🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Muz (Banana)
Serbest metin
Muz (Mevz / Talh)
Mûz: Hıyardan küçük bir yemiştir, muz derler Türkçede. Muz ağacının kadim aslı terkiptir derler, mesela hurma çekirdeğinden ve kıvırcık luf dedikleri kulkastan terkiptir derler. Hurma gibi bir ağaçtır, çınar ağacından küçüktür, yemişi olur ve sahil yerlerde olur, Arabistan’da dahi çok olur ve derya yalılarında sahil olan yerlerde olur. Tadı tatlıcadır ama ekser şeker ile yerler. Ham iken yenmez, samana gömerler, onda sararır. Tabiatı İsa kavli üzere evvel derecede sıcak ve rutubetlidir/yaştır, İhtiyarat ve Mâsercûye kavli üzere evvel derece ortasında sıcak ve ahirinde rutubetlidir/yaştır. Minhac kavli üzere mutedildir, bazıları soğuk ve rutubetlidir/yaştır dediler, yumuşatıcıdır(müleyyindir). Az gıda verir, boğaz ve göğse ve akciğere ve mesane yaralarına muvafıktır ve kuru öksürüğe münasiptir, cimayı tahrik eder. İhtiyarat kavli üzere böbreğe faydalıdır, sidiği idrar eder ve karnı(tab'ı) mülayim eder. Bunu çok yemek mizaca göredir, balgamı ve safrayı ziyade eder. Hararetli(mahrûrî) mizaçlar bunu şeker ile ve bunu sirkencübin ile yiyeler ve soğuk mizaç bal ile yiyeler. Muzun midede sıkıntısı/ağırlığı dahi vardır, ancak şeker ve nöbet şekeri(kand) düzeltir. Eğer çok yeseler tıkanıklık(südde) iras eder derler. Takvimü’l-Edviye kavli üzere meniyi artırır ve cima şehvetini kavi ve cimayı tahrik eder. Ve cümle zararını gül macunu ve bal düzeltir(ıslah eder), Temimi kavli üzere zencefil murabbası düzeltir. Bunun bedeli hurma ve kaymaktır, bazıları kaymak ve bal dediler.
MUZ AĞACININ ÇİÇEĞİ
Fukkâhü’l-mûz: Muz ağacı çiçeğidir Türkçede. Muz çiçeğinin alası Basra’da çok ve ala olur, iyisi yeni ve taze olmaktır. İshak ve Takvimü’l-Edviye kavli üzere evvel derecede sıcak ve rutubetlidir/yaştır, evvelki kuvveti beyne ve sinirlere ve mideye fayda verir. Mesih kavli üzere soğuk ve yaramaz hıltları göğüsten çıkarır ve ciğer tıkanıklıklarını açar ve ağrısını giderir. Razi kavli üzere meniyi ziyade eder ve sütü ve sidiği akıtır ve hayızı indirir ve göğüs ve akciğer pürüzlülüğüne ve eski öksürüğe ve mesane ve böbrek yarasına fayda verir. Bazıları dediler ki göğse ve böbreğe ve sidik idrarına ve cima şehvetinin tahrikine bal veyahut üçte biri kalana dek kaynatılmış şıra(müselles) ile bundan iyi deva olmaz. Bunun şerbet miktarı yaş iken iki dirhemdir ve kurusunun üç dirhemdir. Eğer ziyade olursa hazmı güç olur, ancak mastaki ve anason düzeltir.
.....
Talh: Muz(mevîz) dedikleri yemiştir. Sahillerde çok olur. Mim babında muz(mevz) diye zikrolunur. Ve arap zamkı ağacı(ümmü gaylân) dikenine dahi talh derler, elif babında o dahi zikrolunmuştur.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Muz
Gıda verir azıcık ve yumuşatma(telyîn) eder ve bundan çok yemek tıkanıklıkları iras eder ve midede ağır(sakîl) olur ve safrayı ve balgamı tevellüt eder (Sıcak olanda safra soğuk olanda balgam ihdas eder.) mizaç hasebiyle göğsün ve boğazın yanmasına (Yanmadan(ihtirâktan) isimdir.) faydalıdır ve meniyi ziyade eder ve böbreklere muvafıktır ve sidiği idrar eder.
[Şerh-i Mûcez fî't-Tıbb]
Muz bedende balgam hasıl eder.
[Müntehab-ı Şifâ]
Mevz: Meşhurdur. Eğer şekerle yeseler mideyi yaş eder. Kuruluğunu giderir. Göğsü yumuşatır. Kuru öksürüğe fayda eder. Çok yeseler sıkıntı/ağırlık getirir. Boğazda ve göğüste ve akciğerde ve kavukta olan göyünmeyi giderir. Soğuk mizaçlı kişiler üzerine bal şerbeti(mâ'ü’l-asel) veya sirkencübin veya zencefil murabbası yiyeler. İçi yumuşatır. Meniyi ve balgamı ziyade eder. Çok yeseler tıkanıklık(südde) eder. Evet cimayı tahrik eder. Safrayı ziyade eder. Mideye sıkıntı/ağırlık getirir göğse ve böbreğe fayda ede sidiği yürüte.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Mevz: Tarım(filahat) kitaplarında mezkurdur ki onun hurma çekirdeğini kulkasa dikip(gars edip) ve sulayıp(saky edip) çürüyüp(müte'affin olup) sonra kök vurmuştur. Ve o bir dört köşe(mürebba') ağaçtır, üç arşından ziyade uzanır yer ve su hasebince ve beldeler itidalinde ve sıcak diyarda hasıl olur. Ve onun budakları uzun olur. Ve bu yemiş onda asılı(mu'allak) olur. O, tatlıdır bal gibi. Her günde bir kurtcağız o ağaçtan düşer(sâkıt olur). Ve ondan bir düğüm(ukde) hasıl olur ki onun ile ömrünün haddi bilinir. Ve yemiş bir zamana mahsus değildir. Belki her zamanda bulunur. Ve yaprakları üç arşuna değin uzanır. Ve ağacın çevresinde ufak ağaçlar yetiştikte keserler(kat' ederler). Büyüğü onların yerini tutar ve birkaç gün yapraklarında kalır. Ve iyisi büyüğü ve sarısı olup gayetle tatlılığı(halâveti) olanıdır. Sıcaktır evvelkide ya mutedildir ve rutubetlidir/yaştır ikincide. Ve öksürüğe(suleye) ve göğüs ağrılarına(evcâ'-ı sadra) ve pürüzlülüğe(huşûnete) ve kan azlığına(kıllet-i deme) faydalıdır. Gayetle adama kilo aldırır(semiz eder). Eğer susam yağı(şîric) veya badem yağında pişirip yeseler göğsü ıslah eder ve sirke ya limon suyunda pişirseler çileyi(kelefi) ve konağı/kelliği(sa'feyi) ve uyuzu(cerebi) ve kaşıntıyı(hıkkeyi) zail eder sürmekle. Ve kavun/karpuz çekirdeği(bezr-i bittîh) suyu ile pişirip çileyi zail eder ve cildi(beşereyi) yumuşak(nâ'im) ve rengini(levni) güzelleştirir(tahsîn eder) ve kabuğu ve ağacının külü yaraları etlendirir ve kanı keser. Ve eğer yapraklarını şişlere koysalar eritir/çözer(hall eder). O, ağırdır(sakîldir). Yeller ve tıkanıklıklar ve hazım zayıflığı(za'f-ı hâzıma) tevellüt eder. Bal onun düzelticisidir(muslihidir).
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Mûz: Bu muz ağacının kadim aslı terkiptendir derler mesela hurma çekirdeğinden ve kıvırcık luf dedikleri kulkastan terkiptir derler. Hurma gibi bir ağaçtır, hıyardan küçük bir yemişi olur. Sahil yerlerde ve Arabistan'da çok olur. Tadı tatlıcadır ama ekser şeker ile yerler, ham iken yenmez samana gömerler onda sararır. Tabiatı kavli üzere evvel derecede sıcak ve rutubetlidir/yaştır. İhtiyarat ve Mâserceveyh kavli evvel derecede ortasında sıcak ve ahirinde rutubetlidir/yaştır dediler. Yumuşatıcı ve az gıda verir. Boğaza ve göğse ve akciğere ve mesane yaralarına muvafıktır ve kuru öksürüğe münasiptir. Cimayı tahrik eder. İhtiyarat kavli böbreğe muvafıktır ve sidiği idrar eder ve karnı mülayim(yumuşak, kolay dışkılayan) eder. Bunu çok yemek mizaca göredir, balgamı ve safrayı ziyade eder. Hararetli(mahrûrî) mizaçlı bunu şeker ile ve sirkencübin ile yiyeler ve soğuk mizaç bal ile yiyeler. Muzun midede sıkıntısı/ağırlığı vardır ama Takvimü’l-Edviyye meniyi artırır ve cima şehvetini kavi ve cimayı tahrik eder ve cümle zararını gül macunu ve bal düzeltir(ıslah eder). Bunun bedeli hurma ve kaymaktır bazıları kaymak ve bal dediler.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Mevz: Hint lisanından Arapçalaştırılmış(ta'rîb olunmuş) isimdir. Arap lisanında ismi talhtır. Kur'an-ı Azim’de Vakıa/29: “Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları...” bu vecihle tefsir olunmuştur. Muz nebatı Mısır darısına yani nebatına benzerdir. Uzun ve yassı yaprakları vardır ki üç arşın miktarı uzun olur, yaprağı hurma yaprağına veyahut kumaş pervanesine(tırîzine) benzerdir, nebatı dahi üç arşın ve ziyade uzanır. Her yılda bir budağı meyve verir, tertip üzere gelecek yılda onun sonunda bitmiş olan budak meyve verir ta yirmi yıl ve ziyade bu vecihle meyve verir. Muz ki meyvesidir, encübar dedikleri maruf kök şeklinde bir kök gibi nesne üzerinde bitip çıkar. Hakikatte yeşil olur ve kemalini buldukta sararıp siyaha meyilli olur. İçi tatlı ve koyu rutubettir. Tabiatı evvel derece evvelinde sıcak ve evvel derece ahirinde rutubetlidir/yaştır. Mide ve göğsü yumuşatır ve boğaz iriliğine fayda eder ve kuruluktan olan öksürüğü giderir ve azıcık gıda verir. Balgamı ve erlik suyunu ziyade eder. Mizaçları kuru ve sıcak olanları cimaya tahrik eder, hususan eğer azıcık şeker ile kullansalar ziyade ede ve mizaçları soğuk olanlara bal ile erlik sularını ziyade edip cimaya tahrik eder. Hint halkı derler ki muzun bütünü gıda olup artığı(süfli) yani necaset olup çıkacak nesnesi kalmaz ama çok yeseler mideyi ağır edip tıkanıklıklar eder. Kocalara ve mizaçları soğuk olanlara evla budur ki ondan çok yediklerinde üzerine bal şerbeti(mâ'-i asel) veyahut tohumlu sirkencübin(sikencübîn-i büzûrî) içe veyahut zencefil murabbası yiyeler.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Mûz: Hıyardan küçük bir yemiştir, muz derler Türkçede. Muz ağacının kadim aslı terkiptir derler, mesela hurma çekirdeğinden ve kıvırcık luf dedikleri kulkastan terkiptir derler. Hurma gibi bir ağaçtır, çınar ağacından küçüktür, yemişi olur ve sahil yerlerde olur, Arabistan’da dahi çok olur ve derya yalılarında sahil olan yerlerde olur. Tadı tatlıcadır ama ekser şeker ile yerler. Ham iken yenmez, samana gömerler, onda sararır. Tabiatı İsa kavli üzere evvel derecede sıcak ve rutubetlidir/yaştır, İhtiyarat ve Mâsercûye kavli üzere evvel derece ortasında sıcak ve ahirinde rutubetlidir/yaştır. Minhac kavli üzere mutedildir, bazıları soğuk ve rutubetlidir/yaştır dediler, yumuşatıcıdır(müleyyindir). Az gıda verir, boğaz ve göğse ve akciğere ve mesane yaralarına muvafıktır ve kuru öksürüğe münasiptir, cimayı tahrik eder. İhtiyarat kavli üzere böbreğe faydalıdır, sidiği idrar eder ve karnı(tab'ı) mülayim eder. Bunu çok yemek mizaca göredir, balgamı ve safrayı ziyade eder. Hararetli(mahrûrî) mizaçlar bunu şeker ile ve bunu sirkencübin ile yiyeler ve soğuk mizaç bal ile yiyeler. Muzun midede sıkıntısı/ağırlığı dahi vardır, ancak şeker ve nöbet şekeri(kand) düzeltir. Eğer çok yeseler tıkanıklık(südde) iras eder derler. Takvimü’l-Edviye kavli üzere meniyi artırır ve cima şehvetini kavi ve cimayı tahrik eder. Ve cümle zararını gül macunu ve bal düzeltir(ıslah eder), Temimi kavli üzere zencefil murabbası düzeltir. Bunun bedeli hurma ve kaymaktır, bazıları kaymak ve bal dediler.
MUZ AĞACININ ÇİÇEĞİ
Fukkâhü’l-mûz: Muz ağacı çiçeğidir Türkçede. Muz çiçeğinin alası Basra’da çok ve ala olur, iyisi yeni ve taze olmaktır. İshak ve Takvimü’l-Edviye kavli üzere evvel derecede sıcak ve rutubetlidir/yaştır, evvelki kuvveti beyne ve sinirlere ve mideye fayda verir. Mesih kavli üzere soğuk ve yaramaz hıltları göğüsten çıkarır ve ciğer tıkanıklıklarını açar ve ağrısını giderir. Razi kavli üzere meniyi ziyade eder ve sütü ve sidiği akıtır ve hayızı indirir ve göğüs ve akciğer pürüzlülüğüne ve eski öksürüğe ve mesane ve böbrek yarasına fayda verir. Bazıları dediler ki göğse ve böbreğe ve sidik idrarına ve cima şehvetinin tahrikine bal veyahut üçte biri kalana dek kaynatılmış şıra(müselles) ile bundan iyi deva olmaz. Bunun şerbet miktarı yaş iken iki dirhemdir ve kurusunun üç dirhemdir. Eğer ziyade olursa hazmı güç olur, ancak mastaki ve anason düzeltir.
.....
Talh: Muz(mevîz) dedikleri yemiştir. Sahillerde çok olur. Mim babında muz(mevz) diye zikrolunur. Ve arap zamkı ağacı(ümmü gaylân) dikenine dahi talh derler, elif babında o dahi zikrolunmuştur.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Muz
Gıda verir azıcık ve yumuşatma(telyîn) eder ve bundan çok yemek tıkanıklıkları iras eder ve midede ağır(sakîl) olur ve safrayı ve balgamı tevellüt eder (Sıcak olanda safra soğuk olanda balgam ihdas eder.) mizaç hasebiyle göğsün ve boğazın yanmasına (Yanmadan(ihtirâktan) isimdir.) faydalıdır ve meniyi ziyade eder ve böbreklere muvafıktır ve sidiği idrar eder.
[Şerh-i Mûcez fî't-Tıbb]
Muz bedende balgam hasıl eder.
[Müntehab-ı Şifâ]
Mevz: Meşhurdur. Eğer şekerle yeseler mideyi yaş eder. Kuruluğunu giderir. Göğsü yumuşatır. Kuru öksürüğe fayda eder. Çok yeseler sıkıntı/ağırlık getirir. Boğazda ve göğüste ve akciğerde ve kavukta olan göyünmeyi giderir. Soğuk mizaçlı kişiler üzerine bal şerbeti(mâ'ü’l-asel) veya sirkencübin veya zencefil murabbası yiyeler. İçi yumuşatır. Meniyi ve balgamı ziyade eder. Çok yeseler tıkanıklık(südde) eder. Evet cimayı tahrik eder. Safrayı ziyade eder. Mideye sıkıntı/ağırlık getirir göğse ve böbreğe fayda ede sidiği yürüte.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Mevz: Tarım(filahat) kitaplarında mezkurdur ki onun hurma çekirdeğini kulkasa dikip(gars edip) ve sulayıp(saky edip) çürüyüp(müte'affin olup) sonra kök vurmuştur. Ve o bir dört köşe(mürebba') ağaçtır, üç arşından ziyade uzanır yer ve su hasebince ve beldeler itidalinde ve sıcak diyarda hasıl olur. Ve onun budakları uzun olur. Ve bu yemiş onda asılı(mu'allak) olur. O, tatlıdır bal gibi. Her günde bir kurtcağız o ağaçtan düşer(sâkıt olur). Ve ondan bir düğüm(ukde) hasıl olur ki onun ile ömrünün haddi bilinir. Ve yemiş bir zamana mahsus değildir. Belki her zamanda bulunur. Ve yaprakları üç arşuna değin uzanır. Ve ağacın çevresinde ufak ağaçlar yetiştikte keserler(kat' ederler). Büyüğü onların yerini tutar ve birkaç gün yapraklarında kalır. Ve iyisi büyüğü ve sarısı olup gayetle tatlılığı(halâveti) olanıdır. Sıcaktır evvelkide ya mutedildir ve rutubetlidir/yaştır ikincide. Ve öksürüğe(suleye) ve göğüs ağrılarına(evcâ'-ı sadra) ve pürüzlülüğe(huşûnete) ve kan azlığına(kıllet-i deme) faydalıdır. Gayetle adama kilo aldırır(semiz eder). Eğer susam yağı(şîric) veya badem yağında pişirip yeseler göğsü ıslah eder ve sirke ya limon suyunda pişirseler çileyi(kelefi) ve konağı/kelliği(sa'feyi) ve uyuzu(cerebi) ve kaşıntıyı(hıkkeyi) zail eder sürmekle. Ve kavun/karpuz çekirdeği(bezr-i bittîh) suyu ile pişirip çileyi zail eder ve cildi(beşereyi) yumuşak(nâ'im) ve rengini(levni) güzelleştirir(tahsîn eder) ve kabuğu ve ağacının külü yaraları etlendirir ve kanı keser. Ve eğer yapraklarını şişlere koysalar eritir/çözer(hall eder). O, ağırdır(sakîldir). Yeller ve tıkanıklıklar ve hazım zayıflığı(za'f-ı hâzıma) tevellüt eder. Bal onun düzelticisidir(muslihidir).
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Mûz: Bu muz ağacının kadim aslı terkiptendir derler mesela hurma çekirdeğinden ve kıvırcık luf dedikleri kulkastan terkiptir derler. Hurma gibi bir ağaçtır, hıyardan küçük bir yemişi olur. Sahil yerlerde ve Arabistan'da çok olur. Tadı tatlıcadır ama ekser şeker ile yerler, ham iken yenmez samana gömerler onda sararır. Tabiatı kavli üzere evvel derecede sıcak ve rutubetlidir/yaştır. İhtiyarat ve Mâserceveyh kavli evvel derecede ortasında sıcak ve ahirinde rutubetlidir/yaştır dediler. Yumuşatıcı ve az gıda verir. Boğaza ve göğse ve akciğere ve mesane yaralarına muvafıktır ve kuru öksürüğe münasiptir. Cimayı tahrik eder. İhtiyarat kavli böbreğe muvafıktır ve sidiği idrar eder ve karnı mülayim(yumuşak, kolay dışkılayan) eder. Bunu çok yemek mizaca göredir, balgamı ve safrayı ziyade eder. Hararetli(mahrûrî) mizaçlı bunu şeker ile ve sirkencübin ile yiyeler ve soğuk mizaç bal ile yiyeler. Muzun midede sıkıntısı/ağırlığı vardır ama Takvimü’l-Edviyye meniyi artırır ve cima şehvetini kavi ve cimayı tahrik eder ve cümle zararını gül macunu ve bal düzeltir(ıslah eder). Bunun bedeli hurma ve kaymaktır bazıları kaymak ve bal dediler.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Mevz: Hint lisanından Arapçalaştırılmış(ta'rîb olunmuş) isimdir. Arap lisanında ismi talhtır. Kur'an-ı Azim’de Vakıa/29: “Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları...” bu vecihle tefsir olunmuştur. Muz nebatı Mısır darısına yani nebatına benzerdir. Uzun ve yassı yaprakları vardır ki üç arşın miktarı uzun olur, yaprağı hurma yaprağına veyahut kumaş pervanesine(tırîzine) benzerdir, nebatı dahi üç arşın ve ziyade uzanır. Her yılda bir budağı meyve verir, tertip üzere gelecek yılda onun sonunda bitmiş olan budak meyve verir ta yirmi yıl ve ziyade bu vecihle meyve verir. Muz ki meyvesidir, encübar dedikleri maruf kök şeklinde bir kök gibi nesne üzerinde bitip çıkar. Hakikatte yeşil olur ve kemalini buldukta sararıp siyaha meyilli olur. İçi tatlı ve koyu rutubettir. Tabiatı evvel derece evvelinde sıcak ve evvel derece ahirinde rutubetlidir/yaştır. Mide ve göğsü yumuşatır ve boğaz iriliğine fayda eder ve kuruluktan olan öksürüğü giderir ve azıcık gıda verir. Balgamı ve erlik suyunu ziyade eder. Mizaçları kuru ve sıcak olanları cimaya tahrik eder, hususan eğer azıcık şeker ile kullansalar ziyade ede ve mizaçları soğuk olanlara bal ile erlik sularını ziyade edip cimaya tahrik eder. Hint halkı derler ki muzun bütünü gıda olup artığı(süfli) yani necaset olup çıkacak nesnesi kalmaz ama çok yeseler mideyi ağır edip tıkanıklıklar eder. Kocalara ve mizaçları soğuk olanlara evla budur ki ondan çok yediklerinde üzerine bal şerbeti(mâ'-i asel) veyahut tohumlu sirkencübin(sikencübîn-i büzûrî) içe veyahut zencefil murabbası yiyeler.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Muz (Mevz / Talh)
Mûz: Hıyârdan küçük bir yemişdür, mûz derler Türkî; mîve-i mûz Fârisî; mûzî Süryânî; mûzîn Rûmî; mûze Yûnânî; kerbâ Lâtîn; mûz de fâyrô Efrencî; fîgû de râpî cümle Efrencî; fîgôs de mûrâ İspânya; keryâ Lâtîn, kavl-i Temîmî. Mûz agacınuñ kadîm aslı terkîbdür derler, meselâ hurmâ çekirdeginden ve lûfü’l-ca'de dedükleri kulkâsdan terkîbdür derler. Hurmâ gibi bir agaçdur, sınâr agacından küçükdür, yemişi olur ve sâhil yerlerde olur, Arabistân’da dahı çok olur ve deryâ yalılarında sâhil olan yerlerde olur. Tu'mı tatlucadur ammâ ekser şeker ile yerler. Hâm iken yenmez, samana gömerler, andan sararur. Tabî'atı Îsâ kavli üzere evvel derecede hârr u ratbdur, İhtiyârât ve Mâsercûye kavli üzere evvel derece ortasında hârr ve âhirinde ratbdur. Minhâc kavli üzere mu'tedildür, ba'zılar bârid ü ratbdur dediler, müleyyindür. Az gıdâ verür, bogaz ve sadra ve öykene ve mesâne yaralarına muvâfıkdur ve kuru öksürüge münâsibdür, bâhı tahrîk eder. İhtiyârât kavli üzere bögrege müfîddür, bevli idrâr eder ve tab'ı mülâyim eder. Bunı çok yemek mizâca göredür, balgamı ve safrâyı ziyâde eder. Mahrûrî mizâclar bunı şeker ile ve bunı sikencübîn ile yiyeler ve bârid mizâc asel ile yiyeler. Mûzuñ mi'dede sıkleti dahı vardur, illâ şeker ve kand ıslâh eder. Eger çok yeseler südde îrâs eder derler. Takvîmü’l-Edviye kavli üzere menîyi arturur ve şehvet-i cimâ'ı kavî ve bâhı tahrîk eder. Ve cümle mazarratın gül ma'cûnı ve asel ıslâh eder, Temîmî kavli üzere zencebîl mürebbâsı ıslâh. Bunuñ bedeli hurmâ ve kaymakdur, ba'zılar kaymak ve asel dediler. Talh: Mevîz dedükleri yemişdür. Sevâhilde çok olur. Mim bâbında mevz deyü zikr olınur. Ve ümmü gaylân dikenine dahı talh derler, elif bâbında ol dahı zikr olınmışdur. Fukkâhü’l-mûz: Mûz agacı çiçegidür Türkî; şükûfe-i mûz Fârisî; bakcî de mevzâ Süryânî; înkîs mûzîn Rûmî; rôzâ mevzâ Yûnânî; pûlûd fetke de mevzâ Rûmî; şövörî pâmûlâ mûrteş cümle Efrencî. Mûz çiçeginüñ a'lâsı Basra’da çok ve a'lâ olur, eyüsi yeñi ve tâze olmakdur. İshak ve Takvîmü’l-Edviye kavli üzere evvel derecede hârr u ratbdur, kuvvet-i evvelîsi dimâga ve siñirlere ve mi'deye fâ'ide verür. Mesîh kavli üzere sovuk ve yaramaz ahlâtı gögüsden çıkarur ve ciger süddelerin açar ve agrısın giderür. Râzî kavli üzere menîyi ziyâde eder ve südi ve bevli akıdur ve hayzı indürür ve gögüs ve öyken huşûnetine ve eski öksürüge ve mesâne ve bögrek yarasına nef' verür. Ba'zılar dediler ki gögse ve bögrege ve idrâr-ı bevle ve tahrîk-i şehvet-i bâha asel veyâhût müselles ile bundan eyü devâ olmaz. Bunuñ mikdâr-ı şerbeti yaş iken iki dirhemdür ve kurusınuñ üç dirhemdür. Eger ziyâde olursa hazmı güç olur, illâ mastakî ve enîsûn ıslâh eder. [Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Mûz: Hıyârdan küçük bir yemişdür, mûz derler Türkî; mîve-i mûz Fârisî; mûzî Süryânî; mûzîn Rûmî; mûze Yûnânî; kerbâ Lâtîn; mûz de fâyrô Efrencî; fîgû de râpî cümle Efrencî; fîgôs de mûrâ İspânya; keryâ Lâtîn, kavl-i Temîmî. Mûz agacınuñ kadîm aslı terkîbdür derler, meselâ hurmâ çekirdeginden ve lûfü’l-ca'de dedükleri kulkâsdan terkîbdür derler. Hurmâ gibi bir agaçdur, sınâr agacından küçükdür, yemişi olur ve sâhil yerlerde olur, Arabistân’da dahı çok olur ve deryâ yalılarında sâhil olan yerlerde olur. Tu'mı tatlucadur ammâ ekser şeker ile yerler. Hâm iken yenmez, samana gömerler, andan sararur. Tabî'atı Îsâ kavli üzere evvel derecede hârr u ratbdur, İhtiyârât ve Mâsercûye kavli üzere evvel derece ortasında hârr ve âhirinde ratbdur. Minhâc kavli üzere mu'tedildür, ba'zılar bârid ü ratbdur dediler, müleyyindür. Az gıdâ verür, bogaz ve sadra ve öykene ve mesâne yaralarına muvâfıkdur ve kuru öksürüge münâsibdür, bâhı tahrîk eder. İhtiyârât kavli üzere bögrege müfîddür, bevli idrâr eder ve tab'ı mülâyim eder. Bunı çok yemek mizâca göredür, balgamı ve safrâyı ziyâde eder. Mahrûrî mizâclar bunı şeker ile ve bunı sikencübîn ile yiyeler ve bârid mizâc asel ile yiyeler. Mûzuñ mi'dede sıkleti dahı vardur, illâ şeker ve kand ıslâh eder. Eger çok yeseler südde îrâs eder derler. Takvîmü’l-Edviye kavli üzere menîyi arturur ve şehvet-i cimâ'ı kavî ve bâhı tahrîk eder. Ve cümle mazarratın gül ma'cûnı ve asel ıslâh eder, Temîmî kavli üzere zencebîl mürebbâsı ıslâh. Bunuñ bedeli hurmâ ve kaymakdur, ba'zılar kaymak ve asel dediler. Talh: Mevîz dedükleri yemişdür. Sevâhilde çok olur. Mim bâbında mevz deyü zikr olınur. Ve ümmü gaylân dikenine dahı talh derler, elif bâbında ol dahı zikr olınmışdur. Fukkâhü’l-mûz: Mûz agacı çiçegidür Türkî; şükûfe-i mûz Fârisî; bakcî de mevzâ Süryânî; înkîs mûzîn Rûmî; rôzâ mevzâ Yûnânî; pûlûd fetke de mevzâ Rûmî; şövörî pâmûlâ mûrteş cümle Efrencî. Mûz çiçeginüñ a'lâsı Basra’da çok ve a'lâ olur, eyüsi yeñi ve tâze olmakdur. İshak ve Takvîmü’l-Edviye kavli üzere evvel derecede hârr u ratbdur, kuvvet-i evvelîsi dimâga ve siñirlere ve mi'deye fâ'ide verür. Mesîh kavli üzere sovuk ve yaramaz ahlâtı gögüsden çıkarur ve ciger süddelerin açar ve agrısın giderür. Râzî kavli üzere menîyi ziyâde eder ve südi ve bevli akıdur ve hayzı indürür ve gögüs ve öyken huşûnetine ve eski öksürüge ve mesâne ve bögrek yarasına nef' verür. Ba'zılar dediler ki gögse ve bögrege ve idrâr-ı bevle ve tahrîk-i şehvet-i bâha asel veyâhût müselles ile bundan eyü devâ olmaz. Bunuñ mikdâr-ı şerbeti yaş iken iki dirhemdür ve kurusınuñ üç dirhemdür. Eger ziyâde olursa hazmı güç olur, illâ mastakî ve enîsûn ıslâh eder. [Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
