Abonelikler
Uygulamamızı indirin
Freed Science

Kadim Tıbbın İhyası

Özgür Tıp amblemi

Tıbbi Miras Arşivi

🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿

Tarçın

Serbest metin
Tarçın, Kırfe
Dâr-ı Sînî (Gerçek Tarçın): Seylan Tarçını - Cinnamomum verum (yani eski adıyla Cinnamomum zeylanicum / Ceylon Cinnamon)
Çin Tarçını da metinlerde bahsedilen tarçın çeşitlerinden biridir: (Cinnamomum aromaticum / Çin Tarçını).
Cassia ise daha çok "seliha"ymış gibi gözüküyor. Sinamaldehit oranlarına baktığımızda oranlarının neredeyse yarı yarıya olması(Seylan tarçınında (Cinnamomum verum gerçek tarçın) uçucu yağdaki sinamaldehit oranı genellikle yaklaşık %45–70 arasında, Cassia tarçınında (Cinnamomum aromaticum) ise yaklaşık %75–90 arasındadır.) ve metinlerde de aynen buna işaret edercesine "Selihanın bedeli 2 kat kendisi kadar tarçındır" denilmesi ve bazı başka referans ve (uzamaması için ve özel sebeplerle aktarmadığımız) kanıtlar buna işaret etmektedir. Bu sebeple "Cassia"yı burada zikretmedik, seliha bölümünde zikrettik.

Kırfe
Mahiyeti Hakkında: Tarçındır(Dâr-ı sînîdir), onu biz beyan eyledik.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]

Bil ki tarçın sıcaktır, kurudur, ferahlatıcıdır ve akciğer ağrısını giderir, ödeme(istiskâya) iyidir, beyini hıltlardan arıtır ve balgami sıtmalara iyidir ve yüzünün nurunu artırır, sarılığını giderir ve nezleye iyidir ve gövdeyi sıcak tutar ve tıkanıklığı(süddeyi) açar ve mideye kuvvet verir ve göze çekseler iyi ola. Eğer göğüste balgam olsa tarçın yemek giderir ve tarçın karaciğerin tıkanıklığını açar... Eğer tarçına devam etseler, aklı ziyade ede.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]

Tarçın midesinde yel olana veya sancı olana veya dalağı olana veya sıtması olana bunun her hangisine olursa ikişer dirhem içiresin. Eğer tabiatı soğuk ise şarap ile veya bal ile içireler. Eğer mizacı sıcak ise su ile içireler veya öksürüğü olana tükürdükçe ağzından kan gelene bal ile içireler. Dahi temriyenin üzerine döküp sirke ile süre giderir.
Eğer göğüste balgam olsa tarçın yemek giderir... Eğer tarçına devam etseler aklı ziyade ede, eğer halile katıp yeseler ziyade faydalıdır.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]

Sıcak ve kurudur üçüncü derecede, tam mertebedir letafette, emip çekicidir,tıkanıklıkları açıcıdır(müfettihdür), ıslah edicidir her çürümeyi ve sarı suları ki çıbanlarda olur ve yağı temizleyip cilalandırır ve eritici/çözücüdür(muhallildür), aciptir titremeye, yani ra'şeye ziyade faydalıdır letafeti(çok hafif, gözeneklerden ince kıvamı sebebiyle geçip nüfuz edişi fazla olması) sebebiyle sinirlerin derinliklerine nüfuz eder ve harareti sebebiyle dengeler / düzenler ve fazlalıkları/atık-fazlalık maddelerini eritir/çözer) ve yağı fayda eder yüzde olan çile ve kara noktaya ve tırmalamaya ve pak eder başı ve göğüste olan yaşlıkları letafeti ve hararet kuvveti sebebiyle ve ferahlatır. Ferahlatması hassası iledir. Ve açar karaciğerde olan tıkanıklıkları ve kavi(güçlü) eder mideyi ve fayda eder böbreklerde ve rahimler ağızlarına ve fayda eder gözde olan perdeye ve karanlığa yemek ile ve sürme çekmek ile.
[Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]

Tarçın sıcak ve kurudur üçüncü derecede, balgamı keser, gönlü ferah eder, yemeği hazmeder, mideye karaciğere kuvvet verir.
[Mebâhis-i Emrâz]

İmdi her kim tarçın yemeyi adet edinse aklı ziyade ola...
Yüz güzelliğinde: Tarçın yemek faydalıdır ki, yüzün sarılığını defeder...
Göğüs ağrısında: Tarçın yemek dahi balgamı defede...
İmdi her kim bir miktar tarçın dövüp mide üzerine vursalar ağrısını defede...
Eğer bir miktar tarçın muhkem dövüp ve elekten geçirip göze çekseler karanlıkları defede.
[Hükemâyı Tertîb-i Muâlece]

"Dâr"ın ağaç manasına olduğuna lügat kitaplarında rastlanmamıştır lakin Bahreyn'de bir mahal vardır ki ona Dâreyn derler, onda bir çarşı vardır, Hint'ten misk getirenler o çarşıda satarlar, onun için attara dâriyy derler. Böyle değildir, ondan dâr ismi naklolunup bazı güzel kokulara dâr denilip dâr-ı sînî, dâr-ı fülfül gibi isim verilir, Allahu alem. İbn Kütbi der ki bu lafzın manası Çin ağacı demektir.
Mahiyeti Hakkında: Tarçının birçok sınıfları vardır ve bulunduğu mahallerde her sınıfının başka başka ismi vardır. Ve sınıfının biri iyi sınıftır, rengi siyaha benzer, dağlıktır ve yoğundur. Ve bir sınıfı dahi gevşektir, şişiktir, kökü ayrıktır yani parçalanmış gelir, diğerleri gibi kalem gibi ve uzun değildir. Ve bir sınıfı dahi siyah ve düz ve düğümleri az olur. Ve bir sınıfı dahi vardır ki rayihası selîha rayihasında olur ve yeşile benzer ve kabuğu selîha kabuğu gibi kırmızıdır ve bu nevi tarçının kuvveti bir zaman baki olur hususan ki dövülüp şarap ile çörek oluna. Dioskorides der ki tarçının bazısında güzel rayiha var iken dahi sedefotu rayihasından yahut kurdumânâ rayihasından bir şey vardır ve onda hararet ve dili yakıcı bir acılık vardır ve hararetli tuzluluktan bir şey dahi vardır, her ne zaman kazılsa hızlıca dallanıp dağılmaz ve ne zaman kırılsa parçalarının aralarında ince toprak gibi nesneler olur ve o ufak parçalar onun hıltı ve aldatması olur ve bu vechle olmayanlar halis olur. Ve yine Dioskorides der ki tarçından bir nevi vardır ki ona yalancı tarçın derler, onun rayihası vardır ve pürüzlü olur ve kuvveti zayıf olur. Ve bir sınıfı dahi vardır ki ona âbhi derler, o sınıfın görünüşü tarçın görünüşüne benzer olur lakin onda yerilmiş ve kötü rayiha olmakla fark olunur. Ama kırfe demekle meşhur olan tarçına aslında ve düğüm çokluğunda benzer olur, pes bu kırfe odunsu bir tarçındır, dalları uzundur ve şiddetle kavidir ve güzel rayihası tarçın rayihasından azdır. Ve bazı insanlar zannederler ki kırfe tarçın cinslerinden değildir ve kırfenin tabiatı tarçın tabiatına aykırıdır. Ve bazı kere yalancı olan tarçından yağ edinilip hıfz olunur. Ve bu mahiyet levhası basılan nüshanın levhasıdır, kalanlarda bu tafsil yoktur.
Seçimi Hakkında: İyisi güzel rayihalı olup tadında yakıcılık olmaksızın keskinlik olanlardır ve rengi katiksiz olup yani rengi bir olup karışık olmayanlardır. Ve Dioskorides der ki bu sınıfın dahi iyisi yeni olup yani taze olup kül rengi siyahına ve kırmızılığa meyyal olup düz ve dalları yakın ve ince olanlardır ve tadında tatlılık ve tuzluluk ve yakıcılığı az olup ısırması cidden olmayanlardır ve tarçının iyiliğine delalet eder rayihası diğer rayihalara galebe edip onun rayihası yanında diğer nesnelerin rayihaları hissedilmemek. Ve tarçının kötüsü ise asiyye ve kündüriyye ve selîhiyye ve zühümiyye ve ayrık beyaz ve büzüşük ve düz olup kökü sert olanlardır. Ve tarçının kuvveti hıfz olunur tarçın dövülüp çörek olmakla. Eğer bu vechle hıfz olunmasa on beş seneden sonra kuvveti zayıf olur ve dahi evveli zayıf olur. Ve vacip olur ki bir kök üzere olanlar alına, zira ufak parçaları ve parçalanmışlarında aldatma olur. Ve iyisi o tarçındır ki rayihası genzi ve gözenekleri doldura ve kendinden aşağı olanların rayihasını hissetmek ve bilmekten mani ola.
Tabiatı Hakkında: Üçüncü derecede sıcak ve kurudur.
Fiilleri ve Hassaları Hakkında: Dioskorides der ki cümleten tarçın tıkanıklıkları açıcı/fethedici(müfettih) ve ısıtıcıdır, her çürümeye salih ve faydalıdır, letafeti gayettedir ve emip çekicidir ve fasit kuvvetleri ıslah eder ve irinli olan fasit hıltları ıslah eder. Ve yağı eritici/çözücüdür(muhallildür) ve cidden sıcaktır ve eritmektedir, yoğun kıvamlı/kalın olan şeyleri eritir.
Zinet Hakkında: Çile ve mercimek gibi olan lekeye faydalıdır ve sirke ile sütlü sivilcelere faydalıdır.
Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Temriyelere ve yaralara faydalıdır.
Mafsallar Aletleri Hakkında: Tarçın yağının titremeye(ra'şeye) faydası acip olur.
Baş Organları Hakkında: Yağı nezleye faydalıdır ve başta olan ağırlığa dahi faydalıdır ve beyini temizler yaşlıklarını erittiği/çözdüğü(tahlîl eylediği) hasebiyle. Ve o yağ kulak ağrılarını sakinleştirici devalardan olur ve o devaların hıltlarına ve terkibine dahil olunur.
Göz Organları Hakkında: Perdeden ve göz karanlığından yemekle ve sürme çekmekle faydalıdır ve gözde olan yoğun kıvamlı/kalın yaşlığı giderir.
Göğüs Organları Hakkında: Ferahlatıcıdır, öksürüğe faydası vardır, göğsü temizler.
Gıda Organları Hakkında: Karaciğerin tıkanıklıklarını açar ve karaciğer ve mideyi kuvvetlendirir ve midenin yaşlıklarını kurutur ve ödemden(istiskâdan) faydası olur.
Boşaltım Organları Hakkında: Rahim ağrılarından ve böbrek ağrılarından ve şişlerinden faydası olur az miktar zeytinyağı ile ve balmumu ve yumurta sarısı ile kuvveti kırıldıktan sonra, zira tarçünün zikrolunan eşya ile kuvveti kırılmasa zikrolunan organı sertleştirir. Ve tarçın idrar ve adet kanamasını(tamsı) akıtır ve cenini düşürür ve kurdumânâ ile tarçının basurdan faydası olur.
Hummalar Hakkında: Hummâ-yı nâfızda faydalıdır hususan yağı ile organa sürüp ovulsa ziyade faydalı olur.
Zehirler Hakkında: Yerdeki böceklerin zehirlerinden faydalı olur ve incir ile akrep sokana faydası olur.
Bedelleri Hakkında: Bedeli tutucu/büzücü(kâbıd) olan selîha kabuğu veyahut tarçının ikişer katı selîha ve sabindir.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]

Dârçîn: Tarçın Türkçe; dâr-ı çînî. Tarçının iyisi kızıl renk ve hoş kokulu ve keskin tat ve tatlıca tadı ola. O diyarda bunun dağlısı dahi olur imiş, o nevi makbul değildir. Ve ekser tarçının ve karanfilin suyunu alıp bu diyarlara ondan sonra gönderirler derler. Tarçının iyisinin kuvveti on beş yıla kadar zail olmaz. Tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur, ama bazıları ikinci derecede demişlerdir. Bunun yağı gayet sıcaktır. Ve tarçının nice cihetle letafeti vardır ve çürüme-bozulma ıslah edicidir. Nezleye fayda eder. Bunu yiyip ve göze dahi çekseler göz karanlığını giderir. Kalbi ferahlatıcıdır ve bunda nevi şahsına münhasır panzehirlik dahi vardır. Eğer mastaki ile kaynatıp suyunu içseler hıçkırığı sakin eder. Yalnız tarçın kuvvetlendiricidir, uyku getirir. Soğuktan hasıl olan mide ağrılarını zail edip yellerini eritir/çözer(tahlîl eder) ve titreme(ra'şe) illetini dahi zail eder ve karaciğer tıkanıklıklarını açar ve göğsü pak edip mideye kuvvet verir ödeme(istiskâya) faydalıdır. Ve rahim ağrısına yumurta ile fayda verir. Ve ısırıcılar zehrine faydalıdır, eğer akrep soksa bunu incir ile yakı etseler muvafıktır. Ve temriyeye sirke ile dövüp sürseler ve çil illetine bal ile sürseler zail eder. Ve öksürüğe ve böbrek zahmetlerine ve idrar tutukluğuna('usrü’l-bevle) gayet muvafıktır. Evla budur ki bunu dövüp ve süt ile karıştırıp çörekler edeler ve gölgede kurutalar. Kuvveti on yıl zail olmaz. Hipokrat sözü üzere yaramaz fazlalıkları/atık-fazlalık maddelerini mideden ve beyinden pak eder, unutkanlığı giderir. Ve Dioskorides sözü üzere göze kuvvet verir ve hayzı akıtır ve başa ve beyine ve koku alma organına ve sıtmaya faydalıdır, bedene kuvvet verir. Fules sözü üzere yüz felcine ve sinirler uyuşuğuna müfittir. Rufes sözü üzere sarılığa fayda eder. Bundan bir dirhem kullanılır, bir buçuk dirheme kadar caizdir. Ziyade yeseler mesaneye zarar eder, ancak asârûn ıslah eder. Bunun bedeli ağırlığınca selîhe kabuğu ve yarısı kadar kebabe veyahut sabindir. Ve tarçının yağı titremeye(ra'şeye) gayet fayda eder, gaflet olunmaya. İbni Baytar sözü üzere tarçın yeseler akciğer düdüğünde olan yapışkan balgamı gider ve halile-i Kâbilî ile karıştırıp yeseler zihni kavi eder. Baştan göğse ve akciğere inen nezlelere mastaki ile pişirip suyunu içseler faydalıdır. Bunlardan başka ferahlık verir. Bazıları bunun bedeli havlican ile sabindir dediler.
Kırfe-i dârçînî: Tarçın kabuğudur. Farsçada buna İhtiyarat sözü üzere tarçın kabuğu(pôst-ı dârçînî) derler. Çin memleketinde olur. Tarçın bundan çıkar. Kırfetü’l-karanfilden uzunca ve ondan tatlıcadır. Muhammed Temimi sözü üzere bazıları buna dârçîn-i rûz ve dârçîn-i kâzî derler. Ve Hint'te dahi işbu tarçın kabuğuna dârsûs ve sarfâ derler. Tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur. İç organları kavi eder ve uyuza ve temriyeye dahi faydalıdır ve sinir marazlarına ve balgami yan başları ve felç ve sara illetlerine İhtiyarat sözü üzere gayet faydalıdır. Bunun fiili tarçından kuvvetlidir. Soğuk mide ve karaciğere kuvvet verir. Bunun bedeli yarısı kadarı karanfil ve tarçındır.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]



Dârşînî: Farsça dârşînîden Arapçalaştırılmıştır ve Yunanca afîmûnâ ve Süryanice merslevûn. Bir ağaçtır ki Çin tohumunda olur lakin yaprakları yassıdır ceviz yaprakları gibi, çiçeği ve tohumu olmaz. Ve dârşînî bu ağacın kabuğudur. İyisi benli ve kızıl ile siyah ve sarı arasında ola ve bu, Çin'de çoktur, sonra yakutisi, sonra siyahı, sonra sarısı. Ve beyazı ve hafif olanı kötüdür. Ve onun bazısı selîhaya benzer. Ve tarçına karıştırsalar fark olunmaz, illa bunun tatlılığı az olmak ile. Ve kuvveti on beş yıla kadar kalır hususan eğer şarap ile çörek edeler. O, sıcaktır ve kurudur ikincinin sonlarında veya üçüncüde ve beyazı birincide. Ferahlatıcıdır. Tiryâk-ı kebîre dahil olur, kalp çarpıntısını ve vesveseyi ve deliliği ve soğuk mizaçlı ikisi ve kuru mizaçlı ikisinden olan şeyleri meneder ve mideyi ve karaciğeri kavi eder ve ödemi(istiskâyı) ve sarılığı defeder ve fazlalıkları/atık-fazlalık maddelerini akıtır ve uşağı düşürür ve yoğun kıvamlı/kalın yelleri çıkarır ve basuru sakin eder. Ve yağı titremeye(ra'şeye) ve felce tecrübe edilmiştir. Ve ondan damlayan azimdir zikrolunanlardan ve sarılığı kesmekte. Ve lohusayı ve rahmi ve makadı ıslah eder içmek ile ve kulağa komakla sağırlığını açar. Ve cümlesi gözün karanlığını açar ve ruşen eder. Ve eğer safran ile soğuk şişlere sürseler sakin eder. O, sıcak mizaçlı kişilerin başını ağrıtır. Ve mesaneye zararı var. Keten tohumu ve asârûn ıslah edicisidir. Ve şerbeti: Bir miskale kadar. Ve bedeli: Sabin veya kebabe ve şehvette havlican ve selîha.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]

Dârsînî: Manası Çin vilayeti ağacı demektir. Türkçede tarçın dedikleri meşhur sıcak ottur. Fakir mütercim der ki dâr lafzı gerek Fars dili ve gerek Arapçada ağaç manasına kullanıldığı malum ve işitilmiş değildir, belki en doğrusu budur ki dârsînî lafzı dârû-yı Sînî’den hafifletilmiş ola. Türkçede gerçi dar ağacı kullanımı vardır ama bu makama münasebeti yoktur, hususan dâr-ı fülfül ki malumdur ağaç olmayıp dârû olduğu yani deva olduğu herkese malumdur. Dârsînî dahi böyledir. Dârsînî birkaç türlüdür. İyisi odur ki cismi etli ve kalın olup ve pek olmayıp gevşekçe ola ve rengi kızıl olup bir miktar siyaha ve toz rengine meyyal ola ve lezzeti bir miktar dili acıtıp tutuculuğu/büzücülüğü(kâbızlığı) ve azıcık tatlılığı ve azıcık safran acılığı ve bir miktar yağlılığı olup rayihası belli ve kavi ola. Dârsînînin bir sınıfı vardır, ince ve uzun ve kabuğu dahi ince olup birbirine sarılıp düz olur ve rayihası ve lezzeti zayıf olup kamış gibi içi boştur. Baştan başa uzununa yarılmıştır ve bitişik değildir güya ki kurumuş hurma çubuğu kabuğudur. Bu makule dârsînî zayıftır, harareti ve hıltları inceltip latif etmesi azdır. Bir sınıfı dahi vardır ki rengi siyaha meyyaldir ve gevşektir, lif gibidir. Bu makule dahi yaramazdır, faydası yoktur. Bir sınıfı dahi vardır, ona kırfetü’d-dârsînî derler. İnce ve katı ve rengi siyaha meyyal olup gevşek olmaz ve lezzeti ve rayihası ve kuvveti karanfil gibidir. Kırfe kabuktur, kaf harfinde zikrolunur inşallahü teala.

Hülasa budur ki dârsînînin rayihası hoş ve güzel ve belli olup sedefotu veyahut kurdumânâ rayihası gibi olmamak iyiliğindendir. Şol dârsînî ki bu sıfat ile olmaya veyahut rayihası sedefotu veyahut kurdumânâ rayihası gibi ola, yaramazdır. Eğer bazı iyilik bulunup bazı yaramaz olursa ona göre olur. Cümlesinin tabiatı sıcak ve kurudur ama iyisinin hararet ve kuruluğu üçüncü derece başına erişir. Hıltları inceltip latif etmekte gayettir yani ondan öte olmaz, idrarı yürütür, tabiatı yumuşatır, hıltları pişirir, hayız kanını yürütür. İçmekle ve vajinal fitil veya lavman yoluyla(götürünmekle) avrat karnından oğlanı düşürür. Mutlak manada zehirlere fayda eder, gerek zehirli canavar ısırmakla, gerek gayrı zehir olsun. Göze sürme gibi çekseler karanlığını giderip cila vere ve devayı göz tabakalarına eriştirir. Eğer bal ile karıştırıp sütlü sivilcelere yani içinde süt gibi ak suyu olan küçük sivilcelere ve çıbanlara ve yüzde olan lekeye bulayıp sürseler gidere. Güç ile idrar edene ve böbrekler ağrılarına ve davul ödemine(istiskâ-yı tablîye) ve yaşlık ziyadeligi ile olan öksürüğe ve nezlelere faydalıdır. Güzel kokulara girer. Bazıları dârsînîyi dövüp ve şarap ile yoğurup ve çörek çörek edip ve gölgede kurutup böyle olanın kuvveti çok zaman durur. Dârsînî ağız rayihasını güzel eder ve soğuk olan mide ve karaciğeri ıslah edip soğukluklarını giderir.

Yeme ile ve koklamak ile başta olan yaramaz yaşlıkları kurutur. Yalnızca göze sürme gibi çekseler göze kuvvet verip keskin eyleye. Yaşlık sebebi ile boğulmuş ve irilenmiş olan sesi saf eder. Akciğere ve boğaza dökülen balgamları eritir/çözer(tahlîl eder) ve cümle yaramaz yaşlıkları kurutur. Boğaza ve boğaz yanlarına balgam dökülüp o balgam sebebi ile olan yaramaz rayihayı defeder ve ödemin(istiskânuñ) eğer etlisi ve eğer tulumsu olanı ki yerlerinde beyan olunmuşlardır, bu marazlarda sıcak nesneye ihtiyaç olursa dârsînî fayda eder. Kalbe ve duyulara zeka verir, hususan halile-i Kâbilî ile olursa ziyade verir. Evla budur ki bu husus için bir defada iki dirhemden ziyade kullanılmaya. Gayrı nesneler için beş dirheme kadar caizdir. Dârsînî yelleri dağıtır, kokmuş çıbanlar ve kasık yarılmak ve fıtık için olan devalara girer. Titremesi olan başa ve ele ve gayrıya dârsînînin kendisi ve yağı ile sürüp yağlarlar, fayda eder. Mideleri soğuk olan kimselerin büyük devalarındandır. Evla budur ki bu makule kimselerin ve dahi şol kimselerin ki göğüslerinde yoğun kıvamlı/kalın hıltlar ola ve güç ile ve tez tez nefes almak marazı ola bunların yemeklerine bolca dârsînî katalar, yelleri dağıtmakta biber ve havlican tesiri ziyadedir. Zira dârsînî gerçi şişleri indirir ama şişe sebep olan yoğun kıvamlı/kalın buharları dışarı edemez. Onun içindir ki dârsînî cimayı tahrik eder ve aleti kıvama getirir ve nefse ferahlık verir ve sarı su gibi olan yaşlıkları ıslah eder ve bedeni bunlardan pak eder. Eğer mastaki ile pişirip suyunu içseler hıçkırığı sakin eyleye. Dârsînî mesaneye zarar eder, kitre ve asârûn ıslah eder. Hıltları inceltip latif etmekte ve maddeleri eritir/çözer(tahlîl edüp) indirmede dârsînîye bedel ardıçtan misli miktardır ama devaları ıslah etmede yani latif etmekte bedeli iki ağırlığı ve bir miktar ziyadece ala selîhadır ve bedeni kızdırıp maddeleri eritmekte/çözmekte(tahlîl etmekde) bedeli kebabeden iki miktardır ve cima ve yaşlıkları kurutup mide ve karaciğere fayda etmekte bedeli ağırlığınca havlicandır.
[Tercüme-i Mâ-Lâ Yesa‘u’t-Tabîbe Cehluhu]

Erişim kontrol ediliyor…

Orijinal Tarihî Metin

Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.

Tarçın, Kırfe ve Ak Tarçın
Kırfe
el-Mâhiyyetü: Dâr-ı sînîdir, onu biz beyân eyledik.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]

Orijinal metnin devamı kilitli

Erişim kontrol ediliyor…

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.