🍵 Şaraplar ve Şerbetler 🍵
Bozalar, Nebizler ve Diğer Fermente İçecekler
Serbest metin
Fukkâ' / Nebîz / Bûzec / Boza / Mizr / Sûbiyâ
Tanımlar:
FERMENTE VE DISTILE İÇECEKLER (DİYETETİK)
1. Fukkâ‘ (Köpüklü Malt Şırası / Ekmek Kvassı)
Tanımı: Hububattan (özellikle arpa veya has undan yapılmış ekmekten) fermente edilen, asitli, gazlı ve hafif alkollü bir içecektir. İsim kökeni Arapça köpürmek/kabarmak anlamına gelen fakkaa (فقاع) kelimesinden türemiştir.
İmalat Metodu: Fırınlanmış ekmeğin (hubz-ı matbûh) kereviz ve nane ile suda bekletilerek fermantasyona bırakılmasıyla elde edilir. Mayasız hamur ekmeğinden (acîn-i fatîr) yapılanları kalitesiz kabul edilir.
Tıbbi Etkisi: Gaz yapıcı (neffâh) ve sinir sistemi için muzır kabul edilir. Ancak sıcak mizaçlı miydelere harareti teskin etmesi amacıyla verilir. İçinde bekletilen fildişini yumuşatacak derecede laktik asit ve asetik asit içerir.
2. Nebîz (Fermente Şıra / Meyve Şarabı)
Tanımı: Arapçada "bırakılmış, kendi haline terk edilmiş" anlamına gelen menbûz kelimesinden türemiştir. Üzüm dâhil şeker içeren her türlü meyvenin (hurma, incir vb.) veya balın suda mayalanmaya bırakılmasıyla elde edilen fermente içeceklerin genel adıdır.
Türleri:
Cemhûrî: Üzüm şırasının kaynatılarak hacminin yarısı (nısfı) kalıncaya kadar uçurulması ve ardından fermente edilmesiyle yapılan bir nebîz türüdür.
Müselles: Şıranın üçte ikisi (sülüsânı) gidip üçte biri kalıncaya kadar kaynatılmasıyla elde edilen alkollü veya tatlı içecektir.
Mey-puhtenc: Şıranın dörtte biri (rub'ı) uçurularak yapılan yoğun kıvamlı nebîzdir.
Tıbbi Etkisi: Yoğun besleyicidir ancak fazla tüketimi dimağa fâsid buharlar göndererek baş ağrısı (sudâ') ve tıkanıklık (südde) yapar.
3. Bûze (Boza / Mizr)
Tanımı: Darı, arpa, buğday veya kepek gibi tahılların mayalandırılmasıyla elde edilen yoğun kıvamlı, ekşi bir fermantasyon ürünüdür.
Mizr: Bozanın Antik Mısır literatüründeki karşılığıdır. Özellikle arpa ve olgunlaşmamış hurma koruğu (büsr) suyuyla yapılan, serhoşluk edici gücü yüksek, ekşi ve ağır bir türdür.
Tıbbi Etkisi: Bedeni semirtir ve idrar söktürür. Ancak miydeyi gevşetip hazmı bozar, bağırsaklarda gurultu (kurkur) ve gaz yapar. Panzehiri bişmiş nohut (leblebi) çiğnemek veya asel (bal) katmaktır.
4. Sûbiyâ (Sübyâ / Pirinç Bozası)
Tanımı: Pirinçten imal edilen özel ve kaliteli bir boza (bûze) çeşididir.
İmalat Metodu: Pirinçten bir bulamaç/lapası hazırlanır; içine kuru üzüm usâresi, tarçın, karanfil ve besbâse (mace) eklenerek hava şartlarına göre 1 veya 2 gün fermente edilir.
Tıbbi Etkisi: Arpa ve darı bozalarından çok daha besleyicidir. Göğüs ve akciğerdeki balgamı keser, karaciğer ile dalak tıkanıklıklarını açar ve diğer bozalar gibi tıkanıklık (südde) yapmaz.
5. Arak (Etanol / Damıtılmış Alkol)
Tanımı: Arapçada "ter" anlamına gelen arak (عرق), imbikten damla damla süzülme (distilasyon) teknolojisini ifade eder. Şekerli meyve posalarının fermente edildikten sonra damıtılmasıyla elde edilen yüksek dereceli etil alkoldür (etanol).
Mükerrer Alkol: Etanolün imbikten iki veya üç kez geçirilerek fraksiyonel distilasyonla saflaştırılması (rektifiye edilmesi) sonucu elde edilen çok yüksek dereceli (%70-80'lik) alkol ruhudur (aqua vitae).
Tıbbi Etkisi: Üçüncü derece sonu ve dördüncü derece başında mutlak surette sıcak ve kurudur. İç organları ve karaciğeri yakıcıdır. Şok ve hipotermi gibi acil durumlarda geçici bir periferik vazodilatör (ısıtıcı) ve antispazmodik (sancı kesici) olarak kaydedilmiştir.
Nebiz ve boza(bûzec) ve boza soğuk ve yaştır tabiatta.
Faydası mideyi ısıtmasıdır
Lakin kulunç eyler ishal eder
Yeyince ud macunu(cevâriş-i ûd) ol gider.
[Tutmacı - Tabiatnâme]
Mahiyeti Hakkında: Fukkâ' yani nebiz ve bozadır(bûzecdür) ki onun nevileri vardır. Ve bütününün aslı ve en iyisi(aslahı) o fukkâ'dır ki onun yapılışı has ekmek ve nane ve kerevizden yapılmış olandır, zira pişmiş ekmekten yapılmış olan fukkâ' mayasız hamur ekmeğinden yapılmış gibi değildir belki daha iyidir. Musannif “pişmiş ekmek” ile kepeği çıkarılmış ve maya katılmış ve olgunlaşmasında(nudcunda) iyi edilmiş ekmek murat eder ve “mayasız hamur ekmeği” ile maya katılmamış ve olgunlaşması(nudcu) iyi olmayan ekmeği murat eder.
Özellikleri Hakkında: Fukkâ' şişiricidir ve yaramaz hıltları tevellüt ettirici(meydana getirici) ve gıdası yaramaz(redî) olur. Ve onun içinde suda bekletilen(nak' olunan) fildişi yumuşatılıp onda amel kolaylıkla olur. Pes fukkâ'ın bütünüyle hayvan azası kıvamından çıkarılmasını ve zararını sen ona kıyas eyle. Velakin has ekmekten kereviz ve nane ile yapılmış olan fukkâ'ın keymusu iyi olmakla hararetlisine muvafık olur.
Mafsallar Aletleri Hakkında: Sinirlere cidden zararlı olur.
Baş Organları Hakkında: Beyin perdesine zararlı olur.
Beslenme Organları Hakkında: Has ekmekten yapılmış olan fukkâ' sıcak mideye iyi olur.
Boşaltım Organları Hakkında: Arpadan yapılmış olan fukkâ' sidiği idrar eder ve mesane ve böbreklere zararlı olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Soğuk ve yaştır boza ve semirtir er İlla ki her zaman bol idrar eder Karın içinde gerçekten kur kur eder Bal ile o da defolur gider.
[Tutmacı - Tabiatnâme]
Boza ve onun emsalidir ki hububattan eydürler. Bu eğerçi mürekkep devalardandır az eczalı olduğu için müfret devalarda zikreyledi. Yaramazdır mideye ve sinire ve beyne şişiricidir tevellüt eder yaramaz hıltları.
[İbnü'n-Nefîs - Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Bit': Mest edici bir şaraptır, ama hurma şarabıdır. İhtiyarat sahibi ve Minhac sahibi bal nebizidir demişler. Cami sahibi hurma nebizidir der. Nun babında nebiz sıfatında zikrolunur. Cemhûrî: Üzümden olan şaraplara derler. Minhac sahibi sözü üzere üç yıl geçerse şarap derler. Ama en sahihi odur ki cemhûrî cümle beyninde üzüm nebizi derler ki yarısı kalır. Sonra müselles pişirirler, eğer üçte ikisi gidene kadar pişirilirse müselles derler. Eğer çeyreği giderse mey-puhtenc derler. Şeyh Davud sözü üzere az kaynayan üzüm suyuna derler. Serbâ: Sermâ dahi derler, Şeyh Davud sözü üzere nebiz makulesidir.
Sûbiyâ: Sübyâ derler pirinçten ederler bir bozadır. Göğüsten ve akciğerden balgamı keser. Ciğerden ve dalaktan tıkanıklıkları açar ve sidik zorluğuna faydalıdır. Ve baharat katarlar. Şehvete ve hazma dahi yardımcıdır. Şeyh Davud sözü üzere bu nevi pirinç bozasına birinci bulamaç edip azıcık kuru üzüm usaresi ve tarçın ve karanfil ve besbase katıp günlerine göre bir günden ve bazı vakit iki günden sonra içeler.
...
Fukâ': Bozadır. Boza dedikleri çok nevi olur, arpadan eyledikleri sarhoşluk verir. Eğer mayasını çok koyarlarsa tabiatı mülayim eder, sidiği filhal idrar eder, ama hararetin hiddetini keser. Bozanın tabiatı bozasına göredir. Ebu Cerih sözü üzere sıcak ve yumuşatıcıdır. Eğer tadı muvafık boza ise hassalara zararlıdır, mesela pirinç bozasının hazmı aladır, tatlı olagelmiştir, ama arpa bozası yaramaz hılt getirir, mideye dahi yaramazdır ve mide bulantısı getirir ve burundan ve beyinden defetmekle şişkinliği gider, ama azar azar gider, zira gayetle ekşiliğinden olur ve böbreğe ve mesaneye ve sinirlere dahi zararlıdır ve ekmekten eyledikleri boza dahi bundan hararetlidir. Bunların zararını pişmiş nohut gibi kavurup ona halk leblebi der, ıslah eder. Ama bir cins boza vardır bu diyarlarda meşhur değildir. Bal katarlar, arpa unundan ederler, içine tarçın ve sümbül ve karanfil ve karabiber koyarlar ve azıcık acı topalak katarlar, bu nevi yemeğe yardımcı olur, hazmettiri ve adamı etlendirir, ama devamlı olarak o bir bozalar gibi veyahut zamanında eyledikleri yaş bozalar gibi ziyade içmeyeler. Ve bir nevi dahi olur kereviz ve nane katarlar, pişmiş ekmekten ederler. Bunun zararı azdır, nar suyu ile ederler, gayetle latiftir, harareti söndürür ve susuzluğu sakin eder. Takvimü’l-Edviye sözü üzere safravi mizaca ve sıcak sıtmalara muvafıktır, ama bu diyarlarda kullanılmaz.
....
Kûminî: Asıl boza dedikleri budur ki Mısır ehli mezr derler. Mim babında mezr diye zikrolunur. Mizr: Boza ve ekşime derler. Türklerde dahi ekşime ve hoş-berd derler. Arpadan ve buğdaydan ve ekmekten ve kepekten ve darıdan eyledikleri ve Rum’da meşhur olan boza budur. Baş ağrıtır, sinire zarar eder ve yaramaz hılt eder. Arpadan ve buğdaydan ve darıdan olan sarhoş eder ama ferah verir. Eğer çok içseler gönül döndürür, belki kusturur, ekşi geğirtir, burnundan fitil fitil getirir ve yelleri dahi çok eder, sidiği yürütür. İlacı geri kusmaktır. Bazen ishal eder ama kusarlarsa midede olan balgam bile çıkar. Ama pirinçten boza ederler, onun adına sûbiyâ derler, bunlardan yeğdir, bunlardan artık semirtir ve tıkanıklık dahi getirmez, hususan tatlı ola.
....
Mezr: Bozadır. Mizr dahi derler. Nebîz: Ekşi hoşaf demektir ve şarap demek dahi olur, taze üzümden olmayan nevi şaraba nebiz derler. Ve asıl pekmeze ve müsellese dahi derler ve bazı yerlerde hurma şarabına ve hurma pekmezine dahi hurma nebizi derler ve kamış ballarına dahi nebiz derler. Ve hurma balı demek lazım iken hurma nebizi derlerse hurma şarabı demek olur. O takdirce her birini başka başka mümkün olan mertebe beyan edelim. Dillerin tafsili ile tahrir etmek kabil olandan değildir, aşırı teferruatlı olur. Nihayet her birinin ismi mahallinde mevcuttur, maksadı olan nazar eyleye. Mesela hurma nebizi ki hurma şarabıdır, eğer hurma eğer şaraptır, bütün lazım olan diller ile mahallerinde vardır. Bazıları nebize dûşâb dahi derler, ama dûşâb hurmadan akan bal gibiden alınandır yani hurmayı bir yere koyarlar, altına bal akar ona dûşâb derler.
.....
Nebîzü’t-temr: Hurma şarabı derler. Farsçada şarab-ı hurmayi derler. Alası taze olmaktır. İhtiyarat sözü üzere sıcak ve rutubetlidir/yaştır. Bedeni semirtir ve azıcık ishal edicidir, çok gıda verir ve ısıtması dahi vardır ve sair nebizlerden daha kalındır-yoğun kıvamlıdır. Ve tıkanıklıktan korkulur ve yaramaz kan ve sevda tevellüt ettirir ve sinire ve hassalara iyi değildir, ancak ekşi nar zararını defeder.
.....
Nebîz-i dûşâbî: Taze hurmadan aktığı tatlıdan eyledikleridir. Tabiatı İhtiyarat sözü üzere sıcak ve rutubetlidir/yaştır, ama harareti hurmadan azdır. Tabiatı ishal edicidir. Çok gıda verir ve hurma nebizinden daha kalındır, inmesi geçtir ve çok yel eyler ve belki tıkanıklık tevellüt ettiricidir, hususan gayetle tazesi ola.
.....
Nebîzü’l-asel: Bal suyu dedikleri şaraptır ki Farsçada şarab-ı engübin derler. Balı şerbet ederler, içine bir iki akçalık yaş boza koyarlar, maya olur. Ama asıl bozaya koydukları maya ki ona salât derler, arpayı ıslatıp saçaklanıncaya dek yere gömerler, ondan değirmende çekerler, bulgur gibi edip bozaya ve bal suyuna dahi koyarlar. Eğer bunu bal suyuna koysalar, ondan sonra o bal suyu destisini dışkı içine yarısına değin gömseler ve üstüne bir ağır kebe örtseler sıcaktan bir gün bir gecede kamil olur, sarhoşluk dahi verir. Ve bazı yerlerde bal suyuna maya olmak için bazı taze otlar ve taze tohumlar koyarlar, meşhurdur. Bal suyunun mizacı şaraptan sıcaktır ve kuruluğu dahi vardır. Mide rutubetine ve soğuk mizaca ve soğuk marazlara faydalıdır ve balgami soğuk mizaçlılara muvafıktır, hususan sıcak otlar ile olmuş ola, ama ziyade baş ağrısı olur. Ve hararetli mizaca asla münasip değildir ve safra tevellüt ettiricidir ve baş ağrıtır. Ve sıcak mizaçlıya yaramaz kan tevellüt ettirir, ondan sevda hasıl olur. Ekşi nar ve ayva vereler ve muklı nar ile dövüp suyunu alıp içireler, ama gutu olanlara soğuk gut ise bal suyu münasiptir, tatlı bal şerbeti dahi muvafıktır.
.........
Nebîzü’l-fânîz ve’t-tîn: Ak şeker ve incir şarabıdır. İshal edici tabiattadır ve safravi mizaca muvafıktır ve illetlilere münasiptir ve göğse ve akciğere faydalıdır. Bunun ısıtması göz uyuzu ve kaşıntı getirir. Bütün nebizlerden ve şaraplardan aşağıdır.
.........
Nebîzü’z-zebîb: Mâ'ize derler kuru üzüm nebizidir. Mâderyû dahi derler. Tabiatı sıcak ve rutubetlidir/yaştır. Bunun harareti siyah şarap hararetinden azdır, eğer sıcak otlar koyarlarsa siyah yoğun kıvamlı/kalın(galiz) şarap [olup] hararetiyle beraber olur. Mide rutubetine faydalıdır, ama faydası şarap faydası kadar yoktur ve ishal edici tabiattadır. Eğer bal katsalar sıcak ve kuru olur. Soğuk mizaçlılara ve soğuk illetlere faydalıdır ve sidiği dahi idrar eder ve böbrek ve mesaneyi kızdırır ve taş olacak atık-fazlalık maddeleri(fazalâtı) çıkarır ve tabiatı bağlar. Ama yalnız kuru üzümden ederlerse çok gıda verir ve bundan hasıl olan kan kötü kokulu olur yani kokar ve gayrı şaraptan olan kan yoğun kıvamlı/kalın(galiz) olur ve tez sevdaya dönüşür, sevdavi mizaç bundan kaçınmak gerektir. ......
Nebîzü’n-nârcîl: Hindistan cevizinin nebizidir. Farsçada şarab-ı nargil derler. Bunun sarhoşluğu sairlerinden çoktur ve ısıtıcı ve yumuşatıcıdır. Arka ağrısına gayetle faydalıdır ve soğuk hıltı olan böbreğe dahi faydalıdır. Bunun şarabı şaraplarda zikrolunmuştur.
..........
Nebîzü’l-hınta ve’ş-şa'îr ve’l-câvers ve’t-tibn: Buğdaydan ve arpadan ve darıdan ve samandan eyledikleri şaraptır. Fiili sairlerinden aşağıdır. İçi yumuşatır, sidiği idrar eder. Ve bu şarapların ateşte olmuşunun güneşte olmuşunun harareti ziyadedir, alevi gövdeye yayılır ve sıtmalı kişilere dahi yaramazdır ve baş ağrıtır.
...... BURDAN SONRASI: ALKOL
Not: Bu metni "alkol" başlığı altına da kopyalamayı düşünüyoruz. Burada arak yani kimisine göre rakıdan bahsedilir ancak günümüzdeki rakı olarak çevirmek doğru değildir.
Arak (عرق) kelime anlamı olarak "ter" demektir. İmbikten damla damla terler gibi süzüldüğü için damıtılmış yüksek alkollü içkilere bu ad verilmiştir.
Anason: Metinde "Alkolün (arağın) yellerini anason katsalar giderir" dediği kısım, bugün bildiğimiz Rakı veya Levantenlerin Uzo / Arak kültürünün doğuş aşamaları olarak kabul edilebilir, ancak bildiğimiz etil alkol(etanolü), rakı olarak çevirmeyi doğru bulmadık çünkü burada kastedilen anasonlu günümüz içeceği olan "rakı" değil, şuanda Arak ismiyle satılan İran'daki rakı/arak çeşidi de değil, bildiğimiz etanoldür. Gelelim metinlere; Devamen:
"Ve bu şarapların meyvesinin sıkıntısından damıtıp alkol(arak) ederler ve sair taze meyvelerden dahi ederler. Tabiatı üçüncü ahirinde ve dördüncü evvelinde sıcak ve kurudur derler. Alkolün yellerini anason katsalar giderir ve tarçın ve karanfil ve safran ve kırmız ve misk katarlarsa ona efsun gülü derler, ziyade kızdırıcıdır. Ve mükerrer alkol derler bir alkol çeşidi dahi vardır, katı keskin olur. Bu nevi Fransa vilayetinden çok gelir, hiddeti cümlesinden ziyadedir(Kimi tahminlere göre Fransızlar etanolü birkaç kez fazladan damıtarak saflığını arttırmayı keşfetmişti ve bu Fransa'dan gelen etanol dediğinin daha hiddetli ve tehlikeli olmasının sebebi buydu). Alkol içmemiş kişi yirmi otuz dirhem miktarınca içse helak eder, ama alışkın olanlara zarar etmez, ancak azar azar ciğerini yakıp bir maraza müptela eder. Asla alkol içmek reva değildir, meğer bazı kavi sancı tutsa alkole öğrenmiş kişilere bir fincan verseler sancısını keser. Ve kar ve kış günlerinde kar ve buz içinde kalıp veya soğuk suya düşüp ateşe yetişmeye kudret olmadığı zamanda bir iki fincan alkol içseler bedeni kızdırır. Ve her bar alkol içmek lazım gelse içine şeker katalar veyahut şeker şerbeti katalar, hiddetini keser. Alkolün baş ağrısı zamanında üzerine soğuk su içseler bedene titreme getirir, ziyade sakınmak gerektir ve ciğer dahi hasar görür. "
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Mizr: Boza. Baş ağrıtır. Sinire zarar eder. Yaramaz hıltlar eder. Arpadan ve buğdaydan ve darıdan olan gayetle sarhoş eder. Gönül döndürür ve kusturur. Ve çok yel eyler. İlacı budur kim, içip kusalar vakit olur ishal dahi eder sidiği yürütür. Eğer içip kusalar midede irkilen balgamı çıkarır.
.....
Nebîz: Üzümden arpadan ve buğdaydan ve baldan ve hurmadan düzülen şaraptır. Çok gıda olur. Yoğun kıvamlı/kalın(galiz) kan olur. Sevdalı ve melankolisi olan ve dalağı şişen kişiler kullanmayalar. Bal katılmışı mideyi az kavi eder. Ve içi az kabız eder. Sidiği yürütür. Yelleri dağıtır. Böbreği ve kavuğu kızdırır. Taşları dağıtır. Akciğere ve göğse fayda eder artık hıltları çıkarır. (Bal şarabı gayetle katı kızdırır tez safraya döner). Safraya ve sıcak mizaçlı kişilere tez zarar ede. Yaşlılara ve balgami kişilere fayda eder. Ve sıcak ciğerli kişilere sinirleri zayıf olan soğuk hastalıkları olan kişiye fayda eder. Şu şarap ki içine acı badem koyulmuş ola gayet aşırı ısıtıp-kızdırır. Kulunç ve böbrekteki taş ve ciğerinde tıkanıklıkları ve dalağında şişi olana fayda eder, evet tez safraya döner. Ve göz ağrıtır ve baygınlık/kendinden geçme getirir. Şekerden olan şarap böbreğe ve kavuğa fayda eder. Sidik yanmasını giderir. Ve tutulmasına fayda eder. Evet baş ağrıtır. Mükerrer şekerden olan, göğse ve akciğere ve arka ağrısına fayda eder tabiatı ishal eder kulunç olmasını meneder. İncirden olan, göğse ve akciğere ve böbreğe ve kavuğa fayda eder. Ve bedeni semirtir. Artık hıltları giderir. Ve kaşıntı ve uyuz olan etlere dürtseler fayda ede. Buğdaydan ve arpadan olan ve darıdan olan şaraptan aşağıdır kuvveti. Evet içi yumuşatır. Ve sidiği yürütür. Hindistan cevizinin şarabı kızdırır yumuşatır. Soğuk hıltlardan olan arka ve böbrek ağrılarına fayda eder. Bu zikredilen şarapların güneşte olmuşu katı kızdırır. Alevli gövdelere ve sıtmalara yaramazdır. Başı ağrıtır.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Nebîz: Arapçadır. Terk edilmiş yani terk edilmiş mamul olduğu günden içilme zamanına değin müddetinin uzunluğu için. Zira iyi olmaz. Ancak bu nevi ile o, şaraptan gayrı bütün sarhoş edici şeylere ıtlak olunur. Muhtelif nevileri içerir. Helal ve haram olmasında ihtilaf eylemişler. Elhasıl Ebu Hanife mezhebinde helaldir. Madem ki aklı zail eylemek kadarı olmaya Ebu Yusuf'un hilafınca ki onun katında Şafii mezhebi gibi azı ve çoğu haramdır şarap gibi. Ve çeşitleri maddeler hasebince, tesmiyeleri yine muhteliftir. Pes pirinçten tutulanına mizr derler ve kezalik sûbiyâ. Ancak bunu mizr gibi safi ve uzun zaman koymazlar. Ve mısırdan tutulanına tab' derler. Ve darıdan yahut kuru ekmekten tutulana boza derler. Ve arpa ve çıplak arpadan tutulanına gubeyrâ derler. Ve mısırdan tutulanına ıtlak olunur. Ve yemişlerden tutulanına mîzâ derler. Ve nardan tutulanına nâzûc derler. Mevziinde zikrolunsa gerektir. Ondan sonra bu neviler menfaati hasebince farklı olur. Ve şaraba yakın olanı kuru üzümden olanıdır, sonra şekerden, sonra baldan. Ve bunlardan gayrısı kemdir. Ve evvelkilerin kuralı odur ki kuru üzüm gibiden olanı on kadarınca suda bir gün ıslatalar, sonra yarısı gidinceye dek pişireler ve safi edeler. Ve tekrar safisini pişirip üçte biri kalınca, sonra altı ay ya eksik zarflara koyup ağızlarını pekitirler ve ondan sonra kullanırlar. Sonrasında ihtilaf eylemişler. Bazıları suyu beş kadarınca ederler ve bazıları üç kadarınca ve ama pirinç gibilerde kaide odur ki onu pişirip acılığı gidinceye dek ve üç kadarınca tatlı şeylerde istedikleri kadar ovsunlar, sonra bir hafta koyup ondan sonra safi ederler. Ve bazen olur ki bozalara ferahlatıcı şeyler, küçük hindistan cevizi ve tarçın ve kakule ve zencefil ve karanfil ve safran karıştırırlar. Ve en azı her birinden beş dirhem on ratl içindir. Pişirmezden evvel safi olunca bir hırkaya o eczaları bağlayıp içine salalar. Ve bazen istedikleri gibi bozaları boyarlar kızıl ve sarı gibi renkler ile. Ve kuru üzümden olan boza sıcaktır ikincide ve rutubetlidir/yaştır evvelkide. Kan tevellüt eder ve tıkanıklıkları açar ve yemeği hazmeder lakin beyni fasit buharlar ile doldurur. Ve pekmezden olanı bundan şiddetlidir. Ve şekerden olanının dahi tabiatı bunun gibidir lakin nekahet dönemindekiler için ve bedenleri zayıf olanlara ve sevdası ziyade olanlara ondan ufak ve daha iyidir. Ve baş ağrısı hafif ve tez zail olur. Ve kamış şırasından tutulanı hıltları gayetle yakar. Maahaza kıyas odur ki bu gayrısından daha latif ola ve ama baldan tutulanı sıcaktır ikincide ve kurudur. Hususan hıltları eritir/çözer(hall eder) ve neşe getirir ve duyuları kavi eder ve soğuk marazlara faydalıdır. Hususan felce ve titremeye o, şiddetli dallanandır. Ve soğuk mizaçlıların ve yaşlıların sıhhatini hıfz eder. Eğer bir kimse onunla lezzet ve fayda isterse biraz bal alıp ve onda birince iyi pişmiş ekmekten alalar. Ve bunun onda birince küçük hindistan cevizi ve onda birinin yarısınca her biri besbase ve karanfilden ve onda birinin üçte birince safrandan alıp bütünüyle suda pişirip acılığı gidinceye dek, sonra safi edip ve onda birince içine bal edeler. Tekrar rıfk ile pişirmesini iade edeler üçte biri gidinceye dek, sonra götüreler. Bu, tecrübe edilmiş amellerdendir. Bazıları bunu şaraba tafdil etmiş. Ve ama hurmadan tutulanı kemdir. Ve iyisi taze hurmadan ve kuruluğu ziyade olan kuru hurmadan tutulanıdır. Bütünü kanı yakar ve sevda ve cüzam ve fil hastalığı ve kanseri ve başta olan buharı tevellüt eder. Ve o, yaşlılara soğuk vilayetlerde gayrısından daha muvafıktır. Ve bunlardan gayrı bozaların hayrı yoktur aslen. Ve beyninde zayıflık olanlara evla odur ki nebizlerin bütün nevilerinden kaçınmalar eğerçi az ise de. Ve eğer bir kimse müptela ise ve terkine kadir değil pes onun üzerine bir şey kullana ki buharın beyne çıkmasını menede ve kusmaya devam eyleye.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Sûbiyyâ: Pirinçten eyledikleri bozaydı. Göğüsten ve akciğerden balgamı keser ciğerden ve dalaktan tıkanıklıkları açar ve sidik zorluğuna faydalıdır şehvete ve hazma dahi yardımcıdır. Şeyh Davud sözü üzere bu nevi pirinç bozasına birinci bulamaç edip azıcık kuru üzüm usaresi ve tarçın ve karanfil ve besbase katıp günlerine göre bir gün ve bazı vakit iki günden sonra içeler.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Fukkâ': Üzümden ve hurmadan gayrı nesnelerden ettikleri şaraptır ki ekşi olur ve şarap gibi leziz olup çok içilmez. Bu makulelerin lezzetinde ekşilik ve tatlılık ve dahi keskinlik olur. Arpadan ettikleri soğuk olur, sidiği yürütür, böbreklere ve beyin perdelerine ve sinirlere zarar eder ve şişirir ve yaramaz hıltlar peyda eder. Bu makulesinin içinde fildişini koyup ıslatsalar yumuşatıp dişe kolay ola. Bazen olur karabiber ve karanfil ve sümbül ve sedefotu ve kereviz katarlar. Bu makulesi karın içinde kurkurlar peyda eder. Bu makulesi cüzama faydalıdır. Bazen olur ekmekten ve kerevizden ve naneden ederler. Bu makulesi arpadan olandan iyidir. Mizaçları sıcak olanlara faydalıdır ve yeller ve şişirmek etmez ve sinire zararı azdır, iyidir. Şekerden ettikleri baldan olandan daha mutedildir(dengeli) ve mizaçları mutedil ve sıcak olanlara iyidir. Evla budur ki bu makule şarapları içmeyeler ancak aç karnıyla veyahut yemek hazmı sonlarında ve mideden indikten sonra içeler. Zira zikrolunan vakitlerden gayrıda içilse yemeği fesada verir. Baldan olan ve sıcak otlar ile olanı aç karnıyla içmeyeler. Meğerki midede yaşlıklar ve balgamlar çok ola bu takdirce caizdir. Arpadan ve ekmekten olanlara evla budur ki mastaki ve sümbül ve kakule katalar. Zira şişirmesini giderir. Tarhun, fukkâ'a lezzet verir ve ağaç kavunu yaprağı hoş rayihalı edip kalbe kuvvet verir. Bazen olur taze hurma ve kuru hurmadan ve kuru üzümden ederler. Kuru üzümden ve nar çekirdeklerinden ettikleri sairlerden iyidir, hususan eğer hoş rayihalı nesneler ile olursa ziyade olur. Fukkâ'dan her yirmi ratla bir miskalden ziyade hoş rayihalı nesne katmayalar. Taze hurmadan ve kuru hurmadan olan fukkâ'lar başı ziyade ağrıtır ve ciğere zarar ederler ama mideye gayrılarından daha kolaydır. Fukkâ'ların en soğuğu arpadan olanıdır ondan sonra ekmekten olandır ve cümleden ziyade sıcak olanı baldan olandır ki sıcak otlar ile ola ondan sonra sıcak otsuz olandır ondan sonra kuru hurmadan olandır ve cümleden iyisi kuru üzümden olandır ki nar çekirdeği ile ola. Evla budur ki mastaki ve nane yaprağından gayrı katmayalar ve azıcık tarhun katalar.
.....
Mizr: Bir nevi şarap ismidir. Mısır’da arpadan ederler, pirinçten olana dahi derler. Mısır’da Karalar ederler, hususan hurma koruğu pişirdikleri su ile oldukta kavi olur. Tabiatı sıcaktır, ziyade buhar eder, geç hazmolur, Arap şerbetinden yaramazdır, sinirlere zarar eder, baş ağrıtır.
Çok içseler gönül dönmek ve kusturmak ve yeller peyda eder. Onunla kusmak için iyidir. Zira safravi ve balgami olan hıltları harekete getirir. Evla budur ki mümkün olduğu kadar ondan sakınalar. Eğer zaruri içmek vaki olursa geri kusalar ve tabiatı ishal edeler ve sidiği idrar eder nesneler ve koklamakla ve başa/bedene su dökmekle yelleri dağıtır nesneler kullanalar ve hamam ve beyne kuvvet verir nesneler kullanalar.
......
Nebîz: Arapça isimdir. Terk edilmiş yani bırakılmış manasına ism-i mef'ul manasında fa'îldir. Hurma ve sair zikrolunacak nesneleri suda yatırıp veyahut kaynatıp ondan sonra durup suyu keskin ve sarhoş edici oldukta nebiz derler lakin nebiz diye ıtlak olundukta yiyeceklerden birkaç nesnelerden ki zikrolunur onlardan olana mahsustur. Evvela nebiz, kuru üzümden olandır. Tabiatı sıcak ve rutubetlidir/yaştır ama harareti güneşte durmuş olandan ve pişirilmiş olandan aşağıdır. Bir miktar tutuculuğu/büzücülüğü(kâbızlığı) dahi vardır. Mideye kuvvet verir ve karnı şaraptan ziyade tutup kabz eder ve gıda verir ve ondan hasıl olan kan muhkemdir ve kavidir ama sevdavi hıltlara dönmesi teztir. Evla budur ki sevdavi marazlardan ve hıltları yakılmaktan havfedenler ve şişleri olanlar veyahut şişler olmaktan havfedenler ve dalakları olanlar onu içmekten sakınalar. Ama mideleri zayıf olup zereb dedikleri ishali olanlar onu kullanalar ve müselles veyahut şaraptan çok içip yangınları olanlara iyidir. Bazıları bal katarlar. Pes sıcak olup kuvveti ziyade olur ve bedenin her tarafa yürümesi ziyade olur. Bal ile olanı sidiği idrar edici(söktürücü) ve yelleri dağıtıcı olup böbrekleri ve kavuğu sıcak eder ve içlerinde olan yaramaz hıltları ve taşları dışarı eder ve cimaya tahrik eder ve göğsü ve akciğerleri cilalandırıp pak eder. Bazıları eti parça parça pişirip ona katarlar ve havadan muhkem hıfzederler ta cümlesi alışıp bir oldukta kullanırlar. Bu makulesi mizaçları soğuk olup meşakkatli olanlara ve açlık marazı olanlara faydalıdır ve bedene kuvvet verir. Bedenlerinin her tarafına yemek erişmeyenlere iyidir ve cimaya tahrik eder ama hazmı geçtir ve et istiskası (istiskâ-yı lahmî) peyda eder. Islahı hoş rayihalı sıcak otlar ve sidiği idrar eden devalar iledir ve ondan çok kullananlar ekser zamanda bedenlerinden sevda ve sair yoğun kıvamlı/kalın(galîz) hıltları çıkarmaya ve kan aldırmaya mukayyet olalar. Nebiz etmede kural budur ki bir cüze üç cüz su koyalar, hususan hurma ve kuru üzüm ve kuş üzümü dedikleri ufak kuru üzüm ki kuş üzümü demekle maruftur bunlara bu kadar su koyalar ondan sonra şu mertebe kaynatalar ki suyun üç payından iki payı gidip bir payı kala. Bazıları üç paydan biri veyahut yarısı gitmek kafidir derler ondan sonra bir kaba koyup dura ta kendinden muhkem olup durula. Ama baldan olan nebiz ziyade kızdırıcı ve ısıtıcıdır, safraya tez döner, mizaçları sıcak olanlara zarar eder, şaraptan sıcaklığı ziyadedir, kocalara ve balgamlılara soğuk olan vilayetlerde faydalıdır. Sinirleri zayıf olup soğuk marazları ve yüzü ve gözü şiş olanlara muvafıktır, iyidir. Ama aç karnıyla içenlere ve hararetten kanları az olup arık olanlara ve ciğerleri sıcak olanlara zarar eder. Ama dâdî dedikleri arpa gibi daneler ki beyan olunmuştur ondan olan nebiz yaramazdır, baş ağrıtır, hususan kocalara iyi değildir lakin basur dedikleri çıbanları olanlara iyidir. Ama hurma ve seylan ve pekmezden olan nebizler bütün mideden muvafık olmayıp karın içinde yeller ve kurkurlar peyda eder ve mide ve bağırsaklara ve beyne zarar eder, hususan eğer yaramaz alçak hurmadan olursa veyahut kışa yakın zamanlarda olan ve tamam kemalini bulmamış olan hurmalardan olursa ziyade zarar eder. Ama tamam kemalini bulup gizli dedikleri hurma ki güneşte durmuş ola bu makule hurmadan olan nebizin şişirmesi az ve mideye muvafakiyeti dûşânî dedikleri hurmadan olandan ziyadedir lakin dûşânîden olan bedeni kabartıp semirtir. Ama şekerden ve şeker peynirinden olan nebiz mideye muvafıktır ve incedir, kavuğa ve böbreklere iyidir, sidiğin güçle gelmesine ve yangınına faydalıdır ama tez baş ağrıtır, hususan şekerden olan ziyade ağrıtır. Zira letafeti ziyadedir. Pes onun üzerine ayva veyahut eti ile birlikte nar sömürsünler. Şeker peynirinden olan nebiz göğüs ve akciğer ve böbrekler ve kavuğa iyidir ve sidik yanığına faydalıdır, semirticidir, kabartıcıdır ve ishal eder ve kaşıntı peyda eder. Mizaçları sıcak olanlara ıslahı rutubet ve soğukluk verir nesneler iledir ve ama buğday ve arpadan olan nebiz çok şişirici ve ağırlık vericidir ve onlardan olan sarhoşluk zebunluk ve gevşeklik verir, ferah vermez. Bazıları derler bunlardan olan nebiz sarhoş etmez mademki züvân yani delice katmayalar. Pes ondan katınca ziyade fasit olur. Muhassal budur ki arpadan olan nebiz yaramazdır, cimadan alıkoyar, yemeği hazmettirmez, iştahı düşürüp hıltları çiğ eder lakin karnı ishal eder, sidiği idrar eder. Pes bu iki vecihle faydalı olur. Islah olmasını murat edenler bal katıp safi edeler ve hoş rayihalı sıcak otlar mizaca muvafık olduğu kadar katalar. Ama darıdan olan nebiz ki Türkçede boza derler yaramazdır, ağırdır, mideye muvafık değildir, ziyade sarhoş eder, karnı tutup kabz eder ve zayıf olan ve rutubetli olan mideye kuvvet verir ve gıda verir ama iştahı ve hazmı fesada verir ve cimadan alıkoyar, ziyade yaramazdır. Islahı bal katıp durup safi eylemektir ve koyusu içilmemektir ve yemek midede hazmolduktan sonra içeler. Ama pirinçten olan ki ona mizr derler ziyade sarhoş eder, tabiatı kabız edip rengini güzel eder ama cimadan alıkoyar. Bazıları derler eğer onu bal ile etseler mizaçları rutubetli olanları cimaya tahrik eyleye, yemek iştahını harekete getirir. Ama kuru ve arık bedenlilere zarar eder ve sill marazını peyda eder ve tabii mizaçları üzere kuruluk galip olanlara zarar eder. Islahı budur ki balık ve yengeçler yiyip onun üzerine içeler. Ama taze yemişlerden olan nebiz sarhoş edicidir ve tez fasit olur ve bedende kurkurlar ve şişirmeler peyda eder. Ama arpa ve darı ve gayrı danelerden olan yeğdir. Islahı bal ve hoş rayihalı sıcak otlar iledir. Ama hurma koruğu ve yaş hurma ki evvelce beyan olunmuşlardır bunlardan olan nebiz evvel derecede sıcak ve ikinci derecede kurudur, tutucu/büzücü(kabz edici), mideye kuvvet vericidir, ishali ve kusmayı tutucudur, baş ağrısı etmesi muhkemdir. Eğerçi baş ağrısı geç hasıl olur ama olduktan sonra zevali geç olur bu nebizde hoş rayihalılık vardır. O sebep ile mide ağzına kuvvet verir ve sidiği idrar eder. Mideden inmesini asan eden şeker peyniridir. Kuru üzümden olan nebizden sonra nebizlerin iyisi ve hoş rayihalısıdır.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Fukkâ'u'ş-şa'îr: Arpa fukkâ'ı sidiği idrar eder böbreği ve kavuğa ziyan eder.
[Kitab-ı Tıbb]
Tanımlar:
FERMENTE VE DISTILE İÇECEKLER (DİYETETİK)
1. Fukkâ‘ (Köpüklü Malt Şırası / Ekmek Kvassı)
Tanımı: Hububattan (özellikle arpa veya has undan yapılmış ekmekten) fermente edilen, asitli, gazlı ve hafif alkollü bir içecektir. İsim kökeni Arapça köpürmek/kabarmak anlamına gelen fakkaa (فقاع) kelimesinden türemiştir.
İmalat Metodu: Fırınlanmış ekmeğin (hubz-ı matbûh) kereviz ve nane ile suda bekletilerek fermantasyona bırakılmasıyla elde edilir. Mayasız hamur ekmeğinden (acîn-i fatîr) yapılanları kalitesiz kabul edilir.
Tıbbi Etkisi: Gaz yapıcı (neffâh) ve sinir sistemi için muzır kabul edilir. Ancak sıcak mizaçlı miydelere harareti teskin etmesi amacıyla verilir. İçinde bekletilen fildişini yumuşatacak derecede laktik asit ve asetik asit içerir.
2. Nebîz (Fermente Şıra / Meyve Şarabı)
Tanımı: Arapçada "bırakılmış, kendi haline terk edilmiş" anlamına gelen menbûz kelimesinden türemiştir. Üzüm dâhil şeker içeren her türlü meyvenin (hurma, incir vb.) veya balın suda mayalanmaya bırakılmasıyla elde edilen fermente içeceklerin genel adıdır.
Türleri:
Cemhûrî: Üzüm şırasının kaynatılarak hacminin yarısı (nısfı) kalıncaya kadar uçurulması ve ardından fermente edilmesiyle yapılan bir nebîz türüdür.
Müselles: Şıranın üçte ikisi (sülüsânı) gidip üçte biri kalıncaya kadar kaynatılmasıyla elde edilen alkollü veya tatlı içecektir.
Mey-puhtenc: Şıranın dörtte biri (rub'ı) uçurularak yapılan yoğun kıvamlı nebîzdir.
Tıbbi Etkisi: Yoğun besleyicidir ancak fazla tüketimi dimağa fâsid buharlar göndererek baş ağrısı (sudâ') ve tıkanıklık (südde) yapar.
3. Bûze (Boza / Mizr)
Tanımı: Darı, arpa, buğday veya kepek gibi tahılların mayalandırılmasıyla elde edilen yoğun kıvamlı, ekşi bir fermantasyon ürünüdür.
Mizr: Bozanın Antik Mısır literatüründeki karşılığıdır. Özellikle arpa ve olgunlaşmamış hurma koruğu (büsr) suyuyla yapılan, serhoşluk edici gücü yüksek, ekşi ve ağır bir türdür.
Tıbbi Etkisi: Bedeni semirtir ve idrar söktürür. Ancak miydeyi gevşetip hazmı bozar, bağırsaklarda gurultu (kurkur) ve gaz yapar. Panzehiri bişmiş nohut (leblebi) çiğnemek veya asel (bal) katmaktır.
4. Sûbiyâ (Sübyâ / Pirinç Bozası)
Tanımı: Pirinçten imal edilen özel ve kaliteli bir boza (bûze) çeşididir.
İmalat Metodu: Pirinçten bir bulamaç/lapası hazırlanır; içine kuru üzüm usâresi, tarçın, karanfil ve besbâse (mace) eklenerek hava şartlarına göre 1 veya 2 gün fermente edilir.
Tıbbi Etkisi: Arpa ve darı bozalarından çok daha besleyicidir. Göğüs ve akciğerdeki balgamı keser, karaciğer ile dalak tıkanıklıklarını açar ve diğer bozalar gibi tıkanıklık (südde) yapmaz.
5. Arak (Etanol / Damıtılmış Alkol)
Tanımı: Arapçada "ter" anlamına gelen arak (عرق), imbikten damla damla süzülme (distilasyon) teknolojisini ifade eder. Şekerli meyve posalarının fermente edildikten sonra damıtılmasıyla elde edilen yüksek dereceli etil alkoldür (etanol).
Mükerrer Alkol: Etanolün imbikten iki veya üç kez geçirilerek fraksiyonel distilasyonla saflaştırılması (rektifiye edilmesi) sonucu elde edilen çok yüksek dereceli (%70-80'lik) alkol ruhudur (aqua vitae).
Tıbbi Etkisi: Üçüncü derece sonu ve dördüncü derece başında mutlak surette sıcak ve kurudur. İç organları ve karaciğeri yakıcıdır. Şok ve hipotermi gibi acil durumlarda geçici bir periferik vazodilatör (ısıtıcı) ve antispazmodik (sancı kesici) olarak kaydedilmiştir.
Nebiz ve boza(bûzec) ve boza soğuk ve yaştır tabiatta.
Faydası mideyi ısıtmasıdır
Lakin kulunç eyler ishal eder
Yeyince ud macunu(cevâriş-i ûd) ol gider.
[Tutmacı - Tabiatnâme]
Mahiyeti Hakkında: Fukkâ' yani nebiz ve bozadır(bûzecdür) ki onun nevileri vardır. Ve bütününün aslı ve en iyisi(aslahı) o fukkâ'dır ki onun yapılışı has ekmek ve nane ve kerevizden yapılmış olandır, zira pişmiş ekmekten yapılmış olan fukkâ' mayasız hamur ekmeğinden yapılmış gibi değildir belki daha iyidir. Musannif “pişmiş ekmek” ile kepeği çıkarılmış ve maya katılmış ve olgunlaşmasında(nudcunda) iyi edilmiş ekmek murat eder ve “mayasız hamur ekmeği” ile maya katılmamış ve olgunlaşması(nudcu) iyi olmayan ekmeği murat eder.
Özellikleri Hakkında: Fukkâ' şişiricidir ve yaramaz hıltları tevellüt ettirici(meydana getirici) ve gıdası yaramaz(redî) olur. Ve onun içinde suda bekletilen(nak' olunan) fildişi yumuşatılıp onda amel kolaylıkla olur. Pes fukkâ'ın bütünüyle hayvan azası kıvamından çıkarılmasını ve zararını sen ona kıyas eyle. Velakin has ekmekten kereviz ve nane ile yapılmış olan fukkâ'ın keymusu iyi olmakla hararetlisine muvafık olur.
Mafsallar Aletleri Hakkında: Sinirlere cidden zararlı olur.
Baş Organları Hakkında: Beyin perdesine zararlı olur.
Beslenme Organları Hakkında: Has ekmekten yapılmış olan fukkâ' sıcak mideye iyi olur.
Boşaltım Organları Hakkında: Arpadan yapılmış olan fukkâ' sidiği idrar eder ve mesane ve böbreklere zararlı olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Soğuk ve yaştır boza ve semirtir er İlla ki her zaman bol idrar eder Karın içinde gerçekten kur kur eder Bal ile o da defolur gider.
[Tutmacı - Tabiatnâme]
Boza ve onun emsalidir ki hububattan eydürler. Bu eğerçi mürekkep devalardandır az eczalı olduğu için müfret devalarda zikreyledi. Yaramazdır mideye ve sinire ve beyne şişiricidir tevellüt eder yaramaz hıltları.
[İbnü'n-Nefîs - Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Bit': Mest edici bir şaraptır, ama hurma şarabıdır. İhtiyarat sahibi ve Minhac sahibi bal nebizidir demişler. Cami sahibi hurma nebizidir der. Nun babında nebiz sıfatında zikrolunur. Cemhûrî: Üzümden olan şaraplara derler. Minhac sahibi sözü üzere üç yıl geçerse şarap derler. Ama en sahihi odur ki cemhûrî cümle beyninde üzüm nebizi derler ki yarısı kalır. Sonra müselles pişirirler, eğer üçte ikisi gidene kadar pişirilirse müselles derler. Eğer çeyreği giderse mey-puhtenc derler. Şeyh Davud sözü üzere az kaynayan üzüm suyuna derler. Serbâ: Sermâ dahi derler, Şeyh Davud sözü üzere nebiz makulesidir.
Sûbiyâ: Sübyâ derler pirinçten ederler bir bozadır. Göğüsten ve akciğerden balgamı keser. Ciğerden ve dalaktan tıkanıklıkları açar ve sidik zorluğuna faydalıdır. Ve baharat katarlar. Şehvete ve hazma dahi yardımcıdır. Şeyh Davud sözü üzere bu nevi pirinç bozasına birinci bulamaç edip azıcık kuru üzüm usaresi ve tarçın ve karanfil ve besbase katıp günlerine göre bir günden ve bazı vakit iki günden sonra içeler.
...
Fukâ': Bozadır. Boza dedikleri çok nevi olur, arpadan eyledikleri sarhoşluk verir. Eğer mayasını çok koyarlarsa tabiatı mülayim eder, sidiği filhal idrar eder, ama hararetin hiddetini keser. Bozanın tabiatı bozasına göredir. Ebu Cerih sözü üzere sıcak ve yumuşatıcıdır. Eğer tadı muvafık boza ise hassalara zararlıdır, mesela pirinç bozasının hazmı aladır, tatlı olagelmiştir, ama arpa bozası yaramaz hılt getirir, mideye dahi yaramazdır ve mide bulantısı getirir ve burundan ve beyinden defetmekle şişkinliği gider, ama azar azar gider, zira gayetle ekşiliğinden olur ve böbreğe ve mesaneye ve sinirlere dahi zararlıdır ve ekmekten eyledikleri boza dahi bundan hararetlidir. Bunların zararını pişmiş nohut gibi kavurup ona halk leblebi der, ıslah eder. Ama bir cins boza vardır bu diyarlarda meşhur değildir. Bal katarlar, arpa unundan ederler, içine tarçın ve sümbül ve karanfil ve karabiber koyarlar ve azıcık acı topalak katarlar, bu nevi yemeğe yardımcı olur, hazmettiri ve adamı etlendirir, ama devamlı olarak o bir bozalar gibi veyahut zamanında eyledikleri yaş bozalar gibi ziyade içmeyeler. Ve bir nevi dahi olur kereviz ve nane katarlar, pişmiş ekmekten ederler. Bunun zararı azdır, nar suyu ile ederler, gayetle latiftir, harareti söndürür ve susuzluğu sakin eder. Takvimü’l-Edviye sözü üzere safravi mizaca ve sıcak sıtmalara muvafıktır, ama bu diyarlarda kullanılmaz.
....
Kûminî: Asıl boza dedikleri budur ki Mısır ehli mezr derler. Mim babında mezr diye zikrolunur. Mizr: Boza ve ekşime derler. Türklerde dahi ekşime ve hoş-berd derler. Arpadan ve buğdaydan ve ekmekten ve kepekten ve darıdan eyledikleri ve Rum’da meşhur olan boza budur. Baş ağrıtır, sinire zarar eder ve yaramaz hılt eder. Arpadan ve buğdaydan ve darıdan olan sarhoş eder ama ferah verir. Eğer çok içseler gönül döndürür, belki kusturur, ekşi geğirtir, burnundan fitil fitil getirir ve yelleri dahi çok eder, sidiği yürütür. İlacı geri kusmaktır. Bazen ishal eder ama kusarlarsa midede olan balgam bile çıkar. Ama pirinçten boza ederler, onun adına sûbiyâ derler, bunlardan yeğdir, bunlardan artık semirtir ve tıkanıklık dahi getirmez, hususan tatlı ola.
....
Mezr: Bozadır. Mizr dahi derler. Nebîz: Ekşi hoşaf demektir ve şarap demek dahi olur, taze üzümden olmayan nevi şaraba nebiz derler. Ve asıl pekmeze ve müsellese dahi derler ve bazı yerlerde hurma şarabına ve hurma pekmezine dahi hurma nebizi derler ve kamış ballarına dahi nebiz derler. Ve hurma balı demek lazım iken hurma nebizi derlerse hurma şarabı demek olur. O takdirce her birini başka başka mümkün olan mertebe beyan edelim. Dillerin tafsili ile tahrir etmek kabil olandan değildir, aşırı teferruatlı olur. Nihayet her birinin ismi mahallinde mevcuttur, maksadı olan nazar eyleye. Mesela hurma nebizi ki hurma şarabıdır, eğer hurma eğer şaraptır, bütün lazım olan diller ile mahallerinde vardır. Bazıları nebize dûşâb dahi derler, ama dûşâb hurmadan akan bal gibiden alınandır yani hurmayı bir yere koyarlar, altına bal akar ona dûşâb derler.
.....
Nebîzü’t-temr: Hurma şarabı derler. Farsçada şarab-ı hurmayi derler. Alası taze olmaktır. İhtiyarat sözü üzere sıcak ve rutubetlidir/yaştır. Bedeni semirtir ve azıcık ishal edicidir, çok gıda verir ve ısıtması dahi vardır ve sair nebizlerden daha kalındır-yoğun kıvamlıdır. Ve tıkanıklıktan korkulur ve yaramaz kan ve sevda tevellüt ettirir ve sinire ve hassalara iyi değildir, ancak ekşi nar zararını defeder.
.....
Nebîz-i dûşâbî: Taze hurmadan aktığı tatlıdan eyledikleridir. Tabiatı İhtiyarat sözü üzere sıcak ve rutubetlidir/yaştır, ama harareti hurmadan azdır. Tabiatı ishal edicidir. Çok gıda verir ve hurma nebizinden daha kalındır, inmesi geçtir ve çok yel eyler ve belki tıkanıklık tevellüt ettiricidir, hususan gayetle tazesi ola.
.....
Nebîzü’l-asel: Bal suyu dedikleri şaraptır ki Farsçada şarab-ı engübin derler. Balı şerbet ederler, içine bir iki akçalık yaş boza koyarlar, maya olur. Ama asıl bozaya koydukları maya ki ona salât derler, arpayı ıslatıp saçaklanıncaya dek yere gömerler, ondan değirmende çekerler, bulgur gibi edip bozaya ve bal suyuna dahi koyarlar. Eğer bunu bal suyuna koysalar, ondan sonra o bal suyu destisini dışkı içine yarısına değin gömseler ve üstüne bir ağır kebe örtseler sıcaktan bir gün bir gecede kamil olur, sarhoşluk dahi verir. Ve bazı yerlerde bal suyuna maya olmak için bazı taze otlar ve taze tohumlar koyarlar, meşhurdur. Bal suyunun mizacı şaraptan sıcaktır ve kuruluğu dahi vardır. Mide rutubetine ve soğuk mizaca ve soğuk marazlara faydalıdır ve balgami soğuk mizaçlılara muvafıktır, hususan sıcak otlar ile olmuş ola, ama ziyade baş ağrısı olur. Ve hararetli mizaca asla münasip değildir ve safra tevellüt ettiricidir ve baş ağrıtır. Ve sıcak mizaçlıya yaramaz kan tevellüt ettirir, ondan sevda hasıl olur. Ekşi nar ve ayva vereler ve muklı nar ile dövüp suyunu alıp içireler, ama gutu olanlara soğuk gut ise bal suyu münasiptir, tatlı bal şerbeti dahi muvafıktır.
.........
Nebîzü’l-fânîz ve’t-tîn: Ak şeker ve incir şarabıdır. İshal edici tabiattadır ve safravi mizaca muvafıktır ve illetlilere münasiptir ve göğse ve akciğere faydalıdır. Bunun ısıtması göz uyuzu ve kaşıntı getirir. Bütün nebizlerden ve şaraplardan aşağıdır.
.........
Nebîzü’z-zebîb: Mâ'ize derler kuru üzüm nebizidir. Mâderyû dahi derler. Tabiatı sıcak ve rutubetlidir/yaştır. Bunun harareti siyah şarap hararetinden azdır, eğer sıcak otlar koyarlarsa siyah yoğun kıvamlı/kalın(galiz) şarap [olup] hararetiyle beraber olur. Mide rutubetine faydalıdır, ama faydası şarap faydası kadar yoktur ve ishal edici tabiattadır. Eğer bal katsalar sıcak ve kuru olur. Soğuk mizaçlılara ve soğuk illetlere faydalıdır ve sidiği dahi idrar eder ve böbrek ve mesaneyi kızdırır ve taş olacak atık-fazlalık maddeleri(fazalâtı) çıkarır ve tabiatı bağlar. Ama yalnız kuru üzümden ederlerse çok gıda verir ve bundan hasıl olan kan kötü kokulu olur yani kokar ve gayrı şaraptan olan kan yoğun kıvamlı/kalın(galiz) olur ve tez sevdaya dönüşür, sevdavi mizaç bundan kaçınmak gerektir. ......
Nebîzü’n-nârcîl: Hindistan cevizinin nebizidir. Farsçada şarab-ı nargil derler. Bunun sarhoşluğu sairlerinden çoktur ve ısıtıcı ve yumuşatıcıdır. Arka ağrısına gayetle faydalıdır ve soğuk hıltı olan böbreğe dahi faydalıdır. Bunun şarabı şaraplarda zikrolunmuştur.
..........
Nebîzü’l-hınta ve’ş-şa'îr ve’l-câvers ve’t-tibn: Buğdaydan ve arpadan ve darıdan ve samandan eyledikleri şaraptır. Fiili sairlerinden aşağıdır. İçi yumuşatır, sidiği idrar eder. Ve bu şarapların ateşte olmuşunun güneşte olmuşunun harareti ziyadedir, alevi gövdeye yayılır ve sıtmalı kişilere dahi yaramazdır ve baş ağrıtır.
...... BURDAN SONRASI: ALKOL
Not: Bu metni "alkol" başlığı altına da kopyalamayı düşünüyoruz. Burada arak yani kimisine göre rakıdan bahsedilir ancak günümüzdeki rakı olarak çevirmek doğru değildir.
Arak (عرق) kelime anlamı olarak "ter" demektir. İmbikten damla damla terler gibi süzüldüğü için damıtılmış yüksek alkollü içkilere bu ad verilmiştir.
Anason: Metinde "Alkolün (arağın) yellerini anason katsalar giderir" dediği kısım, bugün bildiğimiz Rakı veya Levantenlerin Uzo / Arak kültürünün doğuş aşamaları olarak kabul edilebilir, ancak bildiğimiz etil alkol(etanolü), rakı olarak çevirmeyi doğru bulmadık çünkü burada kastedilen anasonlu günümüz içeceği olan "rakı" değil, şuanda Arak ismiyle satılan İran'daki rakı/arak çeşidi de değil, bildiğimiz etanoldür. Gelelim metinlere; Devamen:
"Ve bu şarapların meyvesinin sıkıntısından damıtıp alkol(arak) ederler ve sair taze meyvelerden dahi ederler. Tabiatı üçüncü ahirinde ve dördüncü evvelinde sıcak ve kurudur derler. Alkolün yellerini anason katsalar giderir ve tarçın ve karanfil ve safran ve kırmız ve misk katarlarsa ona efsun gülü derler, ziyade kızdırıcıdır. Ve mükerrer alkol derler bir alkol çeşidi dahi vardır, katı keskin olur. Bu nevi Fransa vilayetinden çok gelir, hiddeti cümlesinden ziyadedir(Kimi tahminlere göre Fransızlar etanolü birkaç kez fazladan damıtarak saflığını arttırmayı keşfetmişti ve bu Fransa'dan gelen etanol dediğinin daha hiddetli ve tehlikeli olmasının sebebi buydu). Alkol içmemiş kişi yirmi otuz dirhem miktarınca içse helak eder, ama alışkın olanlara zarar etmez, ancak azar azar ciğerini yakıp bir maraza müptela eder. Asla alkol içmek reva değildir, meğer bazı kavi sancı tutsa alkole öğrenmiş kişilere bir fincan verseler sancısını keser. Ve kar ve kış günlerinde kar ve buz içinde kalıp veya soğuk suya düşüp ateşe yetişmeye kudret olmadığı zamanda bir iki fincan alkol içseler bedeni kızdırır. Ve her bar alkol içmek lazım gelse içine şeker katalar veyahut şeker şerbeti katalar, hiddetini keser. Alkolün baş ağrısı zamanında üzerine soğuk su içseler bedene titreme getirir, ziyade sakınmak gerektir ve ciğer dahi hasar görür. "
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Mizr: Boza. Baş ağrıtır. Sinire zarar eder. Yaramaz hıltlar eder. Arpadan ve buğdaydan ve darıdan olan gayetle sarhoş eder. Gönül döndürür ve kusturur. Ve çok yel eyler. İlacı budur kim, içip kusalar vakit olur ishal dahi eder sidiği yürütür. Eğer içip kusalar midede irkilen balgamı çıkarır.
.....
Nebîz: Üzümden arpadan ve buğdaydan ve baldan ve hurmadan düzülen şaraptır. Çok gıda olur. Yoğun kıvamlı/kalın(galiz) kan olur. Sevdalı ve melankolisi olan ve dalağı şişen kişiler kullanmayalar. Bal katılmışı mideyi az kavi eder. Ve içi az kabız eder. Sidiği yürütür. Yelleri dağıtır. Böbreği ve kavuğu kızdırır. Taşları dağıtır. Akciğere ve göğse fayda eder artık hıltları çıkarır. (Bal şarabı gayetle katı kızdırır tez safraya döner). Safraya ve sıcak mizaçlı kişilere tez zarar ede. Yaşlılara ve balgami kişilere fayda eder. Ve sıcak ciğerli kişilere sinirleri zayıf olan soğuk hastalıkları olan kişiye fayda eder. Şu şarap ki içine acı badem koyulmuş ola gayet aşırı ısıtıp-kızdırır. Kulunç ve böbrekteki taş ve ciğerinde tıkanıklıkları ve dalağında şişi olana fayda eder, evet tez safraya döner. Ve göz ağrıtır ve baygınlık/kendinden geçme getirir. Şekerden olan şarap böbreğe ve kavuğa fayda eder. Sidik yanmasını giderir. Ve tutulmasına fayda eder. Evet baş ağrıtır. Mükerrer şekerden olan, göğse ve akciğere ve arka ağrısına fayda eder tabiatı ishal eder kulunç olmasını meneder. İncirden olan, göğse ve akciğere ve böbreğe ve kavuğa fayda eder. Ve bedeni semirtir. Artık hıltları giderir. Ve kaşıntı ve uyuz olan etlere dürtseler fayda ede. Buğdaydan ve arpadan olan ve darıdan olan şaraptan aşağıdır kuvveti. Evet içi yumuşatır. Ve sidiği yürütür. Hindistan cevizinin şarabı kızdırır yumuşatır. Soğuk hıltlardan olan arka ve böbrek ağrılarına fayda eder. Bu zikredilen şarapların güneşte olmuşu katı kızdırır. Alevli gövdelere ve sıtmalara yaramazdır. Başı ağrıtır.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Nebîz: Arapçadır. Terk edilmiş yani terk edilmiş mamul olduğu günden içilme zamanına değin müddetinin uzunluğu için. Zira iyi olmaz. Ancak bu nevi ile o, şaraptan gayrı bütün sarhoş edici şeylere ıtlak olunur. Muhtelif nevileri içerir. Helal ve haram olmasında ihtilaf eylemişler. Elhasıl Ebu Hanife mezhebinde helaldir. Madem ki aklı zail eylemek kadarı olmaya Ebu Yusuf'un hilafınca ki onun katında Şafii mezhebi gibi azı ve çoğu haramdır şarap gibi. Ve çeşitleri maddeler hasebince, tesmiyeleri yine muhteliftir. Pes pirinçten tutulanına mizr derler ve kezalik sûbiyâ. Ancak bunu mizr gibi safi ve uzun zaman koymazlar. Ve mısırdan tutulanına tab' derler. Ve darıdan yahut kuru ekmekten tutulana boza derler. Ve arpa ve çıplak arpadan tutulanına gubeyrâ derler. Ve mısırdan tutulanına ıtlak olunur. Ve yemişlerden tutulanına mîzâ derler. Ve nardan tutulanına nâzûc derler. Mevziinde zikrolunsa gerektir. Ondan sonra bu neviler menfaati hasebince farklı olur. Ve şaraba yakın olanı kuru üzümden olanıdır, sonra şekerden, sonra baldan. Ve bunlardan gayrısı kemdir. Ve evvelkilerin kuralı odur ki kuru üzüm gibiden olanı on kadarınca suda bir gün ıslatalar, sonra yarısı gidinceye dek pişireler ve safi edeler. Ve tekrar safisini pişirip üçte biri kalınca, sonra altı ay ya eksik zarflara koyup ağızlarını pekitirler ve ondan sonra kullanırlar. Sonrasında ihtilaf eylemişler. Bazıları suyu beş kadarınca ederler ve bazıları üç kadarınca ve ama pirinç gibilerde kaide odur ki onu pişirip acılığı gidinceye dek ve üç kadarınca tatlı şeylerde istedikleri kadar ovsunlar, sonra bir hafta koyup ondan sonra safi ederler. Ve bazen olur ki bozalara ferahlatıcı şeyler, küçük hindistan cevizi ve tarçın ve kakule ve zencefil ve karanfil ve safran karıştırırlar. Ve en azı her birinden beş dirhem on ratl içindir. Pişirmezden evvel safi olunca bir hırkaya o eczaları bağlayıp içine salalar. Ve bazen istedikleri gibi bozaları boyarlar kızıl ve sarı gibi renkler ile. Ve kuru üzümden olan boza sıcaktır ikincide ve rutubetlidir/yaştır evvelkide. Kan tevellüt eder ve tıkanıklıkları açar ve yemeği hazmeder lakin beyni fasit buharlar ile doldurur. Ve pekmezden olanı bundan şiddetlidir. Ve şekerden olanının dahi tabiatı bunun gibidir lakin nekahet dönemindekiler için ve bedenleri zayıf olanlara ve sevdası ziyade olanlara ondan ufak ve daha iyidir. Ve baş ağrısı hafif ve tez zail olur. Ve kamış şırasından tutulanı hıltları gayetle yakar. Maahaza kıyas odur ki bu gayrısından daha latif ola ve ama baldan tutulanı sıcaktır ikincide ve kurudur. Hususan hıltları eritir/çözer(hall eder) ve neşe getirir ve duyuları kavi eder ve soğuk marazlara faydalıdır. Hususan felce ve titremeye o, şiddetli dallanandır. Ve soğuk mizaçlıların ve yaşlıların sıhhatini hıfz eder. Eğer bir kimse onunla lezzet ve fayda isterse biraz bal alıp ve onda birince iyi pişmiş ekmekten alalar. Ve bunun onda birince küçük hindistan cevizi ve onda birinin yarısınca her biri besbase ve karanfilden ve onda birinin üçte birince safrandan alıp bütünüyle suda pişirip acılığı gidinceye dek, sonra safi edip ve onda birince içine bal edeler. Tekrar rıfk ile pişirmesini iade edeler üçte biri gidinceye dek, sonra götüreler. Bu, tecrübe edilmiş amellerdendir. Bazıları bunu şaraba tafdil etmiş. Ve ama hurmadan tutulanı kemdir. Ve iyisi taze hurmadan ve kuruluğu ziyade olan kuru hurmadan tutulanıdır. Bütünü kanı yakar ve sevda ve cüzam ve fil hastalığı ve kanseri ve başta olan buharı tevellüt eder. Ve o, yaşlılara soğuk vilayetlerde gayrısından daha muvafıktır. Ve bunlardan gayrı bozaların hayrı yoktur aslen. Ve beyninde zayıflık olanlara evla odur ki nebizlerin bütün nevilerinden kaçınmalar eğerçi az ise de. Ve eğer bir kimse müptela ise ve terkine kadir değil pes onun üzerine bir şey kullana ki buharın beyne çıkmasını menede ve kusmaya devam eyleye.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Sûbiyyâ: Pirinçten eyledikleri bozaydı. Göğüsten ve akciğerden balgamı keser ciğerden ve dalaktan tıkanıklıkları açar ve sidik zorluğuna faydalıdır şehvete ve hazma dahi yardımcıdır. Şeyh Davud sözü üzere bu nevi pirinç bozasına birinci bulamaç edip azıcık kuru üzüm usaresi ve tarçın ve karanfil ve besbase katıp günlerine göre bir gün ve bazı vakit iki günden sonra içeler.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Fukkâ': Üzümden ve hurmadan gayrı nesnelerden ettikleri şaraptır ki ekşi olur ve şarap gibi leziz olup çok içilmez. Bu makulelerin lezzetinde ekşilik ve tatlılık ve dahi keskinlik olur. Arpadan ettikleri soğuk olur, sidiği yürütür, böbreklere ve beyin perdelerine ve sinirlere zarar eder ve şişirir ve yaramaz hıltlar peyda eder. Bu makulesinin içinde fildişini koyup ıslatsalar yumuşatıp dişe kolay ola. Bazen olur karabiber ve karanfil ve sümbül ve sedefotu ve kereviz katarlar. Bu makulesi karın içinde kurkurlar peyda eder. Bu makulesi cüzama faydalıdır. Bazen olur ekmekten ve kerevizden ve naneden ederler. Bu makulesi arpadan olandan iyidir. Mizaçları sıcak olanlara faydalıdır ve yeller ve şişirmek etmez ve sinire zararı azdır, iyidir. Şekerden ettikleri baldan olandan daha mutedildir(dengeli) ve mizaçları mutedil ve sıcak olanlara iyidir. Evla budur ki bu makule şarapları içmeyeler ancak aç karnıyla veyahut yemek hazmı sonlarında ve mideden indikten sonra içeler. Zira zikrolunan vakitlerden gayrıda içilse yemeği fesada verir. Baldan olan ve sıcak otlar ile olanı aç karnıyla içmeyeler. Meğerki midede yaşlıklar ve balgamlar çok ola bu takdirce caizdir. Arpadan ve ekmekten olanlara evla budur ki mastaki ve sümbül ve kakule katalar. Zira şişirmesini giderir. Tarhun, fukkâ'a lezzet verir ve ağaç kavunu yaprağı hoş rayihalı edip kalbe kuvvet verir. Bazen olur taze hurma ve kuru hurmadan ve kuru üzümden ederler. Kuru üzümden ve nar çekirdeklerinden ettikleri sairlerden iyidir, hususan eğer hoş rayihalı nesneler ile olursa ziyade olur. Fukkâ'dan her yirmi ratla bir miskalden ziyade hoş rayihalı nesne katmayalar. Taze hurmadan ve kuru hurmadan olan fukkâ'lar başı ziyade ağrıtır ve ciğere zarar ederler ama mideye gayrılarından daha kolaydır. Fukkâ'ların en soğuğu arpadan olanıdır ondan sonra ekmekten olandır ve cümleden ziyade sıcak olanı baldan olandır ki sıcak otlar ile ola ondan sonra sıcak otsuz olandır ondan sonra kuru hurmadan olandır ve cümleden iyisi kuru üzümden olandır ki nar çekirdeği ile ola. Evla budur ki mastaki ve nane yaprağından gayrı katmayalar ve azıcık tarhun katalar.
.....
Mizr: Bir nevi şarap ismidir. Mısır’da arpadan ederler, pirinçten olana dahi derler. Mısır’da Karalar ederler, hususan hurma koruğu pişirdikleri su ile oldukta kavi olur. Tabiatı sıcaktır, ziyade buhar eder, geç hazmolur, Arap şerbetinden yaramazdır, sinirlere zarar eder, baş ağrıtır.
Çok içseler gönül dönmek ve kusturmak ve yeller peyda eder. Onunla kusmak için iyidir. Zira safravi ve balgami olan hıltları harekete getirir. Evla budur ki mümkün olduğu kadar ondan sakınalar. Eğer zaruri içmek vaki olursa geri kusalar ve tabiatı ishal edeler ve sidiği idrar eder nesneler ve koklamakla ve başa/bedene su dökmekle yelleri dağıtır nesneler kullanalar ve hamam ve beyne kuvvet verir nesneler kullanalar.
......
Nebîz: Arapça isimdir. Terk edilmiş yani bırakılmış manasına ism-i mef'ul manasında fa'îldir. Hurma ve sair zikrolunacak nesneleri suda yatırıp veyahut kaynatıp ondan sonra durup suyu keskin ve sarhoş edici oldukta nebiz derler lakin nebiz diye ıtlak olundukta yiyeceklerden birkaç nesnelerden ki zikrolunur onlardan olana mahsustur. Evvela nebiz, kuru üzümden olandır. Tabiatı sıcak ve rutubetlidir/yaştır ama harareti güneşte durmuş olandan ve pişirilmiş olandan aşağıdır. Bir miktar tutuculuğu/büzücülüğü(kâbızlığı) dahi vardır. Mideye kuvvet verir ve karnı şaraptan ziyade tutup kabz eder ve gıda verir ve ondan hasıl olan kan muhkemdir ve kavidir ama sevdavi hıltlara dönmesi teztir. Evla budur ki sevdavi marazlardan ve hıltları yakılmaktan havfedenler ve şişleri olanlar veyahut şişler olmaktan havfedenler ve dalakları olanlar onu içmekten sakınalar. Ama mideleri zayıf olup zereb dedikleri ishali olanlar onu kullanalar ve müselles veyahut şaraptan çok içip yangınları olanlara iyidir. Bazıları bal katarlar. Pes sıcak olup kuvveti ziyade olur ve bedenin her tarafa yürümesi ziyade olur. Bal ile olanı sidiği idrar edici(söktürücü) ve yelleri dağıtıcı olup böbrekleri ve kavuğu sıcak eder ve içlerinde olan yaramaz hıltları ve taşları dışarı eder ve cimaya tahrik eder ve göğsü ve akciğerleri cilalandırıp pak eder. Bazıları eti parça parça pişirip ona katarlar ve havadan muhkem hıfzederler ta cümlesi alışıp bir oldukta kullanırlar. Bu makulesi mizaçları soğuk olup meşakkatli olanlara ve açlık marazı olanlara faydalıdır ve bedene kuvvet verir. Bedenlerinin her tarafına yemek erişmeyenlere iyidir ve cimaya tahrik eder ama hazmı geçtir ve et istiskası (istiskâ-yı lahmî) peyda eder. Islahı hoş rayihalı sıcak otlar ve sidiği idrar eden devalar iledir ve ondan çok kullananlar ekser zamanda bedenlerinden sevda ve sair yoğun kıvamlı/kalın(galîz) hıltları çıkarmaya ve kan aldırmaya mukayyet olalar. Nebiz etmede kural budur ki bir cüze üç cüz su koyalar, hususan hurma ve kuru üzüm ve kuş üzümü dedikleri ufak kuru üzüm ki kuş üzümü demekle maruftur bunlara bu kadar su koyalar ondan sonra şu mertebe kaynatalar ki suyun üç payından iki payı gidip bir payı kala. Bazıları üç paydan biri veyahut yarısı gitmek kafidir derler ondan sonra bir kaba koyup dura ta kendinden muhkem olup durula. Ama baldan olan nebiz ziyade kızdırıcı ve ısıtıcıdır, safraya tez döner, mizaçları sıcak olanlara zarar eder, şaraptan sıcaklığı ziyadedir, kocalara ve balgamlılara soğuk olan vilayetlerde faydalıdır. Sinirleri zayıf olup soğuk marazları ve yüzü ve gözü şiş olanlara muvafıktır, iyidir. Ama aç karnıyla içenlere ve hararetten kanları az olup arık olanlara ve ciğerleri sıcak olanlara zarar eder. Ama dâdî dedikleri arpa gibi daneler ki beyan olunmuştur ondan olan nebiz yaramazdır, baş ağrıtır, hususan kocalara iyi değildir lakin basur dedikleri çıbanları olanlara iyidir. Ama hurma ve seylan ve pekmezden olan nebizler bütün mideden muvafık olmayıp karın içinde yeller ve kurkurlar peyda eder ve mide ve bağırsaklara ve beyne zarar eder, hususan eğer yaramaz alçak hurmadan olursa veyahut kışa yakın zamanlarda olan ve tamam kemalini bulmamış olan hurmalardan olursa ziyade zarar eder. Ama tamam kemalini bulup gizli dedikleri hurma ki güneşte durmuş ola bu makule hurmadan olan nebizin şişirmesi az ve mideye muvafakiyeti dûşânî dedikleri hurmadan olandan ziyadedir lakin dûşânîden olan bedeni kabartıp semirtir. Ama şekerden ve şeker peynirinden olan nebiz mideye muvafıktır ve incedir, kavuğa ve böbreklere iyidir, sidiğin güçle gelmesine ve yangınına faydalıdır ama tez baş ağrıtır, hususan şekerden olan ziyade ağrıtır. Zira letafeti ziyadedir. Pes onun üzerine ayva veyahut eti ile birlikte nar sömürsünler. Şeker peynirinden olan nebiz göğüs ve akciğer ve böbrekler ve kavuğa iyidir ve sidik yanığına faydalıdır, semirticidir, kabartıcıdır ve ishal eder ve kaşıntı peyda eder. Mizaçları sıcak olanlara ıslahı rutubet ve soğukluk verir nesneler iledir ve ama buğday ve arpadan olan nebiz çok şişirici ve ağırlık vericidir ve onlardan olan sarhoşluk zebunluk ve gevşeklik verir, ferah vermez. Bazıları derler bunlardan olan nebiz sarhoş etmez mademki züvân yani delice katmayalar. Pes ondan katınca ziyade fasit olur. Muhassal budur ki arpadan olan nebiz yaramazdır, cimadan alıkoyar, yemeği hazmettirmez, iştahı düşürüp hıltları çiğ eder lakin karnı ishal eder, sidiği idrar eder. Pes bu iki vecihle faydalı olur. Islah olmasını murat edenler bal katıp safi edeler ve hoş rayihalı sıcak otlar mizaca muvafık olduğu kadar katalar. Ama darıdan olan nebiz ki Türkçede boza derler yaramazdır, ağırdır, mideye muvafık değildir, ziyade sarhoş eder, karnı tutup kabz eder ve zayıf olan ve rutubetli olan mideye kuvvet verir ve gıda verir ama iştahı ve hazmı fesada verir ve cimadan alıkoyar, ziyade yaramazdır. Islahı bal katıp durup safi eylemektir ve koyusu içilmemektir ve yemek midede hazmolduktan sonra içeler. Ama pirinçten olan ki ona mizr derler ziyade sarhoş eder, tabiatı kabız edip rengini güzel eder ama cimadan alıkoyar. Bazıları derler eğer onu bal ile etseler mizaçları rutubetli olanları cimaya tahrik eyleye, yemek iştahını harekete getirir. Ama kuru ve arık bedenlilere zarar eder ve sill marazını peyda eder ve tabii mizaçları üzere kuruluk galip olanlara zarar eder. Islahı budur ki balık ve yengeçler yiyip onun üzerine içeler. Ama taze yemişlerden olan nebiz sarhoş edicidir ve tez fasit olur ve bedende kurkurlar ve şişirmeler peyda eder. Ama arpa ve darı ve gayrı danelerden olan yeğdir. Islahı bal ve hoş rayihalı sıcak otlar iledir. Ama hurma koruğu ve yaş hurma ki evvelce beyan olunmuşlardır bunlardan olan nebiz evvel derecede sıcak ve ikinci derecede kurudur, tutucu/büzücü(kabz edici), mideye kuvvet vericidir, ishali ve kusmayı tutucudur, baş ağrısı etmesi muhkemdir. Eğerçi baş ağrısı geç hasıl olur ama olduktan sonra zevali geç olur bu nebizde hoş rayihalılık vardır. O sebep ile mide ağzına kuvvet verir ve sidiği idrar eder. Mideden inmesini asan eden şeker peyniridir. Kuru üzümden olan nebizden sonra nebizlerin iyisi ve hoş rayihalısıdır.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Fukkâ'u'ş-şa'îr: Arpa fukkâ'ı sidiği idrar eder böbreği ve kavuğa ziyan eder.
[Kitab-ı Tıbb]
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Fukkâ' / Nebîz / Bûzec / Boza / Mizr / Sûbiyâ
Nebîz ve bûzec ve boza soguk ve yaşdur tabî'atda (fukkâ': arpa, mısır benzeri şeylerden yapılan boza benzeri içecek).
Fâ'idesi mi'deyi ısıtmasıdur
Lâkin kulunç eyler ishâl eder
Yeyince cevâriş-i ûd ol gider.
[Tutmacı - Tabiatnâme]
Nebîz ve bûzec ve boza soguk ve yaşdur tabî'atda (fukkâ': arpa, mısır benzeri şeylerden yapılan boza benzeri içecek).
Fâ'idesi mi'deyi ısıtmasıdur
Lâkin kulunç eyler ishâl eder
Yeyince cevâriş-i ûd ol gider.
[Tutmacı - Tabiatnâme]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
