Abonelikler
Uygulamamızı indirin
Freed Science

Kadim Tıbbın İhyası

Özgür Tıp amblemi

Tıbbi Miras Arşivi

🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿

Şakayık ve Kökü

Şakayık ve  Kökü — 1
1 / 1
Serbest metin
Şakâyık (Gelincik), Fâvâniyâ ve Ûdü's-Salîb (Şakayık Kökü)
Not: En baştaki, İbni Sina'nın (Avicenna) anlattığı "şakayık" bitkisi Anemone coronaria'dır. Sadece "şakayık" yazdığı, "şakayın-ı nu'man" yazmadığı için buraya yazıldı. Osmanlıca'da gelincik çiçeği için "şakayık-ı nu'man" denilirdi. Günümüzdeki gibi Ayı gülüne şakayık denmezdi.
-Sonraki gelen Fâvâniyâ: Paeonia officinalis'dır. Yani günümüzdeki Ayı Gülü - Şakayık..
-Ûdü's-Salîb (Peony Root / Şakayık Kökü):
Fâvâniyâ bitkisinin toprağın altındaki o parmak kalınlığındaki etli, yumrulu köküdür. Çıkarılırken demir bıçak değdiğinde kararmasının (hasisiyetinin gitmesinin) sebebi, kökteki yoğun paeonol ve tannik asitlerin (tanen) demir iyonlarıyla reaksiyona girerek mürekkep gibi çözünmez siyah demir-tannat kompleksleri oluşturmasıdır. Antik hekimlerin "içinde haç çizgileri vardır" dediği şey, kök enine kesildiğinde vasküler demetlerin (odun borularının) yaptığı çapraz salîb morfolojisidir. Başta sara (sara/uçuk) ve kabus olmak üzere tüm beyin hastalıklarında bu kök tütsülenir veya boyna asılır.

Şakâyık:
Mahiyeti Hakkında: Malumdur. Ve tıp ile olan nüshada yazılıdır(mesturdur) ki Fazıl Hekim Dioskorides dedi ki bazı insanlar ona armiyun ve keza amiyun isimlendirdiler. Ve onun iki sınıfı olur, biri yabani ve diğeri bostani olur. Ve bostaniden kiminin çiçeği kırmızı ve kiminin çiçeği beyaza ve sütün renginden erguvan rengine meyilli olur ve onun yaprağı kişniş(küzbere) yaprağına benzer olur velakin kişniş yaprağından ince olur. Ve onun yayılması yere yakın mahalde olur, yer üzere düz(münbasıt) olur ve dalları ince ve yeşil olur ve dallarının etrafında haşhaş gibi çiçeği olur ve çiçeğinin ortasında siyahlık veyahut baş sürmesi olur. Ve kökü zeytin büyüklüğündedir ve ondan büyük dahi olur, sanki o kök düğümlüdür yani düğüm gibidir. Ama yabanisi bostaniden büyük olur ve yaprağı büyük ve çok sert ve başları uzun ve çiçeğinin rengi parlak kırmızı olur ve onun ince çok kökleri olur. Ve yabaniden bir sınıf siyah olur ve siyah olanlarda keskinlik/yakıcılık en çoktur. Ve insanlardan bazıları cehaletleri hasebiyle hamünya'l-berri ismi ile isimlenmiş devanın ve keza o haşhaşın aralarını ki onun çiçeğinin rengi kırmızılıkta şakayıku'n-nu'mana benzerdir, pes bu nebatlar ile şakayık aralarını fark eylemediler ve cümlesine şakayık ismini verdiler. Ve argamun yani hamünya'l-berri bir nebattır ki şakayıka benzer olur, ondan bir damla(dem'a) çıkar ki safran renginde olur ve revas isimlenen bahsi geçen haşhaşın kanı beyaza yakın olur. Pes bunlar aralarını ayıran alametler budur ki şakayıkın damlası ve haşhaşı ve narı olmaz lakin onda bir şey vardır ki kuşkonmaz(hılyevn) etrafına benzer.
Tabiatı Hakkında: İkinci derecede sıcaktır ve onda rutubet vardır.
Özellikleri Hakkında: Yıkayıcı/temizleyici(cali) ve çözücüdür/eriticidir(muhallildir). Galenos dedi ki şakayık çok yıkayıcı/temizleyici ve yıkayıcı ve çekici/emici(cezzab) ve olgunlaştırıcı/pişiricidir(munzic)
Süs Hakkında: Ceviz kabukları ile kullanılsa saçı siyahlatır. Ve onun yaprağı ve dalları olduğu gibi veyahut pişmiş olarak kullanılsa saçı güzel eder.
Şişlikler ve Çıbanlar Hakkında: Şakayık pişirilip sert olan şişlikler üzerine yakı olunsa sıcak olan kan çıbanları ve sivilcelerin sebeplerini boşaltır(istifrağ eder).
Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Onun kurusu kirli yaralara faydalıdır, iyileştirir ve kabuklaşmışa(mütekaşşireye) faydalı ve yaraları temizleyici(münakki) ve kabuklaşmaya ve yara olmuş uyuza(cereb-i mütekarrihe) faydası ulaşır.
Baş Organları Hakkında: Baş ve beyin hastalıklarına onun özsuyu enfiye/burun damlası(sa'ut) kılınır. Ve kökü baştan rutubetleri çekmek için çiğnenir ve kubayı dahi söker.
Göz Organları Hakkında: Bal ile onun özsuyu görme karanlığına ve gözde zuhur eden beyaza ve yaralarından iyileşmeden sonra baki olan eserlere faydalıdır. Ve kireç/ilaç(tıla) ile pişirilip göz taraflarına arız olan sert şişlikler üzerine yakı(dımad) olunsa iyileşme hasıl olur.
Göğüs Organları Hakkında: Onun yaprağı dallarıyla beraber kekik(sa'ter) otu ile pişirilip yenilse gerektiği gibi sütü söktürür.
Boşaltım Organları Hakkında: Şakayık fitil olunsa adet kanını söktürür.

Fâvâniyâ:
Mahiyeti Hakkında: Bir nevi nebatın köküdür ki onun erkeği ve dişisi olur ve erkeğin kökleri parmak kalınlığında olup beyaz olur ve tadı tutucudur/büzücüdür(kabızdır) ve dişisinin kökünün ve fer'inin çok budakları olur.
Tabiatı Hakkında: Sıcaktır velakin harareti şiddetli değildir.
Özellikleri Hakkında: Onda kurutma ve tutma/büzme ve çözme/eritme ve fethetme-açma ve inceltme ve parçalama ve yıkayıcılık/temizleyicilik olur ve bir saat miktarı çiğnense o saatten sonra onda tutuculuğa meyilli keskinlik zahir olur.
Süs Hakkında: Deride olan siyah eserleri yıkayıcı/temizleyici olur.
Eklem Organları Hakkında: Gut hastalığına(nıkrise) faydalı olur.
Baş Organları Hakkında: Sara(epilepsi) faydalı olur hatta asmakla dahi faydalıdır ve yalnız fâvâniyâyı asmanın saraya faydası tecrübe olunmuştur. Yahudi dedi ki meyvesi ile yağlamak mecnunlara ve saralılara(masru'ine) faydalıdır ve onların iyileşmesini icap eder ve keza onun meyvesi alınıp gülbeşeker(cülencebin) ile içilse şiddetle faydası olur. Yazar(musannif) der ki ben derim ki onların zikreyledikleri fâvâniyâ yakındır ki Rumi fâvâniyâ ola, zira Hindistan'dan bize ulaşan fâvâniyâda zikreyledikleri eserlerden çok eser yoktur. Ve fâvâniyânın tohumundan on beş tane bal şerbeti suyu ile ve şarap ile içilip ağır basmaya/karabasana(kabusa) faydalı olur.
Beslenme Organları Hakkında: Fâvâniyâ buruk(afısa) şerbetlerle pişirilse tabiatı hapseder ve dökülen maddeleri dökülmekten meneder. Ve tohumu mideyi kuvvetlendirir ve ağrılarını ve yakıcılığını sakin eder. Ve fâvâniyânın kökü sarılığa faydalı ve karaciğer tıkanıklıklarını fetheder/açar.
Boşaltım Organları Hakkında: Fâvâniyâ şarap ile ve idrar söktürücüler ile içilse adet kanını tahrik eder ve keza içimi sidiği dahi söktürür. Ve onun habından on beş tane şarap ile ve bal şerbeti suyu ile rahim boğulmasına faydalı olur. Ve onun haplarından on iki tane şarap ile içilse kan kanamasını(nezf-i demi) keser. Ve lohusalara kökünden bir badem(levze) miktarı içirilse idrarı hasebiyle lohusa fazlalıklarından onu temizler ve keza kökünden bir badem miktarı böbrek ve mesane ağrılarına faydalı olur ve şarapta onun pişmişi karnı tutar ve idrar eder.

Ûdü's-Salîb:
Mahiyeti Hakkında: Dioskorides zannetti ki ûdü'ş-şalîbe bazı insanlar parmaklı(zü'l-esabi') isimlendirirler. Ve o deva bir nebattır ki onun iki karış miktarı sapı olur, o saptan çok budaklar dallanır. Ve onun erkeğinin yaprağı meşe palamudu(şah-bellut) yaprağı gibidir; dişisinin yaprağı yabani kereviz(semerniyun) yaprağı gibi olur ve badem kabukları(guluf-ı levz) gibi onun kabukları olup sap tarafına o kabuğun bakması/gözükmesi(işrafı) olur ve ne zaman o gılaf açılsa ondan bir nevi tane(habb) zuhur ve huruç eder ki kan misilli kırmızı ve sayısı çok ve küçük olup nar tanesine(habb-ı rummana) benzer ve müşakil olup o kırmızı daneler esnasında beş veyahut altı adet mora nazır siyah dane olur. Ve erkeğinin kökü parmak kalınlığında ve uzunluğu bir karış kadrinde olur ve rengi beyaz ve tadında tutuculuk/büzücülük(kabz) olur. Ve dişisinin kökü için palamuda benzer budaklar olur, o budak yedi veyahut sekiz adet olur hünsa kökleri misilli.
Baş Organları Hakkında: Ûdü's-salîbin tanelerinden on beş tane bal şerbeti suyu ile içilse karabasana(kâbûsa) faydalı olur.
Beslenme Organları Hakkında: Kema-güve bakiye iken yemek mide yakıcılığına(lez'ine) faydalıdır.
Boşaltım Organları Hakkında: Lohusalıktan sonra bedenleri temiz olmayan hatunlara ûdü's-salîbin kökünden badem miktarı içirilse idrarı hasebiyle onları adet kanı fazlalığından temizler ve ne zaman şarap ile içilse rahimler ağrısından faydalı olur ve keza karın ve mesane ve böbrek ağrılarından ve sarılıktan faydalı olur. Ve şarap ile pişirilip içilse karnı tutar(akl eder). Ve onun kırmızı tanesinden on tane veyahut on iki tane tutucu şarap ile içilse rahimden kan kanamasını keser ve çocuklar onu yese veyahut içse onların taşlarını giderir. Ve onun on tanesi ballı şarap ile içilse rahimler ağrısından hasıl olan boğulmaya cidden faydalı olur.

[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]

Fâvâniyâ, o ottur ki kızıl kızıl gülleri olur dağlarda ve gölge(kuz) yerlerde biter. Ayı gülü derler. Tıpta bunun kökü murattır.

[Şerh-i Mûcez Fi't-Tıbb]




Fâvâniyâ: Fâriyûnâ ve kehyenâ ve ûd-ı salîb dahi derler. Ve Magrip'te verdü'l-hamîr derler. O bir ottur ki bir ziradan eksik uzanır, erkeğinin yaprakları havuca benzer ve dişisinin yaprakları kerevize benzer ve çiçeği gök ve siyah ve kozası olur. İçinde kızıl danesi vardır. Aspir(kurtum) hacmindedir lakin onu almak caiz değildir, ancak terazinin inmesinde(mizanın nüzulünde). Ve kesmek murat eylediklerinde demir ile kesmesinler. Eğer bu şartların biri eksik olur ise havası batıl olur kalır lakin menfaatleri baki kalır ve onun kuvveti yedi yıla değin kalır. Sıcak ve kurudur üçüncüde veya ikincide. Onun pek olanı ki iki canibi mühürlü ola ve iki kesici hatlara müştemil ola, o zümrütten iyidir. Ve ağacın tamamı yoğun kıvamlı yelleri çözer/eritir(hal eder) ve ciğeri ve böbrekleri kuvvetli eder ve hapları yapışkan hıltları çıkarır ve felce ve siyatik hastalığına ve titremeye(ra'şeye) ve karabasana ve adet kanının menine faydalıdır içmek ile ve siyah eserleri cilalar-yıkar sürmek ile. Ve onun erkeği olan ki aslı vahittir, erkeklerin ve dişilerin hastalıklarına dahil olunur. Ve bu ağacın tamamı saraya(epilepsiye) ve deliliğe ve vesveseye faydalıdır her nice kullansalar, eğerçi beraberinde götürmek veya buhurlamak ile olursa da. Ve eğer zikrolunan şartlar ile derseler ve bir eve koysalar o eve cin ve zehirli canavarlar girmez. Ve eğer onu buhur edip veya bir sarı hırkada bağlayıp o şart ile ki adetli olan hatunun eli ona değmemiş ola ve eğer bir hatun doğurmaya yakın beraberinde götürse tez doğurur ve uşağı ömründe düşürmez(iskat etmez). Ve sihri o evden meneder ve heybet getirir. Eğer iki miskal altın ve gümüş döküp(sebk edip) ve dört habbe levha ve içine koysalar ve beraberinde götürseler sarayı(epilepsiyi) meneder eğerçi yirmi beş yıldan sonra ise de. Ve eğer iki düşman kimselerin yastıkları altına koyup ve ay zühreye muttasıl oldukta teslîsde(astronomi (İlm-i Nücum) metinlerinde gezegenlerin birbirleriyle yaptığı 120 derecelik açıya (trine aspect) teslis deniyor. Yani "Ay ile Zühre (Venüs) üçgen açı konumundayken) onların aralarında bir mertebe muhabbet ola ki aslen zail olmaya. Ve onun mideye zararı vardır. Kitre düzelticisidir. Ve bir miskal ve haplarından on beş. Ve bazıları demişler ki bedeli nar kabuğudur veya ceylanın incik kemiğidir. Ve bu uzaktır(ba'iddür). Ve sahih olan bedeli sarada(epilepside) zümrüttür.

[Davud-u Antaki - El Tezkire]

Fâvâniyâ: Yunanca isimdir. Türkçede ayı gülü ve şakayık kökü ve ûdü’s-salîb dahi derler. Şakayıkın tabiatı Takvim sahibinin sözü üzere birinci derecede sıcak ve ikincide kurudur, kurutması ve çözmesi/eritmesi ve tutuculuğu/büzücülüğü(kabzı) dahi vardır, fethettiricidir(müfettihdür) ve incelticidir(mülattıfdur) ki eğer deride siyahlık eserleri olsa cila verir ve gut hastalığına ve saraya(epilepsiye) dahi faydalıdır. Eğer saralı(masru') kendinde götürseler saraya faydalıdır. İhtiyarat'ın sözü, eğer şarapla içseler tabiatı hapseder ve böbrek ve mesane ve yürek ağrılarına fayda eder. Eğer yemişini pazubent edip boynuna assalar oğlancıklara sara arız olmaz derler ve buhuru tüm hastalıklara mutlak faydalıdır. Bunun şerbet miktarı yarım miskaldir, ziyadesi böbreğe ziyan eder ama ekser düzeltir.

[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]

Fâvâniyâ: Ûdü’s-salîb dedikleri meşhur kök nebatının bir sınıfıdır. Magrip diyarında çiçeğine verdü’l-hamîr yani eşekler gülü derler. Baldırı iki karış uzar bir nebattır. Bol yapraklı budakları olur. İki sınıftır: Birisi erkek ve birisi dişidir. Erkeğinin yaprağı koz yaprağına benzerdir. Dişisinin yaprağı yaban kerevizi yaprağına benzerdir. Baldırı ucunda taze badem kılıflarına benzer kılıfları vardır. Kılıfı içinde kan gibi kızıl nar danelerine benzer ufak ve çok daneleri olur ve danelerinin ortası siyaha meyillidir. Erkeğinin kökü beyaz olup parmak kalınlığında ve bir karış denli uzar, tabiatında tutuculuk/büzücülük vardır. Dişisinin kökleri budaklıdır. Budakları palamuda benzer, yedi veyahut sekiz olur. Ama fâvâniyâ diye söylense murat erkeğinin kökü olur. Tabiatı sıcak ve kurudur, kurutucudur. İyisi Rumisidir. Eğer bal şerbeti suyu ile dirhem miktarını içseler adet kanını yürüte. Evla budur ki ziyade dövüp ince edeler ciğeri ve böbrekleri pak eder. Eğer kekre şarap ile pişirip ve şeker ile tatlı edip içseler ishali tuta ve sara(epilepsi) hastalığına şifa ola. Bazıları demişler üzerine asıp götürmekle dahi saraya şifa ola. Ûdü’s-salîb dedikleri kökler fâvâniyâdan bir sınıftır. Bazıları demişler gayrıdır. Ûdü’s-salîb ufaltılsa içinde haç gibi birbirini çapraz kesmiş çizgileri olur. Bazıları demişler bu makulesi erkeğidir ama dişisinde haç yoktur ve şeklen palamuda gibidir. Eğer ondan şarap ile içseler karın ağrısından fayda eyleye. Eğer yemişinin danelerinden on beş daneyi siyah ve tutucu şarap ile içseler rahimden çok kan gelmeyi tuta. Yemesi mide ağrısına fayda edip midede olan yangını ve acılığı gidere ve oğlancıklarda su yolunda olan taşları gidere. Danelerinden şu siyahlar ki menekşe rengine meyilli ola, o makuleden on beş danesini bal şerbeti suyu ile kullansalar karabasan yani ağır basmak ve sara ve boğulmak hastalıklarına fayda eder. Bazıları demişler faydalı olanı ancak dişisidir ve derler ki demir ile yani bıçak ve diğer demir alet ile kesildiğinde tesiri ve hassası batıl olur. Yüzde olan siyah nişanları cilalayıp giderir ve gut hastalığına fayda eder, düşmekten ve vurulmaktan olan yara bereleri yok eder. Yemişini yakıp buharına durmak sara ve delilik hastalıklarına fayda eder. Eğer yemişini oğlancıklar gerdanlığına yani oğlancıklar boynuna astıkları dişler ve kemikler ve diğer nesneler ile dizip oğlancık götürse oğlandan korku ve yaramazlığı giderip oğlancıklarda şişlikler olmasını gidere. Yemişinden olan yağa misk ve safran katıp sedef suyu ile saralı(epilepsi) olan kimselerin burnundan içeri korlar, onlara fayda edip iyi eder. Eğer fâvâniyâyı dövüp ezip bez içine koyup sara hastalığı olanlar daima koklasalar ziyade fayda eyleye. Bazıları demişler eğer kökü ve eğer yemişini yakıp tütsü edinmek her hastalığa faydalıdır. Eğer yabanlarda yürüyenler üzerlerine assalar onlardan her afetleri meneyleye. Fâvâniyâ mideye zarar eder, kitre düzeltir. Kökünü kullanmakta bir miskalden ziyade etmeyeler.

[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]

Frenkçede peoniya, Arapçada ûdü's-salîb, Türkçede şakayık. Tabiatı hararet kuruluğu birinci derecededir. Faydası: Eğer kökünü kaynatıp içseler hatunların noksan adet kanını açar ve dahi ölmüş çocuğu çıkarır ve eklem ağrısına fayda eder ve safrayı galeyandan meneder, böbrekte ve mesanede olan taşları eritip ve çıkarır ve ağrılarını sakin eder, ciğeri ve dalağı cilalandırır(yıkar temizler) ve bilhassa sara(epilepsi) hastalığına faydalıdır. Ve eğer tohumunu veyahut şerbetini yine kendi damıtılmış suyu ile çözüp/eritip kullansalar zikrolunan hastalıklarda seri faydası müşahede olunur. Ve eğer söz konusu kökü demir aleti değmeden çıkarıp birkaç danesini ezip bir tencere su ile kaynatıp saralı olan çocukları o su ile yıkasalar Allah'ın emriyle hastalığından halas edip şifaya sebep olur Allah'ın izniyle, hatta Frenk hekimleri söz konusu otun tohumunu ekseriya sara hastalığında ve karabasan hastalığında ve baş dönmesinde(devvarda) ve beyin hastalığının cümlesinde gayet çok kullanırlar ve ziyade methederler, faydasını gördük diye, hakikatte beyin hastalığında faydasına nihayet yoktur ve bilhassa çocuk havalesine asmakla faydası müşahede olunur, gaflet olunmaya.

[Terceme-i Cedîde Fi'l-Havâssi'l-Müfrede]

Ûd-ı salîb, eğer şarapla pişirseler oğlancık boynuna assalar ta ebet uçuk hastalığı(epilepsi) olmaya mademki boynundadır. Eğer ûd-ı salîbin erkeği ve dişisi olur, uçuğa fayda eden dişisidir. Ve eğer kızıl yemişten tütsü etseler uçuğa ve deliliğe fayda eder ve hem şu yağ ki ûd-ı salîbden çıkar saralının burnuna damlatsalar fayda eder. Ve eğer yumuşak dövseler daima saralı kişi koklasa fayda eder ve hem boynuna taksalar tüm afetten emin ola. Ve hem deliye tütsü etseler deliliği gide. Ûd-ı salîb sarılığa fayda eder ne zaman şarapla içseler. Eğer on beş dane ûd-ı salîbin danelerinden yeseler ağır basmaklığa fayda eder.

[Kitab-ı Tıbb]

Fâvâniyâ: Buna ûdü’s-salîb denilir. Hararet, soğukluk ahkamında mutedildir. Lakin inceltme ile beraber kurutması ve tutuculuğu/büzücülüğü kuvvetlidir. Bu iki mana beyinde bulunan ruhu kuvvetlendirmede, ondan fazlalığı defetmede onun hassasiyetine yardım ederler. Bununla beraber bunda yalnız beyin cisminden sevdayı, balgamı ishal etmek ve beyne onu kabule mukavemet hassasiyeti vermek de vardır. Kalpte olan ruh için de buna benzer bir tesiri olmak mümkün ise de zikredilmemiştir.

[İbni Sina - Edviye-i Kalb]

Erişim kontrol ediliyor…

Orijinal Tarihî Metin

Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.

Şakayıkشقايق,Udus salib عود الصليب ve Favaniya

Şakâyık ve Fâvâniyâ ve Ûdü's-Salîb (Şakayık Kökü)
Şakâyık:
Fi’l-Mâhiyyeti: Ma'rûfdur. Ve tıb ile olan nüshada mestûrdur ki Hakîm-i fâzıl Dîskûrîdûs dedi ki ba'zı nâs aña armîyûn ve kezâlik âmiyûn tesmiye eylediler. Ve anuñ iki sınıfı olur, biri berrî ve âharı bostânî olur. Ve bostânîden kiminüñ zehri ahmer ve kiminüñ zehri beyâza ve levn-i lebenden urcuvâniyyete mâyil olur ve anuñ varakı küzbere varakına şebîh olur velâkin küzbere varakından erakk olur. Ve anuñ intişârı arza karîb mahallde olur, arz üzere münbasıt olur ve agsânı dikâk ve hadır olur ve agsânınuñ etrâfında haşhâş gibi zehri olur ve vasat-ı zehrinde sevdâ veyâhût kühletü'r-re's olur. Ve aslı zeytûne ızamındadur ve andan a'zam dahı olur, ke-enne ol asıl mu'akkaddür ya'nî dügüm gibidür. Ammâ berrîsi bostânîden a'zam olur ve varakı a'zam ve asleb ve ru'ûsı atvel ve zehrinüñ levni ahmer-i kânî olur ve anuñ usûl-i dikâk-ı kesîresi olur. Ve berrîden bir sınıf esved olur ve esved olanlarda harâfet ekser olur. Ve nâsdan ba'zılar cehâletleri hasebiyle hamûnyâ'l-berrî ismi ile müsemmâ devânuñ ve kezâlik ol haşhâşıñ beynlerini ki anuñ zehrinüñ levni humretde şakâyıku'n-nu'mâna müşâbihdür, pes bu nebâtlar ile şakâyık beynlerini fark eylemediler ve cümlesine şakâyık ıtlâk eylediler. Ve argâmûn ya'nî hamûnyâ'l-berrî bir nebâtdur ki şakâyıka müşâbih olur, andan bir dem'a hurûc eder ki za'ferân levninde olur ve revâs tesmiye olınan haşhâş-ı mezkûruñ demi beyâza karîb olur. Pes bunlar aralarını fârika olan alâmetler budur ki şakâyıkuñ dem'ası ve haşhâşı ve rummânı olmaz lâkin anda bir şey vardur ki hılyevn etrâfına beñzer.
Et-Tab'ı: Derece-i sâniyede hârr'dur ve anda rutûbet vardur.
El-Havâssu: Câlî ve muhallildür. Câlînûs dedi ki şakâyık cellâ ve gassâl ve câzib ve mündicdür.
Ez-Zînetü: Küşûr-ı cevz ile isti'mâl olınsa sa'rı tesvîd eder. Ve anuñ varakı ve kuzbânı alâ-hâlihâ veyâhût matbûhan isti'mâl olınsa sa'rı hasen eder.
El-Evrâmu ve'l-Büsûru: Şakâyık tabh olınup sulbe olan evrâm üzere tılâ olınsa hârr olan demâmil ve büsûruñ sebeblerini istifrâg eder.
El-Hurâcu ve’l-Kurûhu: Anuñ yâbisi kurûh-ı vesihaya nâfi'dür, idmâl eder ve mütekaşşireye nâfi' ve kurûhı münakkî ve tekaşşüre ve cereb-i mütekarrihe nef'i bâligdür.
A'zâu'r-Re'si: Re's ve dimâg ileline anuñ usâresi sa'ût kılınur. Ve aslı başdan cezb-i rutûbât içün mazg olınur ve kûbâyı dahı kal' eder.
A'zâu'l-Ayni: Asel ile anuñ usâresi basaruñ zulmetine ve aynda zuhûr eden beyâza ve kurûhundan ba'de'l-bür' bâkîye olan âsâra nâfi'dür. Ve tılâ ile tabh olınup nevâhî-i ayna ârız olan evrâm-ı sulbe üzere dımâd olınsa bür' hâsıl olur.
A'zâu'ş-Sadrı: Anuñ varakı ma'a-kuzbânihi sa'terüñ haşîşi ile tabh olınup ekl olınsa kemâ-yenbagî lebeni idrâr eder.
A'zâu'n-Nefzi: Şakâyık ihtimâl olınsa tamsı idrâr eder.

Fâvâniyâ:
El-Mâhiyyetü: Bir nev' nebâtuñ aslıdur ki anuñ zekeri ve ünsâsı olur ve zekerüñ usûlü esâbi' gılazında olup ebyaz olur ve mezâkı kâbızdur ve ünsâsınuñ aslınuñ ve fer'inüñ şu'ab-ı kesîresi olur.
Et-Tab'ı: Hârr'dur velâkin harâreti şedîde degildür.
El-Havâssu: Anda tecfîf ve kabz ve tahlîl ve teftîh ve teltîf ve taktî' ve cilâ olur ve bir sâ'at mikdârı mazg olınsa ol sâ'atden soñra anda kabza mâyil hiddet zâhir olur.
Ez-Zînetü: Beşerede olan âsâr-ı sûdu câlî olur.
A'zâu'l-Mefâsılı: Nıkrîse nâfi' olur.
A'zâu'r-Re'si: Sar'a nâfi' olur hattâ ta'lîkan dahı nâfi'dür ve yalñız fâvâniyâyı ta'lîkıñ sar'a nef'i tecribe olınmışdur. Yehûdî dedi ki semeri ile tedhîn mecânîne ve masrû'îne nâfi'dür ve anlaruñ berâ'etini îcâb eder ve kezâlik anuñ semeresi ahz olınup cülencebîn ile şürb olınsa şedîden nef'i olur. Musannif der ki ben derim ki anlaruñ zikr eyledükleri fâvâniyâ karîbdür ki Rûmî fâvâniyâ ola, zîrâ Hind'den bize vâsıl olan fâvâniyâda zikr eyledükleri âsârdan kesîr eser yokdur. Ve fâvâniyânuñ bezrinden on beş habbe mâ-ı karâtîn ile ve şarâb ile şürb olınup kâbûsa nâfi' olur.
A'zâu'l-Gızâi: Fâvâniyâ eşribe-i âfısa ile tabh olınsa tabî'atı habs eder ve mevâdd-ı munsabbeyi insibâbdan men' eder. Ve bezri mi'deyi takviye eder ve evcâ'ını ve lez'ini teskîn eder. Ve fâvâniyânuñ aslı yerakâna nâfi' ve süded-i kebidi teftîh eder.
A'zâu'n-Nefzi: Fâvâniyâ şarâb ile ve müdirrât ile şürb olınsa tamsı tahrîk eder ve kezâlik şürbü bevli dahı idrâr eder. Ve anuñ habbından on beş habbe şarâb ile ve mâ-ı karâtîn ile ihtinâk-ı rahime nâfi' olur. Ve anuñ hubûbundan on iki habbe şarâb ile şürb olınsa nezf-i demi kat' eder. Ve nüfesâya aslından bir levze mikdârı saky olınsa idrârı hasebiyle fuzûl-i nifâsdan anı tenkıye eder ve kezâlik aslından bir levze mikdârı külâ ve mesâne veca'larına nâfi' olur ve şarâbda anuñ tabhı batnı akl ve idrâr eder.

Ûdü's-Salîb:
El-Mâhiyyetü: Dîskûrîdûs zu'm eyledi ki ûdü'ş-şalîbe ba'zı nâs zü'l-esâbi' tesmiye ederler. Ve ol devâ bir nebâtdur ki anuñ iki şibr mikdârı sâkı olur, ol sâkdan şu'ab-ı kesîre teşe'ub eder. Ve anuñ erkeginüñ varakı şâh-bellût varakı gibidür; dişisinüñ varakı semerniyûn varakı gibi olur ve gulûf-ı levz gibi anuñ gulûfu olup sâk cânibine ol gulûfuñ işrâfı olur ve kaçan ol gılâf münfetih olsa andan bir nev' habb zuhûr ve hurûc eder ki dem misillü ahmer ve kesîrü'l-a'dâd ve sıgâr olup habb-ı rummâna müşâbih ve müşâkil olup ol hubûb-ı humr esnâsında beş veyâhût altı aded firfiriyyete nâzır habb-ı esved olur. Ve erkeginüñ aslı gılaz-ı isba'da ve tûlü bir şibr kadrinde olur ve levni ebyaz ve mezâkında kabz olur. Ve dişisinüñ aslı içün bellûta müşâbih şu'ablar olur, ol şu'ab yedi veyâhût sekiz aded olur hunsâ usûlü misillü.
A'zâu'r-Re'si: Ûdü's-salîbiñ hubûbundan on beş habbe mâ-ı karâtîn ile şürb olınsa kâbûsa nâfi' olur.
A'zâu'l-Gızâi: Kema-güve bâkîye iken ekl eylemek mi'de lez'ine nâfi'dür.
A'zâu'n-Nefzi: Ba'de'n-nifâs ebdânları nazîf olmayan hâtunlara ûdü's-salîbiñ aslından levze mikdârı saky olınsa idrârı hasebiyle anları fuzûl-i tamsdan tenkıye eder ve kaçan şarâb ile şürb olınsa veca'-ı erhâmdan nâfi' olur ve kezâlik batn ve mesâne ve külâ veca'larından ve yerakândan nâfi' olur. Ve şarâb ile tabh olınup şürb olınsa batnı akl eder. Ve anuñ habb-ı ahmerinden on habbe veyâhût on iki habbe şarâb-ı kâbız ile şürb olınsa rahimden nezf-i demi kat' eder ve sıbyân anı ekl veyâhût şürb eylese anlaruñ hasâtlarını giderür. Ve anuñ on habbesi şarâb-ı aselî ile şürb olınsa veca'-ı erhâmdan hâdis olan ihtinâka cidden nâfi' olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]

Orijinal metnin devamı kilitli

Erişim kontrol ediliyor…

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.