Abonelikler
Uygulamamızı indirin
Freed Science

Kadim Tıbbın İhyası

Özgür Tıp amblemi

Tıbbi Miras Arşivi

🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿

Heyufarikun, Kantaron , Hypericum perforatum

Heyufarikun, Kantaron , Hypericum perforatum — 1
1 / 3
Heyufarikun, Kantaron , Hypericum perforatum — 2
2 / 3
Heyufarikun, Kantaron , Hypericum perforatum — 3
3 / 3
Serbest metin
Günümüzde kantaron denildiği için başlığa kantaron kelimesi eklendi ANCAK;
Resimden anlaşıldığı üzere "Hypericum perforatum" Heyufarikun'dur. Kantaron değildir. Günümüzde Hypericum'a kantaron denilmektedir. Ancak GERÇEK kantaron, yani eski bir metinde kantaron-kantariyun kelimeleri geçiyorsa, o Hypericum değildir. Eski metinlerde kantaron kelimesi ile geçen bitki için tıklayın: Kantaron

Arapçası هيوفاريقون
Heyûfârîkûn (هيوفاريقون), bitkilerin Antik Yunancadaki adı olan huperikon (ὑπερικόν)’dan alınmıştır
Hypericum perforatum bu normal olanı, aslında bi tık küçük olanı diye geçer, daha küçüğü büyüğü vardır.
Hypericum androsaemum ki tutsan denir, bu da kırmızı Yemişli ve büyük yapraklı büyük çiçekli olan nevi, yapraklarının rengi resimlerde ve tariflerdeki gibi kızıllaşıyor ve yapraklarında kırmızı su varmış, herşeyi ile budur yani.
Hypericum mutilum bu en küçüğü, küçüğünden daha da küçük nevi vardır dediği Tezkire'nin.
Hypericum Maculatum bu kitaplarda tabiplerin sedef yaprağı gibi yaprağı olur dedikleri olsa gerek
Hypericum calycinum bu büyük çeşididir, sanırım en büyüğü bu
hypericum patulum en büyüğü bu da olabilir, bu da büyük ve çalı gibi olan çeşididir.
Hypericum prolificum bu da çalı şeklinde olanı, yaprakları normal büyüklükte orta yani.
Hypericum sechmenii de yeni bulunan bi çeşidiymiş.


Sıcak (har) ve kurudur (yabis), rahim ağrılarına fayda verir (nafi'dir). Eklem ağrıları (veca-ı mefasıl) için lavmana (hukneye) katsalar fayda verir. [Lehçetül lügat]

Sıcak ve kurudur; onda yıkama (cila), tutucu/büzücü (kabız) ve kurutucu (tecfif) özellik vardır. Lezsizdir(can yakıp acıtması, ısırması yoktur) Denilir ki, ne zaman parçalanmış et ile pişirilse dokuyu kaynaştırır / yapıştırır (cem eder). (Kendisini dövüp parçalanmış et ile pişirseler bir yere toplayıp birbirine yapıştırır.) Adet kanamasını (tams) söktürür (idrar eder) ve anne karnındaki bebekleri (ceninleri) bozar. (Gebe kadınların bundan sakınması gerekir.) Anne karnındaki ölü bebeği (ölü cenini/cenin-i meyyiti) çıkarır ve kurutucu (tecfif) özelliği sayesinde yaraları (cerahatleri) iyileştirir/onarır. Kan tükürmeye, kaslarda (adale) olan yırtığa ve çıkığa (ve incinmeye/bertinmege) fayda verir. Nefes darlığına (diku'n-nefes) ve eski öksürüğe fayda verir. Kaynatılmışı ile siyatik (ırku'n-nesa) için lavman (hukne) yapılır. Böylece yoğun (galiz) hıltı çıkarır, karaciğer tıkanıklıklarını (süddelerin) açar (feth eder) ve dalak sertliğine (berkliğine) içmek ile ve yakı etmek ile fayda verir. [Şerhi mücez fittib]

Ufarikun: Mahiyeti (Fi’l-Mahiyyeti): Bir topluluk (kavm) katında Rumi bir tür devadır. İdrar Yolları/Atım Organlarındaki Etkisi (Fi-A'dai'n-Nefdi): Bu deva kullanılırsa (ihtimal olunsa) idrarı ve adet kanamasını (tams) söktürür (idrar eder). Eklem Organlarındaki Etkisi (Fi'l-Alatı'l-Mefasılı): Denildi ki, devam üzere aralıksız (mütevaliyen) kırk gün bu deva içilirse (şürb olunsa) siyatiği (ırku'n-nesa) sağaltır. Sıtmalardaki Etkisi (Fi'l-Hummayatı): Bir topluluk zanneder ki (zu'm eder ki), üfarikunun tohumu (bezri) içilirse (şürb olunsa) dört gün sıtmasını (humma-ı rıb'i) def eder.

Heyufarikun: Bu lafız "üfarikun" olan Yunanca lafızdan Arapçalaşmıştır (muarrebdir). Bazıları dediler ki, heyufarikundan maksat Rumi dadi veya belesan tohumudur (habb-ı belesan); onlar hata eylediler, doğrusu Kanun'un bu zikreylediğidir. Mahiyeti: Heyufarikun birtakım dallardır ve ufalanan çiçekleri vardır. Aynı şekilde o dallarda sumak gibi kırmızı küçük taneler (sağir habblar) olur; lakin sumağın kırmızılığı (humreti) kadar kırmızılığı olmaz, ondan eksik olur. Seçimi (Fi'l-İhtiyarı): Galenos der ki: Heyufarikun içirildikte (saky olundukta) yalnız çiçeğini içirmekle yetinilmez, meyvesiyle beraber (ma'an) içirilir. Tabiatı: İkinci derecede sıcak ve ikinci derecenin sonunda kurudur. Fiilleri ve Hassaları: Şişlik, yumru ve tümörleri (evram) eritici / tahlil edici (muhallil) ve kıvam inceltici (mülattıf) olup, açıcı (teftih) ve eritici (izabe) kuvvetleri dahi vardır. Yaralar ve Çıbanlardaki Etkisi: Yaprağı ile yakı (dimad) yapılsa ateş yanığına fayda verir; büyük yaraları (cerahat-i azime) ve kötücül yaraları (kurha-i rediyye) iyileştirir (idmal eder). Yaprağı dövülüp yiyici/aşındırıcı (müteehhile) ve çürümüş/kokuşmuş (müteaffine) yaraların (kurhaların) üzerine konulsa fayda verir. Eklem Organlarındaki Etkisi: Heyufarikunun şarap ile kaynatılmışı (matbuhu), eklem ağrılarına (veca-ı mefasıl), kalça (verik) ağrısına ve siyatiğe (ırku'n-nesa) fayda verir; hususan aralıksız (ale'l-vila) kırk gün içilse (şürb olunsa) siyatiği sağaltır. Atım Organlarındaki Etkisi: İdrar söktürür, adet kanamasını (tams) söktürme özelliği olur ve meyvesi doğumu kolaylaştırır (viladeti teshil eder). Bedelleri: Heyufarikunun bedeli ayrık otu (İdhir) ve kebere köküdür (usul-i keber). [İbni Sina - El Kanun Fittıb]




Heyufarikun: Rumi dadi (Türki); iberikun (Latin). Bu otun İhtiyarat'ın sözü üzere tohumu, dalları ve çiçeği bütünüyle Bağdat sumağı rengine benzer, kırmızı olur. Meyvesiyle birlikte kullanılır. Tabiatı Yuhanna ve Takvimü'l-Edviye'nin sözü üzere ikinci derecenin sonunda sıcak (har) ve kurudur (yabis). Amma İhtiyarat'ın sözü üzere üçüncü derecede sıcak ve sonunda kurudur. Kıvam incelticidir (mülattıf) ve şişlik, yumru ile tümörleri (evram) eritici / tahlil edicidir (muhallil). Yaprağını ateş yanığına yakı eyleseler faydalıdır. Pişirip kırk gün şarapla içseler siyatik (ırku'n-nesa) için bundan üstün ilaç olmaz; adet kanamasını (hayz) söktürür ve tetanoza (küzaz) dahi fayda verir. Meyvesi sevdayı ishal yoluyla attırır ve anne karnındaki bebeği (cenini/oğlancığı) düşürür. Yaprağının suyunu içseler guta (nıkris) büyük faydası vardır. Rufos'un sözü üzere yaprağını büyük yaralara ve yaramaz çıbanlara dövüp ekseler, kokuşmuş/irinli (ufunetlü) ve azgın dahi olsa ıslah eder. Oribasius'un sözü üzere kalça ağrılarına ve siyatiğe (ırku'n-nesa) kaynatılmışını (matbuhunu) şarapla kırk gün içeler, faydalıdır. Tohumunu kadınlar götürse (vajinal fitil veya lavman yoluyla) adet kanamasını ve idrarı yürütür; amma hamile kadın rahmine almasın, zira anne karnındaki bebeği (cenini) düşürür. Tohumunu sedef otu (sezab) ile içseler dört gün (rub') sıtmalarına fayda eder. Bir türü dahi olur, çiçeği sarı ve kendisi kızıl olur. Birkaç gün ballı şarap (inûmâlî) ile içseler siyatiğe bu türü dahi fayda eder. Yanmış safrayı ishal yoluyla attırır, tohumu dahi böyledir. Zeytinyağı (zeyt) ile felce ve siyatiğe sürtseler yine bu fayda eder. Şerbetinin miktarı üç dirhemdir. Zararını mastıka ve anason ıslah eder. Bunun bedeli kendi kadar kebere kökü ve kendi kadar kudret helvasıdır (menn).
[Nizamü'l-Edviye]

Heyufarikun: Bir ottur ki, yaprağı sedef otu (sezab) yaprağına benzer. Bir karış uzunu olur. Ak çiçekleri olur. Tohumu uzunca kılıf içinde yuvarlakça ve karaca olur. Büyükleri arpa büyüklüğünde olur. Bu otun rengi kızıl olur. Eğer bu ottan kadınlar fitil (şaf) gibi rahmine alsalar adet kanamasını (hayz) ve idrarı (südügi) yürütür. Eğer tohumunu sedef otuyla içseler sıtmaya fayda eder. Eğer kırk güne dek içseler siyatik (ırku'n-nesa) zahmetine fayda edip giderir. Eğer yaprağını ve tohumunu yakı edip ateş yanığına vursalar fayda eder. Eğer yaprağının suyunu içseler guta (nıkris) son derece fayda eder. Tıkanıklıkları (süddeleri) açar. Şişlik, yumru ve tümörleri (evram) eritir / tahlil eder (muhallil). Bu otun bir türlüsü dahi olur, çiçekleri sarı kendi kızıl olur; eğer tohumundan ballı şarap (inûmâlî) ile içseler siyatiğe fayda eder. Ve içini ishal edip safra çıkarır. Evet, gerektir ki siyatiği olan birkaç kere kullana. Eğer bu otu yakı edip ateş yanığına vursalar fayda eder. Eğer tohumundan iki dirhem içseler ishal eder. Safrayı çıkarır. Ve siyatiği giderir. Evet, gerektir ki ishalden sonra azıcık su içeler. Göz zahmetine fayda eder. Eğer zeytinyağıyla karıştırıp felce ve siyatiğe sürtseler fayda eder. Bedeli ayrık otudur (İdhir). Ona adhır derler. Yarı kadar kebere köküdür. (Kullanıcı Notu: Nüsha Farkı - Azıcık su içeler kısmından sonrası bir nüshada şöyledir: Eğer tohumunu içseler idrarı ve adet kanamasını yürütür, eğer şarapla içseler tetanoz zahmetine fayda eder, eğer zeytinyağı ile karıştırsalar felce ve siyatiğe sürtseler fayda eder, bedeli ayrık otudur [İdhir] ona adhır derler, ya yarı kadar kebere kökünü. Vesselam.)
[Ibn Baytar]

Heyufarikun: Bir ottur. Çiçek ve yaprak bakımından üç kısımdır. Biri büyük ve yaprakları yaş, nane gibidir. Ve bir türü bir karış kadar uzanır. Yaprakları sedef otu (suzab/sezab) gibi olur. Ve bir türü dahi onlardan daha küçüktür. Tamamının kokusu keskindir (hiddetlüdür). Ve arpa şeklinde siyah tohumu (bizri) olur. Tamamı güneş İkizler (Cevza) burcuna indiğinde yetişir. Ve kuvveti on yıla değin kalır. O, büyük panzehirin / antidotun (tiryak-ı kebir) bileşenlerindendir (anasırındandır). Faydası büyüktür. Üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Hangi türü kullanılırsa kullanılsın felce (falic), uyuşukluğa (hadra), siyatiğe (ırku'n-nesa), guta (nıkris) ve kulunca fayda verir; hatta içinde pişirildiği bir zeytinyağı ile yağlanmak sıtmaları (hummiyatı) yok eder, hususan dört gün (rub') sıtmasını. Sedef otu tohumu ile tıkanıklıkları (süddeleri) açar; Ascites/Dropsy (istiska), sarılığa (yarakan), bağırsak hastalıklarına (haşa), idrar zorluğuna (asr-ı bevl), adet kesilmesine, bel ve diz ağrısına son verir. Zehirleri (ağuları) def eder, yaraları bitirir ve izlerini yok eder (içmekle ve sürmekle). Mukul ile birlikte basurları düşürür; aynı şekilde anne karnındaki bebekleri (ceninleri/ecinneyi) düşürür (iskat eder) amma o, baş ağrısı (suda') doğurur. Ayva (sefercel) onun ıslah edicisidir. Böbreklere zararı vardır. Kitre (ketire) onu ıslah eder. Küçük türünden şerbeti bir miskal ve büyüğünden bir dirhemdir; eğer bir kimse onda ishali kuvvetlendirmek isterse yapışkan hıltlar (ahlat-ı lezce) için bal ile içsin. Bedeli: Misli miktarınca ayrık otu (İdhir) ve yarısı miktarınca (nısfınca) kebere kökü (aslı'l-keber) ya da çöven (şeytarac) ve yaban havucudur (kurdumana). Ve bir sözde demişler ki bedeli dereotu tohumudur (şebet bizri). Akasma (faşira) ve belesan tohumu (habb-ı belesan) değildir.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]


Kılıç otu: Tabiatı sıcaklık ve kurulukta ikinci dereceye varır. Faydası, eğer bu otun tohumunu dövüp ve kaynatıp içseler böbrekte ve mesanede olan taşları eritir ve çıkarır, zehirli (semmiyetli) hıltları ıslah eder. Zehirli hayvanların soktuğu yere yakı edip vursalar zehrini def eder. Adı geçen otun çiçeğinden iki dirhem miktarı dövüp toz ilaç (sufuf) edip sıcak su ile içirseler insan bedenini temizler (pak eder), hayata sebep (bais) olur ve zehirli zararları def eder. İdrarı söktürür, ter getirir ve kadınların adet kanamalarını açar. Üç günde bir tutan sıtmaya ve dört gün (rub') sıtmasına ve kalça ağrısına fayda verip kanı ıslah eder. Adı geçen otun çiçeğini damıtıp (taktir edip) kullansalar sözü edilen faydaları Allah'ın izniyle bu dahi işler ve buna benzer hassaları çoktur, hekimin görüşü ile olacak. Ve eğer adı geçen otun çiçeğini toplayıp susam yağıyla güneşte terbiye (perverde) etseler, ağrılara ve sızılara sürülse (tıla) bütün ağrıları sakinleştirir. Sözü geçen yağı merhemlere katsalar eski ve yeni yaraları Allah'ın emriyle ıslah eder, buna benzer hassaları dahi çoktur, gaflet olunmaya.
[Terceme-i Cedide Fil Havassil Müfrede]



(Not: Bazı isimler, macunlarda vs. gelirse bilinsin diye aktarıyoruz.)
İsfereg (Isfareg): Ve ısfareg dahi derler. Heyufarikuna benzer bir ottur, acıdır. Tıp kitaplarında yoktur. Yunan tabipleri kitaplarında, Rum ve Latin kitabında esirud derler. Heyufarikun türüdür.
İsfereg derler. Heyufarikuna benzer bir ottur.
Camiü'l-lahm (Dokuyu kaynaştıran): Kantarondur.
Centuriye: Süpürge gibi bir ottur. Kantaron derler. İki türü olur. Küçük kantaron derler. Çenturiyun dahi derler. Efrenc lisanı üzere yüz dallı demek, yani yüz budaklı demek ister.
Dazi: Heyufarikun derler. Hufarikun dahi derler. Sarı çiçekleri olur, sarmaşık gibi olur. Sonra yemişi kızarır.
Rummânü’l-enhâr: Hufarikun türündendir. Şam'da buna abdusamen dahi derler.
Semkutin: Şeyh Davud'un sözü üzere hayyü'l-aleme ve kantarona derler.
Azizü'l-kebir: Büyük kantarondur.
Azizü's-sagir: Küçük kantarondur.
Kerniyun: Eşek kulağı derler.
[Nizamül Edviye]

Erişim kontrol ediliyor…

Orijinal Tarihî Metin

Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.

KANTARYONU KEBİR عزيز عنعتلي azizi anateli: el-Mâhiyyetü: Denildi ki aziz-i sağir ve aziz-i kebir kantüriyün-ı kebire ıtlâk olunur ve onlarda olan kelâmı babu’l-kafa tehir eyleriz. Amma aziz-i anatelinin beyânı budur ki Disküridüs dedi ki o deva şelcem-i bostanidir ve onda olan kelâmı bâbu'ş-şine tehir eyleriz. Har ve yabistir, rahim ağrılarına nafi dir. Veca'ı mefasil için hukneye katsalar nafi dir. [Lehçetül lügat]

Orijinal metnin devamı kilitli

Erişim kontrol ediliyor…

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.