🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Kamışlar (Kasab) , Sazlık
Serbest metin
Kamışlar (Kasab)
Hindî kamış" ve "Vâsıtî kalem kamışı": Arundo donax (Kargı) ve bambu türleri"Bataklıkta (mîşede) yetişen ve hasır yapılan Nîlî/Nabatî": Phragmites australis
Mahiyeti: Meşhurdur. Tabiatı: Kamışın soğutması şiddetli ve külü sıcaktır. Fiilleri ve Hassaları: Aslında(kökü) ve yaprağında keskinlik olmadan hafif yıkaması(cilası) vardır. Süs/Güzellik: Kamışın kabukları ve aslı saç dökülmesine(daü's-sa'lebe) faydalıdır; kabukları ve aslı kirlere parlatıcı olur ve aslı yaban soğanı ile batan dikenleri çeker. Şişler ve Sivilceler: Onun nemli yaprağı kızıllık üzerine konulsa faydalı olur. Eklem Uzuvları: Sinirin burkulmasını sakin eder. Baş Uzuvları: Onun çiçeği kulağa dahil eylese sağırlık ihdas eder ve sıkışıp çıkmaz. Atım Uzuvları: İdrarı ve adeti yürütür. Zehirler: Akrep sokmasına faydalı olur.
[İbni Sina - El Kanun Fittıb]
Kasab: Kamış, kargı, kalem, ney. Bu kamış insanlar arasında meşhur olan kamıştır. Tabiatı Fules'in sözü üzere gayet soğutucudur ve yanmış kökü evvel derece ahirinde belki ikinci derece evveline varıncaya dek sıcaktır ve kökünün dahi azıcık parlatıcılığı vardır. Eğer kökünü ve yaprağını yaban soğanıyla gövdeye batan diken, demir ve kılçık üzerine sürseler çekip çıkarır. Kamışın eğer çiçeği kulağa girse kulağı sağır eder. Ebu Cerih'in sözü üzere suyunu içseler idrarı yürütür ve adeti indirir. Razi'nin sözü üzere kökünü ve yaprağını saç dökülmesine(dâʾü’s-sa'lebe) ve dâʾü’l-hayyeye sürseler ve içseler gayet faydalıdır. Ve kabuğunun dahi külü saç dökülmesine müfittir. Eğer çiçeği kulağa hataen girse ona ilaç odur ki mercanköşk suyunu kulağa damlatalar veyahut kökünü lapa edeler. Ve bunun şerbet miktarı yarım dirhemdir, suyunun dahi artacak gerektir. Ama cümle kamışlar Muhammed Temimi'nin sözü üzere sıcak ve kurudur. Ama taze yaprağı gayet soğutucudur. Hastaların ve sıtma tutan kişilerin yanına ve eline kamış yaprağı koysalar soğuk tutar, gayet faydalıdır. İbni Baytar'ın sözü üzere eğer sirke ile sinirlere ve bele vursalar ağrılarını giderir ve taze yaprağını sıcak şişlere ve ısırguya vursalar fayda eder. Eğer yakıp tozunu göze çekseler aklık illetini gidere. Ve bunun diken ve demren çıkarmada bedeli kendi ağırlığı kadar demirhindi ve yarım ağırlığı kadar hatmidir. Kavak yaprağı da bedeldir.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Kasab: Kamıştır. Eğer sirkeyle karıştırıp sinirlere ve bele vursalar ağrısını gidere. Eğer çiçeğini kulağa koysalar sağır eyleye. Eğer kökünü it kesriyle karıştırıp demrenlere ve dikenlere vursalar çıkara. Eğer tozunu gözde olan aka dürtseler gidere. Eğer yaprağını sıtması olan kişilerin evlerine döşeseler üzerine soğuk su saçalar, sıtmaya be-gayet fayda ede. Eğer yandırsalar kökünü beraber kınayla karıştırıp başa dürtseler muhkem ede kıllarını bitire.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Kasab: Boğumlu ve içi boş olan otların ismidir. Lakin Hintli olan meşhurdur ki ondan oklar yaparlar. Ve kamış ya ince ve pek olur. O, kalemdir. Ve kalemlerin iyisi siyah ve Vasıti ile meşhur olanıdır. Ve yumuşağı olan ki ondan hasırlar dokurlar. Ve kalın olanı Farsidir. Cümlesi soğuk ve kurudur ikincide. Eğer yaksalar sıcak olur. Bedende olan dikeni ve ok ucu gibi şeyleri çeker sürmek ile. Eğer dövüp bele ve butlara bağlasalar ağrısını sakin eder. Ve tazesi, şişleri ve temriyeyi eritir/çözer(tahlil eder) ve ezilmiş olanı bal ile öksürüğü keser yemek ile ve külü kaşıntıyı ve uyuzu berî eder ve kılı şiddetli eder ve yaprağına düşen çiy gözde olan beyazı yok eder. Tecrübe edilmiştir. Çiçekleri kulağa komakla sağır eder. Ve şeker kamışının iyisi Mısır olanı, sonra Hint olanıdır ki kalın ve suyu çok ve gayetle tatlı ve boğumları uzun olanıdır. O, sıcaktır evvelkide ve nemlidir ikincide. Bedeni taze eder ve taamı hazmeder ve tıkanıklıkları açar ve kanı hafif(latif) eder. Ve o, şekerden daha mülayimdir. Ve eğer sıcak suyu üzerine içseler ve kusmak ile ihraç eyleseler bedeni yapışkan hıltlardan safi eder. Ve o, tıkanıklıkları açar ve öksürüğü ve sertliği yok eder ve idrarı cari eder hususen eğer ateşte pişirip veya sıcak su ile yıkasalar. Ve o, şişkinlik getirir ve kalın yeller tevellüt eder. Anason onun ıslah edicisidir.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Kamış kökü: Türkçede kargı kökü dahi derler. Bunun çekici kuvveti vardır, mesela bir uzuvda ok ucu veyahut demir makulesi kalmış olsa bunu dövüp üzerine yakı eyleseler taşra çıkarır ve sirke ile hall edip eklemlere ve termiye ile alaca illetine yakı olunsa muvafıktır yok eder. Bunun külünü kendi kadar kına ile saça ve başa sürseler kalbe kuvvet verir. Kamış ki meşhurdur, Fules'in kavli tabiatı gayet soğutucudur.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Kasab: Kamıştır, meşhurdur. Kamış birkaç türlüdür: Bazısı şekeridir yani ondan şeker olur. Ve kamışlardan bazısı musmattır yani içi doludur ve bu makulesi Hint'ten gelir. Ondan oklar ederler ve kamışlardan bazısı kalemidir yani ondan kalem ederler. Güneşten bazısı sararır ve bazısı kızıl olur. Ekseriya bu makule kamış durur olan sularda ve meşelerde biter. Kalem kamışının iyisi Vasıti'dir yani Basra vilayetinde Vasıt dedikleri şehir etrafında olandır. Kamışlardan bir çeşidine Nili derler. Bu makulesi yeğni ve yumuşaktır, katılığı yoktur. Ondan hasırlar ve gayrı nesneler ederler. Bir çeşidine dahi enabibi derler ve ona Farsi kamış derler. Bu makule bitmez ancak meşeler kenarlarında ve dereler kenarlarında biter. Bir çeşidine dahi Nebati derler ve bu makulesi pek uzanmaz ve durur sulardan gayrı yerlerde bitmez. Bazıları demişler eğer Nili dedikleri kamışın kökünü su ile terbiye etseler şeker kamışı ola. Cümleten kamışların tabiatları soğuk ve kurudur. Birer miktar sululuktan dahi hali değildir. O sululuk sebebi ile bir miktar keskinliği olur, hususan kökünde ziyade olur. Kamışlar köklerinden, hususan Farsi dedikleri kamışın kökünü dövüp ezip beden içinde ok demreni ve sair ok ucu, kemik ve ağaç batmış olduğu yere yakı etseler bunları dışarı çeker. Eğer sirke ile karıştırıp omurgalar ağrıdığı yere ve sinirler büküldüğü yere yakı etseler ağrıyı sakin eyleye. Eğer taze yaprağını dövüp yılancık dedikleri sıcak şişe ve sair sıcak şişlere yakı etseler iyi eyleye. Kamış kabuklarını yaksalar tabiatı birinci derece ahirinde sıcak ve kuru olur. Eğer külünü sirke ile karıştırıp saç ve sakal döküldüğü yere yakı etseler saçları bitire. Ama kamış çiçeğinden sakınmak gerektir ki kulağa girmeye. Zira kulağa girse çıkması güç olup sağırlık peyda eder. Kamışın yakılmış kabukları dişleri pak edip parlatmaya ve kirli ve irinli yaralara ve çıbanlara iyidir. Kamış budakları ve yaprakları ve kamış üzerinde olan çiy ile beyazı olan gözlere sürme gibi çekseler fayda eyleye. Eğer Farsi dedikleri kamış yapraklarını sıtmalılara ve hararet sebebi ile ıstırapları olanlar yanlarında döşeyip üzerine su serpseler havanın yavuzluğunu kırıp hastaların nefeslerini tadil eyleyip fayda eyleye ve hararet ve kuruluk sebebi ile fasit olmuş olan havayı ıslah eyleye. Eğer kökünü kabukları ile yakıp ondan sonra muhkem ezip ve misli kına ile karıştırıp başa vursalar baş kemiklerini muhkem eyleyip kılları kuvvetli ve güzel eyleye ve bitire ve deriyi pak eyleye.
[Hasan B. Abdurrahman - Tercüme-i Mâ-Lâ Yesa‘u’t-Tabîbe Cehluhu]
Kamışın faydaları: Farsçada ney ve Arapçada kasab derler, sıcaktır, kurudur ve onun kökü soğuktur. İdrarı ve adeti yürütür çıkarır.
[Kitab-ı Tıbb]
Hint Kamışı . Farsçada ney-i hindi derler. Rumlar kalami hindiya ve Franklar kani de indiya derler. Boğumsuz kalem gibi olur, üç zira kadar olur. Hint’ten ve Sind’den gelir. Kökünü ve kendini yaksalar tebeşir gibi beyaz olup mesela elbise biçen terziler kullansalar olur. Tabiatı Muhammed Temimi sözü üzere ikinci derecede soğuk ve kurudur. Kökünü yakıp ve ıslatıp içseler susuzluğu keser ve mide ve ciğeri soğutur. Ve yaprağını ve kendini yakıp şişlere vursalar fayda verir. Ve tuz katıp dişe sürseler yıkar/temizler(mücella eder) ve taze kanı akan yaralara dahi ekseler yapıştırıp bitirir. [Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Hindî kamış" ve "Vâsıtî kalem kamışı": Arundo donax (Kargı) ve bambu türleri"Bataklıkta (mîşede) yetişen ve hasır yapılan Nîlî/Nabatî": Phragmites australis
Mahiyeti: Meşhurdur. Tabiatı: Kamışın soğutması şiddetli ve külü sıcaktır. Fiilleri ve Hassaları: Aslında(kökü) ve yaprağında keskinlik olmadan hafif yıkaması(cilası) vardır. Süs/Güzellik: Kamışın kabukları ve aslı saç dökülmesine(daü's-sa'lebe) faydalıdır; kabukları ve aslı kirlere parlatıcı olur ve aslı yaban soğanı ile batan dikenleri çeker. Şişler ve Sivilceler: Onun nemli yaprağı kızıllık üzerine konulsa faydalı olur. Eklem Uzuvları: Sinirin burkulmasını sakin eder. Baş Uzuvları: Onun çiçeği kulağa dahil eylese sağırlık ihdas eder ve sıkışıp çıkmaz. Atım Uzuvları: İdrarı ve adeti yürütür. Zehirler: Akrep sokmasına faydalı olur.
[İbni Sina - El Kanun Fittıb]
Kasab: Kamış, kargı, kalem, ney. Bu kamış insanlar arasında meşhur olan kamıştır. Tabiatı Fules'in sözü üzere gayet soğutucudur ve yanmış kökü evvel derece ahirinde belki ikinci derece evveline varıncaya dek sıcaktır ve kökünün dahi azıcık parlatıcılığı vardır. Eğer kökünü ve yaprağını yaban soğanıyla gövdeye batan diken, demir ve kılçık üzerine sürseler çekip çıkarır. Kamışın eğer çiçeği kulağa girse kulağı sağır eder. Ebu Cerih'in sözü üzere suyunu içseler idrarı yürütür ve adeti indirir. Razi'nin sözü üzere kökünü ve yaprağını saç dökülmesine(dâʾü’s-sa'lebe) ve dâʾü’l-hayyeye sürseler ve içseler gayet faydalıdır. Ve kabuğunun dahi külü saç dökülmesine müfittir. Eğer çiçeği kulağa hataen girse ona ilaç odur ki mercanköşk suyunu kulağa damlatalar veyahut kökünü lapa edeler. Ve bunun şerbet miktarı yarım dirhemdir, suyunun dahi artacak gerektir. Ama cümle kamışlar Muhammed Temimi'nin sözü üzere sıcak ve kurudur. Ama taze yaprağı gayet soğutucudur. Hastaların ve sıtma tutan kişilerin yanına ve eline kamış yaprağı koysalar soğuk tutar, gayet faydalıdır. İbni Baytar'ın sözü üzere eğer sirke ile sinirlere ve bele vursalar ağrılarını giderir ve taze yaprağını sıcak şişlere ve ısırguya vursalar fayda eder. Eğer yakıp tozunu göze çekseler aklık illetini gidere. Ve bunun diken ve demren çıkarmada bedeli kendi ağırlığı kadar demirhindi ve yarım ağırlığı kadar hatmidir. Kavak yaprağı da bedeldir.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Kasab: Kamıştır. Eğer sirkeyle karıştırıp sinirlere ve bele vursalar ağrısını gidere. Eğer çiçeğini kulağa koysalar sağır eyleye. Eğer kökünü it kesriyle karıştırıp demrenlere ve dikenlere vursalar çıkara. Eğer tozunu gözde olan aka dürtseler gidere. Eğer yaprağını sıtması olan kişilerin evlerine döşeseler üzerine soğuk su saçalar, sıtmaya be-gayet fayda ede. Eğer yandırsalar kökünü beraber kınayla karıştırıp başa dürtseler muhkem ede kıllarını bitire.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Kasab: Boğumlu ve içi boş olan otların ismidir. Lakin Hintli olan meşhurdur ki ondan oklar yaparlar. Ve kamış ya ince ve pek olur. O, kalemdir. Ve kalemlerin iyisi siyah ve Vasıti ile meşhur olanıdır. Ve yumuşağı olan ki ondan hasırlar dokurlar. Ve kalın olanı Farsidir. Cümlesi soğuk ve kurudur ikincide. Eğer yaksalar sıcak olur. Bedende olan dikeni ve ok ucu gibi şeyleri çeker sürmek ile. Eğer dövüp bele ve butlara bağlasalar ağrısını sakin eder. Ve tazesi, şişleri ve temriyeyi eritir/çözer(tahlil eder) ve ezilmiş olanı bal ile öksürüğü keser yemek ile ve külü kaşıntıyı ve uyuzu berî eder ve kılı şiddetli eder ve yaprağına düşen çiy gözde olan beyazı yok eder. Tecrübe edilmiştir. Çiçekleri kulağa komakla sağır eder. Ve şeker kamışının iyisi Mısır olanı, sonra Hint olanıdır ki kalın ve suyu çok ve gayetle tatlı ve boğumları uzun olanıdır. O, sıcaktır evvelkide ve nemlidir ikincide. Bedeni taze eder ve taamı hazmeder ve tıkanıklıkları açar ve kanı hafif(latif) eder. Ve o, şekerden daha mülayimdir. Ve eğer sıcak suyu üzerine içseler ve kusmak ile ihraç eyleseler bedeni yapışkan hıltlardan safi eder. Ve o, tıkanıklıkları açar ve öksürüğü ve sertliği yok eder ve idrarı cari eder hususen eğer ateşte pişirip veya sıcak su ile yıkasalar. Ve o, şişkinlik getirir ve kalın yeller tevellüt eder. Anason onun ıslah edicisidir.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Kamış kökü: Türkçede kargı kökü dahi derler. Bunun çekici kuvveti vardır, mesela bir uzuvda ok ucu veyahut demir makulesi kalmış olsa bunu dövüp üzerine yakı eyleseler taşra çıkarır ve sirke ile hall edip eklemlere ve termiye ile alaca illetine yakı olunsa muvafıktır yok eder. Bunun külünü kendi kadar kına ile saça ve başa sürseler kalbe kuvvet verir. Kamış ki meşhurdur, Fules'in kavli tabiatı gayet soğutucudur.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Kasab: Kamıştır, meşhurdur. Kamış birkaç türlüdür: Bazısı şekeridir yani ondan şeker olur. Ve kamışlardan bazısı musmattır yani içi doludur ve bu makulesi Hint'ten gelir. Ondan oklar ederler ve kamışlardan bazısı kalemidir yani ondan kalem ederler. Güneşten bazısı sararır ve bazısı kızıl olur. Ekseriya bu makule kamış durur olan sularda ve meşelerde biter. Kalem kamışının iyisi Vasıti'dir yani Basra vilayetinde Vasıt dedikleri şehir etrafında olandır. Kamışlardan bir çeşidine Nili derler. Bu makulesi yeğni ve yumuşaktır, katılığı yoktur. Ondan hasırlar ve gayrı nesneler ederler. Bir çeşidine dahi enabibi derler ve ona Farsi kamış derler. Bu makule bitmez ancak meşeler kenarlarında ve dereler kenarlarında biter. Bir çeşidine dahi Nebati derler ve bu makulesi pek uzanmaz ve durur sulardan gayrı yerlerde bitmez. Bazıları demişler eğer Nili dedikleri kamışın kökünü su ile terbiye etseler şeker kamışı ola. Cümleten kamışların tabiatları soğuk ve kurudur. Birer miktar sululuktan dahi hali değildir. O sululuk sebebi ile bir miktar keskinliği olur, hususan kökünde ziyade olur. Kamışlar köklerinden, hususan Farsi dedikleri kamışın kökünü dövüp ezip beden içinde ok demreni ve sair ok ucu, kemik ve ağaç batmış olduğu yere yakı etseler bunları dışarı çeker. Eğer sirke ile karıştırıp omurgalar ağrıdığı yere ve sinirler büküldüğü yere yakı etseler ağrıyı sakin eyleye. Eğer taze yaprağını dövüp yılancık dedikleri sıcak şişe ve sair sıcak şişlere yakı etseler iyi eyleye. Kamış kabuklarını yaksalar tabiatı birinci derece ahirinde sıcak ve kuru olur. Eğer külünü sirke ile karıştırıp saç ve sakal döküldüğü yere yakı etseler saçları bitire. Ama kamış çiçeğinden sakınmak gerektir ki kulağa girmeye. Zira kulağa girse çıkması güç olup sağırlık peyda eder. Kamışın yakılmış kabukları dişleri pak edip parlatmaya ve kirli ve irinli yaralara ve çıbanlara iyidir. Kamış budakları ve yaprakları ve kamış üzerinde olan çiy ile beyazı olan gözlere sürme gibi çekseler fayda eyleye. Eğer Farsi dedikleri kamış yapraklarını sıtmalılara ve hararet sebebi ile ıstırapları olanlar yanlarında döşeyip üzerine su serpseler havanın yavuzluğunu kırıp hastaların nefeslerini tadil eyleyip fayda eyleye ve hararet ve kuruluk sebebi ile fasit olmuş olan havayı ıslah eyleye. Eğer kökünü kabukları ile yakıp ondan sonra muhkem ezip ve misli kına ile karıştırıp başa vursalar baş kemiklerini muhkem eyleyip kılları kuvvetli ve güzel eyleye ve bitire ve deriyi pak eyleye.
[Hasan B. Abdurrahman - Tercüme-i Mâ-Lâ Yesa‘u’t-Tabîbe Cehluhu]
Kamışın faydaları: Farsçada ney ve Arapçada kasab derler, sıcaktır, kurudur ve onun kökü soğuktur. İdrarı ve adeti yürütür çıkarır.
[Kitab-ı Tıbb]
Hint Kamışı . Farsçada ney-i hindi derler. Rumlar kalami hindiya ve Franklar kani de indiya derler. Boğumsuz kalem gibi olur, üç zira kadar olur. Hint’ten ve Sind’den gelir. Kökünü ve kendini yaksalar tebeşir gibi beyaz olup mesela elbise biçen terziler kullansalar olur. Tabiatı Muhammed Temimi sözü üzere ikinci derecede soğuk ve kurudur. Kökünü yakıp ve ıslatıp içseler susuzluğu keser ve mide ve ciğeri soğutur. Ve yaprağını ve kendini yakıp şişlere vursalar fayda verir. Ve tuz katıp dişe sürseler yıkar/temizler(mücella eder) ve taze kanı akan yaralara dahi ekseler yapıştırıp bitirir. [Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Sazlık, kamış, Kasab, reed, cane
el-Mâhiyyetü: Ma'ruftur.
et-Tabı: Kasabın tebrîdi şedîd ve remâdı hârrdir.
el-Ef'âlü ve’l-Havâssu: Aslında ve varakında bilâ-hiddet cilâ-i yesîr vardır.
ez-Zînetü: Kasabın kuşûru ve aslı dâ'ü's-sa'lebe nâfi'dir; kuşûr ve aslı evsâha cilâ olur ve aslı basal-ı berrî ile sülleleri cezb eder.
el-Evrâmu ve'l-Büsûru: Onun ratb varakı humret üzere konulsa nâfi' olur.
Alâtü’l-Mefâsili: Asabın infitâlini teskîn eder.
A'zâü'r-Re'si: Onun zehri üzüne (kulağa) duhûl eylese samem (sağırlık) ihdâs eder ve sıkışıp hurûc eylemez.
A'zâü'n-Nefdi: Bevli ve tamsı idrâr eder.
es-Sümûmu: Les'i akrebe nâfi' olur. [İbni Sina - El Kanun Fittıb]
el-Mâhiyyetü: Ma'ruftur.
et-Tabı: Kasabın tebrîdi şedîd ve remâdı hârrdir.
el-Ef'âlü ve’l-Havâssu: Aslında ve varakında bilâ-hiddet cilâ-i yesîr vardır.
ez-Zînetü: Kasabın kuşûru ve aslı dâ'ü's-sa'lebe nâfi'dir; kuşûr ve aslı evsâha cilâ olur ve aslı basal-ı berrî ile sülleleri cezb eder.
el-Evrâmu ve'l-Büsûru: Onun ratb varakı humret üzere konulsa nâfi' olur.
Alâtü’l-Mefâsili: Asabın infitâlini teskîn eder.
A'zâü'r-Re'si: Onun zehri üzüne (kulağa) duhûl eylese samem (sağırlık) ihdâs eder ve sıkışıp hurûc eylemez.
A'zâü'n-Nefdi: Bevli ve tamsı idrâr eder.
es-Sümûmu: Les'i akrebe nâfi' olur. [İbni Sina - El Kanun Fittıb]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
