Abonelikler
Uygulamamızı indirin
Freed Science

Kadim Tıbbın İhyası

Özgür Tıp amblemi

Tıbbi Miras Arşivi

🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿

Gerçek Kantaron

Gerçek Kantaron — 1
1 / 1
Serbest metin
Eski metinlerde "kantaron" ve "kantariyun" denilen bitki günümüzde kantaron olarak bilinen sarı çiçekli bitkiden (Hypericum çeşitleri (Hypericaceae)) farklıdır.. GÜNÜMÜZDE kantaron dedikleri bitkiye gitmek için tıklayınız: "Heyufarikun"
Eskiden kantaron denilince kastedilen bitki neydi? İşte cevabı:
🌸 Kantariyun-ı Sagîr (Küçük Kantaron / İnce Kantaron)
Modern Botanik Adı: Centaurium erythraea (syn. Erythraea centaurium).
Bu da aslında günümüzde kırmızı kantaron olarak geçiyor, yani hepten tarihi kaybetmemişiz. Ancak sarı olan Hypericaceae, eski metinlere göre bir kantaron olmadığı için, buna kırmızı ona sarı kantaron demek, en azından kadim tıp açısından isabetli değil.

🌿 Kantariyun-ı Kebîr (Büyük Kantaron / Galîz Kantaron)
Modern Botanik Adı: Rhaponticoides centaurium / Rhaponticum officinarum


Küçük kantaronun sapı ince ve çiçeği ve danesi kızıl şekil olur ve kökü küçüktür asla kökünün menfaati yoktur, Türkçede eşek kulağı derler. Dallarına ve yaprağına ve çiçeğinedir, kökünü kullanmazlar. Bunun tabiatı sıcak ve kurudur, Muhammed Temimi'nin sözü: üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Balgami kulunca faydalıdır ve dimağı pak eder. Saraya(epilepsi) dahi kemal mertebe faydalıdır ve sarı su ve ham safra ishal eder. Eğer yaşını dövüp cerahata vursalar yarayı bitirir. Eğer acı bakla unuyla eklemlerin üzerine vursalar fayda eder ve pişmiş suyunu içseler yoğun kıvamlı/kalın(galiz) kara safrayı(sevdayı) ishal eder. Eğer iki miskal yetmiş dirhem su ile yarısı kalıncaya dek pişirip o su ile içseler safra ve yelmeşik balgamı ishal eder. Eklemlere ve kulunca ve dimağa ve sinirlere dahi fayda eder ve süsen yağıyla ılıcak edip kulağa damlatsalar soğuktan olan ağrısına ve sancısına fayda eder. Eğer şeftali suyuyla kulağa damlatsalar kurdunu çıkarıp gürüldüsünü giderir. Eğer bunun yağını sinirlere dürtseler ağrılarına fayda eder ve kulağa fitil etseler tıkanıklıklarını açar.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]

Küçük kantaron: Ufacık kantarondur, sularda biter kızılca çiçekleri olur, yaprakları sedef otu yapraklarına benzer, tohumu buğdaya benzer. Yaşken dövseler yakı edip cerahata vursalar bitire, eski çıbanları arıtır bitirir. Eğer pişirseler suyunu içseler safra ve yoğun kıvamlı/kalın(galiz) kara safrayı(sevdayı) ishal eder. Eğer lavman etseler siyatiğe fayda ede ve kan ishal eder. Ağrısını sakin eder. Eğer suyunu sıksalar balla karıştırıp göze dürtseler göz karardığını gidere. Eğer fitil(şâf) gibi götürseler (vajinal fitil yoluyla) hayızı yürütür. Ve içindeki oğlanı çıkarır. Eğer içseler ya yalanacak ilaç gibi yalasalar sinirler ağrısına fayda eder. Eğer suyunu sıksalar tohumuyla beş gün ıslatsalar pişirseler bal gibi oluncaya dek bir çömleğe koysalar, güneşe koysalar kuruyunca dursa ondan kullansalar mezkur faydaları ede. Eğer ufacık kantaronun iki miskalini yetmiş beş dirhem suyla pişirseler yarı kalınca o suyu içseler safra ve yelmeşik balgam ishal ede ve siyatiğe ve kulunca ve eklemler ağrısına fayda ede. Sinirleri ve dimağı arıta. Uçuk tutana bi-gayet fayda ede. Eğer beş dirhemini pişirseler yüz yirmi dirhem su ile altmış dirhem su kalınca ondan sonra sehelce şirugan yağını koyup lavman etseler ham hılt ishal ede. Balgamdan olan kuluncu gidere ve ölü oğlanı çıkara ve ense çekildiğine fayda ede. Eğer tazesini yakı edip yaramaz çıbanlara vursalar arıta bitire. Eğer dövseler iç yağı ile karıştırıp yeni ve eski cerahata vursalar şişini gidere ve etini bitire. Eğer yakı edip acı bakla unu ile karıştırıp eklemler ağrısına ve soğuğuna vursalar fayda ede ve arpa unuyla karıştırıp sıcağına vursalar sakin ede. Eğer suyla pişirseler başa vursalar başta olan ufacık çıbanları gidere. Eğer pişmişini vursalar ağlarını gidere. Eğer pişmişinin suyunu unumali şarabı ile içseler arka ağrısına ve eklemler ağrısına fayda ede ve yelmeşik hılt ishal ede. Eğer çiçeğini içseler akrep ve engerek soktuğuna fayda ede. Eğer yağını sinirlere dürtseler kızdıra, ağrılarına fayda ede. Eğer yağıyla lavman etseler, suyuyla sıkıp ya pişirseler hayızı yürüte ve rahim ağrılarına fayda ede. Eğer yakı edip dalağa vursalar tıkanıklıklarını aça ağrılarını sakin ede. Eğer ufacık kantaronun suyunu başa dürtseler güneş ısısından ve sarp şarap içmekten ağrıyan başa fayda ede. Eğer sirke ile ezseler şakaklara ve alnına dürtseler bu faydayı ede ve baş çıbanlarını gidere. Evet başı hırızmayla yülüledikten sonra tutalar. Eğer şarapla karıştırsalar başı yülümeden dürtseler arıta başta olan deri hastalığını/sivilcesini(baş bartını) gidere, eğer sirkeyle ezip hamam içinde başa dürtseler geri bu faydayı eder. Eğer suyuyla ezseler azıcık bal katıp kıllara dürtseler bitlerin ve yavsısını öldüre. Eğer kantaron suyunun kurumuşundan yeşil bileği üzerine suyuyla ezseler alnına dürtseler göz yaşını kese. Eğer kız emziren avrat sütüyle ezseler kapağa dürtseler şişine ve ağrısına fayda ede ve uyuzunu gidere. Eğer gelincik suyunda ezseler göze dürtseler geri bu faydayı ede. Eğer yağmur suyuyla ezseler göze sürme etseler gözde çıbandan olan aklığı gidere, eski ağrılarına fayda ede ve kapakta olan arpa kadar şişine fayda ede. Eğer ekşi nar suyuyla ezseler kapağa dürtseler, içindeki uyuza dürtseler bir saat şöyle devrilmişle koysalar uyuzunu gidere. Eğer kız emzirir avratlar sütüyle bileği üzerinde ezseler göze damlatsalar göz bebeğinde olan yarıklara fayda ede. Eğer yaş mercanköşk suyuyla karıştırsalar göze dürtseler kapak gevşekliğine/güçsüzlüğüne(süstlüğüne) ve kalınlığına ve yaşına fayda eder. Eğer süsen yağıyla ezseler ılıcak eyleyip kulağa damlatsalar soğuktan olan ağrısına ve sancısına fayda ede. Eğer gül yağıyla ezip damlatsalar sıcaktan olan ağrılarına ve sancısına fayda ede, dahi kulakta olan çıbanlara fayda ede. Eğer şeftali yaprağı suyuyla ezip damlatsalar kurtlarını çıkara ve gürüldüsünü ve çınlamasını gidere. Eğer turp suyuyla ya bezir yağıyla karıştırıp kulağa damlatsalar geç işittiğini gidere ve şişlerini çöze. Eğer süsen yağıyla ya nergis yahut hardal yağıyla ya şarap sirkesiyle karıştırıp fitile bulasalar kulağa soksalar yarısını dışarı koysalar kulakta olan şişleri çöze ve sağırlığı gidere. Eğer sirkeyle ezseler sehelce zac dahi koysalar burna damlatsalar burun kanını kese ve burunda olan çıbanlara fayda ede. Eğer gül suyuyla ezseler ağzına döşeyeler ağızda olan çıbanlara ki irin akar ağız kokusuna fayda ede. Eğer şarapla ezseler ağızda tutsalar geri bu faydayı ede. Eğer suyuyla ezseler dudaklar yarığına dürtseler fayda ede. Eğer böğürtlen yaprağı ya sinirli yaprak ya itüzümü suyuyla ezip gargara etseler çene şişlerine ve düştüğüne ve boğaz iltihabına fayda ede. Eğer servi yaprağı kozağı pişmiş suyuyla ezseler mazmaza etseler ağızda tutsalar ırgalanan dişleri muhkem eyleye. Eğer çemen otu kaynamış suyuyla ezseler bal ve badem yağı karıştırsalar içseler nefes darlığına(zîku'n-nefese) fayda ede, arı soktuğuna dahi fayda ede. Eğer şarapla ezip bileği üzerinde arı sokan yere vursalar geri bu faydayı ede. Eğer köpek sütüyle ezip siğillere dürtseler fayda ede. Eğer bir beze dürtseler siğiller üzerine koysalar kopara. Hindiba marul kökü kabuğu ve limon otu kökü(ıdhır köki) kaynamış suyuyla ezseler içseler siyatiğe ve yan başı ağrısına fayda eder. Evet bunun bir dirhemini otuz altı dirhem suyuyla içseler. Eğer bir dirhemini suyla ezip içseler ağılı canavar soktuğuna fayda ede.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Kantaron: Yunancadır. Ve o, iki nevdir. Bir nevin aslı büyüktür havuç gibi. Yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ve şiddetli kızıldır. İçinde kan gibi rutubet vardır. Bir sap üzerinde durur. İki arşından ziyade uzanır. Sürmeli çiçeği olur. Tohumu aspir gibidir. Acılığı ve tatlılığı vardır. Ve yaprakları ceviz yaprağı gibidir. Dağlarda olur. Ve bir kısmı küçük olur. Ve yaprakları sedef otuna benzer ve sapı bir karış kadarı uzanır ve tohumu buğday gibidir ve tadı gayetle acıdır. Ve ekser sulu yerlerde bulunur. Ve bu envanın ikisi dahi güz ayında yetişir. Ve caizdir ki aslan burcunda alınsın. Ve kuvveti yirmi yıla değin kalır. O, sıcak ve kurudur ikincide ve küçük olanı üçüncüde. Ve cemisi fazlalıkları/atık-fazlalık maddeleri(fazalatı) cari eder ve tıkanıklıkları açar ve dimağı ve göğsü yoğun kıvamlı/kalın(galiz) hıltlardan safi eder ve baş ağrısını ve nefes darlığını(zîku'n-nefesi) ve yaraları zail eder, sarılığı ve istiskayı ve dalağı safi eder taze iken kendi zatıyla ve kuru iken merhemlerde. Ve uşağı düşürür eğer ölü eğer diri. Ve büyük nevi kırık olanları bağlar ve küçük olanı safrayı ihraç eder ve damarlarda olan ağrı ve gut hastalığını ve eklemleri zail eder, hususa lavman eylemek ile. Ve şırası göz beyazını açar ve gözü ruşen eder ve pek olan şeyleri çözer ve balgamı ve sara(epilepsi) maddelerini ihraç eder kuvvetle ve ağulara faydalıdır, hususa akrep ağısına ve kuluncu zail eder ve susam yağı ile lavman eylemek. Ve şırası sirke ile baş ağrısını zail eder sürmekle ve kılları yaralar yerini bitirir yaralar gittikten sonra. Ve zeytinyağı ile bitleri katleder. Ve eğer kazıyıp avrat sütü ve yağmur suyu ile göze koysalar gözün şişlerini zail eder. Ve keza kılı gözden ve zulmeti keser ve her maraz ki gözde çok zaman kalmış ola. Ve uyuza ekşi nar suyu ve şeker ile kazıma eylemeden müstağni olur ve pannusa(sebel) mercanköşk suyu ile ve sağırlığa turp ya süsen suyu ile ve kurtlarda şeftali yaprağının suyu ile ve burun yarasına ve burun kanamasına mazı suyu ile ve ağız marazlarına kekik suyu ile ve yaralara karadiken suyu ile ve göğüs ağrısına çemen otu haşlaması ile. Ve eğer şırası bulunmasa aslını pişirsinler iyice ezilen oluncaya dek ve suyunu pişirmek ile kıvama getireler lakin fiili pişmişinde daha zayıftır. Ve gahice onun şerbetini tutarlar, şeker ile(ekleyip) suyunu (buharlaştırarak) koyulaştırırlar zikrettiğimiz şeylerin işini işler. Ve dahi yağlarla pişirirler, hususa zeytinyağı ile (suyunu pişirirler) ta ki yağı kalıncaya dek. Ve saplarının kullanımı bedeni sıcak ve şiddetli(şedîd) eder ve yorgunluğu ve nefes darlığını ve zahmeti ve felci zail eder ve doğumu kolay eder ama onun başa zararı vardır. Zamk ve sirke düzelticisidir. Ve kan işetir. Bal düzelticisidir. Ve şerbeti: Taze iken iki ve kuru iken üç ve lavmanda beş ve şırasından bir. Ve bedeli: Bir buçuk pelin otu ve yarısınca papatya ve yarısınca türbüt.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Kantaron: Yunanca isimdir. İki dürlüdür: Birisi büyük ve birisi küçüktür. Bazıları birisi kalın ve birisi incedir derler. Büyüğünün baldırı kuzu kulağı dedikleri nebat baldırına benzer. Uzunluğu iki üç arşın olur, bol budakları olur. Yaprağı ceviz yaprağına benzer ve yeşilliği lahana yeşilliği gibidir ve etrafları kertilmiştir ve budakları üzerinde uzunluğa meyilli değirmi başları vardır. Başları üzerinde sürme renginde tüylü çiçeği vardır. Çiçekten sonra aspir tohumuna benzer yemişi olur. Kalın ve katı ve uzun kökü vardır. Kökü bir miktar tutucu/büzücü(kabız) edici ve dili bozucu keskin rutubet ile doludur. Rengi kan gibi kızıllığa meyillidir. Sıkıntısının rengi dahi kan gibi kızıldır. Ekseriya güneş çok dokunur yerlerde ağaçlar aralarında ve tepelerde biter. Lezzeti renk renktir. Normal keskinliği ve dili bozan keskinliği ve büzücü/buruk tadı(kabızlığı) ve acılığı ve tatlılığı vardır. Ama küçük kantaron sular yanlarında biter yarpuz dedikleri nebata müşabihtir. Baldırı bir karıştan ziyade ve köşelidir ve çiçeği kızıla meyilli menekşe renktir. Şebboy dedikleri çiçeğe benzer lakin ondan küçürekdir. Yaprağı sedef otu yapraklarına benzer. Buğday danelerine benzer yemişi olur ve menfaati olmayan küçük bir kökü vardır. Lezzeti ziyade acıdır. İkisinin dahi tabiatları üçüncü dereceye varır sıcak ve kurudur. Küçüğünün hafifliği(letafeti) ve keskinliği ziyadedir. Büyüğü hayız kanını yürütür ve ana karnında vefat etmiş olan oğlancıkları çıkarır ve sağ olanlarını fesada verir ve dışarı eder. İçmekle ve fitil yapsalar(götürünmekle) (vajinal fitil yoluyla) bu makule tesiri eder ve yaraları ondurur ve kan tükürmek için fayda eder. Miktar şerbeti bir miskal miktarına dektir. Mizaçları sıcak olanlara su ile içireler ve mizaçları soğuk ve rutubetli olanlara şarap ile içireler. Uzuvlarda olan perdeler yırtığına ve eziğine ve nefes darlığına ve eski öksürüğe fayda eder, şu vecihle ki pişirip şeker ile şarabını edip içseler bu makule fayda eyleye. Bazı kavim sıkıntısını huzaz dedikleri deva yerine kullanırlar. Büyüğünün kökü zikrolunan menfaatleri verir. Keza yaprakları ve budakları ve çiçekleri dahi eder ama kökü yeğrektir. Ama küçüğünün ancak budakları ve yaprakları ve çiçekleri eder ve can acıtmaksızın (yaralardaki) rutubetleri kurutur ve taze iken bitişmesi güç olan büyük yaraları ondurur(onarır, iyileştirir). Kuru olunca ondurucu ve kurutucu merhemlere katalar. Bazıları kantaronu pişirip ondan sonra suyu ile siyatik ve içeride olan katılıklar ve soğukluklar için lavman ederler. Eğer tesirinde israf etse veyahut ondan çok içseler kanı dahi harekete getirip kan ile karışık şekilde hıltları ishal eyleye. Tazesinin sıkıntısından içseler o dahi bu makule tesir eyleye ve avrat karnından oğlancıkları düşüre ve fitil yapsalar(götürünmekle) (vajinal fitil yoluyla) hayız kanını yürüte. Eğer sıkıntısını bal ile karıştırıp göze çekseler cila verip göz nurunu keskin eyleye. Sinirlerde olan marazlar için dahi usaresinden içirirler. Ciğerde olan tıkanıklıkları ziyade açar. İçmekle ve yakı edinmekle dahi dalak katılıklarını giderir. Pişmişini içmek murat olundukta kantarondan iki miskal miktarını bir rıtl suyun dört payından üç pay su veya ta yarısı kalıncaya dek pişireler ondan sonra ezip saf edip içeler. Sümük gibi balgam ile karışmış olan safrayı çıkarmakta azim hassası vardır. Miktar şerbeti iki dirhem miktarına dektir ve pişmişinden üç dirhem miktara dektir ve lavman için beş dirheme dektir. Onunla lavman ettiklerinde şirugan dahi katarlar, balgamdan olan kuluncu lavman edinmekle ve içmekle giderir. Eğer pişirip buharı üzerine dursalar ve sıcak suyunu üzerlerine dökünseler ve onunla ishal olunsalar küzâz dedikleri maraza fayda eyleye. Hassasiyeti beyni ve ince ve kalın olan sinirleri pak etmektir. Saraya(epilepsi) marazına ziyade fayda eder ve bedenden sarı suyu ziyade ishal eder. Tazesiyle dağılır makulesi olan yaramaz çıbanlara ve yaralara yakı ederler ondurup pak eder. Eğer iç yağıyla muhkem ezip taze ve eski yaralar şişleri üzerine koysalar indire. Eğer acı bakla unu ile yakı edip sinirli etlerde ve eñ yerlerinde soğuktan olan ağrılara vursalar ağrıları sakin eyleye ve sıcaktan olan ağrılara arpa unu ile yakı etseler sakin eyleye. Eğer onunla lavman edinseler göbekten aşağı süfrede olan ağrılara fayda eyleye. Süfreden murat ucalar arasıdır. Çiçeği akrep soktuğunu derhal sakin eder ve yılan ısırdığına fayda eder. Yağı sinirleri sıcak eder, şu vecihle ki çiçeğinden yağ etseler veyahut sıkıntısını yağ içinde pişirseler veyahut eczasından yani budaklarından ve yapraklarından alıp su ile ve yağ ile ta suyu gidinceye dek pişirseler bu makule yağları bedene kuvvet verir ve bedende olan yelleri ve soğuklukları yağlanmakla giderir. İnce olan kantaronun sıkıntısını sirke ile karıştırıp safi şarap içmeden veyahut güneşten başı ağrısı olan kimsenin alnına ve saçlar döküldüğü yerlere sürseler ağrıyı giderir. Eğer başı kel olan kimsenin başını hırızma ile yolup kantaronun usaresini sirke ile muhkem alıştırıp hamamda başına sürseler çıbanlarını giderip saçları bitire. Eğer usaresini su ve bal ile alıştırıp saçlar diplerine sürseler bitleri katledip konaklarını gidere. Eğer usaresini yeşil bileği üzerine ovup sürüp daima gözleri yaşaran kimsenin alnına sürüp bulaştırsalar yaşarmasını gidere. Eğer usaresini genç avrat sütü ile alıştırıp ağrısı ve şişleri olan göz kapaklarına sürseler şişlerini ve ağrılarını gidere. Kış kirazı(kakunec) suyu ile kaşıntıdan göz kapakları katılanmasına iyidir. Rezene suyu ile göze damlatsalar gözde eskiden olan her ağrıya fayda edip gidere. Yağmur suyu ile olursa faydası ziyade ola. Gözün boynuzsu tabakasında olan nişanları giderip cila eyleye. Gözde çıkan arpacık dedikleri katılığa nice kere sürseler gidere. Eğer usaresini ekşi nar suyu ile ezip kaşıntılı olan gözün kapaklarını devirip sürseler ve bir saat miktarı zaman kapaklar devrilmiş dursalar kaşıntıyı tez gidere. Lazım olursa tekrar edeler. Eğer taze mercanköşk suyu ile karıştırıp yel sebebi ile kararıp perdelenen göze çekseler yel gidermekte fayda eyleye. Eğer süsen veyahut sarı şebboy yağı ile alıştırıp ılık iken kulak içine damlatsalar ağrısını ve zonklamasını gidermekte fayda eyleye. Eğer ağrı ve zonklama hararetten olursa usaresini gül yağıyla alıştırıp damlatalar. Eğer kulak içinde kurt olursa şeftalinin taze yaprağı suyu ile damlatalar. Eğer usaresini turp usaresiyle ve turp tohumunun yağı ile alıştırsalar işitmek ağırlığını gidere. Eğer nergis veyahut hardal yağı ile ve şarap sirkesiyle alıştırıp ondan sonra içine bez paresi bulayıp fitil edip kulak içine koysalar kulakta olan şişleri ve sağırlığı gidere. Eğer sirke ile ezip alıştırsalar burun içinde olan çıbanlara fayda eyleye ve burun kanını tuta, hususa eğer bir miktar yeşil veyahut kızıla meyilli sarı zacdan katarlarsa daha faydalı ola. Burun kanını tutmakta ondan kuvvetli budur ki hurma koruğu yani henüz zahir olup yeşil hurma suyu içinde ezip bir habbe miktarı kafur katıp burundan içeri koyalar. Eğer eski tutucu/büzücü(kâbız) şarap ile ezip onunla mazmaza etseler ağızda çirkin rayihalı çıbancıkları giderip fayda eyleye. Eğer su ile ezip dudaklarda olan çatlaklara sürseler fayda eyleye. Eğer karadiken diken yaprağı suyu veyahut sinir otu veyahut itüzümü suyu ile ezip gargara etseler dilcikler şişlerine ve boğazda olan ağrılara ve şişlere fayda eyleye. Eğer servi yaprağı veyahut cevizin pişmişi suyu ile veyahut ılgın yemişinin suyu ile ezip ondan sonra onunla mazmaza edip daima ağızda tutsalar yerinden ırgalanıp oynayan dişleri pekiştire. Eğer boy otunu suyu ile pişirip suyu ile ve bal ve badem yağı ile ezip alıştırıp hazımsızlık olanlar ve toğrulmayınca nefes almaya kadir olamayan kimseler içseler fayda eyleye. Eğer şarap ile ezip eşek arısı ve diğer arı ve zehirli sinek soktuğu yere sürüp bulaştırsalar fayda eyleye. Eğer dişi köpek yani kancık sütü ile ezip siğillere sürseler ve sıcak sıcak üzerlerine bastırsalar siğilleri gidere. Eğer köklerin şaraba katıp içseler siyatiğe fayda eyleye. Miktar şerbeti bir dirhemdir. Muhkem pişirilmiş köklerin suyundan üç vakıyye yani on sekiz dirhem miktarı içeler. Bazıları demişler kantaron başa zarar eder. Islahı bal iledir. Bağırsaklara ve aşağıya zarar eder. Islahı zamk ve kitre iledir. Usaresi hakkında ne makule menfaatler zikrolundu ise kendisinin ve yaprağının pişirilmişinde dahi o menfaatler mukarrerdir lakin bir miktar(azcık) zayıflaylıkladır.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]

Erişim kontrol ediliyor…

Orijinal Tarihî Metin

Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.

Kantariyun-ı sagîriñ sâkı ince ve çiçegi ve habbı kızıl şekil olur ve köki küçükdür aslâ kökinüñ menfa'ati yokdur, Türkîde eşek kulagı derler. Dallarına ve yapragına ve çiçeginedür, kökini isti'mâl etmezler. Bunuñ tabî'atı hârr ve yâbisdür, kavl-i Muhammed Temîmî üçünci derecede hârr ve yâbisdür. Balgamî kûlunca nâfi'dür ve dimâgı pâk eder. Sar'a dahı kemâl mertebe müfîddür ve sarı su ve hâm safrâ ishâl eder. Eger yaşını dögüp cerâhata ursalar yarayı bitürür. Eger termiye baklası unıyla mafâsıllarıñ üzerine ursalar fâ'ide eder ve bişmiş suyını içseler galîz sevdâ ishâl eder. Eger iki miskâl yetmiş dirhem su ile yarı kalınca bişürüp ol su ile içseler safrâ ve yelmeşik balgamı ishâl eder. Mafsallara ve kûlunca ve dimâga ve siñirlere dahı fâ'ide eder ve sûsen yagıyla ılıcak edüp kulaga tamzırsalar sovukdan olan agrısına ve sancusına fâ'ide eder. Eger şeftâlû suyıyla kulaga tamzırsalar kurdın çıkarup gürüldüsin giderür. Eger bunuñ yagını siñirlere dürtseler agrılarına fâ'ide eder ve kulaga fetîl etseler süddelerin açar. [Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]

Orijinal metnin devamı kilitli

Erişim kontrol ediliyor…

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.