Madenler, Mineraller, Taş ve Topraklar
Bakır
Serbest metin
Nuhâs (Bakır)
Uyarı: Aşağıda 2 dirhem vs. içilebildiği söylenen bazı maddeler hakkında bakır oksit gibi tahminler mevcuttur ancak bunlar sadece tahminden ibarettir. Kimlikleri %100 kesin değildir. Biz "Bakır(II) oksit" derken aslında bahsedilen " Arsenikli Bakır" veya "Bakır(I) oksit" olmuş olabilir vs.
Bu sebeple;
Hiçbirisi uygulama için günümüzde güvenli değildir.! Dahili kullanım olmayan, vücudun dışına uygulanan ve güvenli kısımlar harici, sadece bilgi ve genel kültür için okunmalıdır.
Kalaylı olan kaplar yaramazdır. Kezalik kalaylı bakır kap içinde daima yemek pişirmek yaramazdır. Zira bağırsaklarda onulması güç çıbanlar peyda eder. Bakır(Nuhâs): Bakırdır. Bakır madeninde hasıl olan cesetlerden birisidir. Sanat ile ak tunç ve maruf tunç bakırdan olur. Bakır tabiatı sıcaktır, keskindir, sıcaklığı yaramazdır. İçinden yemek yemek ve su içmek aklen caiz değildir, hususan güneşte veyahut havası sıcak ev içinde olunca zararı ziyade olur. Kalaylı olunca caizdir lakin o dahi yaramazdır. İçinden şarap içmek ziyade yaramazdır ve sirke ve ekşiler ve yağlar bakır kapta durmak ziyade zararlıdır. Daima bakır ve kalaysız kaptan yemek yemek ve su ve şarap ve sair nesne kullanmak fil hastalığı ve kanser(dâ'ü’l-fîl ve seretân) dedikleri çıban ve ciğer ağrısı ve dalak ve bağırsaklar kazınmak marazlarını peyda edip mizacı fesada verir. Ama göz için olan devaları bakırdan kap içinde dövüp ezseler parlatması ve faydası ziyade olup rutubetleri kurutucu ve gözleri keskin edici ola. Gah olur bakırı yakarlar, yanınca ona rüsuhtec derler. Nitekim z harfinde zikrolunmuştur.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Nuhas Mahiyeti Hakkında: Bakırın bir sınıfı kızıldır, sarılığa meyillidir ve ona Kıbrısi derler ve bu sınıf fazıldır ve bir sınıfı dahi parlak kızıl ve biri dahi siyaha nazır kızıl olur ve bir sınıf dahi vardır ki ona talikun tesmiye olunur, yani o bakır tedbirli ve terbiyeli olmakla başka isim ile tesmiye olunur. Ve bakır yakıcıdır ve onda tutuculuk/büzücülük(kabız) dahi vardır; yumuşak cisimlerde yıkanmışı ve sert cisimlerde yıkanmamışı mühürlemek/kapatmak(hatm) için ne güzel deva olur. Bakır çiçeği bakırdan daha latiftir.
Tabiatı Hakkında: Üçüncü derecede sıcak ve kurudur.
Fiilleri ve Hassaları Hakkında: Yanmış bakırda tutuculuk/büzücülük(kabızlık) ve keskinlik ve onduruculuk(idmâl) olur. Ve denildi ki kıllar talikun tesmiye olunan bakırdan edinilmiş cımbız(minkâş) ile yolunsa o mevzide bir dahi tüy bitmez. Ve bazı nüshada zikrolunan hassa bedeline diğer hassa zikrolunmuştur ki ne zaman talikundan kap ve kase edinilip onunla şarap içilse o şarabın sarhoşluğu olmaz. Bu iki nüshada zikrolunan sözler insanların dedikodularından ve tahkiki olmayan kelama dalanların makaleleridir.
Süs Hakkında: Saçı siyahlatır.
Yaralar Hakkında: Yayılan kötü yaraları ondurur ve yayılmaktan meneder ve fazla eti yer. Ve yıkanmış olan bakır cerahatleri ondurur. Ve denildi ki bal ile sürülecek ilaç olunsa sert bedenlerde hasıl olan sertleşmiş hareketli yaralara salih olur.
Göz Organları Hakkında: Görmeyi keskinlendirir, göz kapakları sertliğine faydalı olur. Ve yanmış bakır gözün yarasına faydalı ve irinini temizler ve gözü açık cila ile cilalandırır. Gözde biten ters dönmüş fazla kıl talikuni cımbız ile yolunsa bir dahi bitmez velakin dedikodu kelamı makulesidir.
Nefes Organları Hakkında: Bal şerbeti(ezrümâlî) ile içilse sarı suyu ishal eder ve onunla boğaza sürülse(tahannük) kusmayı tahriş ve tahrik eder. Ve onun bir defalık şerbeti bir buçuk miskal olur ve o şerbet eziyetsiz sarı suyu ihraç eder. Zehirler Hakkında: Vacip olur ki bakır kapta tuzlu ve safralı ve yağlı olan yağ ve eti ve kezalik ekşi ve tatlı olan yemekleri terk eylemekten hazer ve içtinap eyleyeler ve kezalik o kaplardan içmek dahi eylemeyeler, zira bakır kaplar şüphesiz içinde olan yemeklere ve şerbetlere pas(zencâriyyet) irsal eder ve pas(zencar, yani verdigris) zehirdir.(Ve verdigris yani büyük oranda "bakır asetat", suda TAM çözünür.) Ve denildi ki taze balık bakırdan bir tabak üzere konulsa veyahut balığı bakır olmayan tabakta koyup ondan sonra üzerine bakır kap örtülse ve o balığı ondan sonra insan yese yiyenini katleder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Kara Bakır Oksit (Bakır(II) oksit).
Tûbâlü'n-nuhâs: Bakır çapağı. Çekiçten sıçrar. Türkçede çınka derler. Rumiler uskooriya harkuma derler. Frenkler uskama situmümatis, İspanyollar eskama de azeru derler. Yunanlılar ve Türkler demir boku derler ve Latinler esteko yede ve Farsçada rim-i mis, İbraniler sevat hebzul, Hintliler lehşayil derler. Bakırın yanmışından çapağı daha latiftir. Alası kızıllığa meyilli siyah şekil olmaktır. Ezmezden evvel birkaç nöbet suyla yıkasalar. Ondan göz ilaçları edeler. Tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Tutucudur/büzücüdür(kabızdır). Fazla eti yer, göz kapağı pürüzlülüğüne faydalıdır, göz karanlığını zail eder, göze parlatma verir. Ama evla budur ki bunun keskinliğini nişasta ile keseler. Hassasiyeti balgam ishalinde ve sarı sudadır. Bunu kullananlar, mesela yarım miskalini ezip bir miskalini meneviş ağacı sakızıyla eritip/çözüp(hall edüp) yutalar. Balgam ve sarı suyu ishal eder. Eğer bir miskalini bal suyu(mâ'ü'l-asel) ile içirseler dahi bu ameli eder. Ama ondan sonra bir miktar sirke içeler, yürekte kalmaya. Yıkanmışını yaramaz çıbanlara ekeler gayet muvafıktır.
...
Bakır Cürufu (Copper Slag / Iron Silicate)
Bakır cürufu(Hubsü'n-nuhâs): Bakır kirgi Türkçede; bakır boku Türkçede; rim-i mis Farsçada; aesin estum Latincede. Bakır cürufunun kuvveti demir cürufundan ziyadedir, ama bakır yakıcıdır, daha zayıftır. Bunların yerine kullanılır. Sufr: Bakır ve bazıları tunç derler. Minhac sözü üzere nuhas diye nun babında zikrolunur. Katre: Erimiş bakıra derler ve damıttıkları her nesnenin suyuna yani imbikten çıkan suya damıtılmış su derler ama bakırın yüceltilmesi gayrıdır, bu değildir katre. Kıtr: Bakırdır derler.
.....
Bakır suyu(Mâ'-i nuhâs): Bakır madeninden akan sudur. Farsçada ab-ı mis derler. Ağızda ve kulağa ve dalağa ve mideye ve beden rutubetlerine ve mizaç fesadına faydalıdır ama çok içseler sidik zorluğu ihdas eder ve bağırsağa ziyan eder, zor kulunçlar eder. Ancak akciğer çıbanlarına ve basurlara dahi fayda eder. Sağ mizaçlılar bunu her halükarda içmeyeler.
.....
Nuhas: Bakır derler Türkçede. Bakırın nevileri çoktur. Bir nevi kızıl olur, sarıya meyilli olur, onun madeni Kıbrısi'dir. Bu nevi bakırların alasıdır derler ve bakır çiçeğinin dahi alasıdır, zira Arapça kitaplarda dahi ve en iyisi Kıbrıs bakırı çiçeğidir diye ekseri beyan etmişler. Ve bir nevi dahi safi kızıl ruşen olur, safi dişi bakır nevidir. Ve bir nevi dahi siyaha meyillidir, bununla sarı boyarlar. Ve bir nevi dahi sarı bakırdır, pirinç bakırı derler, Arapçada cedvercas dahi derler yani boyalı demektir. Ve bir nevine talikun derler, ağılı ve suni bakırdır. Ondan cımbız ederler, gözde biten kılları koparırlar. Talikun diye zikrolunmuştur. Ve bir nevine dahi yanmış bakır derler, bakırı yakarlar ve rüsuhtec derler, Türkçede rastık taşı derler. Bundan sonra o nevi dahi zikrolunur. Geldik maksadımız olan bakırın alası parlak ve yanmış ve ince ve kızıl ola ve iki tarafı dahi bir renkte ola. Fulus sözü üzere tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur, keskinliği ve tutuculuğu(kabzı) dahi vardır. Yanmışı Rufus sözü üzere tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Yaramaz ve akar yaraları düzeltip aktığını keser ve ziyade etini yer ve göz kapaklarının berkliğini giderir. İbni Sina sözü üzere eğer bundan bal ile bir cüz ve bir cüz dahi eski yağmur suyuyla güneşe koyup bundan iki dirhemini inumali şarabıyla içseler yürekten sarı suyu çıkarır. İshak sözü üzere bakır göze keskinlik verir ve kılı siyah eder. Bunun şerbet miktarı iki dirhemdir, bal suyu iledir. Ziyadesi içi zayıf eder, ancak mersin ve ışgın(rîbâs) rubbu düzeltir. İhtiyarat sözü üzere bakırın keskinliği ve tutuculuğu(kabzı) vardır ve bir hal dahi vardır ki her neye dokunsa fesat verir. Ekşi değdirseler malumdur ki pas(zencâr-verdigris) olur. Velhasıl hazer edeler ki bakır bir kap içine limon suyu ve ekşi gibiler ve tuzlu ve acı gibiler ve tatlı ve yağlı koymayalar ve kabil ise et dahi koymayalar, kalaylayıp koyalar ve sıcak eti dahi koymayalar ve koydukları takdirce üstünü kapamayalar ve kızıl bakırdan su içmek ishal eder.
.....
Kırmızı Bakır Oksit ( Bakır(I) oksit).
Yanmış Bakır(Nuhâs-ı Muharrak): Kire taşı Türkçede; rastık taşı Türkçede; rüsuhte Farsçada; rüsuhtec Arapça ve Farsçada. Yanmış bakırın tabiatı Galenos sözü üzere keskinliği ve tutuculuğu(kabzı) vardır. Bedende olan yaramaz ve habis çıbanları Hipokrat sözü üzere ondurur. Alası yumuşak ve ince ve her tarafı bir nevi yumuşak ola. Yaramaz yaralara faydalıdır ve fazla eti yer ve göze keskinlik verir ve göz kapağı pürüzlülüğüne dahi müfittir. Rufus sözü üzere kılları karartır ve avratlar kaşlarına sürerler, rastık derler. Eğer bal ile yalanacak ilaç(lu'ûk) gibi edip boğaza değdirseler kusmaya yardım eder. Eğer bunu yıkasalar ve bedende nazik yerlerde olan yaralara sürseler ondurur. Mesih sözü üzere eğer bal suyu ile bir dirhemini içseler istiskaya ve sarı suya fayda eder, ishal eder. Eğer meşhur ve maruf olan kınalar ki saç ve sakal boyarlar, onlara bu taştan bir cüz katsalar gayet siyah eder. Bunun şerbet miktarı bir dirhemdir, bir buçuk dirheme değin caizdir. Ziyadesi mesaneye zararlıdır, ancak kitre ve Arap zamkı düzeltir.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Nuhâs ki bakırdır, onun yağını çıkarmak yolu odur ki evvela bakırı kireçleştirip yukarıda bildiğin gibi ondan sonra sirke ile ve sirkeyi tuz ile eritirsin/çözersin sonra bir yere koyasın ta ki yeşil olunca sonra o sirkeyi süzüp alıp yeni sirke koyasın ama sirke içinde azıcık tuz ola ve bir yere koyasın ta ki yeşil olup pası(jengârı) çıkınca sonra süzüp alıp böyle tekrar tekrar edersin pası kalmayıncaya değin ondan sonra o toplayıp aldığın sirkeyi damıtırsın damıtma kabı ve imbik ile damıtma kabının dibinde bir yeşil yağ kalır bu yağ yaralara ve basurlara ve kötü yaralara ve yiyici çıbana sürmek faydalıdır.
[Gâyetü'l-Müntehâ]
Bakır suyu: O su kim bakır madeninden çıkar iyidir, sağlıklı kişilere faydalıdır.
[Tuhfe-i Mubarizi]
Uyarı: Aşağıda 2 dirhem vs. içilebildiği söylenen bazı maddeler hakkında bakır oksit gibi tahminler mevcuttur ancak bunlar sadece tahminden ibarettir. Kimlikleri %100 kesin değildir. Biz "Bakır(II) oksit" derken aslında bahsedilen " Arsenikli Bakır" veya "Bakır(I) oksit" olmuş olabilir vs.
Bu sebeple;
Hiçbirisi uygulama için günümüzde güvenli değildir.! Dahili kullanım olmayan, vücudun dışına uygulanan ve güvenli kısımlar harici, sadece bilgi ve genel kültür için okunmalıdır.
Kalaylı olan kaplar yaramazdır. Kezalik kalaylı bakır kap içinde daima yemek pişirmek yaramazdır. Zira bağırsaklarda onulması güç çıbanlar peyda eder. Bakır(Nuhâs): Bakırdır. Bakır madeninde hasıl olan cesetlerden birisidir. Sanat ile ak tunç ve maruf tunç bakırdan olur. Bakır tabiatı sıcaktır, keskindir, sıcaklığı yaramazdır. İçinden yemek yemek ve su içmek aklen caiz değildir, hususan güneşte veyahut havası sıcak ev içinde olunca zararı ziyade olur. Kalaylı olunca caizdir lakin o dahi yaramazdır. İçinden şarap içmek ziyade yaramazdır ve sirke ve ekşiler ve yağlar bakır kapta durmak ziyade zararlıdır. Daima bakır ve kalaysız kaptan yemek yemek ve su ve şarap ve sair nesne kullanmak fil hastalığı ve kanser(dâ'ü’l-fîl ve seretân) dedikleri çıban ve ciğer ağrısı ve dalak ve bağırsaklar kazınmak marazlarını peyda edip mizacı fesada verir. Ama göz için olan devaları bakırdan kap içinde dövüp ezseler parlatması ve faydası ziyade olup rutubetleri kurutucu ve gözleri keskin edici ola. Gah olur bakırı yakarlar, yanınca ona rüsuhtec derler. Nitekim z harfinde zikrolunmuştur.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Nuhas Mahiyeti Hakkında: Bakırın bir sınıfı kızıldır, sarılığa meyillidir ve ona Kıbrısi derler ve bu sınıf fazıldır ve bir sınıfı dahi parlak kızıl ve biri dahi siyaha nazır kızıl olur ve bir sınıf dahi vardır ki ona talikun tesmiye olunur, yani o bakır tedbirli ve terbiyeli olmakla başka isim ile tesmiye olunur. Ve bakır yakıcıdır ve onda tutuculuk/büzücülük(kabız) dahi vardır; yumuşak cisimlerde yıkanmışı ve sert cisimlerde yıkanmamışı mühürlemek/kapatmak(hatm) için ne güzel deva olur. Bakır çiçeği bakırdan daha latiftir.
Tabiatı Hakkında: Üçüncü derecede sıcak ve kurudur.
Fiilleri ve Hassaları Hakkında: Yanmış bakırda tutuculuk/büzücülük(kabızlık) ve keskinlik ve onduruculuk(idmâl) olur. Ve denildi ki kıllar talikun tesmiye olunan bakırdan edinilmiş cımbız(minkâş) ile yolunsa o mevzide bir dahi tüy bitmez. Ve bazı nüshada zikrolunan hassa bedeline diğer hassa zikrolunmuştur ki ne zaman talikundan kap ve kase edinilip onunla şarap içilse o şarabın sarhoşluğu olmaz. Bu iki nüshada zikrolunan sözler insanların dedikodularından ve tahkiki olmayan kelama dalanların makaleleridir.
Süs Hakkında: Saçı siyahlatır.
Yaralar Hakkında: Yayılan kötü yaraları ondurur ve yayılmaktan meneder ve fazla eti yer. Ve yıkanmış olan bakır cerahatleri ondurur. Ve denildi ki bal ile sürülecek ilaç olunsa sert bedenlerde hasıl olan sertleşmiş hareketli yaralara salih olur.
Göz Organları Hakkında: Görmeyi keskinlendirir, göz kapakları sertliğine faydalı olur. Ve yanmış bakır gözün yarasına faydalı ve irinini temizler ve gözü açık cila ile cilalandırır. Gözde biten ters dönmüş fazla kıl talikuni cımbız ile yolunsa bir dahi bitmez velakin dedikodu kelamı makulesidir.
Nefes Organları Hakkında: Bal şerbeti(ezrümâlî) ile içilse sarı suyu ishal eder ve onunla boğaza sürülse(tahannük) kusmayı tahriş ve tahrik eder. Ve onun bir defalık şerbeti bir buçuk miskal olur ve o şerbet eziyetsiz sarı suyu ihraç eder. Zehirler Hakkında: Vacip olur ki bakır kapta tuzlu ve safralı ve yağlı olan yağ ve eti ve kezalik ekşi ve tatlı olan yemekleri terk eylemekten hazer ve içtinap eyleyeler ve kezalik o kaplardan içmek dahi eylemeyeler, zira bakır kaplar şüphesiz içinde olan yemeklere ve şerbetlere pas(zencâriyyet) irsal eder ve pas(zencar, yani verdigris) zehirdir.(Ve verdigris yani büyük oranda "bakır asetat", suda TAM çözünür.) Ve denildi ki taze balık bakırdan bir tabak üzere konulsa veyahut balığı bakır olmayan tabakta koyup ondan sonra üzerine bakır kap örtülse ve o balığı ondan sonra insan yese yiyenini katleder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Kara Bakır Oksit (Bakır(II) oksit).
Tûbâlü'n-nuhâs: Bakır çapağı. Çekiçten sıçrar. Türkçede çınka derler. Rumiler uskooriya harkuma derler. Frenkler uskama situmümatis, İspanyollar eskama de azeru derler. Yunanlılar ve Türkler demir boku derler ve Latinler esteko yede ve Farsçada rim-i mis, İbraniler sevat hebzul, Hintliler lehşayil derler. Bakırın yanmışından çapağı daha latiftir. Alası kızıllığa meyilli siyah şekil olmaktır. Ezmezden evvel birkaç nöbet suyla yıkasalar. Ondan göz ilaçları edeler. Tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Tutucudur/büzücüdür(kabızdır). Fazla eti yer, göz kapağı pürüzlülüğüne faydalıdır, göz karanlığını zail eder, göze parlatma verir. Ama evla budur ki bunun keskinliğini nişasta ile keseler. Hassasiyeti balgam ishalinde ve sarı sudadır. Bunu kullananlar, mesela yarım miskalini ezip bir miskalini meneviş ağacı sakızıyla eritip/çözüp(hall edüp) yutalar. Balgam ve sarı suyu ishal eder. Eğer bir miskalini bal suyu(mâ'ü'l-asel) ile içirseler dahi bu ameli eder. Ama ondan sonra bir miktar sirke içeler, yürekte kalmaya. Yıkanmışını yaramaz çıbanlara ekeler gayet muvafıktır.
...
Bakır Cürufu (Copper Slag / Iron Silicate)
Bakır cürufu(Hubsü'n-nuhâs): Bakır kirgi Türkçede; bakır boku Türkçede; rim-i mis Farsçada; aesin estum Latincede. Bakır cürufunun kuvveti demir cürufundan ziyadedir, ama bakır yakıcıdır, daha zayıftır. Bunların yerine kullanılır. Sufr: Bakır ve bazıları tunç derler. Minhac sözü üzere nuhas diye nun babında zikrolunur. Katre: Erimiş bakıra derler ve damıttıkları her nesnenin suyuna yani imbikten çıkan suya damıtılmış su derler ama bakırın yüceltilmesi gayrıdır, bu değildir katre. Kıtr: Bakırdır derler.
.....
Bakır suyu(Mâ'-i nuhâs): Bakır madeninden akan sudur. Farsçada ab-ı mis derler. Ağızda ve kulağa ve dalağa ve mideye ve beden rutubetlerine ve mizaç fesadına faydalıdır ama çok içseler sidik zorluğu ihdas eder ve bağırsağa ziyan eder, zor kulunçlar eder. Ancak akciğer çıbanlarına ve basurlara dahi fayda eder. Sağ mizaçlılar bunu her halükarda içmeyeler.
.....
Nuhas: Bakır derler Türkçede. Bakırın nevileri çoktur. Bir nevi kızıl olur, sarıya meyilli olur, onun madeni Kıbrısi'dir. Bu nevi bakırların alasıdır derler ve bakır çiçeğinin dahi alasıdır, zira Arapça kitaplarda dahi ve en iyisi Kıbrıs bakırı çiçeğidir diye ekseri beyan etmişler. Ve bir nevi dahi safi kızıl ruşen olur, safi dişi bakır nevidir. Ve bir nevi dahi siyaha meyillidir, bununla sarı boyarlar. Ve bir nevi dahi sarı bakırdır, pirinç bakırı derler, Arapçada cedvercas dahi derler yani boyalı demektir. Ve bir nevine talikun derler, ağılı ve suni bakırdır. Ondan cımbız ederler, gözde biten kılları koparırlar. Talikun diye zikrolunmuştur. Ve bir nevine dahi yanmış bakır derler, bakırı yakarlar ve rüsuhtec derler, Türkçede rastık taşı derler. Bundan sonra o nevi dahi zikrolunur. Geldik maksadımız olan bakırın alası parlak ve yanmış ve ince ve kızıl ola ve iki tarafı dahi bir renkte ola. Fulus sözü üzere tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur, keskinliği ve tutuculuğu(kabzı) dahi vardır. Yanmışı Rufus sözü üzere tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Yaramaz ve akar yaraları düzeltip aktığını keser ve ziyade etini yer ve göz kapaklarının berkliğini giderir. İbni Sina sözü üzere eğer bundan bal ile bir cüz ve bir cüz dahi eski yağmur suyuyla güneşe koyup bundan iki dirhemini inumali şarabıyla içseler yürekten sarı suyu çıkarır. İshak sözü üzere bakır göze keskinlik verir ve kılı siyah eder. Bunun şerbet miktarı iki dirhemdir, bal suyu iledir. Ziyadesi içi zayıf eder, ancak mersin ve ışgın(rîbâs) rubbu düzeltir. İhtiyarat sözü üzere bakırın keskinliği ve tutuculuğu(kabzı) vardır ve bir hal dahi vardır ki her neye dokunsa fesat verir. Ekşi değdirseler malumdur ki pas(zencâr-verdigris) olur. Velhasıl hazer edeler ki bakır bir kap içine limon suyu ve ekşi gibiler ve tuzlu ve acı gibiler ve tatlı ve yağlı koymayalar ve kabil ise et dahi koymayalar, kalaylayıp koyalar ve sıcak eti dahi koymayalar ve koydukları takdirce üstünü kapamayalar ve kızıl bakırdan su içmek ishal eder.
.....
Kırmızı Bakır Oksit ( Bakır(I) oksit).
Yanmış Bakır(Nuhâs-ı Muharrak): Kire taşı Türkçede; rastık taşı Türkçede; rüsuhte Farsçada; rüsuhtec Arapça ve Farsçada. Yanmış bakırın tabiatı Galenos sözü üzere keskinliği ve tutuculuğu(kabzı) vardır. Bedende olan yaramaz ve habis çıbanları Hipokrat sözü üzere ondurur. Alası yumuşak ve ince ve her tarafı bir nevi yumuşak ola. Yaramaz yaralara faydalıdır ve fazla eti yer ve göze keskinlik verir ve göz kapağı pürüzlülüğüne dahi müfittir. Rufus sözü üzere kılları karartır ve avratlar kaşlarına sürerler, rastık derler. Eğer bal ile yalanacak ilaç(lu'ûk) gibi edip boğaza değdirseler kusmaya yardım eder. Eğer bunu yıkasalar ve bedende nazik yerlerde olan yaralara sürseler ondurur. Mesih sözü üzere eğer bal suyu ile bir dirhemini içseler istiskaya ve sarı suya fayda eder, ishal eder. Eğer meşhur ve maruf olan kınalar ki saç ve sakal boyarlar, onlara bu taştan bir cüz katsalar gayet siyah eder. Bunun şerbet miktarı bir dirhemdir, bir buçuk dirheme değin caizdir. Ziyadesi mesaneye zararlıdır, ancak kitre ve Arap zamkı düzeltir.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Nuhâs ki bakırdır, onun yağını çıkarmak yolu odur ki evvela bakırı kireçleştirip yukarıda bildiğin gibi ondan sonra sirke ile ve sirkeyi tuz ile eritirsin/çözersin sonra bir yere koyasın ta ki yeşil olunca sonra o sirkeyi süzüp alıp yeni sirke koyasın ama sirke içinde azıcık tuz ola ve bir yere koyasın ta ki yeşil olup pası(jengârı) çıkınca sonra süzüp alıp böyle tekrar tekrar edersin pası kalmayıncaya değin ondan sonra o toplayıp aldığın sirkeyi damıtırsın damıtma kabı ve imbik ile damıtma kabının dibinde bir yeşil yağ kalır bu yağ yaralara ve basurlara ve kötü yaralara ve yiyici çıbana sürmek faydalıdır.
[Gâyetü'l-Müntehâ]
Bakır suyu: O su kim bakır madeninden çıkar iyidir, sağlıklı kişilere faydalıdır.
[Tuhfe-i Mubarizi]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Nuhâs (Bakır)
Nuhâs
Mâhiyyeti: Nuhâsıñ bir sınıfı ahmerdür, sufrote mâyildür ve aña Kıbrısî derler ve bu sınıf fâzıldur ve bir sınıfı dahı ahmer-i nâsı' ve biri dahı sevâda nazîr ahmer olur ve bir sınıf dahı vardur ki aña tâlîkûn tesmiye olınur, ya'nî o nuhâs müdebber ve mürebbâ olmakla başka isim ile tesmiye olınur. Ve nuhâs hırrîfdür ve oñda kabz dahı vardur; ecsâm-ı leyyinede magsûlü ve ecsâm-ı sulbede gayr-i magsûlü hatm içün ni'me'd-devâ olur. Zehretü'n-nuhâs nuhâsdan eltafdur.
Tabî'atı: Derece-i sâlisede hârr ve yâbisdür.
Ef'âli ve'l-Havâssı: Nuhâs-ı muhrakda kabz ve hiddet ve idmâl olur. Ve denildi ki eş'âr tâlîkûn tesmiye olınan nuhâsdan müttehaz minkâş ile netf olınsa o mevzi'de bir dahı tüy bitmez. Ve ba'zı nüshada zikr olınan hâssa bedeline hâssa-i uhrâ zikr olınmışdur ki kaçan tâlîkûndan inâ' ve kâse ittihâz olınup onuñla şarâb şürb olınsa o şarâbıñ sekri olmaz. Bu iki nüshada zikr olınan kavller erâcîf-i nâsdan ve tahkîki olmayan kelâma havd edenlerüñ makâlleridür.
Zînet: Şa'rı tesvîd eder.
Kurûh: Kurûh-ı habîse-i sâ'iyeyi idmâl eder ve sa'ydan men' eder ve lahm-ı zâ'idi ekl eder. Ve magsûl olan nuhâs cirâhâtı idmâl eder. Ve denildi ki asel ile tılâ olınsa ebdân-ı sulbede hâdis kurûh-ı mütesallibe-i müteharrikeye sâlih olur.
A'zâü'l-Ayn: Basarı hiddetlendürür, salâbet-i ecfâna nâfi' olur. Ve nuhâs-ı muhrak gözüñ kurhasına nâfi' ve middesini tenkiye eder ve aynı cilâ-i beyyin ile cilâlandurur. Gözde nâbit olan şa'r-ı zâ'id-i münkalib minkâş-ı tâlîkûnî ile netf olınsa bir dahı nâbit olmaz velâkin kelâm-ı erâcîf makûlesidür.
A'zâü'n-Nefes: Ezrümâlî ile şürb olınsa mâ'-i asferi ishâl eder ve onuñla tahannük olınsa kay'ı tehyîc ve tahrîk eder. Ve onuñ şerbet-i vâhidesi bir buçuk miskâl olur ve o şerbet bi-gayri îzâin mâ'-i asferi ihrâc eder.
Sümûm: Vâcib olur ki bakır kapda tuzlu ve merâretli ve düsûmetli olan dühn ve lahmı ve kezâlik ekşi ve tatlı olan et'imeyi terk eylemekden hazer ve ictinâb eyleyeler ve kezâlik o kaplardan şürb dahı eylemeyeler, zîrâ evânî-i nuhâs bilâ-iştibâh içinde olan et'ime ve eşribeye zencâriyyet irsâl eder ve zencâr semmdür. Ve denildi ki semek-i tarî nuhâsdan bir tabak üzere tayy olınsa veyâhût semeki nuhâs olmayan tabakda tayy edip ba'dehu üzerine nuhâs âniye örtülse ve o semeki ba'dehu insân ekl eylese âkilini katl eder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Nuhâs
Mâhiyyeti: Nuhâsıñ bir sınıfı ahmerdür, sufrote mâyildür ve aña Kıbrısî derler ve bu sınıf fâzıldur ve bir sınıfı dahı ahmer-i nâsı' ve biri dahı sevâda nazîr ahmer olur ve bir sınıf dahı vardur ki aña tâlîkûn tesmiye olınur, ya'nî o nuhâs müdebber ve mürebbâ olmakla başka isim ile tesmiye olınur. Ve nuhâs hırrîfdür ve oñda kabz dahı vardur; ecsâm-ı leyyinede magsûlü ve ecsâm-ı sulbede gayr-i magsûlü hatm içün ni'me'd-devâ olur. Zehretü'n-nuhâs nuhâsdan eltafdur.
Tabî'atı: Derece-i sâlisede hârr ve yâbisdür.
Ef'âli ve'l-Havâssı: Nuhâs-ı muhrakda kabz ve hiddet ve idmâl olur. Ve denildi ki eş'âr tâlîkûn tesmiye olınan nuhâsdan müttehaz minkâş ile netf olınsa o mevzi'de bir dahı tüy bitmez. Ve ba'zı nüshada zikr olınan hâssa bedeline hâssa-i uhrâ zikr olınmışdur ki kaçan tâlîkûndan inâ' ve kâse ittihâz olınup onuñla şarâb şürb olınsa o şarâbıñ sekri olmaz. Bu iki nüshada zikr olınan kavller erâcîf-i nâsdan ve tahkîki olmayan kelâma havd edenlerüñ makâlleridür.
Zînet: Şa'rı tesvîd eder.
Kurûh: Kurûh-ı habîse-i sâ'iyeyi idmâl eder ve sa'ydan men' eder ve lahm-ı zâ'idi ekl eder. Ve magsûl olan nuhâs cirâhâtı idmâl eder. Ve denildi ki asel ile tılâ olınsa ebdân-ı sulbede hâdis kurûh-ı mütesallibe-i müteharrikeye sâlih olur.
A'zâü'l-Ayn: Basarı hiddetlendürür, salâbet-i ecfâna nâfi' olur. Ve nuhâs-ı muhrak gözüñ kurhasına nâfi' ve middesini tenkiye eder ve aynı cilâ-i beyyin ile cilâlandurur. Gözde nâbit olan şa'r-ı zâ'id-i münkalib minkâş-ı tâlîkûnî ile netf olınsa bir dahı nâbit olmaz velâkin kelâm-ı erâcîf makûlesidür.
A'zâü'n-Nefes: Ezrümâlî ile şürb olınsa mâ'-i asferi ishâl eder ve onuñla tahannük olınsa kay'ı tehyîc ve tahrîk eder. Ve onuñ şerbet-i vâhidesi bir buçuk miskâl olur ve o şerbet bi-gayri îzâin mâ'-i asferi ihrâc eder.
Sümûm: Vâcib olur ki bakır kapda tuzlu ve merâretli ve düsûmetli olan dühn ve lahmı ve kezâlik ekşi ve tatlı olan et'imeyi terk eylemekden hazer ve ictinâb eyleyeler ve kezâlik o kaplardan şürb dahı eylemeyeler, zîrâ evânî-i nuhâs bilâ-iştibâh içinde olan et'ime ve eşribeye zencâriyyet irsâl eder ve zencâr semmdür. Ve denildi ki semek-i tarî nuhâsdan bir tabak üzere tayy olınsa veyâhût semeki nuhâs olmayan tabakda tayy edip ba'dehu üzerine nuhâs âniye örtülse ve o semeki ba'dehu insân ekl eylese âkilini katl eder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
