🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Faşera - Bryonia alba / Bryonia dioica

Serbest metin
Bryonia alba / Bryonia dioica
Fâşerâ
Frenkçede vîte biyânkâ (Vitis alba), Arapçada fâşirâ, Türkçede semiz kabak. Tabiatı sıcaklık ve kuruluğu birinci derecededir. Faydası: Eğer zikrolunan otun yemişini kaynatıp su ile veyahut imbikte damıtıp içseler mide ağrısını defeder ve yürek bayılmasını engeller; yoğun kıvamlı/kalın (galiz) yelleri dağıtır/çıkarır (tahlil eder), yaramaz hıltları çıkarır ve zehirleri defeder. Sara illetine, yüz felci illetine ve felce son derece menfaat verir. Eklem ağrısına ve nikris illetine mezkur otu yaprağıyla, tohumuyla ve köküyle zeytinyağıyla kaynatıp hastanın üzerine az az dökerek yıkasalar (natul etseler) son derece fayda verir. Eğer mezkur otun kökünü burçak unuyla karıştırıp lekelere sürseler lekeyi giderir ve görünüşü güzel-çekici eder; ve bütün şişliklere sürülse fayda eder inşallah ve meraki sevdada faydası mutlaktır. Eğer zikrolunan ağacın damıtma ile kimyevi kural üzere yağını çıkarıp illete münasip bir su ile veyahut bir şerbetle günde birkaç damla kullansalar zikrolunan illetlerde büyük faydası müşahede olunur Allah'ın emriyle, gaflet olunmaya!
[Tercüme-i Cedîde fi'l-Havâssi'l-Müfrede]
Bin Kulaç (Ak İt Kabağı)
Bin kulaç dahi derler. Köküne semiz kabak ve ak it kabağı dahi derler. Çok yıllık bir bitkidir ki ince, tüylü filizleri ve kabak gibi elleri olup yanında bulunan nesnelere sarılarak pek yükseğe çıkar ve yaprakları asma yaprağına benzerler. Lakin küçük, sert, akçıldır. Çiçekleri ufak, beyaz, salkım salkım, yemişleri uzun gibi, ardıç tohumları kadardır, başlangıçta yeşil sonra kırmızı olurlar; kökü uzun, çocuk uyluğu kadar ve dahi ziyade kalın olur. Nemlidir. Bunun bir çeşidi dahi vardır ki bütün farkı ancak yemişinin kemal bulduğunda siyahlanmasıdır. Kökünün diğeri gibi sarımtırak olduğudur. Binaenaleyh bu çeşidine kara yemişli ak asma derler. Kökleri kullanılır. Taze kökünün özsuyu alınır. Kurutulmuş kökü suda bekletilir. Yahut dövülüp toz ilaç yapılır. Tahriş edici, ishal edici, idrar söktürücü, solucanları helak edici ve tıkanıklıkları açıcı/fethedicidir. Dahilen manya dedikleri cinnette, bazı istiska (Ascites/Dropsy) çeşitlerinde, tahriş etmek gerektiren bazı müzmin hastalıklarda kullanılır. Haricen ödem tabir olunur şişliklerde, ur tabir olunur katı şişliklerde kullanılır. Kökünün tozundan bir dirhemi verilir. İktiza ederse yirmi dört saat zarfında iki-üç dahi ziyade verilir.
[Şânizâde Atâullah - El-Kitâbü'l-Hâmis fî Zikri'l-Edviye]
Fâşerâ (Hezâr-ceşân)
Mahiyeti Hakkında: Hezâr-ceşân derler ve ona kermetü’l-beyzâ dahi derler.
Tabiatı Hakkında: Üçüncü dereceye varıncaya kadar sıcak ve kurudur.
Fayda ve Özellikleri Hakkında: Cila edici-yıkayıcı ve keskindir; kurutması ve hafif (latif) yapması vardır ve ısıtması dengelidir.
Süsleme/Güzellik Hakkında: Bedenin dışını onun kökü, burçak ve çemen ile şiddetle cila eder; temizler ve saf eder; lekeyi ve ülserlerden/yaralardan bakiye kalan diğer siyah izleri giderir ve yok eder. Ve keza fâşerâ zeytinyağı ile dağılana kadar pişirilse o eylemleri işler ve göz altında olan kan oturmasını dahi yok eder.
Şişlikler ve Sivilceler Hakkında: Fâşerâ kökü siğilleri ve sütlü sivilceleri keser; şarap ile dolamayı(kurulgan-dahıs) dindirir, katı şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve büyük yuvarlak çıbanları deşer. Ve otuz gün miktarı her gün ondan üçer obolos eritilerek içilse dalak şişliğini eritir/çözer; ve çamurla onun yakısı dahi dalağa faydalı olur; ve şarap ile yakı yapmak dolamayı(kurulgan-dahıs) dindirir.
Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Kötü ülserler/yaralar üzerine tuzla fâşerâ köküyle yakı olunur. Ve et yiyen yara olan merhemlere dahil edilir. Yara olmuş ve yara olmamış uyuzlarda onun meyvesi sıvı merhem olarak kullanılır ve onu o sıvı merhem soyar.
Eklem Organları Hakkında: Şarap ile fâşerâ kökü yakı yapılarak kemikleri çıkarır. Ve ondan her gün bir dirhemi felç için içilir; ve içmekle ve sürmekle kas yırtılması için dahi kullanılır.
Baş Organları Hakkında: Her gün ondan altı dirhemi içilse saraya ve baş dönmesine faydalı olur velakin bazen akıl karışıklığı meydana getirir.
Göğüs/Nefes Organları Hakkında: Bazen ondan bal ile yalanacak ilaç yapılıp, boğulması olanlarda, nefes bozukluğunda, öksürükte ve yan ağrısı sahiplerinde kullanılır. Ve fâşerânın özsuyu pişmiş buğdayla içilse sütü çoğaltır.
Beslenme Organları Hakkında: Galenos dedi ki, fâşerânın ilk çıktığında uçları yense, kabızlığı sebebiyle mideye faydalıdır velakin onda az miktar acılık ve keskinlik olmakla midede yanma meydana getirir.
Boşaltım/Cinsel Organlar Hakkında: İlk çıktığında o bitkinin kalbi yense idrarı söktürür ve karnı ishal eder. Ve onun kökünün bir dirhemi içirilse cenini öldürür ve vajinal yolla fitil yapılsa cenini çıkarır. Ve onun kaynatılmış suyunda oturmak rahimi temizler. Ve özsuyu balgamı ishal eder. Ve o bitki dalak için iyi devalardan olur.
Zehirler Hakkında: Onun kökünden bir dirhemi engerek ısırığına faydalıdır ve kısacası zehirli haşeratın ısırığına faydalıdır.
Bedelleri Hakkında: Onun bedeli kendi ağırlığında olan derunec ve bir ağırlığının üçte ikisi miktarı besbasedir.
[Kanun fî't-Tıbb]
Fâşerâ / Bervâniyâ / Kermetü'l-beyzâ
Bervâniyâ: Sarmaşıktır. Yılan üzümü dahi derler.
Kermetü’l-beyzâ: Ak sarmaşıktır, bin kulaç derler. Yaban asması çeşididir, hezâr-ceşân dahi derler.
Şeş-dendân: Kızıl yemişli sarmaşıktır. Fâşiristîn derler.
Fâşiristîn: Türkçede kara yemişli sarmaşık derler; Arapçada kermetü’l-esved; Latincede burînôniyâ ve vîtos nîgrû (Vitis nigra). Fâşiristîn dahi sarmaşıktır. Yemişi siyah olur ve yaprağı dahi leblâb dedikleri büyük sarmaşık yaprağından iyidir ve kökünün dışı siyah olur. En iyisi ilk ortaya çıktığı gibi olmak ve taze olmaktır. Tabiatı Hipokrat'ın sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur. Yaramaz hıltlardan göğsü temizler. Bu dahi felce, saraya ve uyuşukluğa fayda eder. İbni Mâseveyh ve İshak'ın sözüne göre bunun etkisi dahi fâşerâ dedikleri sarmaşık etkisi gibidir, ama ondan bir miktar aşağıcadır. Huneyn'in sözüne göre başlangıçta çıktığında bundan içseler mideyi temizler ve taze suyu akla hılt karıştırır. İlk bittiği vakit bundan yeseler İbn Baytar'ın sözüne göre adet kanını ve idrarı söktürür, dalak şişliklerini eritip/çözüp (hall edip) saraya ve felce fayda verir. Eğer yaprağını şarapla sinir büzüldüğüne koysalar fayda eder; ve bunun kökü dahi fâşerânın kökünden zayıftır ve attarlar kökünü nilüfer köküdür diye satarlar.
Kermetü’s-sevdâ: Kara yemişli sarmaşıktır.
[Nizamü'l-Edviye]
Hezâr-ceşân (Bin Kulaç)
Farsça sözcüktür; bin kulaç manasınadır. Üzüm çubuğu gibi uzun çubuğu olur, uzun olduğu için bu ad verilmiş ve yemişi üzüm salkımı gibi olur, Hindistan'dan gelir. İkinci derecede sıcak ve kurudur. İdrarı söktürür ve dalak sertliğini eritir (bu içmek iledir) ve yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltları hafif (latif) yapar; kaşıntıya, uyuza fayda eder ve deriyi sular (hafif yapması ve parlatması içindir) ve saradan, zehirli hayvanlar sokmasından fayda verir (buna fayda eden yemişidir); ve lavman etmek ile kaynamışı rahmin fazlalıklarını çıkarır.
[Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Fâşirâ
Fâşirâ dedikleri yaban asmasıdır. Ak sarmaşık ve yaban kabağı dahi derler, kermetü’l-beyzâ dahi derler. Tabiatı Huneyn'in sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur ama kökünün tabiatı İhtiyarat'ın sözüne göre üçüncü derecede sıcak ve kurudur ve keskinlik kuvveti vardır. Parlatıcı ve hafif (latif) yapıcıdır, sert dalakları arıtır. Eğer kökünü burçak veyahut çemen tohumu ile gövdeye sürseler temizler, uyuzu ve lekeyi yok eder, siyah izleri giderir ve siğilleri koparır. Sıcak şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve çıbanları açar; ve balmumu merhemi ederlerse makatta olan basurları giderir. Eğer kırılmış kemikleri çıkarmaya yakı yapsalar çıkarır ve bal ile macun gibi yapsalar öksürüğe ve plöreziye faydalıdır. Eğer sarısabırla dalak şişliklerine yakı yapsalar giderir. Eğer yalanacak ilaç gibi yapsalar hunnaka(bademcik şişmesine) fayda eder. Takvim sahibinin sözüne göre, soğuk mideleri kuvvetlendirir ve kabız eder; ve bunun şerbet miktarı otunun bir tutama kadardır, kökünün iki dirhemdir. Fazlası sinirlere zarar eder, ancak ebegümeci düzeltir.
[Tuhfetü'l-Erîb]
Fâşirâ / Kerme-i Beyzâ (Ak Asma)
Fâşirâ: Süryanice isimdir. Kerme-i beyzâ yani ak asma demekle meşhur bir bitkidir. Budakları, yaprakları ve iplikleri asmada olduğu gibi bir bitkidir. Ama bunun üzerinde ince tüyleri çoktur ve yanında olan gerek ağaç gerek diğer bitki her ne ise ona sarılır. Üzüm salkımına benzer kızıl yemişi vardır. Yemişi saçları döküp yolar. Bu bitki bütün parçalarıyla sıcak ve keskindir, yakıcıdır. Sıcaklığı üçüncü dereceye ve kuruluğu ikinci dereceye erişir. Keyfiyette son derece kuvvetli olanı yemişidir, ondan sonra kökü ve ondan sonra yaprağıdır. Bitkisi henüz taze ve yumuşak iken üstünü soyup içerisini su ile haşlayıp ve hoş kokulu nesne katıp yerler, kalbe ve dimağa fayda edip mideyi sıcak eder ve cila eder-yıkar temizler ve tabiatı ishal eder. Eğer kökünden içip katı olan dalak üzerine incir ile yakı etseler dalağı eritir. Eğer sirke ile karıştırıp kaşıntıya ve uyuza sürseler derisini koparıp cila eder. Eğer burçak ve çemen tohumu ile karıştırıp bedeni onunla yıkasalar bedeni temiz eyleyip cilalı eyler; ve yakı yapmakla yüzde ve bedende olan lekeleri, siyah nişanları, siğilleri ve ak sivilceleri giderir. Eğer yağ ile ta koyu oluncaya dek pişirseler zikrolunan faydalarda faydası ve tesiri fazla olur; ve kuru kaşıntıyı, sarı suyu ve oturakta olan basur dedikleri çıbanları koparır. Eğer pekmez veyahut eski koyu şarap ile sıcak şişlikler üzerine yakı etseler deşip işletir ve kemiklerde olan kırıkları iyileştirir. Keza zeytinyağıyla pişirseler o zeytinyağı dahi bu çeşit hassa verir ve göz altında kan oturmasından olan nişanları giderir. Eğer şarap ile dolama(kurulgan-dahıs) yani kurulgan dedikleri çıban üzerine yakı etseler dindirir. Sıcak şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve beze dedikleri soğuk şişlikleri deşip akıtır. Yakı yapmakla kemik parçalarını çıkarır. Çürük etleri yedirmek için olan merhemlere girer. Bazen sara hastalığı için her gün miskal miktarını içirirler, unutkanlık, baş dönmesi ve felç hastalıklarına fayda eder. İki miskal miktarı siyah yaramaz yılan ısırmasına faydalıdır. İçmekle ve vajinal fitil olarak kullanmakla karında çocuğu öldürür. Dirhem miktarından fazla içseler aklı ve fikri fesada verir. Vajinal fitil olarak kullanmakla karında çocuğu öldürdüğünden başka dışarı çıkarır ve adet kanını söktürür. Eğer dövüp bal ile karıştırıp yutsalar balgamdan boğulanlara fayda eyler ve eskiden olan öksürüğü giderir, yan ağrılarına ve yellerine fayda eyler ve karaca et ezilmesine fayda edip iyi eyler. Eğer sirke ile her gün dokuz kırat miktarını içseler dalağı indirir. Pişmişi içinde avratlar otursalar rahimlerine fayda edip temizler. Keza karından küçük çocukları çıkarır. Bazen olur evvel bahar zamanlarında kökünün suyunu çıkarıp ballı su ile karıştırıp içerler, balgam ishal eder, dirhem miktarından fazla etmesinler. O miktar dahi kitre ile düzeltilmiş olsun. Bu bitkinin özsuyunu ballı su ile içseler son derece kusturur. Bu bitki bulunmasa ağırlığınca derunec ve yarım ağırlığı besbase bedelidir. Bazıları demişler yarım ağırlığı kurşun otu ve dörtte bir ağırlığı acı bakla bedelidir.
[Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Fâşerâ (Hezâr-ceşân)
Mahiyeti Hakkında: "Hezâr-ceşân", fâşerâ dedikleri ak asmaya (kerme-i beyzâya) dahi derler. Farsça sözcüktür, bin arşın demektir, fâşerâ dedikleri bitkiye söylenir. Bunun meyvesinin üzüm salkımları gibi salkımları olur, dericiler kullanıp deriden tüyleri onunla tıraş ederler. Hezâr-ceşânın ispençiyarlar katında olanları odunsu parçalardır ki şeftali kurusuna benzer ve ilk çiğnemede yavan olur, yani ağza konup çiğnendikte ilk başta tadı olmaz, daha sonra acılığı ortaya çıkar. Ve fâşerâ zikrinde Fe faslında kelamı derinlemesine inceleriz.
[Kanun fî't-Tıbb]
İnebü’l-Hayye / Fâşerâ / Hezâr-ceşân
İnebü’l-hayye: Yılan üzümü derler ve ak asma (kermetü’l-beyzâ) dahi derler. Ve Yunaniler kebere köküne dahi inebü’l-hayye diye söylediler.
Fâşerâ: Süryanicedir. Ak sarmaşıktır Türkçede; yaban asması, bin kulaç, yaban kabağı, engil, yılan üzümü Türkçede; kermetü’l-beyzâ, sitte mefâsıl, halkü’ş-şa'r, kefn-i cabbâr Arapçada; kebîtâ evkemetâ, beruvânyâ Süryanicede; vîtîs albâ Latincede; kûlûperîne Frenkçede.
Fâşerâ dedikleri yaban asmasının çeşididir, sarmaşık cinsindendir. Fâşerâ Süryanice ismidir ve hezâr-ceşân demek, bin kere demektir. Sarmaşığın bir çeşididir. Dalları ve budakları bütün üzüm çubuğuna benzer, salkım salkım kızıl yemişi olur ve lacivert çiçeği olur. Çoğu taneleri otuz tane olur ve çoğu eylemi kendi kara asma (fâşiristîn) sarmaşağına benzer ve o cins sarmaşık dahi henüz fâşiristîn diye zikrolunur. Geldik maksadımız olan fâşerânın tabiatı Huneyn'in sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur, ama kökünün tabiatı İhtiyarat'ın sözüne göre üçüncü derecede sıcak ve kurudur ve keskinliği ile sıcaklığı vardır, yıkayıcıdır ve hafif (latif) yapıcıdır, sert dalakları arıtır. Eğer kökünü burçak yahut çemen otu ile gövdeye sürseler temizler, uyuzu ve lekeyi yok eder. Siyahlık izini giderir ve siğilleri koparır. Eğer şarapla tırnakta olan dolama (kurulgan-dahıs) illetine ki ona kurulgan derler, yakı yapsalar faydalıdır ve sıcak şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve çıbanları açar ve balmumu merhemi yaparlarsa makatta olan basurları giderir. Eğer kırılmış kemikleri çıkarmaya yakı yapsalar çıkarır. Eğer her gün bir dirhemini yeseler sara, felç ve dalağa faydalıdır. Eğer iki dirhem yeseler engerek ısırdığına ve bütün ısırıcılara dahi faydalıdır. Eğer kökünü avrat kullanıp (vajinal fitil yoluyla) ölmüş çocuğu ve eşini dahi çıkarır. Ve taze otunu yeseler idrarı ve bağırsağı akıtır ve bal ile macun gibi yapsalar öksürüğe ve plöreziye uygundur. Eğer otunun özsuyunu içseler akla hılt karıştırır. Eğer sarısabır ile dalak şişliklerine yakı yapsalar giderir. Eğer avrat pişmişinin suyunda otursa çocuk sonunu çıkarır ve rahmi temizler. Eğer yemişini taze ve kuru uyuza sürseler faydalıdır. Eğer özsuyunu içseler kusmaya zahmetsiz yardım eder ve yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltı çıkarır ve kökünü ceviz ile yaramaz çıbanlara vursalar fayda eder. İbn Baytar'ın sözüne göre eğer göz altında toplanan kana sürtseler giderir. Eğer bir dirhemini içseler baş ağrısına fayda eder ve felce, tıkanıklıklara ve böbreklere fayda eder. Eğer yalanacak ilaç gibi yapsalar bademcik şişmesine (hunnâka) fayda eder ve idrarı söktürür ve öksürüğe ve böbreklere fayda eder ve otuz güne dek her gün üç dirhemini sirke ile içseler dalak şişliklerine fayda eder ve incir ile dalak yakı olunsa giderir. Eğer yaz faslında kökünün suyunu çıkarıp bal şerbeti ile içseler balgamı ishal eder. Takvim sahibinin sözüne göre soğuk mideleri kuvvetlendirir ve kabız eder. Bunun şerbet miktarı otunun bir tutama kadardır, kökünün iki dirhemdir. Fazlası sinirlere zarar eder, ancak ebegümeci ve hatmi düzeltir. Bunun bedeli kendi kadar derunec ve yarım kadarı besbasedir.
Hezâr-ceşân: Yılan üzümü derler sarmaşıktır. Hezâr-feşân dahi derler. Salkım salkım yemişi olur, en iyisi Hintli olanıdır. Dericiler kullanır. Ak asma (Kermetü’l-beyzâ) dahi derler.
[Nizamü'l-Edviye]
Fâşerâ
Frenkçede vîte biyânkâ (Vitis alba), Arapçada fâşirâ, Türkçede semiz kabak. Tabiatı sıcaklık ve kuruluğu birinci derecededir. Faydası: Eğer zikrolunan otun yemişini kaynatıp su ile veyahut imbikte damıtıp içseler mide ağrısını defeder ve yürek bayılmasını engeller; yoğun kıvamlı/kalın (galiz) yelleri dağıtır/çıkarır (tahlil eder), yaramaz hıltları çıkarır ve zehirleri defeder. Sara illetine, yüz felci illetine ve felce son derece menfaat verir. Eklem ağrısına ve nikris illetine mezkur otu yaprağıyla, tohumuyla ve köküyle zeytinyağıyla kaynatıp hastanın üzerine az az dökerek yıkasalar (natul etseler) son derece fayda verir. Eğer mezkur otun kökünü burçak unuyla karıştırıp lekelere sürseler lekeyi giderir ve görünüşü güzel-çekici eder; ve bütün şişliklere sürülse fayda eder inşallah ve meraki sevdada faydası mutlaktır. Eğer zikrolunan ağacın damıtma ile kimyevi kural üzere yağını çıkarıp illete münasip bir su ile veyahut bir şerbetle günde birkaç damla kullansalar zikrolunan illetlerde büyük faydası müşahede olunur Allah'ın emriyle, gaflet olunmaya!
[Tercüme-i Cedîde fi'l-Havâssi'l-Müfrede]
Bin Kulaç (Ak İt Kabağı)
Bin kulaç dahi derler. Köküne semiz kabak ve ak it kabağı dahi derler. Çok yıllık bir bitkidir ki ince, tüylü filizleri ve kabak gibi elleri olup yanında bulunan nesnelere sarılarak pek yükseğe çıkar ve yaprakları asma yaprağına benzerler. Lakin küçük, sert, akçıldır. Çiçekleri ufak, beyaz, salkım salkım, yemişleri uzun gibi, ardıç tohumları kadardır, başlangıçta yeşil sonra kırmızı olurlar; kökü uzun, çocuk uyluğu kadar ve dahi ziyade kalın olur. Nemlidir. Bunun bir çeşidi dahi vardır ki bütün farkı ancak yemişinin kemal bulduğunda siyahlanmasıdır. Kökünün diğeri gibi sarımtırak olduğudur. Binaenaleyh bu çeşidine kara yemişli ak asma derler. Kökleri kullanılır. Taze kökünün özsuyu alınır. Kurutulmuş kökü suda bekletilir. Yahut dövülüp toz ilaç yapılır. Tahriş edici, ishal edici, idrar söktürücü, solucanları helak edici ve tıkanıklıkları açıcı/fethedicidir. Dahilen manya dedikleri cinnette, bazı istiska (Ascites/Dropsy) çeşitlerinde, tahriş etmek gerektiren bazı müzmin hastalıklarda kullanılır. Haricen ödem tabir olunur şişliklerde, ur tabir olunur katı şişliklerde kullanılır. Kökünün tozundan bir dirhemi verilir. İktiza ederse yirmi dört saat zarfında iki-üç dahi ziyade verilir.
[Şânizâde Atâullah - El-Kitâbü'l-Hâmis fî Zikri'l-Edviye]
Fâşerâ (Hezâr-ceşân)
Mahiyeti Hakkında: Hezâr-ceşân derler ve ona kermetü’l-beyzâ dahi derler.
Tabiatı Hakkında: Üçüncü dereceye varıncaya kadar sıcak ve kurudur.
Fayda ve Özellikleri Hakkında: Cila edici-yıkayıcı ve keskindir; kurutması ve hafif (latif) yapması vardır ve ısıtması dengelidir.
Süsleme/Güzellik Hakkında: Bedenin dışını onun kökü, burçak ve çemen ile şiddetle cila eder; temizler ve saf eder; lekeyi ve ülserlerden/yaralardan bakiye kalan diğer siyah izleri giderir ve yok eder. Ve keza fâşerâ zeytinyağı ile dağılana kadar pişirilse o eylemleri işler ve göz altında olan kan oturmasını dahi yok eder.
Şişlikler ve Sivilceler Hakkında: Fâşerâ kökü siğilleri ve sütlü sivilceleri keser; şarap ile dolamayı(kurulgan-dahıs) dindirir, katı şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve büyük yuvarlak çıbanları deşer. Ve otuz gün miktarı her gün ondan üçer obolos eritilerek içilse dalak şişliğini eritir/çözer; ve çamurla onun yakısı dahi dalağa faydalı olur; ve şarap ile yakı yapmak dolamayı(kurulgan-dahıs) dindirir.
Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Kötü ülserler/yaralar üzerine tuzla fâşerâ köküyle yakı olunur. Ve et yiyen yara olan merhemlere dahil edilir. Yara olmuş ve yara olmamış uyuzlarda onun meyvesi sıvı merhem olarak kullanılır ve onu o sıvı merhem soyar.
Eklem Organları Hakkında: Şarap ile fâşerâ kökü yakı yapılarak kemikleri çıkarır. Ve ondan her gün bir dirhemi felç için içilir; ve içmekle ve sürmekle kas yırtılması için dahi kullanılır.
Baş Organları Hakkında: Her gün ondan altı dirhemi içilse saraya ve baş dönmesine faydalı olur velakin bazen akıl karışıklığı meydana getirir.
Göğüs/Nefes Organları Hakkında: Bazen ondan bal ile yalanacak ilaç yapılıp, boğulması olanlarda, nefes bozukluğunda, öksürükte ve yan ağrısı sahiplerinde kullanılır. Ve fâşerânın özsuyu pişmiş buğdayla içilse sütü çoğaltır.
Beslenme Organları Hakkında: Galenos dedi ki, fâşerânın ilk çıktığında uçları yense, kabızlığı sebebiyle mideye faydalıdır velakin onda az miktar acılık ve keskinlik olmakla midede yanma meydana getirir.
Boşaltım/Cinsel Organlar Hakkında: İlk çıktığında o bitkinin kalbi yense idrarı söktürür ve karnı ishal eder. Ve onun kökünün bir dirhemi içirilse cenini öldürür ve vajinal yolla fitil yapılsa cenini çıkarır. Ve onun kaynatılmış suyunda oturmak rahimi temizler. Ve özsuyu balgamı ishal eder. Ve o bitki dalak için iyi devalardan olur.
Zehirler Hakkında: Onun kökünden bir dirhemi engerek ısırığına faydalıdır ve kısacası zehirli haşeratın ısırığına faydalıdır.
Bedelleri Hakkında: Onun bedeli kendi ağırlığında olan derunec ve bir ağırlığının üçte ikisi miktarı besbasedir.
[Kanun fî't-Tıbb]
Fâşerâ / Bervâniyâ / Kermetü'l-beyzâ
Bervâniyâ: Sarmaşıktır. Yılan üzümü dahi derler.
Kermetü’l-beyzâ: Ak sarmaşıktır, bin kulaç derler. Yaban asması çeşididir, hezâr-ceşân dahi derler.
Şeş-dendân: Kızıl yemişli sarmaşıktır. Fâşiristîn derler.
Fâşiristîn: Türkçede kara yemişli sarmaşık derler; Arapçada kermetü’l-esved; Latincede burînôniyâ ve vîtos nîgrû (Vitis nigra). Fâşiristîn dahi sarmaşıktır. Yemişi siyah olur ve yaprağı dahi leblâb dedikleri büyük sarmaşık yaprağından iyidir ve kökünün dışı siyah olur. En iyisi ilk ortaya çıktığı gibi olmak ve taze olmaktır. Tabiatı Hipokrat'ın sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur. Yaramaz hıltlardan göğsü temizler. Bu dahi felce, saraya ve uyuşukluğa fayda eder. İbni Mâseveyh ve İshak'ın sözüne göre bunun etkisi dahi fâşerâ dedikleri sarmaşık etkisi gibidir, ama ondan bir miktar aşağıcadır. Huneyn'in sözüne göre başlangıçta çıktığında bundan içseler mideyi temizler ve taze suyu akla hılt karıştırır. İlk bittiği vakit bundan yeseler İbn Baytar'ın sözüne göre adet kanını ve idrarı söktürür, dalak şişliklerini eritip/çözüp (hall edip) saraya ve felce fayda verir. Eğer yaprağını şarapla sinir büzüldüğüne koysalar fayda eder; ve bunun kökü dahi fâşerânın kökünden zayıftır ve attarlar kökünü nilüfer köküdür diye satarlar.
Kermetü’s-sevdâ: Kara yemişli sarmaşıktır.
[Nizamü'l-Edviye]
Hezâr-ceşân (Bin Kulaç)
Farsça sözcüktür; bin kulaç manasınadır. Üzüm çubuğu gibi uzun çubuğu olur, uzun olduğu için bu ad verilmiş ve yemişi üzüm salkımı gibi olur, Hindistan'dan gelir. İkinci derecede sıcak ve kurudur. İdrarı söktürür ve dalak sertliğini eritir (bu içmek iledir) ve yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltları hafif (latif) yapar; kaşıntıya, uyuza fayda eder ve deriyi sular (hafif yapması ve parlatması içindir) ve saradan, zehirli hayvanlar sokmasından fayda verir (buna fayda eden yemişidir); ve lavman etmek ile kaynamışı rahmin fazlalıklarını çıkarır.
[Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Fâşirâ
Fâşirâ dedikleri yaban asmasıdır. Ak sarmaşık ve yaban kabağı dahi derler, kermetü’l-beyzâ dahi derler. Tabiatı Huneyn'in sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur ama kökünün tabiatı İhtiyarat'ın sözüne göre üçüncü derecede sıcak ve kurudur ve keskinlik kuvveti vardır. Parlatıcı ve hafif (latif) yapıcıdır, sert dalakları arıtır. Eğer kökünü burçak veyahut çemen tohumu ile gövdeye sürseler temizler, uyuzu ve lekeyi yok eder, siyah izleri giderir ve siğilleri koparır. Sıcak şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve çıbanları açar; ve balmumu merhemi ederlerse makatta olan basurları giderir. Eğer kırılmış kemikleri çıkarmaya yakı yapsalar çıkarır ve bal ile macun gibi yapsalar öksürüğe ve plöreziye faydalıdır. Eğer sarısabırla dalak şişliklerine yakı yapsalar giderir. Eğer yalanacak ilaç gibi yapsalar hunnaka(bademcik şişmesine) fayda eder. Takvim sahibinin sözüne göre, soğuk mideleri kuvvetlendirir ve kabız eder; ve bunun şerbet miktarı otunun bir tutama kadardır, kökünün iki dirhemdir. Fazlası sinirlere zarar eder, ancak ebegümeci düzeltir.
[Tuhfetü'l-Erîb]
Fâşirâ / Kerme-i Beyzâ (Ak Asma)
Fâşirâ: Süryanice isimdir. Kerme-i beyzâ yani ak asma demekle meşhur bir bitkidir. Budakları, yaprakları ve iplikleri asmada olduğu gibi bir bitkidir. Ama bunun üzerinde ince tüyleri çoktur ve yanında olan gerek ağaç gerek diğer bitki her ne ise ona sarılır. Üzüm salkımına benzer kızıl yemişi vardır. Yemişi saçları döküp yolar. Bu bitki bütün parçalarıyla sıcak ve keskindir, yakıcıdır. Sıcaklığı üçüncü dereceye ve kuruluğu ikinci dereceye erişir. Keyfiyette son derece kuvvetli olanı yemişidir, ondan sonra kökü ve ondan sonra yaprağıdır. Bitkisi henüz taze ve yumuşak iken üstünü soyup içerisini su ile haşlayıp ve hoş kokulu nesne katıp yerler, kalbe ve dimağa fayda edip mideyi sıcak eder ve cila eder-yıkar temizler ve tabiatı ishal eder. Eğer kökünden içip katı olan dalak üzerine incir ile yakı etseler dalağı eritir. Eğer sirke ile karıştırıp kaşıntıya ve uyuza sürseler derisini koparıp cila eder. Eğer burçak ve çemen tohumu ile karıştırıp bedeni onunla yıkasalar bedeni temiz eyleyip cilalı eyler; ve yakı yapmakla yüzde ve bedende olan lekeleri, siyah nişanları, siğilleri ve ak sivilceleri giderir. Eğer yağ ile ta koyu oluncaya dek pişirseler zikrolunan faydalarda faydası ve tesiri fazla olur; ve kuru kaşıntıyı, sarı suyu ve oturakta olan basur dedikleri çıbanları koparır. Eğer pekmez veyahut eski koyu şarap ile sıcak şişlikler üzerine yakı etseler deşip işletir ve kemiklerde olan kırıkları iyileştirir. Keza zeytinyağıyla pişirseler o zeytinyağı dahi bu çeşit hassa verir ve göz altında kan oturmasından olan nişanları giderir. Eğer şarap ile dolama(kurulgan-dahıs) yani kurulgan dedikleri çıban üzerine yakı etseler dindirir. Sıcak şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve beze dedikleri soğuk şişlikleri deşip akıtır. Yakı yapmakla kemik parçalarını çıkarır. Çürük etleri yedirmek için olan merhemlere girer. Bazen sara hastalığı için her gün miskal miktarını içirirler, unutkanlık, baş dönmesi ve felç hastalıklarına fayda eder. İki miskal miktarı siyah yaramaz yılan ısırmasına faydalıdır. İçmekle ve vajinal fitil olarak kullanmakla karında çocuğu öldürür. Dirhem miktarından fazla içseler aklı ve fikri fesada verir. Vajinal fitil olarak kullanmakla karında çocuğu öldürdüğünden başka dışarı çıkarır ve adet kanını söktürür. Eğer dövüp bal ile karıştırıp yutsalar balgamdan boğulanlara fayda eyler ve eskiden olan öksürüğü giderir, yan ağrılarına ve yellerine fayda eyler ve karaca et ezilmesine fayda edip iyi eyler. Eğer sirke ile her gün dokuz kırat miktarını içseler dalağı indirir. Pişmişi içinde avratlar otursalar rahimlerine fayda edip temizler. Keza karından küçük çocukları çıkarır. Bazen olur evvel bahar zamanlarında kökünün suyunu çıkarıp ballı su ile karıştırıp içerler, balgam ishal eder, dirhem miktarından fazla etmesinler. O miktar dahi kitre ile düzeltilmiş olsun. Bu bitkinin özsuyunu ballı su ile içseler son derece kusturur. Bu bitki bulunmasa ağırlığınca derunec ve yarım ağırlığı besbase bedelidir. Bazıları demişler yarım ağırlığı kurşun otu ve dörtte bir ağırlığı acı bakla bedelidir.
[Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Fâşerâ (Hezâr-ceşân)
Mahiyeti Hakkında: "Hezâr-ceşân", fâşerâ dedikleri ak asmaya (kerme-i beyzâya) dahi derler. Farsça sözcüktür, bin arşın demektir, fâşerâ dedikleri bitkiye söylenir. Bunun meyvesinin üzüm salkımları gibi salkımları olur, dericiler kullanıp deriden tüyleri onunla tıraş ederler. Hezâr-ceşânın ispençiyarlar katında olanları odunsu parçalardır ki şeftali kurusuna benzer ve ilk çiğnemede yavan olur, yani ağza konup çiğnendikte ilk başta tadı olmaz, daha sonra acılığı ortaya çıkar. Ve fâşerâ zikrinde Fe faslında kelamı derinlemesine inceleriz.
[Kanun fî't-Tıbb]
İnebü’l-Hayye / Fâşerâ / Hezâr-ceşân
İnebü’l-hayye: Yılan üzümü derler ve ak asma (kermetü’l-beyzâ) dahi derler. Ve Yunaniler kebere köküne dahi inebü’l-hayye diye söylediler.
Fâşerâ: Süryanicedir. Ak sarmaşıktır Türkçede; yaban asması, bin kulaç, yaban kabağı, engil, yılan üzümü Türkçede; kermetü’l-beyzâ, sitte mefâsıl, halkü’ş-şa'r, kefn-i cabbâr Arapçada; kebîtâ evkemetâ, beruvânyâ Süryanicede; vîtîs albâ Latincede; kûlûperîne Frenkçede.
Fâşerâ dedikleri yaban asmasının çeşididir, sarmaşık cinsindendir. Fâşerâ Süryanice ismidir ve hezâr-ceşân demek, bin kere demektir. Sarmaşığın bir çeşididir. Dalları ve budakları bütün üzüm çubuğuna benzer, salkım salkım kızıl yemişi olur ve lacivert çiçeği olur. Çoğu taneleri otuz tane olur ve çoğu eylemi kendi kara asma (fâşiristîn) sarmaşağına benzer ve o cins sarmaşık dahi henüz fâşiristîn diye zikrolunur. Geldik maksadımız olan fâşerânın tabiatı Huneyn'in sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur, ama kökünün tabiatı İhtiyarat'ın sözüne göre üçüncü derecede sıcak ve kurudur ve keskinliği ile sıcaklığı vardır, yıkayıcıdır ve hafif (latif) yapıcıdır, sert dalakları arıtır. Eğer kökünü burçak yahut çemen otu ile gövdeye sürseler temizler, uyuzu ve lekeyi yok eder. Siyahlık izini giderir ve siğilleri koparır. Eğer şarapla tırnakta olan dolama (kurulgan-dahıs) illetine ki ona kurulgan derler, yakı yapsalar faydalıdır ve sıcak şişlikleri eritir/çözer (tahlil eder) ve çıbanları açar ve balmumu merhemi yaparlarsa makatta olan basurları giderir. Eğer kırılmış kemikleri çıkarmaya yakı yapsalar çıkarır. Eğer her gün bir dirhemini yeseler sara, felç ve dalağa faydalıdır. Eğer iki dirhem yeseler engerek ısırdığına ve bütün ısırıcılara dahi faydalıdır. Eğer kökünü avrat kullanıp (vajinal fitil yoluyla) ölmüş çocuğu ve eşini dahi çıkarır. Ve taze otunu yeseler idrarı ve bağırsağı akıtır ve bal ile macun gibi yapsalar öksürüğe ve plöreziye uygundur. Eğer otunun özsuyunu içseler akla hılt karıştırır. Eğer sarısabır ile dalak şişliklerine yakı yapsalar giderir. Eğer avrat pişmişinin suyunda otursa çocuk sonunu çıkarır ve rahmi temizler. Eğer yemişini taze ve kuru uyuza sürseler faydalıdır. Eğer özsuyunu içseler kusmaya zahmetsiz yardım eder ve yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltı çıkarır ve kökünü ceviz ile yaramaz çıbanlara vursalar fayda eder. İbn Baytar'ın sözüne göre eğer göz altında toplanan kana sürtseler giderir. Eğer bir dirhemini içseler baş ağrısına fayda eder ve felce, tıkanıklıklara ve böbreklere fayda eder. Eğer yalanacak ilaç gibi yapsalar bademcik şişmesine (hunnâka) fayda eder ve idrarı söktürür ve öksürüğe ve böbreklere fayda eder ve otuz güne dek her gün üç dirhemini sirke ile içseler dalak şişliklerine fayda eder ve incir ile dalak yakı olunsa giderir. Eğer yaz faslında kökünün suyunu çıkarıp bal şerbeti ile içseler balgamı ishal eder. Takvim sahibinin sözüne göre soğuk mideleri kuvvetlendirir ve kabız eder. Bunun şerbet miktarı otunun bir tutama kadardır, kökünün iki dirhemdir. Fazlası sinirlere zarar eder, ancak ebegümeci ve hatmi düzeltir. Bunun bedeli kendi kadar derunec ve yarım kadarı besbasedir.
Hezâr-ceşân: Yılan üzümü derler sarmaşıktır. Hezâr-feşân dahi derler. Salkım salkım yemişi olur, en iyisi Hintli olanıdır. Dericiler kullanır. Ak asma (Kermetü’l-beyzâ) dahi derler.
[Nizamü'l-Edviye]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
(Faşeraفاشرا)Bin kulaç “Hezâr-ceşân” هزار جشن fagera Faşera,Hezar ceşan,Byrony,bryonia dioica
Fâşerâ (Ak Asma / Bryonia) ve Fâşiristîn (Kara Asma) Osmanlıca Corpus
Fâşerâ / Semiz Kabak
Frengî vîte biyânkâ (Vitis alba), Arabî fâşirâ, Türkî semiz kabak. Tabî'atı harâret ve yübûseti derece-i ûlâdadur. Fâ'idesi: Eger zikr olınan otuñ yemişin kaynadup su ile ve yâhûd inbikde takdîr edüp içseler mi'de agrısın def' eder ve yürek bayılmasın men' eder ve riyâh-ı galîzayı tahlîl eder ve ahlât-ı rediyyeyi çıkarur ve sümûmâtı def' eder. Sar'a illetine ve lakve illetine ve fâlice gâyet menfa'at verür. Veca'-ı mefâsıla ve nikris illetine mezkûr otı yapragıyla ve tohmıyla ve kökiyle zeyt yagıyla kaynadup natûl etseler (suyunu dökseler) gâyet ile fâ'ide verür. Eger mezkûr otuñ kökini burçak unıyla mahlûtân lekelere sürseler lekeyi giderür ve hüsnü güzel eder ve cümle şişlere tılâ olınsa fâ'ide eder inşâ'Allâhu te'âlâ ve sevdâ-yı merâkıyyede nef'i mukarrerdür. Eger zikr olınan agacuñ takdîr ile kâ'ide-i kimyâviyye üzre dühnin çıkarup illete münâsib bir su ile ve yâhûd bir şerbetile günde birkaç katre isti'mâl etseler zikr olınan illetlerde azîm nef'i müşâhede olınur bi-emrillâhi te'âlâ, gaflet olınmaya!
[Tercüme-i Cedîde fi'l-Havâssi'l-Müfrede]
Fâşerâ (Ak Asma / Bryonia) ve Fâşiristîn (Kara Asma) Osmanlıca Corpus
Fâşerâ / Semiz Kabak
Frengî vîte biyânkâ (Vitis alba), Arabî fâşirâ, Türkî semiz kabak. Tabî'atı harâret ve yübûseti derece-i ûlâdadur. Fâ'idesi: Eger zikr olınan otuñ yemişin kaynadup su ile ve yâhûd inbikde takdîr edüp içseler mi'de agrısın def' eder ve yürek bayılmasın men' eder ve riyâh-ı galîzayı tahlîl eder ve ahlât-ı rediyyeyi çıkarur ve sümûmâtı def' eder. Sar'a illetine ve lakve illetine ve fâlice gâyet menfa'at verür. Veca'-ı mefâsıla ve nikris illetine mezkûr otı yapragıyla ve tohmıyla ve kökiyle zeyt yagıyla kaynadup natûl etseler (suyunu dökseler) gâyet ile fâ'ide verür. Eger mezkûr otuñ kökini burçak unıyla mahlûtân lekelere sürseler lekeyi giderür ve hüsnü güzel eder ve cümle şişlere tılâ olınsa fâ'ide eder inşâ'Allâhu te'âlâ ve sevdâ-yı merâkıyyede nef'i mukarrerdür. Eger zikr olınan agacuñ takdîr ile kâ'ide-i kimyâviyye üzre dühnin çıkarup illete münâsib bir su ile ve yâhûd bir şerbetile günde birkaç katre isti'mâl etseler zikr olınan illetlerde azîm nef'i müşâhede olınur bi-emrillâhi te'âlâ, gaflet olınmaya!
[Tercüme-i Cedîde fi'l-Havâssi'l-Müfrede]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
