🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Andız Otu / Inula helenium

Serbest metin
🌿 Andız Otu / Inula helenium
Andız bir kişi dizleri tutulsa veya gövdesine yel gezer olsa havlican ve andız ile kaynatıp sıcakta içe defola. Ama terlemek için şarttır.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Meşhurdur. Ottur. Tabiatı ikinci derecede sıcak ve kurudur. Atık rutubeti vardır. Pişmişi içilse sidiği söktürür ve içine bal eklenip yalanacak ilaç(lu'uk) yapılsa müzmin öksürüğü defeyler ve bal ile dövülüp ondan içilse bir miskal kadarı soğuktan elem çeken uzvu derhal ısıtır(teshin eyler).
[Lehçetü'l-Lügat]
Andız Kökü(Aslü’r-rasen): Siyah köktür, meşhurdur. Cenah dahi derler. Farsçada bih-i rasen derler, Türklerde dahi andız denilir. Fîl-cûş çeşidindendir derler.
Elaniyün: Andızdır, hatta buna adam andızı derler bir köktür.
Cenah: Andızdır. Mutlak cenah demek andız demektir.
Andız Tohumu(Habbüʼr-rasen): Nevruz otu ki muhallisa derler. Bu ota benzer bir otun tohumudur. Hata edip rasen diye andıza derler diye çok sehiv geçmişlerdir, ama andız dediklerinin bir yabani(cebeli) çeşidi vardır, o otun köküne andız derler. İhtiyarat sahibi der ki Müfrede sahibi buna mevizdek(mevizec) demiş, ama sehiv etmiştir der. Minhac sahibi doğru söylemiştir ki mevizdek sarı renktir ve tadı acıdır ve değirmidir. Muhallisa tohumu ona benzerdir. El-hasıl andız iki çeşit olur, yabani(cebeli) ve bostani olur. Ama yabani çeşidinin danesi kalbe kuvvet verir, mide üzerine yakı etseler kılları saklar.
Andız(Rasen): İki çeşit olur. Bir çeşidi bostanidir ki ona fîl-hûş derler. O bir çeşidi yabanidir(cebelidir). O fîl-hûş bu değildir. Bunun köküne andız derler. Tabiatı ikincide sıcak ve kurudur, bazıları üçüncüde demişler. Bunun atık rutubeti vardır. İyisi yeşil ve taze ola. Bazıları iyisi siyah ola derler. Soğuk şişliklere ve siyatik hastalığına(ırku'n-nisaya) ve rutubetli eklem ağrılarına yağ ile kaynatıp sürteler. Ve bal ile yalanacak ilaç(lu'uk) eyleseler öksürüğe ve nefes darlığına(ziku'n-nefese) ve göğüs ve akciğer tarafının yapışkan(yelmeşik) hıltlarına ve zehirli örümcek(böy) ve ağılı canavarlar soktuğuna faydalıdır. Ve pişmişini içseler sidiği ve adet kanını akıtır ve gussayı giderir ve mideyi kuvvetli eder ve soğuktan olan sidik damlamasına(katarat-ı bevle) faydalıdır ve mesaneyi kuvvetli eder ve tüm soğuktan olan hastalıklara faydalıdır ve damarlarda olan fazla hıltları(fazlalık maddeleri/hormonları) sidik yolundan çıkarır. Eğer bunun kökünü dövüp bal ile bir miskal içseler tüm uyuşan uzuvları kızdırır ve cinsel ilişki arzusu getirir. El-hasıl balgamdan ıstırap çeken kimselere cidden çok uygundur. Ve uzuv çok seğirse ona seğirme(ihtilac) derler, derhal sakin eder, zira onun bir çeşidi soğuktan olur ve bu bedeni kurutur ve uzuvlarda ruh eşit yürümeye başlar. Ve yemeği hazmettirir. Ama çok yeseler kanı bozar ve meniyi keser. Bundan iki dirhem kullanılır. Bazıları başı ağrıtır ama yarım baş ağrısını sakin eder derler, ama baş ağrıttığına sirke ve bazıları damla sakızı(mastaki) düzeltir derler. Bunun bedeli süsen kökü(irsa), Türkçede menekşe kökü derler, hata ederler.
Zencebil-i Şami: Zencebil-i beledi derler, andızdır.
Garsa: Andızdır.
Şam Kustu(Kust-ı şami): Andızdır.
Kelmuh: Andız derler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Andız(Rasin): Türkçede andıza derler. Eğer sıksalar suyunu yalanacak ilaç(lu'uk) etseler balla yalasalar öksürüğe ve nefes darlığına(ziku'n-nefese) ve göğüsten yoğun kıvamlı/kalın(galiz) yapışkan hıltlar tükürmeye ve zehirli örümcek(böye) ve ağılı canavarlar soktuğuna fayda ede. Eğer pişirip suyunu içseler sidiği ve adet kanını yürüte. Ve gussayı gidere. Ve mideyi kuvvetli ede. Ve mesaneyi kuvvetli ede. Soğuktan olan sidik zahmetini gidere. Ve tüm soğuktan olan ağrıları sakin ede. Ve damarda olan fazla hıltları sidikle çıkara. Ve yelleri dağıta. Ve içi yumuşata ve nefesi ferah eyleye. Ve yüreğe kuvvet vere. Ve melankoliyi(malihulyayı) gidere. Ve karaciğer ve dalak tıkanıklıklarını aça. Ve yanbaşı ve eklemler ağrılarına fayda ede. Eğer yaprağını şarapla pişirip yakı edip siyatik hastalığına(ırku'n-nisaya) vursalar gayet fayda eder. Eğer kadınlar tütsü etseler adet kanını yürüte. Eğer dövseler balla karıştırıp bir miskal içseler üşüyen uzuvları kızdıra ve balgamı kesebile ve cinsel ilişki arzusu getire ve eklemler seğirdiğini gidere ve yemeği hazm eyleye. Evet çok yemek kanı bozar ve meniyi az eyler. Eğer köklerinden birisini içseler ağılı canavarlar soktuğuna fayda ede.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Andız(Rasen): Ona hazenbel derler ve cenah-ı şami dahi derler. Ve bazıları ona kust derler. Zira ona benzerliği vardır. O, bir kökü odunsu olandır(haşebiyyü'l-asldır). Ve rengi yakuti ve gök arasındadır. Ve budaklarında yassı yaprakları olur ve gök çiçeği olur ve daneleri aspir(kurtum) gibi olur ve tadı kesici olur. O, yayda yetişir. Kuvveti iki yıla değin kalır. O, ikinci veya üçüncüde sıcak ve kurudur. Mide için olan devaların en iyisidir, şehveti kuvvetlendirir ve karaciğere, dalağa ve mesane gevşemesine ve döşekte işeyene ve eklem ağrısına ve bel ağrısına ve adet kanını bağlamasına ve göğüs ağrısına ve yarım baş ağrısına faydalıdır içmek ile ve şişlikleri çözer/eritir(hall eder) sürmek ile ve ağılı canavarların ısırmasına faydalıdır mutlaka. Ve ne zaman ki danelerini süt ile karıştırsalar(müstahleb eyleseler) meni inmesinde eğlendirir(geciktirir). Ve demişler ki onun ile buhur eyleseler kuvvetli eder ve kurtları düşürür. Ve eğer kadınlar onunla ovunsalar gayetle yumuşak eder. Ve bal ile diğer izleri saf eder. Ve eğer terbiye olunsa gayetle iyi olur ve çözücü/eritici ve hazmettirici olur ve iştah getirir ama baş ağrıtır ve meniyi yakar. Sirke ve damla sakızı ve ekşi pekmezler onun düzelticisidir. Ve şerbeti: İki miskale değindir. Ve bedeli: Misli kadar ak kust veya yarısı kadar şakakul. Ve bir kavilde topalak(su'd) demişler.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Andız(Rasen): Türkçede andız dedikleri kök nebatıdır. Endülüs vilayetinde cenah yani kanat derler. Yunancada enyun derler. Yaprağı lahana(kulumis) dedikleri nebat yaprağına benzer ama ondan daha uzun ve daha iridir, birbiri ardınca dizilmiş yapraklı baldırı vardır, büyük kökü olur. Kökünün kokusu güzeldir. Rengi kızıla meyillidir, lezzetinde dili acıtır, keskinliği vardır. Dağlarda, ağaçlı yerlerde biter. Kökünü yaz zamanlarında yerden çıkarırlar. Kullanılan ancak köküdür ve andız diye ıtlak olunsa kökünden başkası murat olunmaz. Tabiatı üçüncü derecenin başlarında sıcak ve kurudur. Atık rutubeti yani yoğun kıvamlı/kalın yaşlığı dahi vardır. İyisi odur ki taze olup bitlenmiş ve yenmiş olmayıp rengi bir miktar yeşile meyilli ola. Yoğun kıvamlı/kalın hıltlar tükürmekten faydalı olan yalanacak ilaçlara(la'uk) yani koyu iken yutulacak nesnelere katsalar fayda eyleye ve hıltları eritip faydası ziyade ola ve pak eyleye. Soğuklanmış olan uzuvlara ve en yerlerine vurup bir miktar zaman böyle etseler fayda eyleye. Pişmişi sidiği ve adet kanını yürütür. Eğer şeker veyahut bal veyahut incir katıp tatlı edip koyu iken yutsalar doğrulmayınca nefes almayıp güç ile nefes alana fayda eyleye. Eğer şarap ile pişirip içseler zehirli canavar soktuğuna ve beden içerisinde olan soğuk hastalıklara fayda eyleye. Eğer müselles ile reçel(mürebba) edip kullansalar kuvveti düşüp hazmı bozulmuş olan mideye ziyadesiyle fayda edip düzeltir. Müselleste terbiye olunması yolu budur ki eğer yaş ise kurutalar daha sonra su içinde pişirip ve suyunu giderip tekrar bir gün bir gece soğuk su içinde ıslatıp daha sonra sudan çıkarıp müselles içine koyup yirmi günden sonra kullansalar. Her gün iki miskal miktarı yiyeler, mesane uzvunu kuvvetli eder. Sidik damlamasını giderir, midede yaramaz hıltlar olmakla ve mide ağzı zayıf olmakla arız olan gam ve gussayı ve vahşeti giderir ve sebep olan hıltları çözer/eritir. Şerbet miktarı bir buçuk miskaldir. Şişlikleri indirip giderir, karaca etlere katı nesne dokunup ezilmiş olsa yaprağı ile üzerine yakı etseler fayda eyleye. Eğer su ile pişirip sıcak iken balgam sebebi ile bir tarafında ağrısı olan başa sıcak sıcak dökseler ağrısını giderip sakin eyleye. Kalbe kuvvet verip ferah verir, daima yeseler çok çok solumaya(efşana) kalkmayalar. Bağırsaklarda sevdavi yaramaz hıltlar olmakla olan melankoli hastalığına fayda eder. İçmekle soğuktan olan en ve arka ağrılarına fayda eder. Ciğerde ve dalakta olan tıkanıklıkları açar ama çok yemesi kanı bozup ve erkeklik suyunu yakıp az eder. Eğer tadil edip yani bu makule zararlarını defeder nesneler ile düzeltip kullansalar cinsel ilişkiye tahrik edip ziyade ettire. Andız adamı geğirtir ve yemeği hazmettirir ve kulakta olan çınlamalara fayda eder. İçmekle ve pişmişini sıcak sıcak dökünmekle seğirmeyi yani beden seğremelerini defeder. Keza dövüp yakı etseler bu faydaları verir. Eğer kadın yakıp tütününe dursa adet kanını indirip akıta. Eğer dövüp ve bal ile macun edip cıvık iken miskal miktarını yutsalar soğuklanmış olan uzuv ağrılarını sakin eyleye. Andızdan olan zararları damla sakızı ve kakule(hamama) defeder. Keza marul ve ekşi nar emmek dahi defeder. Bazıları demişler andızdan bir sınıf vardır ki yaprağı mercimek nebatı yaprağına benzer ve budakları ve yaprakları büyüktür ve yer üzerinde döşenmiştir ve uzundur ve sarı ve küçük kökü vardır. Derya kenarlarında ve yüksek yerlerde ve tepelerde biter. Bu sınıfın kökü tecrübe olunmuştur. İçseler zehirli canavarlar soktuğuna derhal fayda eder, denenmiştir. Andız bulunmasa bedeli süsen kökü(irsa) yani gök süsen köküdür ki menekşe kökü demekle malumdur.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Andız(Rasen): Türkçede andız derler. Bir ottur, dibi yoğun olur ve iyisi yakuti renk olur. Yelleri çözer/eritir(tahlil eder), yemeği hazmeder, kalbi kuvvetli eder, sidiği söktürür(bevl eder), cinsel isteği artırır. Adet kanı tutulsa söktürür, hususen kırk gün sirke içinde ıslatıp çıkarasın süzesin, şeker ile yahut bal ile sirkencübin düzesin.
[A’cebü’l-’Uccâb]
Frenkçede helenyö, Arapçada andız, Türkçede andız. Tabiatı hararet ve kuruluğu birinci derecededir. Faydası: Göğüs hastalıklarına ve öksürüğe çok faydası vardır. Mideyi kızdırır, öksürüğü sakin eder. Böbrekte ve mesanede olan taşları eritip sidik yolundan çıkarır, rahim tıkanıklığını açar ve adet kanını söktürür. Eğer zikrolunan otun kökünü taze iken toplayıp pak yıkadıktan sonra mermer havanda bir miktar ezip imbikte damıtıp damıtılmış suyunu içseler söz konusu hastalıkların cümlesine fayda eder. Eğer söz konusu otun kökünü taze iken dövüp bir miktar zencefil tozu eklenip taun şişliğinin üzerine ve yılan soktuğu mahalle yakı etseler zehrini defeyleyip şişliklerini çözer/eritir, elem ve ıstıraptan kurtulmaya sebep olur. Eğer zikrolunan otun kökünü kurutup toz eyleyip söz konusu tozun bir dirhemini şarap ile içseler diğer zehirli hayvanlar sokmasını defeyler. Eğer söz konusu otun kökünden kaide üzere sirkencübin pişirip içseler tüm tıkanıklıkları çözüp/eritip ödemin çeşitlerine fayda eder. İnsan vücudunu itidal üzere saklar Allahü tealanın emriyle. Söz konusu özelliği çoktur, bu kadar yetindik.
[Terceme-i Cedîde Fi'l-Havâssi'l-Müfrede]
Andız bir kişi dizleri tutulsa veya gövdesine yel gezer olsa havlican ve andız ile kaynatıp sıcakta içe defola. Ama terlemek için şarttır.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Meşhurdur. Ottur. Tabiatı ikinci derecede sıcak ve kurudur. Atık rutubeti vardır. Pişmişi içilse sidiği söktürür ve içine bal eklenip yalanacak ilaç(lu'uk) yapılsa müzmin öksürüğü defeyler ve bal ile dövülüp ondan içilse bir miskal kadarı soğuktan elem çeken uzvu derhal ısıtır(teshin eyler).
[Lehçetü'l-Lügat]
Andız Kökü(Aslü’r-rasen): Siyah köktür, meşhurdur. Cenah dahi derler. Farsçada bih-i rasen derler, Türklerde dahi andız denilir. Fîl-cûş çeşidindendir derler.
Elaniyün: Andızdır, hatta buna adam andızı derler bir köktür.
Cenah: Andızdır. Mutlak cenah demek andız demektir.
Andız Tohumu(Habbüʼr-rasen): Nevruz otu ki muhallisa derler. Bu ota benzer bir otun tohumudur. Hata edip rasen diye andıza derler diye çok sehiv geçmişlerdir, ama andız dediklerinin bir yabani(cebeli) çeşidi vardır, o otun köküne andız derler. İhtiyarat sahibi der ki Müfrede sahibi buna mevizdek(mevizec) demiş, ama sehiv etmiştir der. Minhac sahibi doğru söylemiştir ki mevizdek sarı renktir ve tadı acıdır ve değirmidir. Muhallisa tohumu ona benzerdir. El-hasıl andız iki çeşit olur, yabani(cebeli) ve bostani olur. Ama yabani çeşidinin danesi kalbe kuvvet verir, mide üzerine yakı etseler kılları saklar.
Andız(Rasen): İki çeşit olur. Bir çeşidi bostanidir ki ona fîl-hûş derler. O bir çeşidi yabanidir(cebelidir). O fîl-hûş bu değildir. Bunun köküne andız derler. Tabiatı ikincide sıcak ve kurudur, bazıları üçüncüde demişler. Bunun atık rutubeti vardır. İyisi yeşil ve taze ola. Bazıları iyisi siyah ola derler. Soğuk şişliklere ve siyatik hastalığına(ırku'n-nisaya) ve rutubetli eklem ağrılarına yağ ile kaynatıp sürteler. Ve bal ile yalanacak ilaç(lu'uk) eyleseler öksürüğe ve nefes darlığına(ziku'n-nefese) ve göğüs ve akciğer tarafının yapışkan(yelmeşik) hıltlarına ve zehirli örümcek(böy) ve ağılı canavarlar soktuğuna faydalıdır. Ve pişmişini içseler sidiği ve adet kanını akıtır ve gussayı giderir ve mideyi kuvvetli eder ve soğuktan olan sidik damlamasına(katarat-ı bevle) faydalıdır ve mesaneyi kuvvetli eder ve tüm soğuktan olan hastalıklara faydalıdır ve damarlarda olan fazla hıltları(fazlalık maddeleri/hormonları) sidik yolundan çıkarır. Eğer bunun kökünü dövüp bal ile bir miskal içseler tüm uyuşan uzuvları kızdırır ve cinsel ilişki arzusu getirir. El-hasıl balgamdan ıstırap çeken kimselere cidden çok uygundur. Ve uzuv çok seğirse ona seğirme(ihtilac) derler, derhal sakin eder, zira onun bir çeşidi soğuktan olur ve bu bedeni kurutur ve uzuvlarda ruh eşit yürümeye başlar. Ve yemeği hazmettirir. Ama çok yeseler kanı bozar ve meniyi keser. Bundan iki dirhem kullanılır. Bazıları başı ağrıtır ama yarım baş ağrısını sakin eder derler, ama baş ağrıttığına sirke ve bazıları damla sakızı(mastaki) düzeltir derler. Bunun bedeli süsen kökü(irsa), Türkçede menekşe kökü derler, hata ederler.
Zencebil-i Şami: Zencebil-i beledi derler, andızdır.
Garsa: Andızdır.
Şam Kustu(Kust-ı şami): Andızdır.
Kelmuh: Andız derler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Andız(Rasin): Türkçede andıza derler. Eğer sıksalar suyunu yalanacak ilaç(lu'uk) etseler balla yalasalar öksürüğe ve nefes darlığına(ziku'n-nefese) ve göğüsten yoğun kıvamlı/kalın(galiz) yapışkan hıltlar tükürmeye ve zehirli örümcek(böye) ve ağılı canavarlar soktuğuna fayda ede. Eğer pişirip suyunu içseler sidiği ve adet kanını yürüte. Ve gussayı gidere. Ve mideyi kuvvetli ede. Ve mesaneyi kuvvetli ede. Soğuktan olan sidik zahmetini gidere. Ve tüm soğuktan olan ağrıları sakin ede. Ve damarda olan fazla hıltları sidikle çıkara. Ve yelleri dağıta. Ve içi yumuşata ve nefesi ferah eyleye. Ve yüreğe kuvvet vere. Ve melankoliyi(malihulyayı) gidere. Ve karaciğer ve dalak tıkanıklıklarını aça. Ve yanbaşı ve eklemler ağrılarına fayda ede. Eğer yaprağını şarapla pişirip yakı edip siyatik hastalığına(ırku'n-nisaya) vursalar gayet fayda eder. Eğer kadınlar tütsü etseler adet kanını yürüte. Eğer dövseler balla karıştırıp bir miskal içseler üşüyen uzuvları kızdıra ve balgamı kesebile ve cinsel ilişki arzusu getire ve eklemler seğirdiğini gidere ve yemeği hazm eyleye. Evet çok yemek kanı bozar ve meniyi az eyler. Eğer köklerinden birisini içseler ağılı canavarlar soktuğuna fayda ede.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Andız(Rasen): Ona hazenbel derler ve cenah-ı şami dahi derler. Ve bazıları ona kust derler. Zira ona benzerliği vardır. O, bir kökü odunsu olandır(haşebiyyü'l-asldır). Ve rengi yakuti ve gök arasındadır. Ve budaklarında yassı yaprakları olur ve gök çiçeği olur ve daneleri aspir(kurtum) gibi olur ve tadı kesici olur. O, yayda yetişir. Kuvveti iki yıla değin kalır. O, ikinci veya üçüncüde sıcak ve kurudur. Mide için olan devaların en iyisidir, şehveti kuvvetlendirir ve karaciğere, dalağa ve mesane gevşemesine ve döşekte işeyene ve eklem ağrısına ve bel ağrısına ve adet kanını bağlamasına ve göğüs ağrısına ve yarım baş ağrısına faydalıdır içmek ile ve şişlikleri çözer/eritir(hall eder) sürmek ile ve ağılı canavarların ısırmasına faydalıdır mutlaka. Ve ne zaman ki danelerini süt ile karıştırsalar(müstahleb eyleseler) meni inmesinde eğlendirir(geciktirir). Ve demişler ki onun ile buhur eyleseler kuvvetli eder ve kurtları düşürür. Ve eğer kadınlar onunla ovunsalar gayetle yumuşak eder. Ve bal ile diğer izleri saf eder. Ve eğer terbiye olunsa gayetle iyi olur ve çözücü/eritici ve hazmettirici olur ve iştah getirir ama baş ağrıtır ve meniyi yakar. Sirke ve damla sakızı ve ekşi pekmezler onun düzelticisidir. Ve şerbeti: İki miskale değindir. Ve bedeli: Misli kadar ak kust veya yarısı kadar şakakul. Ve bir kavilde topalak(su'd) demişler.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Andız(Rasen): Türkçede andız dedikleri kök nebatıdır. Endülüs vilayetinde cenah yani kanat derler. Yunancada enyun derler. Yaprağı lahana(kulumis) dedikleri nebat yaprağına benzer ama ondan daha uzun ve daha iridir, birbiri ardınca dizilmiş yapraklı baldırı vardır, büyük kökü olur. Kökünün kokusu güzeldir. Rengi kızıla meyillidir, lezzetinde dili acıtır, keskinliği vardır. Dağlarda, ağaçlı yerlerde biter. Kökünü yaz zamanlarında yerden çıkarırlar. Kullanılan ancak köküdür ve andız diye ıtlak olunsa kökünden başkası murat olunmaz. Tabiatı üçüncü derecenin başlarında sıcak ve kurudur. Atık rutubeti yani yoğun kıvamlı/kalın yaşlığı dahi vardır. İyisi odur ki taze olup bitlenmiş ve yenmiş olmayıp rengi bir miktar yeşile meyilli ola. Yoğun kıvamlı/kalın hıltlar tükürmekten faydalı olan yalanacak ilaçlara(la'uk) yani koyu iken yutulacak nesnelere katsalar fayda eyleye ve hıltları eritip faydası ziyade ola ve pak eyleye. Soğuklanmış olan uzuvlara ve en yerlerine vurup bir miktar zaman böyle etseler fayda eyleye. Pişmişi sidiği ve adet kanını yürütür. Eğer şeker veyahut bal veyahut incir katıp tatlı edip koyu iken yutsalar doğrulmayınca nefes almayıp güç ile nefes alana fayda eyleye. Eğer şarap ile pişirip içseler zehirli canavar soktuğuna ve beden içerisinde olan soğuk hastalıklara fayda eyleye. Eğer müselles ile reçel(mürebba) edip kullansalar kuvveti düşüp hazmı bozulmuş olan mideye ziyadesiyle fayda edip düzeltir. Müselleste terbiye olunması yolu budur ki eğer yaş ise kurutalar daha sonra su içinde pişirip ve suyunu giderip tekrar bir gün bir gece soğuk su içinde ıslatıp daha sonra sudan çıkarıp müselles içine koyup yirmi günden sonra kullansalar. Her gün iki miskal miktarı yiyeler, mesane uzvunu kuvvetli eder. Sidik damlamasını giderir, midede yaramaz hıltlar olmakla ve mide ağzı zayıf olmakla arız olan gam ve gussayı ve vahşeti giderir ve sebep olan hıltları çözer/eritir. Şerbet miktarı bir buçuk miskaldir. Şişlikleri indirip giderir, karaca etlere katı nesne dokunup ezilmiş olsa yaprağı ile üzerine yakı etseler fayda eyleye. Eğer su ile pişirip sıcak iken balgam sebebi ile bir tarafında ağrısı olan başa sıcak sıcak dökseler ağrısını giderip sakin eyleye. Kalbe kuvvet verip ferah verir, daima yeseler çok çok solumaya(efşana) kalkmayalar. Bağırsaklarda sevdavi yaramaz hıltlar olmakla olan melankoli hastalığına fayda eder. İçmekle soğuktan olan en ve arka ağrılarına fayda eder. Ciğerde ve dalakta olan tıkanıklıkları açar ama çok yemesi kanı bozup ve erkeklik suyunu yakıp az eder. Eğer tadil edip yani bu makule zararlarını defeder nesneler ile düzeltip kullansalar cinsel ilişkiye tahrik edip ziyade ettire. Andız adamı geğirtir ve yemeği hazmettirir ve kulakta olan çınlamalara fayda eder. İçmekle ve pişmişini sıcak sıcak dökünmekle seğirmeyi yani beden seğremelerini defeder. Keza dövüp yakı etseler bu faydaları verir. Eğer kadın yakıp tütününe dursa adet kanını indirip akıta. Eğer dövüp ve bal ile macun edip cıvık iken miskal miktarını yutsalar soğuklanmış olan uzuv ağrılarını sakin eyleye. Andızdan olan zararları damla sakızı ve kakule(hamama) defeder. Keza marul ve ekşi nar emmek dahi defeder. Bazıları demişler andızdan bir sınıf vardır ki yaprağı mercimek nebatı yaprağına benzer ve budakları ve yaprakları büyüktür ve yer üzerinde döşenmiştir ve uzundur ve sarı ve küçük kökü vardır. Derya kenarlarında ve yüksek yerlerde ve tepelerde biter. Bu sınıfın kökü tecrübe olunmuştur. İçseler zehirli canavarlar soktuğuna derhal fayda eder, denenmiştir. Andız bulunmasa bedeli süsen kökü(irsa) yani gök süsen köküdür ki menekşe kökü demekle malumdur.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Andız(Rasen): Türkçede andız derler. Bir ottur, dibi yoğun olur ve iyisi yakuti renk olur. Yelleri çözer/eritir(tahlil eder), yemeği hazmeder, kalbi kuvvetli eder, sidiği söktürür(bevl eder), cinsel isteği artırır. Adet kanı tutulsa söktürür, hususen kırk gün sirke içinde ıslatıp çıkarasın süzesin, şeker ile yahut bal ile sirkencübin düzesin.
[A’cebü’l-’Uccâb]
Frenkçede helenyö, Arapçada andız, Türkçede andız. Tabiatı hararet ve kuruluğu birinci derecededir. Faydası: Göğüs hastalıklarına ve öksürüğe çok faydası vardır. Mideyi kızdırır, öksürüğü sakin eder. Böbrekte ve mesanede olan taşları eritip sidik yolundan çıkarır, rahim tıkanıklığını açar ve adet kanını söktürür. Eğer zikrolunan otun kökünü taze iken toplayıp pak yıkadıktan sonra mermer havanda bir miktar ezip imbikte damıtıp damıtılmış suyunu içseler söz konusu hastalıkların cümlesine fayda eder. Eğer söz konusu otun kökünü taze iken dövüp bir miktar zencefil tozu eklenip taun şişliğinin üzerine ve yılan soktuğu mahalle yakı etseler zehrini defeyleyip şişliklerini çözer/eritir, elem ve ıstıraptan kurtulmaya sebep olur. Eğer zikrolunan otun kökünü kurutup toz eyleyip söz konusu tozun bir dirhemini şarap ile içseler diğer zehirli hayvanlar sokmasını defeyler. Eğer söz konusu otun kökünden kaide üzere sirkencübin pişirip içseler tüm tıkanıklıkları çözüp/eritip ödemin çeşitlerine fayda eder. İnsan vücudunu itidal üzere saklar Allahü tealanın emriyle. Söz konusu özelliği çoktur, bu kadar yetindik.
[Terceme-i Cedîde Fi'l-Havâssi'l-Müfrede]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
El-Mâhiyyetü: Anuñ bir sınıfı bôstânîdür ve bir sınıfı dahı vardur ki anuñ varakınuñ bir şibrden bir zirâ'a varınca kadar tûlü olur ve nemmâm ve ades yapragı gibi arz üzere döşenür ve anuñ enfa'-ı eczâsı aslı olur.
El-İhtiyâru: Anuñ şarâbı ef'âlinde kaviyyü'l-kuvvet olur ve anuñ şarâbı efdaldür ve hall ile mürebbâ olan râsen meksûrü'l-harâretdür.
Et-Tab'ı: Derece-i sâniyede hârr ve yâbisdür ve oñda rutûbet-i fazliyye vardur, aña binâ'en bedene mülâkî oldugı fevrinde bedeni teshîn eylemez.
El-Havâssu: Bi'l-cümle âlâm ve evcâ'-ı bârideye ve heyecân-ı riyâh u nefhe nâfi' olur ve oñda kuvve-i muhammire ve cilâ-i bâliğ olur.
Âlâtü'l-Mefâsili: Irku'n-nesâya ve veca'-ı mefâsıla nâfi' olur. Ve anuñ aslı ve varakı dımâden evcâ'-ı bârideye ve şedh-i adale nâfi'dür.
A'zâü'r-Re'si: Musaddi'dür velâkin şakîka-i balgamiyyeyi tahlîl eder, husûsan râsenden nutûl ittihâz olına.
A'zâü's-Sadrı: Asel ile oñdan lu'ûk ittihâz olınsa nefese mu'în olur ve sadrı münakkıye lu'ûk ile sadra taltîh olınsa tenkıyeleri ceyyid olur. Ve râsen kalbi tefrîh ve takviye eden eşyâdandur. Ve ba'zı kerre oñdan sadrı münakkı devâ ittihâz olınur bu vechle ki elli miskâl râsen ahz olınup altı üsülüsât-ı asîr içine vaz' olınur ve üç ay mürûrundan soñra şürb olınur ve o şarâb-ı râsen sadrı ve riyeyi tenkıye eder.
A'zâü'n-Nefzi: Asl-ı râsen tabîhi bevl ve tamsı idrâr eder ve husûsan şarâbınuñ idrârı ekser olur. Ve râsen isti'mâline te'ahhüd eden kimse küllü sâ'atin bevle muhtâc olmaz.
Es-Sümûmü: Nehş-i hevâmma nâfi'dür husûsan râsen-i Mısrînüñ nef'i ekserdür.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
El-İhtiyâru: Anuñ şarâbı ef'âlinde kaviyyü'l-kuvvet olur ve anuñ şarâbı efdaldür ve hall ile mürebbâ olan râsen meksûrü'l-harâretdür.
Et-Tab'ı: Derece-i sâniyede hârr ve yâbisdür ve oñda rutûbet-i fazliyye vardur, aña binâ'en bedene mülâkî oldugı fevrinde bedeni teshîn eylemez.
El-Havâssu: Bi'l-cümle âlâm ve evcâ'-ı bârideye ve heyecân-ı riyâh u nefhe nâfi' olur ve oñda kuvve-i muhammire ve cilâ-i bâliğ olur.
Âlâtü'l-Mefâsili: Irku'n-nesâya ve veca'-ı mefâsıla nâfi' olur. Ve anuñ aslı ve varakı dımâden evcâ'-ı bârideye ve şedh-i adale nâfi'dür.
A'zâü'r-Re'si: Musaddi'dür velâkin şakîka-i balgamiyyeyi tahlîl eder, husûsan râsenden nutûl ittihâz olına.
A'zâü's-Sadrı: Asel ile oñdan lu'ûk ittihâz olınsa nefese mu'în olur ve sadrı münakkıye lu'ûk ile sadra taltîh olınsa tenkıyeleri ceyyid olur. Ve râsen kalbi tefrîh ve takviye eden eşyâdandur. Ve ba'zı kerre oñdan sadrı münakkı devâ ittihâz olınur bu vechle ki elli miskâl râsen ahz olınup altı üsülüsât-ı asîr içine vaz' olınur ve üç ay mürûrundan soñra şürb olınur ve o şarâb-ı râsen sadrı ve riyeyi tenkıye eder.
A'zâü'n-Nefzi: Asl-ı râsen tabîhi bevl ve tamsı idrâr eder ve husûsan şarâbınuñ idrârı ekser olur. Ve râsen isti'mâline te'ahhüd eden kimse küllü sâ'atin bevle muhtâc olmaz.
Es-Sümûmü: Nehş-i hevâmma nâfi'dür husûsan râsen-i Mısrînüñ nef'i ekserdür.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
