun kıvamlı/kalın(galiz) balgamdır ya ince balgamdır ya kandır ya safradır. Ve bu yani safradan olan sara nadirdir. Ya kara safradır(sevdadır), öyleye sara olur alametler ile ki yazıldı kara safrada(sevdada). Ve bu melankoli(mâl-i hulyâ) alametleri ile ve kara safra(sevda) alametleri ile karışık olur. Ne zaman sara sebebi olsa yani beyinde madde(hılt) olsa delalet eder ona başta ve dilde daimi bi ağırlık ve gözlerde zulmet ve duyularda bi bulanıklık ve diğer baki uzuvların selameti. Ve ama şu sara ki sebebi beynin cevherinde olur, o yaramazdır. Şu saradan ki sebebi beynin perdelerinde olur. Ve gaz sebepli saraya(sar'-ı rihiye) ve buhar sebepli saraya(sar'-ı buhariye) kulak gürültüsü ve dahi çınlaması ve ağırlık azlığı ve kasılmanın azlığı delalet eder. Ve saraya sebep olan her hılt kendi alametleri ile bilinir ve balgami saradan köpüklü salya olur ve sidikte erimiş sırça(cam) gibi bir nesne olur, korku duygusu ve kahillik(tembellik) ve nisyan(unutkanlık) bu duruma eşlik eder. (Bunların cümlesi balgamın alametleridir.)
Ne zaman sara mide ile işbirliğinden dolayı (şirket) ile olsa saranın meydana gelişi tıka basa doymalar ve doluluk üzerine ekser olur, buna eşlik eden nöbet öncesi mide bulantısı ile ve darlanmak ile ve yürek oynaması ile. Ve arız olur nöbet esnasında feryat. Şu sarada ki meni kanallarıyla birliktelik (şirket) içerisinde olur, o adamda çoğunlukla kriz esnasında boşalıp meni inzal etme durumu arız olur. Ve az olur ki sara olur, kurtulur, sebebi ile. Ve gah olur uzak bi organdaki maddeden dolayı olur. (Zira o organdan gelen yaramaz buharlar beyne yükselir, öyleye beyin münkabız olur.) Nitekim madde olur ayağın baş parmağında, öyleye hissedilir, yani hasta nöbetten önce sanki karınca yürüyüp çıkar gibi hisseder.
(Nacizane bu fakir kardeşiniz olarak... Şu notu bırakmadan edemeyeceğim, 500 sene önce kolumuz kırılsa kolumuza ince bi odun çubuk bağlayıp bizi ölüme terkederlerdi, ölecek nasılsa diye kabileden dışlanırdık şeklinde hikayeler uyduran münafıklar sebebiyle eski tıp ilmi üzerine gayret gösterilme olayı tamamen durdu ancak, şu açıklamayı günümüz tıbbı bile böyle doğru düzgün ve isabetli yapamıyorken, nerde kalsın ki biz 500 sene önce kemiğimiz kırıldı diye kabileden dışlanıp ölüme terk edilelim? İbni Sina 1000 sene evvel kemik kırıklarına alçı yapılma usulünü bize bildirirken, bu gibi yalanları anlatan ve onlara kör kütük inananlar, eski insanların tıp bilgisine itibar etmeyenler ne yaşıyor, anlayabilmiş değiliz. Onun içindir ki günümüzde insanlar hastalığın ne olduğunu bilmediği için tam şifasını da bulamıyor. O meşhur 500-1000 sene içerisinde, eski tabiplerin bıraktığı yerden yürümeye devam edilseydi inanıyoruz ki kesinlikle şimdiye kadar ya tam çaresi yada büyük bir gidericisi bulunurdu, örneğin aşağıda bazı kaynaklarda geçen bazı formüllerin o hafta kriz gelmesini engellediğini aktardıkları gibi. 500 senede bu, o hafta değil, belki 1 yıl boyunca kriz gelmemesini sağlayan, veya daha etkili çareler bulunan bi raddeye getirilebilirdi.) Devam edelim:
İLACI
Sara ilacı budur ki madde boşaltılmalı ama kanı, fasd ile(kan aldırarak) ve gıdayı az eylemek ile. Balgamı, eyaric hapı ile ve kukiya hapı ile ya lugaziya eyarici ya Ebu Cehil karpuzu eti(şahmı) ve mahmudeden ve Hint tuzundan ve mukl-i ezraktan her birinden çeyrek dirhem, karabaş otundan bir miskal, garikundan bir dirhem, Kabil helilesinden ve kara helileden ve eyaricten her birinden çeyrek dirhem alınan deva ile. Yada kuru üzüm macunuyla ya eyaric ile kuvvetlendirici olan küçük itrifil ile ya karabaş otu ve garikun her birinden bir dirhem, mukl-i ezrak ve kitre her birinden çeyrek dirhem. (Not: Balgamı bunlarla çıkarsınlar diyor, elbette bulunamayan varsa uygulamamızda balgamı gidermenin pek çok daha fazla yolu mevcuttur, herkes bulabildiğini yapabilir. Bkz: Balgamı giderenler.)
Kara safra(sevda) ise pişmiş eftimun ile yada hapı ile yada eyaric ile kuvvetlendirici olan itrifil ile ya yıkanmış Ermeni taşı ile her birinden bir dirhem ya besfayecden ve karabaş otundan ve eftimundan her birinden bir dirhem, Ermeni taşı ve yıkanmış lacivert ve eyaric her birinden yarım dirhem, bingöz otu ve kitre ve meyan kökü ve mukl-i ezrak ve Ebu Cehil karpuzu eti her birinden çeyrek dirhem deva badem yağı ile ovula ezildikten sonra ve hamur kılalar ve büyük haplar edeler. Safra ise menekşe kursu ile ya meyve haşlaması ya iki nar suyu ile dahi olgunlaştırıcı/pişiriciler(münzicat) ki bildirildi onlar baş ağrısı babında. Şu sara ki mide ortaklığı iledir gah olur faydalı olur onda kusmak ve mideyi pak kılmak itrifil ile ve eyaric ile. Şu sara ki kurttan olur ilacı olur kurdu çıkarmak dimağı kuvvetlendirmek ile. Şu sara ki meni zehirliliğindendir ya rahim boğulmasındandır meni ve hayız kanı boşaltılır ve uzuv ıslah olunur ve dimağ kavi kılınır. Ve şu sara ki bazı etraf ile ayak parmağı gibi uzuv şirketi olur bağlanır gah olur kesilir gah olur yarılır ve onun üzerine şu devalar konulur ki çıban-sivilce eder ta ki fasit madde boşaltıla, ve dimağı kuvvetlendirmek ile. Ve ada soğanı sirkesi faydalıdır zikrolundu, sara hastasına kırk günde sıhhat verir ve karabaş otu şarabı dimağı pak kılıcıdır, kuvvetlendiricidir. Gah olur külli boşaltımdan sonra dimağ nefesinin boşaltımına burna damlatılanlar ile ve aksırtıcılar ile ve gökçek kokanları kokmak ile ihtiyaç olunur. Hafif se'ut(Burundan çekilen ilaç) boşaltımdan sonra Hint fındığı çeyrek dirhem pazı usaresinde kullanılır, bir dahi sabır ve eşek hıyarı usaresi her birinden çeyrek dirhem bal suyu ile kullanılır. Se'ut ardınca yağı ılıcak kılmak, se'ut kılınan devaların şiddetini sakin etmek için vacip olur. Gah olur boşaltımdan sonra mizaç tebdiline büyük tiryak misillü ile ya felasife macunu ile ya Mithridatium ile ihtiyaç olur ve sedef otu ve misk ve amber misillü kokturula. Ve denildi saralının boynuna şakayık asmak saradan beri kılar. Ve denildi bu şu şakayıka mahsustur ki Rumidir yaş ola şu kimse ki onda sara hadis ola ve onun için yirmi beş yıl ola. Ve hususa dimağ sebebi ileyse onun sıhhatinden ümit kesilir ve bunculayın ne zaman sara müstemir olsa bu yaşa. Ve saraya zarar eder her nesne ki buharlanır ve başı fazlalıklar ile doldurur şaraptan çok içmek gibi ve soğan ve pırasa ve kereviz hassasiyetle ve hardal ve bakla ve kelem(lahana) aşı. Ve saraya zarar eder her nesne ki yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ya fasit hılt tevellüt eder süt gibi ve balık ve yaş yemişler ki yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ola dahi şarap hususa tazesi ve taam akabınca hamamlanmak. Ve saralıya oğlak gibi hafif etler ve serçeler ve kuru kişnişli olan piliçler lazım ola ve saralı kapı çatırtısı gibi feryat edici olan seslerden ve arslan böğürmesi gibi korkunç olan seslerden sakına.
[İbnü'n-Nefîs - Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Sekte ve sara hastası olan kişilerin nabzı aynı türdendir. Şöyle ki her iki hastalık, aynı türdendir. Bu hastalıkların her ikisinin fail sebebi, beyin karıncıklarında meydana gelen bir tıkanıklıktır. Söz konusu tıkanıklık eğer büyük olursa ve hiçbir şekilde nüfuz edemeyecek derecede karıncıkları tıkarsa, bundan dolayı sekte hastalığı meydana gelir. Eğer tıkanma az olursa ve tıkanıklık tamamıyla olmazsa bu durumda sara hastalığı meydana gelir. Bu iki hastalığa yakalanan kişilerin nabzı, tabii açıdan çokluk ve azlık bakımından farklılık arz eder. Çünkü sekte hastası olan kişilerin nabzı tabii durumdan daha çok değişirken; sara hastası olan kişilerin nabzı daha az değişir. Sekte hastası olan kişinin nabzı, hasta az miktarda zarar gördüğü ve hastalık tabiata galip gelmediği sürece, damarların iki kenarında sadece bir yayılma görülür. Eğer hastalık, tabiatı ağırlaştırıncaya kadar ona galip gelirse, kişinin nabzı oldukça değişken ve yayılmış olur. Nabzın küçüklüğü ve zayıflığı artarsa bu durumda nabız, düzensiz ve yavaş olur. Hastalık kuvveti yorarsa ve zayıflatırsa bu durumda nabız, zayıf, küçük, hızlı ve kesintisiz olur.
[Galenos - Galenos Külliyatı]
Saraya Müteallik Devayı Beyan Eder: İmdi her kim uçuk zahmetine müptela olsa tavşan mayasını ıslatıp yıkayıp üç güne dek sirke ile içseler o illetten halas ola, ve eğer ayı kanını yalasa faydalıdır. Eğer kurt gözünü getirse faydalıdır. Eğer bir miktar sinameki dahi içse faydalıdır. Eğer domuz ödünü içseler faydalıdır.
Diğer nevi: Bir miktar akırı karha ile bir miktar afyon ve bir miktar karabaş otu, bir miktar besfayic dahi bunları alıp muhkem ezip eleyeler ve ondan sonra Taif kuru üzümü ile yoğurup ceviz kadarını sara tutan adama yedirseler bi-iznillah halas ola. Ve eğer bayağı sıçanı tutup boynuna assalar, def ola. Ve eğer bir kırat mumyayı kişniş suyu birle ezip içirseler def eder, lakin bu maraz çoktur ki mesela yirmi yıldan beri müptela olmuş olsa bu ilaçlar sebepten maraz bir miktar eksilir ve dahi bu illet balgamdan hasıl olur, ona ilaç kar etmez ve kabul dahi eylemez. Bu illeti olan kişinin evine asla kereviz koymayalar, zira kereviz sarayı depretiçidir ve dahi bu illet ekser kara safraya(sevdaya) hılt olmaktan olur ve buğdaya sığırdili suyunu verip dahi ferahlatıcı devaülmisk vereler, zira bu sarayadır ve dimağa o buhar inmeyince saraya düşmez. İmdi bunun alameti odur ki, müptela olan adamın dili sarı olur ve dilinde olan damarları yeşil renk olur ve melankoli(mâl-i hulyâ) alametlerinden dahi hali olmaya. İmdi bu ahvale arız olan adam gerektir ki kendini sıcaktan ve ziyade soğuktan sakınıp rüzgar olursa onda durmayıp ve hamamda dahi çok oturmayıp yüksek yerlerden bakıcı olmayıp ve at seğirtmeyip ve yoğun kıvamlı/kalın(galiz) olan yemeklerden yemeyip tatlı şeyleri ve et kısmını ve karabiber ve hardal ve sair denkler gibi olan nesneleri yemeyip ve kereviz dahi koklamayıp ve evde dahi koymayalar, nedamettir. Lakin iki üç gecede bir yiyeler, bir buçuk miskal faykara eyarici verip ve sair edviyelerden yine o kadar pişmiş ve eftimun ve dörtlü tiryak vereler, tecrübe edilmiştir. Ama eğer bu illet cinnilerden yahut perilerden olmuş olsa ona dahi tılsımlar yazıp getirmek lazımındandır, gaflet olunmaya. Ve dahi garikun sirkencübin ile içseler o saraya faydalıdır, lakin şerbeti bir denkten buçuk dirhemdir. Ama onun dahi siyahını yemeyeler, adamı helak eyler ve ıslahı sıcak su içip kusmak yahut süt içmek gerektir kim halas ola. Diğer nevi: Kırlangıç yavrusunu bulup ve iki dane hayasını çıkarıp göreler kim hayasının biri bir dürlü alaca olup ve o biri dahi birkaç dürlü alaca olur. İmdi alacası azıcık olanı yabana atıp ve o alacası çok olanı alıp ondan sonra bir parça buzağı derisine kaplayıp yahut kulağına bağlasalar, bi-iznillah o uçuk tutan adamın boynuna halas ola. Lakin şartı budur ki hayayı yere değirmeden deriye kaplayıp boynuna asalar, tecrübe edilmiştir. Ve eğer merkebin sağ ayağının tırnağını yüzük edip saralının parmağına geçirseler faydalıdır, zira bu mualeceler cemi tecrübe olunup ve faydası dahi görünmüştür, gaflet olunmaya.
[Hukemâ-yı Tertîb-i Mu'âlece]
Eğer hardalı dövüp burun deliklerine yakın tutsalar aksırmayı tahrik eyleye ve sara marazından düşüp aklı gitmiş kimseleri uyandıra.
Kasnı(Kınne): Eğer saralı olanlara ve şu avratlara ki rahimleri ağrılarından boğulur gibi olalar ve gözleri kararıp düşenlere rayihasını burunlarından içeri koyup koklasalar uslarını yerine getire.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Eğer eşek sağ ayağı tırnağından bir yüzük düzüp sara tutan kişi götürse hoş ola. Eğer kara itin tüyünü saralıya bağlasalar sakin ola. [A’cebü’l-’Uccâb]
Eğer karada olan kaplumbağanın kanını sara olana içirsen halas bula. Eğer adam kılını tütsü ettirseler saralı kişi tütününe dursa fayda kıla. Menfaatleri, oğlancıklarda sara olsa sığırdili suyunda meyan kökünü kaynatalar, süzeler, içinde kudret helvası ezeler, ikileyin limon şarabı üzerine süzeler ve ısıtıp içireler. Katı otlar vermeyeler. Yüce sözü olan hakim der, her kim Nun ve'l-Kalem suresini yazdırırsa, götürse veya okusa baş ağrısından emin ola. Al-i İmran 83-85 hakim der, bu ayetin hassasiyeti budur ki çün saralıya okuyalar hoş ola ve eğer bir kimsenin kulağına okuyasın ki sara tutar düşer, her gün erte gece okusa onun devi gelmeye.(Dev,cin,peri gibi sebeplerden olduğu düşünülen sarada denenebilir.) Eğer şakayık oğlancıkların boynuna boncuk edip asakoysalar sarası kesilir.
[Kitab-ı Tıbb]
Eğer sıçanı saralının boynuna taksalar sarası gide. Eğer uçuk tutan kimseye iblis tırnağını yakıp tütsüsüne dursa faydalıdır. Eğer kırlangıç yavrusunu alıp kursağını yaralar, içinde iki taşcığız çıkar, birisi sarı alaca ve biri turuncu renk. Alacası çok olanı alalar ama yere koymayalar, bir pare buzağı derisine kaplayıp o uçuğu olan kişinin boynuna veya kulağına bağlaya, bi-iznillah şifa müyesser ola. Eğer eşeğin sağ ayağı tırnağını yüzük düzdürüp saralı olan parmağına geçirse, o illet ondan zail ola. Eğer tavşan mayasını sirkeyle üç gün içse, saradan ve ondan maada çok nesneye faydalıdır. Ayı kanını dahi yalasa tamam faydası vardır. Eğer kurt gözü götürseler bu marazdan emin olalar. Eğer leylek pisliğini uçuk tutan kimse içse, uçuğu zail ola ve sinameki içmek dahi iyidir. Eğer domuz ödünü içse, marazı def ede.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Eski kaynaklarda olup ayırmak istediğimiz psikolojik bazı çareler de, beyne bazı sinyalleri göndermenin az da olsa faydası olabileceğini düşündürtmektedir. Metinler:
Eğer büyük, eğer küçük bu illete müptela olan kimse gerektir ki yatıp uyuduğu vakit bir gayrı kimse dahi bir deliksiz iğneyi bulup veyahut önceden tedarik etmiş ola. O uyurun başı ucunda toprağa sancıp ve kakıp iğneyi uçuk tutan belirsiz eyleyeler, ondan sonra bir eşek bedenini dahi bulup ondan sonra bir deliksiz iğneyi dahi ayağı ucuna kakıp onu dahi belirsiz eyleye, yine o sara tutan kimsenin üzerine yatırırken uzunluğuna koyup üç kere bir canibe üç kere dahi bir canibe atlayıp geçeler, ondan sonra yine bu işleri eden adamdır, derhal o adamın üzerine çıkıp diye kim beni yılan soktu, dermanını buldum diye. O mahalde yanında hazır bulunup oturan adamlar dahi diyeler kim kefaret ola ve mübarek ola diyeler, ama önceden bu cevaplar o oturan adamlara öğreteler ta kim beni yılan soktu, dermanını buldum dedikte onlar dahi kefaret ola ve mübarek ola diyeler, bi-iznillahi teala bir dahi o illeti görmeyip halas olalar. Nice kere tecrübe olunmuştur.
..........Aşağıdaki metin de yukarıdakinin neredeyse aynısıdır, birbirinden bakarak kopya çeken ancak kendi ilim ve hünerlerini de kitaplarına ekleyen 2 risalenin ortak yazılarından bir tanesi gibidir, ufak farklar mevcuttur.
"Eğer gerek büyük ve gerek küçük adam olsun sarayı tuttuğu vakit bir yaldızsız iğneyi başı ucuna sancalar yere gire, belirsiz ola ve bir eyle iğneyi de ayağı ucuna sancalar yere gire, belirsiz ola, ondan o saralı olan kişinin üzerine yatarken bir eşek palanını uzunluğuna koyalar. Üzerinden üç kere bu yanadan o yanaya atlayıp geçeler kim altı kere olur. Ondan sonra o atlayan kişi üzerine çıka, üç kere böyle çağıra ve diye kim beni yılan soktu, dermanını buldum ve tımar eyledim, kefaretini verdim diye işitenler, mübarek ola kefaretin, diyeler. Önceden birkaç kimselere talim etmek gerektir kim böyle cevap vereler. "
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
🧠 SARA (EPİLEPSİ)
Sar'aya müte'allik ilâcları bildürür. Eger tavşan mâyesin sirkeyle üç gün içse, sar'dan mâ'adâ çok nesneye müfîddür. Ayu kanın dahı yalasa tamâm nef'i vardur. Eger kurd gözi götürseler bu marazdan emîn olalar. Eger legleg ziblin uçuk dutan kimesne içse, uçugı zâ'il ola ve sinâmekî içmek dahı eyüdür. Eger hınzîr ödin içse, def'-i maraz ede. Eger gerek büyük ve gerek küçük âdem olsun sar'ı dutdugı vakit bir yaldızsız igneyi başı ucına sancalar yere gire, belürsiz ola ve bir eyle igneyi de ayagı ucına sancalar yere gire, belürsiz ola, andan ol masrû' olan kişinüñ üzerine yaturken bir eşek pâlânın uzunlugına koyalar. Üzerinden üç kerre bu yañadan o yañaya adlayup geçeler kim altı kerre olur. Andan soñra ol adlayan kişi üzerine çıka, üç kerre böyle çagıra ve eyide kim beni yılan sokdı, dermânın buldum ve tîmâr eyledüm, kefâretin verdüm diye işidenler, mübârek ola kefâretüñ, diyeler. Mukaddemâ birkaç kimselere ta'lîm etmek gerekdür kim böyle cevâb vereler. Eger sar'a mübtelâ olan kimesneler birez âkırkarhâ ve birez efyûn ve birez ustuhudûs ve birez besfâyic dögüp eleyeler ve birez mevîz-i tâ'ifî ile yoguralar, tutmazdan evvel bir koz kurdı yiyeler, ol haftada emîn ola. Eger sıçanı masrû'uñ boynına taksalar sar'ı gide. Eger uçuk tutan kimseye iblîs tırnagın yakup tütsisine tursa müfîddür. Eger bir kimesneyi uçuk dutsa, yigirmi yıl mürûr etse, ilâc kabûl etmez ammâ şu kadar vardur kim terakkî etmez, birez noksân bulur ilâc sebebiyle. Ammâ bu illet balgamdan kopar ve ol sâkin oldugı eve kerefes komayalar, zîrâ kerefes sar'ı depredicidür ve bu illet ekser sevdâya hılt karışmakdan olur ve buña dâ'im gâvzebân suyın ve müferrih şeyler ve devâü’l-misk vereler ve masrû' dimâgına yaramaz kokular zarardur. Masrû'uñ alâyimi oldur ki dili saru ola ve dili altındaki olan tamarlar yaşıl ola ve mâlîhulyâ alâmetlerinden hâlî olmaya. Evvelâ masrû'a gerekdür issiden ve sovuktan kendüyi hıfz eyleye, su kenârında yele karşu oturmaya ve yüksek yerden bakmaya ve dahı hammâmda çok oturmaya ve at segretmeye ve galîz ta'âm yemeye ve tatlu nesneler çok yemeye ve fülfül ve hardal bunuñ gibi şeyden zarardur ve her ikin üç günde bir buçuk miskâl eyâric-i faykarâ vereler. Matbûh eftîmûn ve tiryâk-ı erba'a ve misridîtûs ve tiryâk-ı ekber vereler. Eger kırlanguc yavrusın alup kursagın yaralar, içinde iki taşcugız çıkar, birisi saru alaca ve biri tûrunc renk. Alacası çok olanı alalar ammâ yere komayalar, bir pâre buzagu derisine kaplayup ol uçugı olan kişinüñ boynına veyâ kulagına baglaya, bi-izni’llâh şifâ müyesser ola. Eger eşegüñ sag ayagı tırnagın yüzük düzdürüp masrû' olan barmagına geçürse, ol illet andan zâ'il ola.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Sar'aya müte'allik ilâcları bildürür. Eger tavşan mâyesin sirkeyle üç gün içse, sar'dan mâ'adâ çok nesneye müfîddür. Ayu kanın dahı yalasa tamâm nef'i vardur. Eger kurd gözi götürseler bu marazdan emîn olalar. Eger legleg ziblin uçuk dutan kimesne içse, uçugı zâ'il ola ve sinâmekî içmek dahı eyüdür. Eger hınzîr ödin içse, def'-i maraz ede. Eger gerek büyük ve gerek küçük âdem olsun sar'ı dutdugı vakit bir yaldızsız igneyi başı ucına sancalar yere gire, belürsiz ola ve bir eyle igneyi de ayagı ucına sancalar yere gire, belürsiz ola, andan ol masrû' olan kişinüñ üzerine yaturken bir eşek pâlânın uzunlugına koyalar. Üzerinden üç kerre bu yañadan o yañaya adlayup geçeler kim altı kerre olur. Andan soñra ol adlayan kişi üzerine çıka, üç kerre böyle çagıra ve eyide kim beni yılan sokdı, dermânın buldum ve tîmâr eyledüm, kefâretin verdüm diye işidenler, mübârek ola kefâretüñ, diyeler. Mukaddemâ birkaç kimselere ta'lîm etmek gerekdür kim böyle cevâb vereler. Eger sar'a mübtelâ olan kimesneler birez âkırkarhâ ve birez efyûn ve birez ustuhudûs ve birez besfâyic dögüp eleyeler ve birez mevîz-i tâ'ifî ile yoguralar, tutmazdan evvel bir koz kurdı yiyeler, ol haftada emîn ola. Eger sıçanı masrû'uñ boynına taksalar sar'ı gide. Eger uçuk tutan kimseye iblîs tırnagın yakup tütsisine tursa müfîddür. Eger bir kimesneyi uçuk dutsa, yigirmi yıl mürûr etse, ilâc kabûl etmez ammâ şu kadar vardur kim terakkî etmez, birez noksân bulur ilâc sebebiyle. Ammâ bu illet balgamdan kopar ve ol sâkin oldugı eve kerefes komayalar, zîrâ kerefes sar'ı depredicidür ve bu illet ekser sevdâya hılt karışmakdan olur ve buña dâ'im gâvzebân suyın ve müferrih şeyler ve devâü’l-misk vereler ve masrû' dimâgına yaramaz kokular zarardur. Masrû'uñ alâyimi oldur ki dili saru ola ve dili altındaki olan tamarlar yaşıl ola ve mâlîhulyâ alâmetlerinden hâlî olmaya. Evvelâ masrû'a gerekdür issiden ve sovuktan kendüyi hıfz eyleye, su kenârında yele karşu oturmaya ve yüksek yerden bakmaya ve dahı hammâmda çok oturmaya ve at segretmeye ve galîz ta'âm yemeye ve tatlu nesneler çok yemeye ve fülfül ve hardal bunuñ gibi şeyden zarardur ve her ikin üç günde bir buçuk miskâl eyâric-i faykarâ vereler. Matbûh eftîmûn ve tiryâk-ı erba'a ve misridîtûs ve tiryâk-ı ekber vereler. Eger kırlanguc yavrusın alup kursagın yaralar, içinde iki taşcugız çıkar, birisi saru alaca ve biri tûrunc renk. Alacası çok olanı alalar ammâ yere komayalar, bir pâre buzagu derisine kaplayup ol uçugı olan kişinüñ boynına veyâ kulagına baglaya, bi-izni’llâh şifâ müyesser ola. Eger eşegüñ sag ayagı tırnagın yüzük düzdürüp masrû' olan barmagına geçürse, ol illet andan zâ'il ola.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
