🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Antep Fıstığı
Serbest metin
Fıstık kelimesi yer fıstığı için değil antep fıstığı için kullanılan bir kelimedir. Eski tıp metinlerinde fıstık yağı, fıstık vs. görürseniz antep fıstığının kastedildiğini biliniz.
Fıstık / Antep Fıstığı / Kalfûnyâ
Fıstık harareti cevizden ziyadedir. Ve gönül dönmesini(mide bulantısı) defeder ve cimaya kuvvet verir. Adamı semiz(kilolu) eder ve beyne kuvvet verir.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Fıstık iyidir, yüreğe, mideye kuvvet verir, ciğerin tıkanıklığını açar faydası çoktur. [Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Kurudur sıcaktır bu fıstık tabiatı
Dağıtır tıkanıklığı açar ciğerden
Eğerçi olur o safraya bitişik
Onun defi için yiye şekerden
[Şükrullah - Nazmü't-Tebayi]
Fıstık sıcak ve kurudur yüreğe fayda ve kuvvet verir mideye iyidir ciğerin tıkanıklığını açar gönül döndüğünü giderir balgama öksürüğe fayda eder cimaya kuvvet eder.
[Mebahis-i Emraz]
Fıstık: Meşhurdur. Mideye iyidir. Ciğeri arıtır. Kavi eder. Ve akciğer ve göğüs zahmetlerine fayda eder. Gönül dönmesini meneder. Ve ağız kokusunu iyi eyler. Ve ferah eyler. Ve yüreği kavi(güçlü kuvvetli) eder. Midede olan buharları meneder. Eğer suda ıslatıp dış kabuğunu içseler susuzluğu ve kusmayı keser. İçi kabız eder. Yağı mideye zarar eder.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Sıcaktır ikincide. Bunda artık rutubet vardır ve kavi kılar kalbi ve fetheder ciğerin tıkanıklıklarını ve denilir fıstık zeki eder zihni. (Zira kalbi takviye etmek bütün ruhların(duyuların) takviyesini gerektirir.)
[İbnü'n-Nefîs - Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Fıstık: Yeşil habbe gibi bir ağaçtır. Ancak o, dikensizdir, çok zaman kalır. Ve yemişi nisanın ahirinde zahir olur, eylülde yetişir. Ve dağlarda ve beyaz yerlerde olan iyisidir. Ve eğer kabuğunda koysalar çok zaman kalır. Ve eğer kabuğundan çıkarsalar üç ayda fasit olur. Ancak meğer limon üzerine sıksalar ve ağaç kılıflarına koysalar çok zaman kalır. O, sıcaktır ikincide ve yaştır evvelkide. Ve yukarıki kabuğu soğuk ve kurudur ikincide ve kızıl kabuğu ki içine yapışmıştır, o, kurudur ikincide. Ve içi hafakan marazını zail eder ve iyi kan tevellüt eder ve aklı ve hıfzı ziyade eder ve göğsü ıslah eder ve öksürüğü ve dalağı ve sarılığı ve ciğer soğuğunu zail eder. Ve kuru kabuğunu eğer yakıp içseler iç organları ezer ve ala kabuğu rayihayı güzel eder ve dişleri pekitir ve ağızda olan yaraları zail eder ve mideyi kavi eder ve bedeni berk eder. Ve eğer kabuğu olmasaydı fıstık tez bozulan olurdu ve tuhme meydana getirirdi ve mideyi tağyir(başkalaştırma,değiştirme) ederdi. Pes imdi kabuğunu almak caiz değildir. Ve eğer ağacın kabuğunu kaynatıp suyunu başa dökseler bitleri öldürür ve nezleleri tutar ve kezalik yaprakları. Ve eğer ağacın sair eczalarını kaynatıp su ile yıkasalar makat ve rahim marazlarını ve kaşıntı ve uyuzu ve kıl dökülmesini meneder. Kaçan ki kullanılmasına devam eyleseler, içseler ve buruna çekseler yemekleri güzel eder lakin mideye zararı vardır. Ve eğer miskle içseler ve buruna çekseler yüz felcini zail eder ve zihni kavi eder ve başta olan buharı safi eder ve amber ile vesveseyi ve cünuni maddeleri zail eder. Ve o, ağıları(zehirleri) defeder ama baş ağrısı tevellüt eder. Ve bağırsaklara zararı vardır. Kitre veya hünnap düzelticisidir.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Fıstık Şam fıstığının alası taze ve iri olmaktır İhtiyarat ve Takvimü’l-Edviye ve Yuhanna tabiatı üçüncü derecede sıcak ve ikincide kurudur dediler ama bazıları artık rutubeti vardır belki üçüncüde yaştır dediler Muhammed Temimi sözü cevheri latiftir evvel kuvveti ısıtıcıdır ikinci kuvveti açıcıdır tıkanıklıkları açar ve ciğeri pak eder ve şehveti ziyade eder ve tabiatını ne tutar ne yumuşatır mutedildir balgami öksürüğe fayda verir ama gıdası azdır ağız kokusunu hoş eder eğer dışarı kabuğunu ıslatıp içseler susuzluğu keser ve kusmayı meneder ve yüreğe kuvvet ve ferah verir.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Fustuk: Eğer ağacı ve eğer yemişi ikisi dahi ünlü ve bilinirlerdir. Ağacı bütünüyle eczası ile sıcak ve kurudur. Ama fıstık içi ikinci derecede sıcaktır ve rutubette mutedildir. Harareti sebebi ile bir miktar rutubetleri kurutması vardır ve fıstık çifti yani yemişinin üzerinde olan kabı ikinci derecede sıcak ve kurudur ve kuruluğu daha kavidir ve içine yapışmış olan kızıl kabı ikinci derecede kurudur ve hararet ve soğuklukta mutedildir. Fıstık az gıda verir. Çağ üzerinde olan katı kabuğu ve içine yapışmış olan kızıl kabuğu ikisi dahi mideye faydalılardır ve mideye kuvvet verip ishali ziyade tutuculardır, hususan katı kabuğu bu bapta ziyade tesir eder. Fıstık çiğnemek ağız rayihasını(kokusunu) hoş eder ve diş diplerini muhkem eder ve mideyi ıslah edip hazmını kavi eder. Hava ve veba fesadını ıslah eder, şu vecihle ki şeker ile ondan şarap edip içeler. Fıstık yemek zehirli canavarlar ısırmasına ve soğuk zehirlere faydalıdır. Yenilen içlerden fıstıktan ziyade mideye faydalı nesne yoktur. Üzerinde olan kızıl kabı ile yiyip ta üzerinde olan katı kabuğundan bir miktar çiğnemek şartıyla mideye faydalıdır. Ama kabuksuz yeseler mideye zarar edip midede olan yemeği dahi bozup doluluk(imtilâ) eder. Fıstığı şartıyla yemek ciğerde rutubetten olan ağrılarına fayda eder ve mide ağzını kavi eder ve gönül bulanmasını giderir, kalbe dahi bir miktar kuvvet vermesi vardır. Yemesi bağırsak ağrısını giderir. Yukarısında olan kabuğunu çiğnemek susuzluğu ve kusmayı giderir. Fıstık içinin yağı hassaten mideye zarardır. Kezalik çok fıstık yemek şerâ yani kurdeşeni dedikleri harareti peyda eder. Islahı budur ki bir miktar sirke yudalar veyahut ekşi nardan çiğneyeler veyahut ekşi kayısı yiyeler.
....
Kalfûnyâ: Fıstık ağacının zamkıdır. Üç türlüdür: Birisi katran gibi sıvıdır akar donmaz, bazıları bu makuleye katran derler; bir kısmı dahi vardır donup katıdır; bir kısmı dahi vardır ki sıvı iken pişirirler katı olur. Hakikatte kalfûnyâ dedikleri bu makuledir. Bütün sınıflarına râtînec derler. Bütününün tabiatları üçüncü dereceye varınca sıcak ve kurudur. Sonra beyan olunan ki kalfûnyâdur onun harareti cümleden ziyadedir. Bazıları demişler harareti dördüncü derecededir. Eğer kalfûnyâdan bir cüze misli tohum yağı katıp oturakta olan uzun siğillere ki ilacında tabipler aciz kalsa nice kere üzerine yakı etseler ziyade fayda edip gidere ve düşüre ve bu yağ topuklarda olan çatlaklara fayda eder. Eğer bez paresini ona batırıp ondan sonra güneşte kurutup bir canibini yakıp soğuktan zükâmı olan kimse tütününe dursa filhal iyi edip gidere. Eğer eskiden sıtmalı olan kimse onun ile tütsülense sıtmayı gidere. Eğer muhkem ezip yarım miskal miktarını iki dane yumurta ile yeseler öksürüğe ve güçle nefes almak marazına ve rutubet sebebi ile akciğerde olan çıbana fayda eyleye. Eğer kalfûnyâdan bir cüz ve tavşan kıığı ve kızıl zırnık ve iç yağı her birinden yarım cüz alıp ve bütününü bir yere koyup ezip ondan sonra yavaş ateşte eritip ondan sonra çörek etseler ki her çörek yarım miskal ola akciğerde çıbanı veyahut öksürüğü olan kimse bir dane çöreğini ateşe koyup tütününü kamış ile burundan içeri koysa günde üç kere böyle etse ziyade fayda eyleye, tecrübe edilmiştir. Eğer ondan bir cüz alıp ve ateşte eritip ondan sonra geri o miktar keten tohumu katıp ve yarım cüz miktarı kurşundan olan üstübeç katıp ateşten indirseler ziyade yapıştırıcı iyi merhem ola. Taze yaraları bitiştirip eskilerini pak eyleyip onuldurur. Eğer iki dirhem miktarını ezip kepek bulamacı üzerine ekip bütününü sömürseler birbiri ardınca yedi güne dek böyle etseler eskiden beri olan öksürük ve akciğerde olan çıbanlara fayda eyleye. Yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ve katı olan bedenlerde et bitirir lakin gevşek ve yumuşak olan bedenlerde şişler peyda eder. Eğer nar çiçeği dedikleri çiçek katsalar çıbanlara ve damarlar kırıklarına fayda eyleye. Kalfûnyâ bulunmasa eski zift bedelidir.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Fıstık göğse iyidir. Fıstık ağacının sakızı öksürüğe faydalıdır. [Kitab-ı Tıbb]
Fıstık: Bunun güzel kokusu ve yapışkanlığıyla beraber tutuculuğu/büzücülüğü(kabzı) vardır. Bundan dolayı kalbi ferahlatıcı, kuvvetlendirici olması mümkündür. Bunun için panzehirler zümresinde addedilmiştir.
[İbni Sina - Edviye-i Kalb]
Fıstık / Antep Fıstığı / Kalfûnyâ
Fıstık harareti cevizden ziyadedir. Ve gönül dönmesini(mide bulantısı) defeder ve cimaya kuvvet verir. Adamı semiz(kilolu) eder ve beyne kuvvet verir.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Fıstık iyidir, yüreğe, mideye kuvvet verir, ciğerin tıkanıklığını açar faydası çoktur. [Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Kurudur sıcaktır bu fıstık tabiatı
Dağıtır tıkanıklığı açar ciğerden
Eğerçi olur o safraya bitişik
Onun defi için yiye şekerden
[Şükrullah - Nazmü't-Tebayi]
Fıstık sıcak ve kurudur yüreğe fayda ve kuvvet verir mideye iyidir ciğerin tıkanıklığını açar gönül döndüğünü giderir balgama öksürüğe fayda eder cimaya kuvvet eder.
[Mebahis-i Emraz]
Fıstık: Meşhurdur. Mideye iyidir. Ciğeri arıtır. Kavi eder. Ve akciğer ve göğüs zahmetlerine fayda eder. Gönül dönmesini meneder. Ve ağız kokusunu iyi eyler. Ve ferah eyler. Ve yüreği kavi(güçlü kuvvetli) eder. Midede olan buharları meneder. Eğer suda ıslatıp dış kabuğunu içseler susuzluğu ve kusmayı keser. İçi kabız eder. Yağı mideye zarar eder.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Sıcaktır ikincide. Bunda artık rutubet vardır ve kavi kılar kalbi ve fetheder ciğerin tıkanıklıklarını ve denilir fıstık zeki eder zihni. (Zira kalbi takviye etmek bütün ruhların(duyuların) takviyesini gerektirir.)
[İbnü'n-Nefîs - Şerh-i Mûcez fi't-Tıbb]
Fıstık: Yeşil habbe gibi bir ağaçtır. Ancak o, dikensizdir, çok zaman kalır. Ve yemişi nisanın ahirinde zahir olur, eylülde yetişir. Ve dağlarda ve beyaz yerlerde olan iyisidir. Ve eğer kabuğunda koysalar çok zaman kalır. Ve eğer kabuğundan çıkarsalar üç ayda fasit olur. Ancak meğer limon üzerine sıksalar ve ağaç kılıflarına koysalar çok zaman kalır. O, sıcaktır ikincide ve yaştır evvelkide. Ve yukarıki kabuğu soğuk ve kurudur ikincide ve kızıl kabuğu ki içine yapışmıştır, o, kurudur ikincide. Ve içi hafakan marazını zail eder ve iyi kan tevellüt eder ve aklı ve hıfzı ziyade eder ve göğsü ıslah eder ve öksürüğü ve dalağı ve sarılığı ve ciğer soğuğunu zail eder. Ve kuru kabuğunu eğer yakıp içseler iç organları ezer ve ala kabuğu rayihayı güzel eder ve dişleri pekitir ve ağızda olan yaraları zail eder ve mideyi kavi eder ve bedeni berk eder. Ve eğer kabuğu olmasaydı fıstık tez bozulan olurdu ve tuhme meydana getirirdi ve mideyi tağyir(başkalaştırma,değiştirme) ederdi. Pes imdi kabuğunu almak caiz değildir. Ve eğer ağacın kabuğunu kaynatıp suyunu başa dökseler bitleri öldürür ve nezleleri tutar ve kezalik yaprakları. Ve eğer ağacın sair eczalarını kaynatıp su ile yıkasalar makat ve rahim marazlarını ve kaşıntı ve uyuzu ve kıl dökülmesini meneder. Kaçan ki kullanılmasına devam eyleseler, içseler ve buruna çekseler yemekleri güzel eder lakin mideye zararı vardır. Ve eğer miskle içseler ve buruna çekseler yüz felcini zail eder ve zihni kavi eder ve başta olan buharı safi eder ve amber ile vesveseyi ve cünuni maddeleri zail eder. Ve o, ağıları(zehirleri) defeder ama baş ağrısı tevellüt eder. Ve bağırsaklara zararı vardır. Kitre veya hünnap düzelticisidir.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Fıstık Şam fıstığının alası taze ve iri olmaktır İhtiyarat ve Takvimü’l-Edviye ve Yuhanna tabiatı üçüncü derecede sıcak ve ikincide kurudur dediler ama bazıları artık rutubeti vardır belki üçüncüde yaştır dediler Muhammed Temimi sözü cevheri latiftir evvel kuvveti ısıtıcıdır ikinci kuvveti açıcıdır tıkanıklıkları açar ve ciğeri pak eder ve şehveti ziyade eder ve tabiatını ne tutar ne yumuşatır mutedildir balgami öksürüğe fayda verir ama gıdası azdır ağız kokusunu hoş eder eğer dışarı kabuğunu ıslatıp içseler susuzluğu keser ve kusmayı meneder ve yüreğe kuvvet ve ferah verir.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Fustuk: Eğer ağacı ve eğer yemişi ikisi dahi ünlü ve bilinirlerdir. Ağacı bütünüyle eczası ile sıcak ve kurudur. Ama fıstık içi ikinci derecede sıcaktır ve rutubette mutedildir. Harareti sebebi ile bir miktar rutubetleri kurutması vardır ve fıstık çifti yani yemişinin üzerinde olan kabı ikinci derecede sıcak ve kurudur ve kuruluğu daha kavidir ve içine yapışmış olan kızıl kabı ikinci derecede kurudur ve hararet ve soğuklukta mutedildir. Fıstık az gıda verir. Çağ üzerinde olan katı kabuğu ve içine yapışmış olan kızıl kabuğu ikisi dahi mideye faydalılardır ve mideye kuvvet verip ishali ziyade tutuculardır, hususan katı kabuğu bu bapta ziyade tesir eder. Fıstık çiğnemek ağız rayihasını(kokusunu) hoş eder ve diş diplerini muhkem eder ve mideyi ıslah edip hazmını kavi eder. Hava ve veba fesadını ıslah eder, şu vecihle ki şeker ile ondan şarap edip içeler. Fıstık yemek zehirli canavarlar ısırmasına ve soğuk zehirlere faydalıdır. Yenilen içlerden fıstıktan ziyade mideye faydalı nesne yoktur. Üzerinde olan kızıl kabı ile yiyip ta üzerinde olan katı kabuğundan bir miktar çiğnemek şartıyla mideye faydalıdır. Ama kabuksuz yeseler mideye zarar edip midede olan yemeği dahi bozup doluluk(imtilâ) eder. Fıstığı şartıyla yemek ciğerde rutubetten olan ağrılarına fayda eder ve mide ağzını kavi eder ve gönül bulanmasını giderir, kalbe dahi bir miktar kuvvet vermesi vardır. Yemesi bağırsak ağrısını giderir. Yukarısında olan kabuğunu çiğnemek susuzluğu ve kusmayı giderir. Fıstık içinin yağı hassaten mideye zarardır. Kezalik çok fıstık yemek şerâ yani kurdeşeni dedikleri harareti peyda eder. Islahı budur ki bir miktar sirke yudalar veyahut ekşi nardan çiğneyeler veyahut ekşi kayısı yiyeler.
....
Kalfûnyâ: Fıstık ağacının zamkıdır. Üç türlüdür: Birisi katran gibi sıvıdır akar donmaz, bazıları bu makuleye katran derler; bir kısmı dahi vardır donup katıdır; bir kısmı dahi vardır ki sıvı iken pişirirler katı olur. Hakikatte kalfûnyâ dedikleri bu makuledir. Bütün sınıflarına râtînec derler. Bütününün tabiatları üçüncü dereceye varınca sıcak ve kurudur. Sonra beyan olunan ki kalfûnyâdur onun harareti cümleden ziyadedir. Bazıları demişler harareti dördüncü derecededir. Eğer kalfûnyâdan bir cüze misli tohum yağı katıp oturakta olan uzun siğillere ki ilacında tabipler aciz kalsa nice kere üzerine yakı etseler ziyade fayda edip gidere ve düşüre ve bu yağ topuklarda olan çatlaklara fayda eder. Eğer bez paresini ona batırıp ondan sonra güneşte kurutup bir canibini yakıp soğuktan zükâmı olan kimse tütününe dursa filhal iyi edip gidere. Eğer eskiden sıtmalı olan kimse onun ile tütsülense sıtmayı gidere. Eğer muhkem ezip yarım miskal miktarını iki dane yumurta ile yeseler öksürüğe ve güçle nefes almak marazına ve rutubet sebebi ile akciğerde olan çıbana fayda eyleye. Eğer kalfûnyâdan bir cüz ve tavşan kıığı ve kızıl zırnık ve iç yağı her birinden yarım cüz alıp ve bütününü bir yere koyup ezip ondan sonra yavaş ateşte eritip ondan sonra çörek etseler ki her çörek yarım miskal ola akciğerde çıbanı veyahut öksürüğü olan kimse bir dane çöreğini ateşe koyup tütününü kamış ile burundan içeri koysa günde üç kere böyle etse ziyade fayda eyleye, tecrübe edilmiştir. Eğer ondan bir cüz alıp ve ateşte eritip ondan sonra geri o miktar keten tohumu katıp ve yarım cüz miktarı kurşundan olan üstübeç katıp ateşten indirseler ziyade yapıştırıcı iyi merhem ola. Taze yaraları bitiştirip eskilerini pak eyleyip onuldurur. Eğer iki dirhem miktarını ezip kepek bulamacı üzerine ekip bütününü sömürseler birbiri ardınca yedi güne dek böyle etseler eskiden beri olan öksürük ve akciğerde olan çıbanlara fayda eyleye. Yoğun kıvamlı/kalın(galiz) ve katı olan bedenlerde et bitirir lakin gevşek ve yumuşak olan bedenlerde şişler peyda eder. Eğer nar çiçeği dedikleri çiçek katsalar çıbanlara ve damarlar kırıklarına fayda eyleye. Kalfûnyâ bulunmasa eski zift bedelidir.
[Hasan B. Abdurrahmân - Ma la yesaüt tabibe cehluhu]
Fıstık göğse iyidir. Fıstık ağacının sakızı öksürüğe faydalıdır. [Kitab-ı Tıbb]
Fıstık: Bunun güzel kokusu ve yapışkanlığıyla beraber tutuculuğu/büzücülüğü(kabzı) vardır. Bundan dolayı kalbi ferahlatıcı, kuvvetlendirici olması mümkündür. Bunun için panzehirler zümresinde addedilmiştir.
[İbni Sina - Edviye-i Kalb]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Fıstık / Antep Fıstığı / Kalfûnyâ
Fi'l-Mâhiyyeti: Bir nev' ma'rûf şecerdür ki ba'zı bilâdda olur.
Fi't-Tab'ı: Denildi ki onuñ harâreti cevzden eşeddür ve derece-i sâniyenüñ âhirinde hârr dur ve onda rutûbet vardur. Ve ba'zılar zann eylediler ki fustukuñ tab'ı bâriddür ve o kimesneler zann-ı mezkûrlarında hatâ eylemişlerdür.
Fi'l-Havâssı: Merâreti ve ıtriyyeti hasebiyle süded-i kebidi teftîh eder ve onda ufûset vardur ve gıdâ'iyyeti cidden yesîredür (azdur).
Fi-A'zâi’l-Gızâi: Mi'deye ceyyiddür husûsan Şâmî ola. Ve habbü's-sanevbere müşâbih olan fustukuñ cevdeti ekserdür, onda merâret ve ufûset olmakla hâssaten kebidiñ süddesini merâreti ve ıtriyyeti ile teftîh ve tenkiye eder ve menâfiz-i gıdâyı dahı teftîh eder. Ve dühni veca'-ı kebide ve rutûbet ve gılazdan hâdis olan veca'a nâfi'dür. Ve bir kâ'il dedi ki fustukuñ ben mi'deye menfa'atini veyâhût madarratini bulmadım. Musannif der ki belki fustuk gaseyânı ve mi'de takallübini men' eder ve fem-i mi'deyi takviye eder.
Fi-A'zâi’n-Nefzı: Batnı ne telyîn eder ve ne akl eder.
Fi's-Sümûmi: Fustuk ve husûsan şarâb ile şedîden matbûh olan fustuk nehş-i hevâmma nâfi' olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Fi'l-Mâhiyyeti: Bir nev' ma'rûf şecerdür ki ba'zı bilâdda olur.
Fi't-Tab'ı: Denildi ki onuñ harâreti cevzden eşeddür ve derece-i sâniyenüñ âhirinde hârr dur ve onda rutûbet vardur. Ve ba'zılar zann eylediler ki fustukuñ tab'ı bâriddür ve o kimesneler zann-ı mezkûrlarında hatâ eylemişlerdür.
Fi'l-Havâssı: Merâreti ve ıtriyyeti hasebiyle süded-i kebidi teftîh eder ve onda ufûset vardur ve gıdâ'iyyeti cidden yesîredür (azdur).
Fi-A'zâi’l-Gızâi: Mi'deye ceyyiddür husûsan Şâmî ola. Ve habbü's-sanevbere müşâbih olan fustukuñ cevdeti ekserdür, onda merâret ve ufûset olmakla hâssaten kebidiñ süddesini merâreti ve ıtriyyeti ile teftîh ve tenkiye eder ve menâfiz-i gıdâyı dahı teftîh eder. Ve dühni veca'-ı kebide ve rutûbet ve gılazdan hâdis olan veca'a nâfi'dür. Ve bir kâ'il dedi ki fustukuñ ben mi'deye menfa'atini veyâhût madarratini bulmadım. Musannif der ki belki fustuk gaseyânı ve mi'de takallübini men' eder ve fem-i mi'deyi takviye eder.
Fi-A'zâi’n-Nefzı: Batnı ne telyîn eder ve ne akl eder.
Fi's-Sümûmi: Fustuk ve husûsan şarâb ile şedîden matbûh olan fustuk nehş-i hevâmma nâfi' olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
