🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Şeker
Serbest metin
Şeker (Sükker)
Mahiyeti Hakkında: Şekerin kamışı da şeker tabiatındadır ve yumuşatması ondan dahi şiddetlidir. Tabiatı Hakkında: Şekerin en soğuğu taberzet şekeridir ve o şeker daha hafiftir ve bilcümle birinci derecenin ahirinde sıcaktır. Ve eski şeker kuruluğa meyillidir, zira taze ve yeni olan şeker birinci derecede nemlidir; her ne kadar eski olur ise o miktar ona kuruluk arız olur. Hassaları Hakkında: Yumuşatıcı ve temizleyicidir(cilalayıcıdır) ve yıkayıcıdır. Ve Süleymani şekerinin yumuşatması çoktur hususan faniz; belki kamış ziyade yumuşatıcıdır. Ve şeker temizlemede/yıkamada(cilada) ve temizlemede baldan az değildir. Ve her ne miktar şeker eski olsa daha hafif olur. Göz Organları Hakkında: Kamıştan zamk gibi alınan şeker gözü cilalandırır. Nefes Organları Hakkında: Göğsü yumuşatır ve pürüzlülüğü izale eder. Beslenme Organları Hakkında: Mideye ve ciğere iyi olur lakin safra tevellüt eder, mideye muzırdır, zira o misilli midede şeker safraya döner. Ve şeker tıkanıklıkları açar ve onda balın susatmasından daha az susatma olur hususan eski ola. Ve eski şeker bulanık kan tevellüt eder ve midede olan balgama temizleyici/yıkayıcı(cilalayıcı) olur. Ve şeker kamışında kusma zahmeti olur. Boşaltım Organları Hakkında: Şeker ishal edicidir hususan kamışı üzerinde tuz bulunan şeker ziyade ishal edici olur. Ve Süleymani'nin ve kızıl şekerin yumuşatması şiddetli olur ve bazı kere şişirir ve diğer kere sakin eder. Ve şeker badem yağı ile kulunca faydalı olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Sükker: Şekerdir Türkçede.
Alası beyaz ve şeffaflı ve taberzedi ola. Taberzet diye balta ile kırdıkları berk ve ak şekere derler. Bunun tabiatı evvelde sıcak, bazıları ikinci derece evvelinde sıcak ve Muhammed Temimi evvelde sıcak ve kurudur demiş, ama ekser etibba mutedildir demişlerdir ve bazıları evvelde nemlidir dediler. Taberzet şekeri mutedil ve gayrısı hararete meyilli dediler. Gayrıdan bu kavil muteberdir. İhtiyarat sahibi eskisinin tabiatı kuruluk üzeredir der. Ve yumuşatıcıdır, mideye faydalıdır ve temizleyiciliği/yıkayıcılığı(cilası) vardır, temizleyiciliği/yıkayıcılığı(cilası) baldan ziyadedir ve Süleymani şekerinin yumuşatması faniz şekerinden ziyadedir. Şekerin evvel kuvveti kurutucudur, ikinci kuvveti temizler/yıkar(cila verir), tıkanıklıkları ve yolları açar. Bal gibi mideye zararı yoktur ve susuzluk getirmez. Şekerin şerbeti tabiatı mülayim eder ve mesaneye ve böbreğe ve mideye muvafıktır, hususan nebat şekeri ile ve yağ ile içseler sidik tutulduğuna faydalıdır. Ve yumuşak dövüp göze sürme eyleseler beyaz illetinin incesine faydalıdır. Ve tek başına şeker yelleri dağıtır ve tabiatı yumuşatır. Ve eğer tatlı badem yağıyla içeler, kuluncu giderir. Ve küçük hindistan cevizi katıp yeseler öksürük balgamına faydalıdır, keser. Eski şeker gerçi midede olan balgamı giderir, ama susatır ve kalın/yoğun kıvamlı(galiz) kan eyler. Eğer şekeri sade yağıyla içseler sidik tutulmasını giderir ve on iki dirhem şekeri, yirmi dirhem sade yağıyla içseler sidik tutulmasını giderir. Ve on iki dirhem şekeri yirmi dirhem sade yağıyla ılıcak içseler göbek burusuna ve iç ağrısına fayda eder. Ve on iki dirhem şekeri sıcak suyla içseler öksürüğe ve akciğer düdüğü dar olduğuna faydalıdır. Eğer bir miktar şekeri göz kapağında olan uyuzlara sürseler fayda eder ve nezle olanlara tütsü eyleseler fayda eder. Mükerrer şeker içi muhkem yumuşatır ve öksürüğe ve balgama fayda eder ve böğrün dört yanını kızdırır. Ve nebat şekeri temizler/yıkar(cila verir). Ve akciğere fayda eder ve deve sütü ile istiska için içireler ve bu minval üzere dahi kavuğa ve nezlelere ve böbreğe ve ciğere ve mideye faydalıdır. Ve otuz gün on ikişer dirhemini her gün içseler astım zahmetine ve nefes darlığına fayda eder. Ve kefi alınmış şekerin susuzluğu ve harareti olmaz. Ve lineti olan kimseye çok şeker vermeyeler, zira bağırsak sıyrıntısı ile sancısı olan illet arız olur. Şekerin bedeli siyah erik suyu ki hekimi erik derler. Ve cümle şekerin düzelticisi ayvadır ve tebaşirdir derler. Ve bazıları bunun bedeli Horasan kuru üzümüdür dediler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Şeker sıcaktır ve nemlidir, göğsü yumuşatır, iyidir.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Şeker külliyen sıcak ve nemlidir eskisi sıcak ve kurudur balgamı keser tabiatı yumuşatır safra artırır öksürüğe iyidir boğazı yumuşatır göğüsteki tıkanıklıkları açar. Kalem şekeri tabiatı peki şeker tabiatı gibidir lakin yel eyler.
[Mebahis-i Emraz]
Göğüs ağrısında: Dahi şeker yaştır lakin sıcaktır, ama kullanımı faydalıdır, göğsü yumuşak eder. Nefes darlığında: Eğer otuz güne dek her gün iki dirhem şekeri dövüp ılıcak su ile içirseler faydalıdır. Ve eğer şekeri dövüp göze çekseler karasını defedip cila vere.
[Hukemâ-yı Tertîb-i Mu'âlece]
Şeker: Eğer suyla ezip içseler içi ishal ve mideye ve böbreğe ve kavuğa fayda ede. Eğer yumuşak dövüp birkaç kere ipekten eleyip göze sürme etseler cila ede. Karanlığını gidere. Eğer şekeri yeseler yelleri dağıta. Tabiatı yumuşata. Ve mideyi begayet iyi ede. Eğer tatlı badem yağıyla içseler kuluncu gidere. Ve eski şeker midede olan balgamları giderir. Evet eski şeker susatır ve kalın/yoğun kıvamlı(galiz) kan eyler. Eğer şekeri sade yağ ile karıştırıp ılıcak edip içseler göbek ve iç ağrısına fayda ede. Ve lohusalığı arıta. Tecrübe edilmiştir. Eğer sıcak suyla içseler boğulma gibi hale ki nezleden ola fayda eder. Eğer birkaç günde on iki dirhem şekeri sıcak suyla içseler öksürüğe ve akciğer düdükleri dar olduğuna fayda ede.(Not: Akciğer düdüklerinin dar olması nefes darlığı vs. gibileri sebeplerinden olarak geçer) Eğer bir pare şekeri alsalar (gözdeki) kapakta olan uyuzlara sürseler fayda ede. Eğer şekeri nezle olana tütsüleseler nezlesini gidere. Eğer yeseler göğüs ve akciğeri arıtır ve yumuşatır. Ve içinde olan yaramaz hıltları çıkarır. Kavuk irinliğine fayda eder. Sıcak ve soğuk mizaçlı kişilere fayda eder. Mükerrer şeker içi yumuşatır. Balgami öksürüğe fayda eder. Böbreğin dört yanını kızdırır. Nebat şekeri temizler/yıkar(cila verir). Ve akciğere fayda eder. Eğer deve sütüyle içseler istiska olan kişilere fayda ede. Ve ciğere ve böbreğe ve kavuğa fayda eder. Eğer otuz güne dek günde on iki dirhemini ılıcak suyla içseler astım zahmetine ve nefes darlığına fayda eder. Tecrübe edilmiştir.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Şeker: Dioskorides zannetmiş ki o, çiy gibi bir rutubet olup kamışın üzerine yağar. Sonra cem edip pişirirler. Halbuki kamışın kendi şırasıdır ki Hint'te ve galip Fars amallerinde ve bazı Kıbrıs adalarında çok bulunur lakin iyi pişirmezler. Ve iyisi şu an Mısır'da olanıdır. Zira Nil suyunu içen kamış iyi olur ve çok büyür. Ve sanatı: Odur ki onun kabuğunu alıp döveler ve şırasını meşhur aletler ile çıkarıp pişireler kıvama gelinceye dek ve büyük zarflara koyalar ki çamurdan olup aşağısı geniş ve başı canibinde olan dar olup maşrapalar ağzı gibi ola, onlara dökeler. Ve üstünü kamışın çöpü ile örteler ve sıcağa meyilli olan yerde bir haftaya değin koyalar. Ve buna ahmer tesmiye olunur. Ve şimdiki halde muhayyer derler. Sonra onu çıkarıp, tekrar pişirip evvelki zarflardan küçükrek zarflara döküp ve dar olan başlarından dökülürse kirleri çıkarır. Buna Süleymani derler. Ve dar olan başına anbele derler. Ve bu, kem olanıdır. Sonra bunu üçüncü kere pişirirler. Eğer bir uzun kaba boşaltsalar onu gayetle pişirmezler. Ona faniz derler. Ve eğer gayet ile pişirirlerse onu çam fıstığı gibi zarflara koyarlar. O, iluc dedikleridir. Ve eğer bunu dördüncü kere pişirseler ve sırça çölmeklere koysalar ve o çölmeğin etrafını çöp veya kamış ile vursalar ona kızazi nebat derler, son pişiriş yerine getirildiğinde. Gayet ile iyi olur. Ona hamavi derler. Ve pişirmenin kısımları haddizatında bundandır ve ama taberzet dedikleri o zamanda olur ki üçüncü mertebede olup katılaşıncaya dek süt ile pişireler. Ve mezkur olan mertebelerin her birisinden bir rutubet akar ki ona katr derler. Onun hükmü aslı hükmündedir bir derece eksik olmakla. Ve Mısır ve Şam'dan gayrı yerlerde onun pişirmesini iki mertebeden ziyade eylemezler. Ve zarflara koyarlar ve döverler un gibi yumuşak oluncaya dek. Elhasıl şekerin iyisi yeni ve safi olup hiddetten ve hararetten hali olanıdır. Ve ne zaman ki kalın/yoğun kıvamlı(galiz) olan kirpiklere sürseler onda olan kanı ve bulanıklıkları zail eder. Ve kükürt ve katran ve sandaroz ve nişadır ile temriyeyi ve beyaz lekeyi ve barası ve siyah lekeyi ve eserleri zail eder. Ve bu, tecrübe edilmiştir. Ve eğer küçük yaralara ekseler geniş eder ve fazlalıkları zail eder ve yaraları bitirir. Ve şekerle tütsü tüm nezle çeşitlerini zail eder tütsü eylemek ile. Ve bu, tecrübe edilmiştir. Ve ilaçları bedendeki gözeneklere yetiştirip eriştirir nüfuz etmesi şiddetli olduğu için. Ve eğer onun şerbetini aç karnına içseler kuvveti hıfz eder. Ve kullanımına devam eylemek ihtiyarlık ağrısını meneder. Ve Mısır ehli zannederler ki ne zaman onu ezip koysalar safraya döner. O kelam batıldır. Ve şeker kanı ziyade eder ve safravi olana safra tevellüt eder hususa eğer aç karnına içseler. Ve o, veremlilere muzırdır. Ve şekerin ekşisi kanı yakar ve fasit eder. Badem yağı ve süt onun düzelticisidir. Ve ekşi şeyler limon gibiler ile içseler yine zararını defederler. Ve şerbeti: Otuz dirheme değindir. Bedeli: Cinsel güce kuvvet vermede terencübin. Belki o, daha büyüktür. Ve eski öksürüğe ve kuluncu sakinleştirmede bal.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Şeker: Hekim Dioskorides vehmeder ki şeker, Hint vilayeti ve Arap vilayetinde kamış üzerine düşer baldır. Kamıştan cem olunup donar ve sair yerlere alıp giderler. Ama Hekim Galenos demiş ki şeker kamıştan çıkarılır ve şeker bir çeşit baldır.
Muhassal budur ki şeker bir çeşit kamıştan sıkılır sıkıntıdır ki ta koyu olunca pişirirler. Ondan sonra baş baş edip donar ve taş gibi muhkem olur. Bu makule şeker tabiatı ikinci derece evvelinde sıcak ve birinci derecede nemlidir. Şeker diye ıtlak olunsa murat bu makulesi olur. Şekeri birkaç kere tasfiye etmekle birkaç türlü şeker olur. Pes şu ki hepsinden saf ve şeffaf ve tertemiz pak ola, halkın ıstılahında ona nöbet şekeri derler. Bundan aşağı olan ki düz olmayıp eli tırmalar iriliği olup pak ola ama şeffaf olmaya, ona abluc derler ve şu ki bunlardan aşağı olup henüz sıkılandan yukarı ola ona kalem derler. Zira onu parmaklar gibi uzun uzun ederler. Cümleden harareti az olan nöbet şekeridir, ondan sonra abluc, ondan sonra kalem, ondan sonra sıkılıp pişmiş olandır ve cümleden latifreği nöbet, ondan sonra abluc, ondan sonra kalemdir ki beyazı az ola. (Not: Buradan anlaşılıyor ki günümüzdeki saf şekerlerin harareti azdır ve letafeti yüksektir. Zira nöbet şekeri eskiden de vardı ve onun hakkında ne deniliyor ise günümüzdeki market şekeri hakkında aynı şey söylenmiş kabul edilebilir. Yani şeker kamışı merası aslında şekerin hararetine hararet katan bir ektir. Ve en hararetlisi saf olmayan şekerdir. O halde daha hararetli bir şeker istiyorsak Youtube'daki "Making your own sugar from sugarcane" videolarından ilham alıp deneyebiliriz :) )
Bu zikrolunan şekerlerden abluc ve sairden muhkem ve katı olan şekerlere, taberzet derler yani balta ile ufaltılır şeker demektir. Her birinin pak olması birkaç kere pişirip saf etmekle olur. Kezalik yumurta veyahut taze süt ile dahi pak olur. Şekerlerden taberzet ve nöbet şekeri dengeli olmaya yakınraktır ve itidalden hariç olan keyfiyatlardan uzaktır yani hararet ve rutubetleri ve kurulukları denge üzeredir. Şeker ne denli eski olursa ona göre kuruluğu ziyade olur. Şekerde olan temizleyicilik/yıkayıcılık(cila) ve pak etmeklik balda olandan aşağıdır. Beden içine dalıp yavaşlıkla temizler/yıkar(cila eder). Göğsü yumuşatır ve pürüzlülüğü giderir. Taberzet olan şeker midede kara safra galebesini sakin eder ve ekşiliğini keser ve yemeğin geçecek yeri yani yutak borusuna dökülmesini meneder ve mideyi temizler/yıkar(cila eder) ve karnı yumuşatır. Ama SAFRAVİ olanlara zarar eder. Şekerden nöbet şekeri ve taberzet olanların yumuşatması diğerlerinden azdır bağırsaklarda olan yelleri çözer(tahlîl eder). Tatlı badem yağıyla içseler kuluncu menede. Eski olan şeker mideden balgamı temizleyip/yıkayıp(cila edip) giderir ve susatır. Eğer çok yense kanı yakar. Eğer sade yağ ile içseler sidik tutulmasına fayda eyleye. Bu babda gayettir, tecrübe edilmiştir. Eğer taze sade yağdan iki vakıyye miktarı ile bir vakıyye eski şekeri ılık edip içseler göbek ve iç ağrısını gidere, tecrübe edilmiştir ve lohusa avrat içse içerisini pak eyleye. Eğer sıcak su ile içseler nezleden olan avaz boğulmasına fayda eyleye. Nice zaman böyle etseler öksürüğü ve boğaz/nefes daralmasını gidere. Her gün bir vakıyye yani on iki dirhem miktarı içeler. Şam kalemi dedikleri şeker ve abluc dedikleri şekerden katı olanı kaşıntılı göz kapaklarını onlar ile kazımaya iyidir. Eğer şeker ile tütsülenseler nezleyi filhal gidere. Eğer nebattan ağıza koyup suyunu yutsalar avazı temizleyip/yıkayıp(cila edip) pürüzlülüğünü gidere ve göğsü yumuşata ve öksürüğe fayda eyleye. Eğer şekerden gül suyu ile cüllab edip içseler henüz arız olan yavuz sıtmalara faydalı ola. Şeker, hastalar gıdalarındandır. Maraz keskin olunca ki henüz arız olmuş ola şekerden soğuk cüllab edeler veyahut sıcak edip hoş kokulardan katalar veyahut katmayalar ve hacet miktarı vereler. Şekerde gıda vermekten gayrı deva olması dahi vardır ve temizlemesi/yıkaması(cila etmesi) vardır. Şekerden nöbet şekeri ve taberzet dedikleri mizaçları sıcak olanlara faydalıdır ve şekerden kalem dedikleri ki ona diş ve Süleymani dahi derler ve o şu şekerdir ki hemen sıkılıp pişmiş olup ağartılmış olmaya. (Youtuber şeker versiyonları gibi.) Bu makule şeker mizaçları soğuk ve hıltları kalın/yoğun kıvamlı(galiz) olanlara faydalıdır. Eğer nöbet veyahut taberzetten gözlere cila için olan sürmelere katsalar iyi cila eyleye. Yel marazı olan kimselere şekeri gıda yerine kullanmak ve tatlılar yerine yemek zarar eder. Faniz yani şeker peyniri dedikleri ki şekeri bir miktar su yahut diğer nesne ile ateşte eritip ve kıvama getirip bir büyük mermer üzerine berkitip çekip ta soğutup kuruya. Minhac nam kitap sahibi fanizi böyle zikreyledi ve hala bu makule faniz, kabit demekle maruftur. Ama bunda nazar vardır yani bununla maruf idüğü mukarrer değildir. Faniz fa harfinde mufassalan zikrolunur inşallahu teala. Fanizin sair şekerlerden kuruluğu ve ısıtması ziyadedir. Fanizin iyisi Acem diyarında Sicistan dedikleri vilayetten getirdikleridir. Faniz yiyen kimseye sıcaklık galebe ederse üzerine mayhoş yemişlerden sorsun defeder. Faniz balgamdan olan öksürüğe fayda eder ve böbrekler kenarlarını ısıtır. Şeker cinsel güce tahrik eder. Eğer şekere kaymak katıp yeseler temizlemesi/yıkaması(cila etmesi) iyi olup kirli yaramaz çıbanları pak eyleye. Şeker bulunmasa cinsel güç için bedeli terencübin ki mukaddema beyan olunmuştur veyahut taze süt ile baldır. Kelle şekeri: Maruftur. Şeker kamışının sıkıntısından donmuş olanıdır. Tabiatı sıcak ve nemlidir, pişiricidir, yeller peyda eder. Kelle şekeri soğuk hava tesir etmiş olan kimseye ve mizaçları soğuk nemli olan kimseye ziyade faydalıdır. Şeker ahvali sin harfinde zikrolunmuştur.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Mahiyeti Hakkında: Şekerin kamışı da şeker tabiatındadır ve yumuşatması ondan dahi şiddetlidir. Tabiatı Hakkında: Şekerin en soğuğu taberzet şekeridir ve o şeker daha hafiftir ve bilcümle birinci derecenin ahirinde sıcaktır. Ve eski şeker kuruluğa meyillidir, zira taze ve yeni olan şeker birinci derecede nemlidir; her ne kadar eski olur ise o miktar ona kuruluk arız olur. Hassaları Hakkında: Yumuşatıcı ve temizleyicidir(cilalayıcıdır) ve yıkayıcıdır. Ve Süleymani şekerinin yumuşatması çoktur hususan faniz; belki kamış ziyade yumuşatıcıdır. Ve şeker temizlemede/yıkamada(cilada) ve temizlemede baldan az değildir. Ve her ne miktar şeker eski olsa daha hafif olur. Göz Organları Hakkında: Kamıştan zamk gibi alınan şeker gözü cilalandırır. Nefes Organları Hakkında: Göğsü yumuşatır ve pürüzlülüğü izale eder. Beslenme Organları Hakkında: Mideye ve ciğere iyi olur lakin safra tevellüt eder, mideye muzırdır, zira o misilli midede şeker safraya döner. Ve şeker tıkanıklıkları açar ve onda balın susatmasından daha az susatma olur hususan eski ola. Ve eski şeker bulanık kan tevellüt eder ve midede olan balgama temizleyici/yıkayıcı(cilalayıcı) olur. Ve şeker kamışında kusma zahmeti olur. Boşaltım Organları Hakkında: Şeker ishal edicidir hususan kamışı üzerinde tuz bulunan şeker ziyade ishal edici olur. Ve Süleymani'nin ve kızıl şekerin yumuşatması şiddetli olur ve bazı kere şişirir ve diğer kere sakin eder. Ve şeker badem yağı ile kulunca faydalı olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Sükker: Şekerdir Türkçede.
Alası beyaz ve şeffaflı ve taberzedi ola. Taberzet diye balta ile kırdıkları berk ve ak şekere derler. Bunun tabiatı evvelde sıcak, bazıları ikinci derece evvelinde sıcak ve Muhammed Temimi evvelde sıcak ve kurudur demiş, ama ekser etibba mutedildir demişlerdir ve bazıları evvelde nemlidir dediler. Taberzet şekeri mutedil ve gayrısı hararete meyilli dediler. Gayrıdan bu kavil muteberdir. İhtiyarat sahibi eskisinin tabiatı kuruluk üzeredir der. Ve yumuşatıcıdır, mideye faydalıdır ve temizleyiciliği/yıkayıcılığı(cilası) vardır, temizleyiciliği/yıkayıcılığı(cilası) baldan ziyadedir ve Süleymani şekerinin yumuşatması faniz şekerinden ziyadedir. Şekerin evvel kuvveti kurutucudur, ikinci kuvveti temizler/yıkar(cila verir), tıkanıklıkları ve yolları açar. Bal gibi mideye zararı yoktur ve susuzluk getirmez. Şekerin şerbeti tabiatı mülayim eder ve mesaneye ve böbreğe ve mideye muvafıktır, hususan nebat şekeri ile ve yağ ile içseler sidik tutulduğuna faydalıdır. Ve yumuşak dövüp göze sürme eyleseler beyaz illetinin incesine faydalıdır. Ve tek başına şeker yelleri dağıtır ve tabiatı yumuşatır. Ve eğer tatlı badem yağıyla içeler, kuluncu giderir. Ve küçük hindistan cevizi katıp yeseler öksürük balgamına faydalıdır, keser. Eski şeker gerçi midede olan balgamı giderir, ama susatır ve kalın/yoğun kıvamlı(galiz) kan eyler. Eğer şekeri sade yağıyla içseler sidik tutulmasını giderir ve on iki dirhem şekeri, yirmi dirhem sade yağıyla içseler sidik tutulmasını giderir. Ve on iki dirhem şekeri yirmi dirhem sade yağıyla ılıcak içseler göbek burusuna ve iç ağrısına fayda eder. Ve on iki dirhem şekeri sıcak suyla içseler öksürüğe ve akciğer düdüğü dar olduğuna faydalıdır. Eğer bir miktar şekeri göz kapağında olan uyuzlara sürseler fayda eder ve nezle olanlara tütsü eyleseler fayda eder. Mükerrer şeker içi muhkem yumuşatır ve öksürüğe ve balgama fayda eder ve böğrün dört yanını kızdırır. Ve nebat şekeri temizler/yıkar(cila verir). Ve akciğere fayda eder ve deve sütü ile istiska için içireler ve bu minval üzere dahi kavuğa ve nezlelere ve böbreğe ve ciğere ve mideye faydalıdır. Ve otuz gün on ikişer dirhemini her gün içseler astım zahmetine ve nefes darlığına fayda eder. Ve kefi alınmış şekerin susuzluğu ve harareti olmaz. Ve lineti olan kimseye çok şeker vermeyeler, zira bağırsak sıyrıntısı ile sancısı olan illet arız olur. Şekerin bedeli siyah erik suyu ki hekimi erik derler. Ve cümle şekerin düzelticisi ayvadır ve tebaşirdir derler. Ve bazıları bunun bedeli Horasan kuru üzümüdür dediler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Şeker sıcaktır ve nemlidir, göğsü yumuşatır, iyidir.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Şeker külliyen sıcak ve nemlidir eskisi sıcak ve kurudur balgamı keser tabiatı yumuşatır safra artırır öksürüğe iyidir boğazı yumuşatır göğüsteki tıkanıklıkları açar. Kalem şekeri tabiatı peki şeker tabiatı gibidir lakin yel eyler.
[Mebahis-i Emraz]
Göğüs ağrısında: Dahi şeker yaştır lakin sıcaktır, ama kullanımı faydalıdır, göğsü yumuşak eder. Nefes darlığında: Eğer otuz güne dek her gün iki dirhem şekeri dövüp ılıcak su ile içirseler faydalıdır. Ve eğer şekeri dövüp göze çekseler karasını defedip cila vere.
[Hukemâ-yı Tertîb-i Mu'âlece]
Şeker: Eğer suyla ezip içseler içi ishal ve mideye ve böbreğe ve kavuğa fayda ede. Eğer yumuşak dövüp birkaç kere ipekten eleyip göze sürme etseler cila ede. Karanlığını gidere. Eğer şekeri yeseler yelleri dağıta. Tabiatı yumuşata. Ve mideyi begayet iyi ede. Eğer tatlı badem yağıyla içseler kuluncu gidere. Ve eski şeker midede olan balgamları giderir. Evet eski şeker susatır ve kalın/yoğun kıvamlı(galiz) kan eyler. Eğer şekeri sade yağ ile karıştırıp ılıcak edip içseler göbek ve iç ağrısına fayda ede. Ve lohusalığı arıta. Tecrübe edilmiştir. Eğer sıcak suyla içseler boğulma gibi hale ki nezleden ola fayda eder. Eğer birkaç günde on iki dirhem şekeri sıcak suyla içseler öksürüğe ve akciğer düdükleri dar olduğuna fayda ede.(Not: Akciğer düdüklerinin dar olması nefes darlığı vs. gibileri sebeplerinden olarak geçer) Eğer bir pare şekeri alsalar (gözdeki) kapakta olan uyuzlara sürseler fayda ede. Eğer şekeri nezle olana tütsüleseler nezlesini gidere. Eğer yeseler göğüs ve akciğeri arıtır ve yumuşatır. Ve içinde olan yaramaz hıltları çıkarır. Kavuk irinliğine fayda eder. Sıcak ve soğuk mizaçlı kişilere fayda eder. Mükerrer şeker içi yumuşatır. Balgami öksürüğe fayda eder. Böbreğin dört yanını kızdırır. Nebat şekeri temizler/yıkar(cila verir). Ve akciğere fayda eder. Eğer deve sütüyle içseler istiska olan kişilere fayda ede. Ve ciğere ve böbreğe ve kavuğa fayda eder. Eğer otuz güne dek günde on iki dirhemini ılıcak suyla içseler astım zahmetine ve nefes darlığına fayda eder. Tecrübe edilmiştir.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Şeker: Dioskorides zannetmiş ki o, çiy gibi bir rutubet olup kamışın üzerine yağar. Sonra cem edip pişirirler. Halbuki kamışın kendi şırasıdır ki Hint'te ve galip Fars amallerinde ve bazı Kıbrıs adalarında çok bulunur lakin iyi pişirmezler. Ve iyisi şu an Mısır'da olanıdır. Zira Nil suyunu içen kamış iyi olur ve çok büyür. Ve sanatı: Odur ki onun kabuğunu alıp döveler ve şırasını meşhur aletler ile çıkarıp pişireler kıvama gelinceye dek ve büyük zarflara koyalar ki çamurdan olup aşağısı geniş ve başı canibinde olan dar olup maşrapalar ağzı gibi ola, onlara dökeler. Ve üstünü kamışın çöpü ile örteler ve sıcağa meyilli olan yerde bir haftaya değin koyalar. Ve buna ahmer tesmiye olunur. Ve şimdiki halde muhayyer derler. Sonra onu çıkarıp, tekrar pişirip evvelki zarflardan küçükrek zarflara döküp ve dar olan başlarından dökülürse kirleri çıkarır. Buna Süleymani derler. Ve dar olan başına anbele derler. Ve bu, kem olanıdır. Sonra bunu üçüncü kere pişirirler. Eğer bir uzun kaba boşaltsalar onu gayetle pişirmezler. Ona faniz derler. Ve eğer gayet ile pişirirlerse onu çam fıstığı gibi zarflara koyarlar. O, iluc dedikleridir. Ve eğer bunu dördüncü kere pişirseler ve sırça çölmeklere koysalar ve o çölmeğin etrafını çöp veya kamış ile vursalar ona kızazi nebat derler, son pişiriş yerine getirildiğinde. Gayet ile iyi olur. Ona hamavi derler. Ve pişirmenin kısımları haddizatında bundandır ve ama taberzet dedikleri o zamanda olur ki üçüncü mertebede olup katılaşıncaya dek süt ile pişireler. Ve mezkur olan mertebelerin her birisinden bir rutubet akar ki ona katr derler. Onun hükmü aslı hükmündedir bir derece eksik olmakla. Ve Mısır ve Şam'dan gayrı yerlerde onun pişirmesini iki mertebeden ziyade eylemezler. Ve zarflara koyarlar ve döverler un gibi yumuşak oluncaya dek. Elhasıl şekerin iyisi yeni ve safi olup hiddetten ve hararetten hali olanıdır. Ve ne zaman ki kalın/yoğun kıvamlı(galiz) olan kirpiklere sürseler onda olan kanı ve bulanıklıkları zail eder. Ve kükürt ve katran ve sandaroz ve nişadır ile temriyeyi ve beyaz lekeyi ve barası ve siyah lekeyi ve eserleri zail eder. Ve bu, tecrübe edilmiştir. Ve eğer küçük yaralara ekseler geniş eder ve fazlalıkları zail eder ve yaraları bitirir. Ve şekerle tütsü tüm nezle çeşitlerini zail eder tütsü eylemek ile. Ve bu, tecrübe edilmiştir. Ve ilaçları bedendeki gözeneklere yetiştirip eriştirir nüfuz etmesi şiddetli olduğu için. Ve eğer onun şerbetini aç karnına içseler kuvveti hıfz eder. Ve kullanımına devam eylemek ihtiyarlık ağrısını meneder. Ve Mısır ehli zannederler ki ne zaman onu ezip koysalar safraya döner. O kelam batıldır. Ve şeker kanı ziyade eder ve safravi olana safra tevellüt eder hususa eğer aç karnına içseler. Ve o, veremlilere muzırdır. Ve şekerin ekşisi kanı yakar ve fasit eder. Badem yağı ve süt onun düzelticisidir. Ve ekşi şeyler limon gibiler ile içseler yine zararını defederler. Ve şerbeti: Otuz dirheme değindir. Bedeli: Cinsel güce kuvvet vermede terencübin. Belki o, daha büyüktür. Ve eski öksürüğe ve kuluncu sakinleştirmede bal.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Şeker: Hekim Dioskorides vehmeder ki şeker, Hint vilayeti ve Arap vilayetinde kamış üzerine düşer baldır. Kamıştan cem olunup donar ve sair yerlere alıp giderler. Ama Hekim Galenos demiş ki şeker kamıştan çıkarılır ve şeker bir çeşit baldır.
Muhassal budur ki şeker bir çeşit kamıştan sıkılır sıkıntıdır ki ta koyu olunca pişirirler. Ondan sonra baş baş edip donar ve taş gibi muhkem olur. Bu makule şeker tabiatı ikinci derece evvelinde sıcak ve birinci derecede nemlidir. Şeker diye ıtlak olunsa murat bu makulesi olur. Şekeri birkaç kere tasfiye etmekle birkaç türlü şeker olur. Pes şu ki hepsinden saf ve şeffaf ve tertemiz pak ola, halkın ıstılahında ona nöbet şekeri derler. Bundan aşağı olan ki düz olmayıp eli tırmalar iriliği olup pak ola ama şeffaf olmaya, ona abluc derler ve şu ki bunlardan aşağı olup henüz sıkılandan yukarı ola ona kalem derler. Zira onu parmaklar gibi uzun uzun ederler. Cümleden harareti az olan nöbet şekeridir, ondan sonra abluc, ondan sonra kalem, ondan sonra sıkılıp pişmiş olandır ve cümleden latifreği nöbet, ondan sonra abluc, ondan sonra kalemdir ki beyazı az ola. (Not: Buradan anlaşılıyor ki günümüzdeki saf şekerlerin harareti azdır ve letafeti yüksektir. Zira nöbet şekeri eskiden de vardı ve onun hakkında ne deniliyor ise günümüzdeki market şekeri hakkında aynı şey söylenmiş kabul edilebilir. Yani şeker kamışı merası aslında şekerin hararetine hararet katan bir ektir. Ve en hararetlisi saf olmayan şekerdir. O halde daha hararetli bir şeker istiyorsak Youtube'daki "Making your own sugar from sugarcane" videolarından ilham alıp deneyebiliriz :) )
Bu zikrolunan şekerlerden abluc ve sairden muhkem ve katı olan şekerlere, taberzet derler yani balta ile ufaltılır şeker demektir. Her birinin pak olması birkaç kere pişirip saf etmekle olur. Kezalik yumurta veyahut taze süt ile dahi pak olur. Şekerlerden taberzet ve nöbet şekeri dengeli olmaya yakınraktır ve itidalden hariç olan keyfiyatlardan uzaktır yani hararet ve rutubetleri ve kurulukları denge üzeredir. Şeker ne denli eski olursa ona göre kuruluğu ziyade olur. Şekerde olan temizleyicilik/yıkayıcılık(cila) ve pak etmeklik balda olandan aşağıdır. Beden içine dalıp yavaşlıkla temizler/yıkar(cila eder). Göğsü yumuşatır ve pürüzlülüğü giderir. Taberzet olan şeker midede kara safra galebesini sakin eder ve ekşiliğini keser ve yemeğin geçecek yeri yani yutak borusuna dökülmesini meneder ve mideyi temizler/yıkar(cila eder) ve karnı yumuşatır. Ama SAFRAVİ olanlara zarar eder. Şekerden nöbet şekeri ve taberzet olanların yumuşatması diğerlerinden azdır bağırsaklarda olan yelleri çözer(tahlîl eder). Tatlı badem yağıyla içseler kuluncu menede. Eski olan şeker mideden balgamı temizleyip/yıkayıp(cila edip) giderir ve susatır. Eğer çok yense kanı yakar. Eğer sade yağ ile içseler sidik tutulmasına fayda eyleye. Bu babda gayettir, tecrübe edilmiştir. Eğer taze sade yağdan iki vakıyye miktarı ile bir vakıyye eski şekeri ılık edip içseler göbek ve iç ağrısını gidere, tecrübe edilmiştir ve lohusa avrat içse içerisini pak eyleye. Eğer sıcak su ile içseler nezleden olan avaz boğulmasına fayda eyleye. Nice zaman böyle etseler öksürüğü ve boğaz/nefes daralmasını gidere. Her gün bir vakıyye yani on iki dirhem miktarı içeler. Şam kalemi dedikleri şeker ve abluc dedikleri şekerden katı olanı kaşıntılı göz kapaklarını onlar ile kazımaya iyidir. Eğer şeker ile tütsülenseler nezleyi filhal gidere. Eğer nebattan ağıza koyup suyunu yutsalar avazı temizleyip/yıkayıp(cila edip) pürüzlülüğünü gidere ve göğsü yumuşata ve öksürüğe fayda eyleye. Eğer şekerden gül suyu ile cüllab edip içseler henüz arız olan yavuz sıtmalara faydalı ola. Şeker, hastalar gıdalarındandır. Maraz keskin olunca ki henüz arız olmuş ola şekerden soğuk cüllab edeler veyahut sıcak edip hoş kokulardan katalar veyahut katmayalar ve hacet miktarı vereler. Şekerde gıda vermekten gayrı deva olması dahi vardır ve temizlemesi/yıkaması(cila etmesi) vardır. Şekerden nöbet şekeri ve taberzet dedikleri mizaçları sıcak olanlara faydalıdır ve şekerden kalem dedikleri ki ona diş ve Süleymani dahi derler ve o şu şekerdir ki hemen sıkılıp pişmiş olup ağartılmış olmaya. (Youtuber şeker versiyonları gibi.) Bu makule şeker mizaçları soğuk ve hıltları kalın/yoğun kıvamlı(galiz) olanlara faydalıdır. Eğer nöbet veyahut taberzetten gözlere cila için olan sürmelere katsalar iyi cila eyleye. Yel marazı olan kimselere şekeri gıda yerine kullanmak ve tatlılar yerine yemek zarar eder. Faniz yani şeker peyniri dedikleri ki şekeri bir miktar su yahut diğer nesne ile ateşte eritip ve kıvama getirip bir büyük mermer üzerine berkitip çekip ta soğutup kuruya. Minhac nam kitap sahibi fanizi böyle zikreyledi ve hala bu makule faniz, kabit demekle maruftur. Ama bunda nazar vardır yani bununla maruf idüğü mukarrer değildir. Faniz fa harfinde mufassalan zikrolunur inşallahu teala. Fanizin sair şekerlerden kuruluğu ve ısıtması ziyadedir. Fanizin iyisi Acem diyarında Sicistan dedikleri vilayetten getirdikleridir. Faniz yiyen kimseye sıcaklık galebe ederse üzerine mayhoş yemişlerden sorsun defeder. Faniz balgamdan olan öksürüğe fayda eder ve böbrekler kenarlarını ısıtır. Şeker cinsel güce tahrik eder. Eğer şekere kaymak katıp yeseler temizlemesi/yıkaması(cila etmesi) iyi olup kirli yaramaz çıbanları pak eyleye. Şeker bulunmasa cinsel güç için bedeli terencübin ki mukaddema beyan olunmuştur veyahut taze süt ile baldır. Kelle şekeri: Maruftur. Şeker kamışının sıkıntısından donmuş olanıdır. Tabiatı sıcak ve nemlidir, pişiricidir, yeller peyda eder. Kelle şekeri soğuk hava tesir etmiş olan kimseye ve mizaçları soğuk nemli olan kimseye ziyade faydalıdır. Şeker ahvali sin harfinde zikrolunmuştur.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
🎋 Şeker (Sükker)
El-Mâhiyyetü: Sükkeriñ kasabı sükker tabî'atındadur ve telyîni andan dahı eşeddür.
Et-Tab'ı: Sükkeriñ ebredi taberzed sükkeridür ve ol sükker eltafdur ve bi'l-cümle derece-i ûlânıñ âhirinde hârrdur. Ve sükker-i atîk yübse mâ'ildür, zîrâ tâze ve hâdis olan sükker derece-i ûlâda ratbdur; her ne kadar atîk olur ise ol mikdâr aña cefâf ârız olur.
El-Havâssı: Müleyyin ve cellâ ve gassâldur. Ve sükker-i Süleymânîniñ telyîni ekserdür husûsan fânîz; belki kasab ziyâde müleyyindür. Ve sükker cilâda ve tenkiyede aselden ekall degildür. Ve her ne mikdâr sükker atîk olsa eltaf olur.
A'zâ'ü'l-Ayn: Kasabdan (kamıştan) samg gibi ahz olınan sükker aynı cilâlandurur.
A'zâ'ü'n-Nefesi: Sadrı telyîn eder ve huşûneti izâle eder.
A'zâ'ü'l-Gızâ: Mi'deye ve kebide ceyyid olur lâkin safrâ tevlîd eder, mi'deye muzırdur, zîrâ ol misillü mi'dede sükker safrâya istihâle eder. Ve sükker süddeleri teftîh eder ve anda aseliñ ta'tîşinden ekall ta'tîş olur husûsan atîk ola. Ve sükker-i atîk dem-i âkir tevlîd eder ve mi'dede olan balgamı câlî olur. Ve kasab-ı sükkerde me'ûnet-i kay' olur.
A'zâ'ü'n-Nefz: Sükker müshildür husûsan kasabı üzerinde milh bulınan sükker ziyâde müshil olur. Ve Süleymânîniñ ve sükker-i ahmeriñ telyîni eşedd olur ve ba'zı kerre nefh eder ve âher kerre teskîn eder. Ve sükker dühn-i levz ile kûlunca nâfi' olur. [İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
El-Mâhiyyetü: Sükkeriñ kasabı sükker tabî'atındadur ve telyîni andan dahı eşeddür.
Et-Tab'ı: Sükkeriñ ebredi taberzed sükkeridür ve ol sükker eltafdur ve bi'l-cümle derece-i ûlânıñ âhirinde hârrdur. Ve sükker-i atîk yübse mâ'ildür, zîrâ tâze ve hâdis olan sükker derece-i ûlâda ratbdur; her ne kadar atîk olur ise ol mikdâr aña cefâf ârız olur.
El-Havâssı: Müleyyin ve cellâ ve gassâldur. Ve sükker-i Süleymânîniñ telyîni ekserdür husûsan fânîz; belki kasab ziyâde müleyyindür. Ve sükker cilâda ve tenkiyede aselden ekall degildür. Ve her ne mikdâr sükker atîk olsa eltaf olur.
A'zâ'ü'l-Ayn: Kasabdan (kamıştan) samg gibi ahz olınan sükker aynı cilâlandurur.
A'zâ'ü'n-Nefesi: Sadrı telyîn eder ve huşûneti izâle eder.
A'zâ'ü'l-Gızâ: Mi'deye ve kebide ceyyid olur lâkin safrâ tevlîd eder, mi'deye muzırdur, zîrâ ol misillü mi'dede sükker safrâya istihâle eder. Ve sükker süddeleri teftîh eder ve anda aseliñ ta'tîşinden ekall ta'tîş olur husûsan atîk ola. Ve sükker-i atîk dem-i âkir tevlîd eder ve mi'dede olan balgamı câlî olur. Ve kasab-ı sükkerde me'ûnet-i kay' olur.
A'zâ'ü'n-Nefz: Sükker müshildür husûsan kasabı üzerinde milh bulınan sükker ziyâde müshil olur. Ve Süleymânîniñ ve sükker-i ahmeriñ telyîni eşedd olur ve ba'zı kerre nefh eder ve âher kerre teskîn eder. Ve sükker dühn-i levz ile kûlunca nâfi' olur. [İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
