🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Luf - Dracunculus vulgaris / Arum maculatum
Serbest metin
Lûf / Yılan Yastığı / Yılan Bıçağı
Lûf-ı Sebt / Düz : Dracunculus vulgaris
Ca'd / Kıvırcık luf: Arum maculatum
“Lûf” yılan yastığı.
Mahiyeti Hakkında: Lufun bir sınıfı düz(sebt) ve diğeri kıvırcıktır(ca'ddur). Ve kıvırcık(ca'd), yılan lufu(lûfu'l-hayye) tesmiye olunandan daha sıcaktır. Ve düzünde(sebtında) topraklık çoktur, ona binaen onun tatlılığı kıvırcığın tatlılığından daha azdır. Ve iki sınıftan her birisi yıkayıcı-cilalandırıcıdır(câlîdir). Dioskorides dedi ki onun yaprağı diyâkritin yaprağına müşabihtir ve dahi daha küçüktür ve eserleri muhteliftir ve kökü bir karıştır ve aslı o devanın aslı gibidir ki o deva havan eline benzer(şebîh-i destecetü'l-hâven) diye mezkurdur ve yemişi sarı olur. Ve lufun kıvırcık olan sınıfı sarı olur, boru misalindedir.
Tabiatı Hakkında: Lufun düzü birinci derecenin ahirinde sıcak ve kurutucudur(müceffiftir). Ve kıvırcık ikincinin ahirinde ısıtıcıdır(müsahhindir). Ve lufun eczalarının en kuvvetlisi tohumudur ve en faydalısı aslıdır.(köküdür)
Fiilleri ve Hassaları Hakkında: Tıkanıklıkları açar ve yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ve yapışkan hıltları mutedil kesme ile keser ve onda temizleme-cilalandırma keyfiyeti dahi olur. Ve her devada kıvırcık daha kuvvetli olur. Ve lufun iki sınıfından yani kıvırcık ve düz eczalarında topraksı cüz(cüz'-i ardî) daha kuvvetli olur.
Süs Hakkında: Kıvırcık lufun aslı(kökü) çileyi(kelefi) ve beyaz lekeyi(behaka) ve çili(nemeşi) cilalandırıcıdır hususan bal ile kullanıla. Ve soğuktan olan yarıklara(şikâk-ı berd) onunla şarap beraberliğinde sürülür/bulaştırılır(teltîh olunur).
Şişler ve Sivilceler Hakkında: Cilalandırmaya-temizlenmeye muhtaç olan şişlere faydalı olur. Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Lufun aslı(kökü) hususan ondan kıvırcık sınıfının aslı(kökü) ak asmaya(fâşerâya) karıştırılıp pis yara merhemlerine dahil olunur. Ve rutubeti olan luf cerahata kuru luftan daha iyi olur ki bütünüyle cerahatın muhtaç olduğu devalardan hiddeti daha çok olur. Ve bazı kere ondan yara merhemleri ve fistül(nevâsîr) fitilleri mekanına sokulmuş ittihaz olunur. Ve onun aslından fistül için şiyaflar ittihaz olunur. Ve onun yaprağı yaramaz cerahatlere iyi deva olur.
Mafsallar Aletleri Hakkında: Lufun aslı(kökü) sığır tersi ile gut hastalığı(nikris) ve kas gevşekliği üzerine kılınır.
Baş Organları Hakkında: Bostani lufun salkımının şırası kulak ağrısına faydalıdır ve gül yağı ile aşınması ve kanseri(seretânı) olan buruna konulsa faydalı olur. Ve yılan lufunun tarafında olan salkımının şırası zeytinyağı ile sıkılıp ağrıyan kulağa damlatılsa ağrıyı sakin eder. Ve yılan lufunun aslı(kökü) cilalandırıcı-temizleyici devalardandır, kulak kirini cilalandırıp-temizleyip kurutur ve koklamaya faydalı olur. Ve lufun tohumu burun basurları(bevâsîr-i enf) için içirilir hatta burun basurlarının kanserli(seretânı) olanları için belki bizzat kanser(seretân) için dahi kullanılır ve güzel görülen görüş budur ki o deva bir yün parçası ile iki burun deliğine sokula.
Göz Organları Hakkında: Lufun aslı(kökü) göz yaralarına faydalı olur. Nefes Organları Hakkında: O deva nefes açıcıdır, astıma(nefes darlığı,"rebve") ve nefes tıkanmasına faydalıdır, devalığı zail oluncaya kadar defalarca haşlandıktan sonra o haşlanmışı nefes tıkanması ve eski astımı olanlara yedirilir, aslı(kökü) dahi o fiili işler velakin kıvırcığın zikredilen fiili daha kuvvetli olur. Beslenme Organları Hakkında: Onu yemekten yoğun kıvamlı/kalın(galiz) hılt tevellüt eder. Boşaltım Organları Hakkında: Kıvırcık luf şarap ile içilse cimayı tahrik eder ve böbreği temizler ve basurlara faydalı olur. Ve denildi ki kıvırcık yemişinden otuz adet yemiş alınıp karışık sirke ile veyahut şarap ile içilse cenini düşürür ve bazı kere ondan mamul olan vajinal fitili(bellûtı) kullanmak dahi cenini düşürür. Ve o nebat zehrin solması katında koklansa yine cenin düşer. Ve bazı kere cidden sidiği idrar eder. Zehirler Hakkında: Aslı(kökü) ile beden ovulsa o bedeni engerek ısırmaz.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Yılan yastığını öksürüğe ve nezleye bal ile macun edip yese defola. Kezalik basurlara o macundan vereler faydalıdır, meşhurdur ve cimadan kalmış adama dövüp şıra ile içireler. Cimaya kuvvet verir, baş ağrısına sirke ile dövüp başına vursalar defede. Bir kişinin gözünde ak olsa yılan yastığını pişirip gözüne çekse akını giderir. Bir kişi lağma olup gevşemeyip sağ adam gibi her bulduğunu yese lakin semirmeye. Onun kökünü pişirip veyahut çiğ daim yese sıhhat bulup semire.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Eğer yılan yastığı kökünü kaynatıp macun edeler bir badem denli aç karnına yese, nefes darlığına(zîku’n-nefese) ve öksürüğü olana şifadır.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Üç dürlü olur buna yılan yastığı derler zira özdeği yılan kavına benzer, buruna damlatsalar burunda biten artık etleri gidere. Eğer yemişinden otuz danesini sulu sirke ile içseler içindeki oğlanı çıkara. Eğer avratlar boynuna asa koysalar çiçeği solduğu vakit içindeki oğlanı öldüre düşüre. Eğer kökünü pişirseler yalnızca balla yeseler nefes darlığına(zîku'n-nefese) ve öksürüğe ve nezleye fayda ede. Göğüsten hıltları asanlığıyla çıkara. Eğer kurutsalar dövseler balla karıştırıp yalamalık macun(lu'ûk) etseler sidiği yürüte. Eğer şarapla içseler cimayı ziyade ede ve eğer yaramaz çıbanlara merhem edip dürtseler bitire. Eğer bu kökün birini alsalar engerek yılanı sokmaya. Eğer dövseler sirke ile karıştırıp beyaz lekeye(behaka) dürtseler fayda ede. Eğer yaprağını dövseler taze cerahata fitil yerine soksalar fayda ede. Eğer pişirseler şarapla soğuktan yarılan yerlere vursalar fayda ede. Eğer kökün suyunu göze dürtseler çıbanlarına fayda ede. Eğer kökünü sığır bokuyla yakı edip gut hastalığına(nikrise) vursalar fayda ede. Eğer kökünü yaşken kayısı çekirdeği yağında kaynatsalar göyününce dışarı çıkan basurlara dürtseler gidere. Eğer yünceğiz ile şaf gibi vajinal/anal fitil etseler(götürseler) içteki basurlarda fayda ede. Eğer ufacık doğrasalar şarapta bir gün bir gece ıslatsalar ondan sonra makata tutsalar mümkün olduğu kadar, gayetle fayda ede. Eğer kökünü basurlara tütsü etseler fayda ede kuruda. Kökünü yakı edip yaramaz çıbanlara vursalar fayda eder. Eğer menekşe yağı ile ezip cüzam olanın eline ayağına dürtseler yendiğini menede evet gerektir ki bir nice zaman dürteler. Eski yağıyla içirseler çıbanlara fayda ede.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Lûf: Arapça isimdir. Türkçede yılan yastığı demekle maruf büyük yapraklı nebattır. Üç dürlüdür: Birisi büyüktür ona düz luf(lûf-ı sebit) yani yaprakları doğru biter demektir. Ona yılan lufu(lûf-ı hayye) dahi derler. Zira baldırı yılan gibi alacadır. Bazıları bu sınıfına sarrâha yani çağırıcı derler. Zira derler ki bu nebat güz zamanlarında avaz verir. Avazı her kim işitirse o yılda veyahut o zamanlarda vefat eder. Luftan ikinci kısmı kıvırcık luf(lûf-ı ca'd) yani kıvırcıktır. Ona fîl-cûş yani fil kulağı derler. Bazıları demişler fîl-cûş diye tesmiye ettikleri evvelki kısmıdır. Bu ihtilafta hayır ve zarar yoktur. Üçüncü kısmı küçük luf(lûf-ı sagîr) yani küçük luftur. Bunun kuvveti iki evvelkiden ziyadedir. Evvelkisinin yaprağı büyük sarmaşık yaprağına benzerdir. Üzerinde dürlü dürlü nişanları vardır ve budakları değnekler gibidir ki kalın ve alaca baldır üzerinden biterler. Baldırının ucunda evvel bittikte beyaz salkıma benzer bir nesne biter ve tamam kemalini buldukta sarı olur. Evvelce beyan olunan belbûs dedikleri soğan gibi kökü vardır. Bu güne luf gölgeli ve yaş yerlerde biter. Tabiatı evvel derece ahirinde sıcak ve kurudur. İkincisinin yaprağı küçüktür ve üzerinde nişanları yoktur. Baldırı karış kadardır ve rengi kızıla meyillidir ve saman gibi sarı yemişi vardır. Bu sınıfın harareti evvelkiden zayıftır ve kuruluğu ziyadedir. Üçüncüsü ziyade kurudur ve kökü zeytin gibidir. Tabiatı ikinci derecede sıcak ve kurudur. Bütün sınıflarında ziyade çok ve kuvvetli topraklık vardır. Büyüğünün kökü dalakta ve ciğerde olan tıkanıklıkları açar ve pak eder ve böbreklerde olan yoğun kıvamlı/kalın(galiz) hıltları eritip/çözüp akıtır ve çirkin ve yaramaz yaralara fayda edip pak eder ve cilalandırır ve taze olan yaralara taze iken fayda eder. Eğer peyniri yaprağı ile örtseler hıfzedip bozulmaya. Yemişi ve tohumu bu hususlarda daha kavidir. Sair eczalarından luf, kanser(seretân) yani sevdavi kandan olan büyük şişler ve çıbanlar ve burun delikleri içinde fistül dedikleri şişlerin büyük devalarındandır. Luf sıkıntısı gözde çıbandan sonra kalan nişanı giderip pak eder. Bazıları demişler bu nebatın çiçeği soldukta yüklü olan avrat bu nebat rayihasını koksa oğlanını düşüre. Eğer kökünü su ile pişirip suyundan içseler doğrulmayınca nefes almaya kadir olmayan kimseye fayda eyleye. Eğer kebap edip bal ile yeseler sidiği yürüte. Eğer şarap ile yeseler cimaya ziyade tahrik eyleye. Kökü fistül dedikleri şişlere ve çıbanlara faydalı olan şiyaflara dahi girer ve avratlar oğlan düşürmek için fitil yaparlar(götürünürler). Bazıları demişler kökünün sıkıntısını bir kimse bedenine sürse zehirli canavarlardan, hususan engerek dedikleri kara yılan asla yakın olmaya. Eğer şarap ile pişirseler soğuktan olan çatlakları giderip iyi ede. Evla budur ki kökünü buğday eriştiği zamanlarda yerden çıkarıp alalar. Kökü yoğun kıvamlı/kalın(galiz) hıltları eritip/çözüp inceltir ama ikinci sınıfın en kavi eczası kökleridir. Ziyade kavi(güçlü) parçalaması-doğraması vardır, göğse iyidir ve göğüs içinde olan nesneleri tükürmekle çıkarmaya iyidir. Eğer kökünü sığır tersi karıştırıp gut hastalığı(nikris) üzerine yakı etseler fayda eyleye. Eğer luf kökü taze iken kayısı çekirdeği yağı içinde şu mertebede kaynatsalar ki yanmaya başlasa onunla basur dedikleri çıbanlara yağlayıp sürseler çıbanları düşüre. İçeride olan basur için dahi ondan fitil ederler(götürünürler). Bu bapta tesiri ziyadedir lakin korkuludur. Zira yakması ziyadedir. Harareti dördüncü dereceye erişmeye yakındır ama küçük olan sınıfı ziyade yakıcıdır. Ondan fistül dedikleri eski çıbanlara ve her nesneye ki onu giderip düşürmek murat edineler ve çıkarılması murat olunan nesnelere şiyaflar ederler lakin bu sınıf sair sınıflardan cümlesinden daha kavi ve daha keskin ve tesiri daha teztir. Cüzam olan kimsenin büyük devalarındandır, şu vecihle ki yemişini ve kökünü eski zeytinyağı içinde muhkem ezip ellerini ve ayaklarını onunla ovup süreler. Eğer kökünü menekşe yağı ile muhkem ezip bedende diken gibi olan kızıl ve sivri sivilcelere ve hararetlere sürseler fayda edip iyi ede. Bu bapta tesiri ziyadedir.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Lûf Türkçede yılan bıçağına derler. Gövdeye sürseler yılan sokmaya, nereye sürseler o araya yılan gelmeye.
[A’cebü’l-’Uccâb]
Yılan bıçağı dibini sürme(kühl) edip pişirip göze dürtseler fayda ede. Gözdeki ak ve kara lekeyi gidere.
[Kitab-ı Tıbb]
Lufas-ı Erlî / Lûf-ı Cebelî
Dracunculus vulgaris / Arum
Mahiyeti Hakkında: Dioskorides der ki bu deva dağ lufu(lûf-ı cebelî)dur, onun büyük yaprağı vardır, bostaninin yaprağından büyüktür ve harareti daha şiddetli ve bostani yemişinden yemişi daha küçük lakin yakıcılıkta/acıtıcılıkta daha şiddetli ve daha acı ve daha kuvvetlidir ve tadı bostaniden daha kötüdür. Zehirler Hakkında: Dağ ve bostanisi yakı(dımâd) kılınsa veyahut şarap ile içilse zehirli hayvandan faydalı olur hususan o hayvan deniz hayvanı ola.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Lûf-ı Sebt / Düz : Dracunculus vulgaris
Ca'd / Kıvırcık luf: Arum maculatum
“Lûf” yılan yastığı.
Mahiyeti Hakkında: Lufun bir sınıfı düz(sebt) ve diğeri kıvırcıktır(ca'ddur). Ve kıvırcık(ca'd), yılan lufu(lûfu'l-hayye) tesmiye olunandan daha sıcaktır. Ve düzünde(sebtında) topraklık çoktur, ona binaen onun tatlılığı kıvırcığın tatlılığından daha azdır. Ve iki sınıftan her birisi yıkayıcı-cilalandırıcıdır(câlîdir). Dioskorides dedi ki onun yaprağı diyâkritin yaprağına müşabihtir ve dahi daha küçüktür ve eserleri muhteliftir ve kökü bir karıştır ve aslı o devanın aslı gibidir ki o deva havan eline benzer(şebîh-i destecetü'l-hâven) diye mezkurdur ve yemişi sarı olur. Ve lufun kıvırcık olan sınıfı sarı olur, boru misalindedir.
Tabiatı Hakkında: Lufun düzü birinci derecenin ahirinde sıcak ve kurutucudur(müceffiftir). Ve kıvırcık ikincinin ahirinde ısıtıcıdır(müsahhindir). Ve lufun eczalarının en kuvvetlisi tohumudur ve en faydalısı aslıdır.(köküdür)
Fiilleri ve Hassaları Hakkında: Tıkanıklıkları açar ve yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ve yapışkan hıltları mutedil kesme ile keser ve onda temizleme-cilalandırma keyfiyeti dahi olur. Ve her devada kıvırcık daha kuvvetli olur. Ve lufun iki sınıfından yani kıvırcık ve düz eczalarında topraksı cüz(cüz'-i ardî) daha kuvvetli olur.
Süs Hakkında: Kıvırcık lufun aslı(kökü) çileyi(kelefi) ve beyaz lekeyi(behaka) ve çili(nemeşi) cilalandırıcıdır hususan bal ile kullanıla. Ve soğuktan olan yarıklara(şikâk-ı berd) onunla şarap beraberliğinde sürülür/bulaştırılır(teltîh olunur).
Şişler ve Sivilceler Hakkında: Cilalandırmaya-temizlenmeye muhtaç olan şişlere faydalı olur. Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Lufun aslı(kökü) hususan ondan kıvırcık sınıfının aslı(kökü) ak asmaya(fâşerâya) karıştırılıp pis yara merhemlerine dahil olunur. Ve rutubeti olan luf cerahata kuru luftan daha iyi olur ki bütünüyle cerahatın muhtaç olduğu devalardan hiddeti daha çok olur. Ve bazı kere ondan yara merhemleri ve fistül(nevâsîr) fitilleri mekanına sokulmuş ittihaz olunur. Ve onun aslından fistül için şiyaflar ittihaz olunur. Ve onun yaprağı yaramaz cerahatlere iyi deva olur.
Mafsallar Aletleri Hakkında: Lufun aslı(kökü) sığır tersi ile gut hastalığı(nikris) ve kas gevşekliği üzerine kılınır.
Baş Organları Hakkında: Bostani lufun salkımının şırası kulak ağrısına faydalıdır ve gül yağı ile aşınması ve kanseri(seretânı) olan buruna konulsa faydalı olur. Ve yılan lufunun tarafında olan salkımının şırası zeytinyağı ile sıkılıp ağrıyan kulağa damlatılsa ağrıyı sakin eder. Ve yılan lufunun aslı(kökü) cilalandırıcı-temizleyici devalardandır, kulak kirini cilalandırıp-temizleyip kurutur ve koklamaya faydalı olur. Ve lufun tohumu burun basurları(bevâsîr-i enf) için içirilir hatta burun basurlarının kanserli(seretânı) olanları için belki bizzat kanser(seretân) için dahi kullanılır ve güzel görülen görüş budur ki o deva bir yün parçası ile iki burun deliğine sokula.
Göz Organları Hakkında: Lufun aslı(kökü) göz yaralarına faydalı olur. Nefes Organları Hakkında: O deva nefes açıcıdır, astıma(nefes darlığı,"rebve") ve nefes tıkanmasına faydalıdır, devalığı zail oluncaya kadar defalarca haşlandıktan sonra o haşlanmışı nefes tıkanması ve eski astımı olanlara yedirilir, aslı(kökü) dahi o fiili işler velakin kıvırcığın zikredilen fiili daha kuvvetli olur. Beslenme Organları Hakkında: Onu yemekten yoğun kıvamlı/kalın(galiz) hılt tevellüt eder. Boşaltım Organları Hakkında: Kıvırcık luf şarap ile içilse cimayı tahrik eder ve böbreği temizler ve basurlara faydalı olur. Ve denildi ki kıvırcık yemişinden otuz adet yemiş alınıp karışık sirke ile veyahut şarap ile içilse cenini düşürür ve bazı kere ondan mamul olan vajinal fitili(bellûtı) kullanmak dahi cenini düşürür. Ve o nebat zehrin solması katında koklansa yine cenin düşer. Ve bazı kere cidden sidiği idrar eder. Zehirler Hakkında: Aslı(kökü) ile beden ovulsa o bedeni engerek ısırmaz.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Yılan yastığını öksürüğe ve nezleye bal ile macun edip yese defola. Kezalik basurlara o macundan vereler faydalıdır, meşhurdur ve cimadan kalmış adama dövüp şıra ile içireler. Cimaya kuvvet verir, baş ağrısına sirke ile dövüp başına vursalar defede. Bir kişinin gözünde ak olsa yılan yastığını pişirip gözüne çekse akını giderir. Bir kişi lağma olup gevşemeyip sağ adam gibi her bulduğunu yese lakin semirmeye. Onun kökünü pişirip veyahut çiğ daim yese sıhhat bulup semire.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Eğer yılan yastığı kökünü kaynatıp macun edeler bir badem denli aç karnına yese, nefes darlığına(zîku’n-nefese) ve öksürüğü olana şifadır.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Üç dürlü olur buna yılan yastığı derler zira özdeği yılan kavına benzer, buruna damlatsalar burunda biten artık etleri gidere. Eğer yemişinden otuz danesini sulu sirke ile içseler içindeki oğlanı çıkara. Eğer avratlar boynuna asa koysalar çiçeği solduğu vakit içindeki oğlanı öldüre düşüre. Eğer kökünü pişirseler yalnızca balla yeseler nefes darlığına(zîku'n-nefese) ve öksürüğe ve nezleye fayda ede. Göğüsten hıltları asanlığıyla çıkara. Eğer kurutsalar dövseler balla karıştırıp yalamalık macun(lu'ûk) etseler sidiği yürüte. Eğer şarapla içseler cimayı ziyade ede ve eğer yaramaz çıbanlara merhem edip dürtseler bitire. Eğer bu kökün birini alsalar engerek yılanı sokmaya. Eğer dövseler sirke ile karıştırıp beyaz lekeye(behaka) dürtseler fayda ede. Eğer yaprağını dövseler taze cerahata fitil yerine soksalar fayda ede. Eğer pişirseler şarapla soğuktan yarılan yerlere vursalar fayda ede. Eğer kökün suyunu göze dürtseler çıbanlarına fayda ede. Eğer kökünü sığır bokuyla yakı edip gut hastalığına(nikrise) vursalar fayda ede. Eğer kökünü yaşken kayısı çekirdeği yağında kaynatsalar göyününce dışarı çıkan basurlara dürtseler gidere. Eğer yünceğiz ile şaf gibi vajinal/anal fitil etseler(götürseler) içteki basurlarda fayda ede. Eğer ufacık doğrasalar şarapta bir gün bir gece ıslatsalar ondan sonra makata tutsalar mümkün olduğu kadar, gayetle fayda ede. Eğer kökünü basurlara tütsü etseler fayda ede kuruda. Kökünü yakı edip yaramaz çıbanlara vursalar fayda eder. Eğer menekşe yağı ile ezip cüzam olanın eline ayağına dürtseler yendiğini menede evet gerektir ki bir nice zaman dürteler. Eski yağıyla içirseler çıbanlara fayda ede.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Lûf: Arapça isimdir. Türkçede yılan yastığı demekle maruf büyük yapraklı nebattır. Üç dürlüdür: Birisi büyüktür ona düz luf(lûf-ı sebit) yani yaprakları doğru biter demektir. Ona yılan lufu(lûf-ı hayye) dahi derler. Zira baldırı yılan gibi alacadır. Bazıları bu sınıfına sarrâha yani çağırıcı derler. Zira derler ki bu nebat güz zamanlarında avaz verir. Avazı her kim işitirse o yılda veyahut o zamanlarda vefat eder. Luftan ikinci kısmı kıvırcık luf(lûf-ı ca'd) yani kıvırcıktır. Ona fîl-cûş yani fil kulağı derler. Bazıları demişler fîl-cûş diye tesmiye ettikleri evvelki kısmıdır. Bu ihtilafta hayır ve zarar yoktur. Üçüncü kısmı küçük luf(lûf-ı sagîr) yani küçük luftur. Bunun kuvveti iki evvelkiden ziyadedir. Evvelkisinin yaprağı büyük sarmaşık yaprağına benzerdir. Üzerinde dürlü dürlü nişanları vardır ve budakları değnekler gibidir ki kalın ve alaca baldır üzerinden biterler. Baldırının ucunda evvel bittikte beyaz salkıma benzer bir nesne biter ve tamam kemalini buldukta sarı olur. Evvelce beyan olunan belbûs dedikleri soğan gibi kökü vardır. Bu güne luf gölgeli ve yaş yerlerde biter. Tabiatı evvel derece ahirinde sıcak ve kurudur. İkincisinin yaprağı küçüktür ve üzerinde nişanları yoktur. Baldırı karış kadardır ve rengi kızıla meyillidir ve saman gibi sarı yemişi vardır. Bu sınıfın harareti evvelkiden zayıftır ve kuruluğu ziyadedir. Üçüncüsü ziyade kurudur ve kökü zeytin gibidir. Tabiatı ikinci derecede sıcak ve kurudur. Bütün sınıflarında ziyade çok ve kuvvetli topraklık vardır. Büyüğünün kökü dalakta ve ciğerde olan tıkanıklıkları açar ve pak eder ve böbreklerde olan yoğun kıvamlı/kalın(galiz) hıltları eritip/çözüp akıtır ve çirkin ve yaramaz yaralara fayda edip pak eder ve cilalandırır ve taze olan yaralara taze iken fayda eder. Eğer peyniri yaprağı ile örtseler hıfzedip bozulmaya. Yemişi ve tohumu bu hususlarda daha kavidir. Sair eczalarından luf, kanser(seretân) yani sevdavi kandan olan büyük şişler ve çıbanlar ve burun delikleri içinde fistül dedikleri şişlerin büyük devalarındandır. Luf sıkıntısı gözde çıbandan sonra kalan nişanı giderip pak eder. Bazıları demişler bu nebatın çiçeği soldukta yüklü olan avrat bu nebat rayihasını koksa oğlanını düşüre. Eğer kökünü su ile pişirip suyundan içseler doğrulmayınca nefes almaya kadir olmayan kimseye fayda eyleye. Eğer kebap edip bal ile yeseler sidiği yürüte. Eğer şarap ile yeseler cimaya ziyade tahrik eyleye. Kökü fistül dedikleri şişlere ve çıbanlara faydalı olan şiyaflara dahi girer ve avratlar oğlan düşürmek için fitil yaparlar(götürünürler). Bazıları demişler kökünün sıkıntısını bir kimse bedenine sürse zehirli canavarlardan, hususan engerek dedikleri kara yılan asla yakın olmaya. Eğer şarap ile pişirseler soğuktan olan çatlakları giderip iyi ede. Evla budur ki kökünü buğday eriştiği zamanlarda yerden çıkarıp alalar. Kökü yoğun kıvamlı/kalın(galiz) hıltları eritip/çözüp inceltir ama ikinci sınıfın en kavi eczası kökleridir. Ziyade kavi(güçlü) parçalaması-doğraması vardır, göğse iyidir ve göğüs içinde olan nesneleri tükürmekle çıkarmaya iyidir. Eğer kökünü sığır tersi karıştırıp gut hastalığı(nikris) üzerine yakı etseler fayda eyleye. Eğer luf kökü taze iken kayısı çekirdeği yağı içinde şu mertebede kaynatsalar ki yanmaya başlasa onunla basur dedikleri çıbanlara yağlayıp sürseler çıbanları düşüre. İçeride olan basur için dahi ondan fitil ederler(götürünürler). Bu bapta tesiri ziyadedir lakin korkuludur. Zira yakması ziyadedir. Harareti dördüncü dereceye erişmeye yakındır ama küçük olan sınıfı ziyade yakıcıdır. Ondan fistül dedikleri eski çıbanlara ve her nesneye ki onu giderip düşürmek murat edineler ve çıkarılması murat olunan nesnelere şiyaflar ederler lakin bu sınıf sair sınıflardan cümlesinden daha kavi ve daha keskin ve tesiri daha teztir. Cüzam olan kimsenin büyük devalarındandır, şu vecihle ki yemişini ve kökünü eski zeytinyağı içinde muhkem ezip ellerini ve ayaklarını onunla ovup süreler. Eğer kökünü menekşe yağı ile muhkem ezip bedende diken gibi olan kızıl ve sivri sivilcelere ve hararetlere sürseler fayda edip iyi ede. Bu bapta tesiri ziyadedir.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Lûf Türkçede yılan bıçağına derler. Gövdeye sürseler yılan sokmaya, nereye sürseler o araya yılan gelmeye.
[A’cebü’l-’Uccâb]
Yılan bıçağı dibini sürme(kühl) edip pişirip göze dürtseler fayda ede. Gözdeki ak ve kara lekeyi gidere.
[Kitab-ı Tıbb]
Lufas-ı Erlî / Lûf-ı Cebelî
Dracunculus vulgaris / Arum
Mahiyeti Hakkında: Dioskorides der ki bu deva dağ lufu(lûf-ı cebelî)dur, onun büyük yaprağı vardır, bostaninin yaprağından büyüktür ve harareti daha şiddetli ve bostani yemişinden yemişi daha küçük lakin yakıcılıkta/acıtıcılıkta daha şiddetli ve daha acı ve daha kuvvetlidir ve tadı bostaniden daha kötüdür. Zehirler Hakkında: Dağ ve bostanisi yakı(dımâd) kılınsa veyahut şarap ile içilse zehirli hayvandan faydalı olur hususan o hayvan deniz hayvanı ola.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Lûf / Yılan Yastığı / Yılan Bıçağı
Cârûs: Yılan bıçagınuñ bir nev'idür. Nef'i ve tab'ı ve mâhiyeti lûf deyü lâm bâbında zikr olınur. Ammâ bu nev'ine Arabî cârûs; Türkîde küçük yılan bıçagı Türkî; arûs Rûmî; arûm serpentayâ minôr Lâtîn; kalenter Nemse; yârô İspânya; vîdlen Fırânca.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Cârûs: Yılan bıçagınuñ bir nev'idür. Nef'i ve tab'ı ve mâhiyeti lûf deyü lâm bâbında zikr olınur. Ammâ bu nev'ine Arabî cârûs; Türkîde küçük yılan bıçagı Türkî; arûs Rûmî; arûm serpentayâ minôr Lâtîn; kalenter Nemse; yârô İspânya; vîdlen Fırânca.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
