🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Su yosunu
Serbest metin
Su yosunu tuhlub
Tuhlub kurbağa yosunudur, su yüzünde olur, ona bazı vilayetlerde yosun derler. İbn Kütbi der ki tuhlub iki kısımdır: Evvelki kısmı ipliksidir, ipler gibi olup keçe gibi birbirine yapışır ve bu nevi akar su kenarında olur, durgun suda olmaz. Ve diğer kısmı birbirinden ayrı olur ve ona kurbağa boku(hurû'ü'z-zıfda') derler ve bu ikinci kısım durgun ve akmayan göllerde olur.
Mahiyeti Hakkında: Nehirde olan tuhlub sulu ve topraksı olur yani su cüzü ve toprak cüzünden birleşmiş parçaları olur. Ve deniz olanının tutuculuğu(kabzı) ziyade olur. Kanun'un nehir olandan muradı evvelki kısım ve deniz olandan muradı ikinci kısımdır. Ama kaya yosunu dedikleri bizim kaya konağı dediğimizdir ki onu mahallinde beyan eyledik.
Tabiatı Hakkında: Tabiatı soğuktur.
Hassaları Hakkında: Kanı hapsedicidir, her uzuvdan akan kanı keser, eğer sürülür ise deniz olanının bu fiili daha şiddetli olur.
Şişler ve Sivilceler Hakkında: Sıcak şişler ve yılancık(humre) ve karınca(nemle) üzerine tuhlub konulur ve kezalik mercimek ve kavut ile tuhlubdan edinilen deva dahi konulur.
Eklem Aletleri Hakkında: Tuhlub sıcak guta ve sıcak ağrıları olan eklemler üzerine konulur. Ve tuhlub eski zeytinyağı ile kaynatılsa sinirleri yumuşatır. Boşaltım Organları Hakkında: Hayalarına yani husyeleri kesesine bağırsakları inmekle fıtığı(kaylesi) olan kimseye tuhlub ile yakı eylese fıtığını küçültür/zayıflatır.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Kurbağa boku(Hurû'ü'z-zıfda'): Kurbağa yosunu derler. Tuhlub diye tı babında zikrolunur
. Deniz Yosunu: Deniz yünü(Sûfü'l-bahr): Deniz yosunudur, ama bu diyarlarda olan deniz yosunu değildir. Bazıları deniz akciğeri(ri'etü'l-bahr) ve deniz ferci dedikleri derya üzerinde olan yelmeşik ve yapışkan bir şeydir derler. Ama İbni Baytar doğu deryasında ve Rum beldelerinde ve Mağrip'te Kayrevan ilinde İskakis vilayetinde olur, adam eli kadar bir sedef gibi şeydir, der. Ve bazıları deryaya yakın yerlerde taş üzerinde su yosunu dedikleri deniz yosunu gibi bir şey olur ondan sonra derya koparır, bulurlar, derya üzerinde olur kıyas ederler, ama taş üzerinde olur derler. Bazıları canlı hayvandır derler. Bu nevini sıcak guta vurdular, fayda verdi. Müşahede eyledik.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Tuhlub: Su üzerinde olan yosuna derler. Mercimek gibi yeşilce olur. Eğer unla yakı edip oğlancıklar bağırsaklarında olan zahmetlere vursalar fayda ede ve deniz yosununu dahi yakı edip sıcak şişlere ve guta ve kurdeşene(ısırguya) vursalar fayda ede. Eğer kan sızdığına dürtseler kese, eğer zeytinyağıyla pişirip siğillere vursalar yumuşata.
......
Kufr (Deniz Taşı Yosunu): Deniz taşının yosunudur, eğer cerahate ekseler şişmesini meneder. Eğer göz kapağına ekseler biten kılı meneder. Eğer fitil gibi götürseler ya avratlar koklayıp tütsü etseler rahim ağzına fayda eder. Eğer tütsü eyleseler uçuk(epilepsi) tuta. Eğer kunduz hayası ile ve şarap ile içseler hayız kanını yürüte. Eski öksürüğe fayda ede ve nefes darlığına ve ağılı canavar soktuğuna ve siyatiğe ve böğür ağrısına ve eski ishale fayda ede ve haplar edip yedirseler eğer sirke ile içseler donmuş kanı erite. Eğer arpa suyuyla lavman etseler bağırsak çıbanlarına fayda ede. Eğer tütsü etseler nezlelere fayda ede. Ağrır dişe vursalar ağrısını sakin eyleye. Eğer kurusunu ezseler kat kat ipekten eleyip göze sürme etseler biten kıla fayda ede. Eğer yakı edip arpa unu ile ve mumla ve natronla karıştırıp guta ve eklem ağrısına vursalar fayda ede ve soğuk şişlere vursalar eritir/çözer ve çıbanlara ekseler bitire. Eğer tutya etseler göze sürme etseler göz aklarını gidere ve baş çıbanlarına fayda ede ve yaşlarını kese. Eğer bir yerde tütsüleseler yılan çıyan kaça ve akrep kaça ve sinirleri muhkem eyleye. Ve tırnaktaki aklara dürtseler gidere ve hanâzîre dürtseler gidere ve temriyelere dürtseler gidere. Eğer içseler midede olan yoğun kıvamlı yelleri dağıta ve akciğer çıbanlarına fayda ede ve göğüste olan hıltları kayırıp tükürmekle çıkara boğmacaya(hunnâka) fayda eder ve rahim katılığını fayda eder.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Su Yosunu
Tuhlab: O, suyun rutubetlerinden hasıl olur, soğukluk ile donar. O, ya eczası birbirinden ayrı olan haplardır. Ona su cüzü -su boku- derler. Ya sürekli olan iplerdir. Ona su ipliği derler. Ya taşlara yapışır, ona kurbağa yemliği derler. Bu, iyisidir. Soğuk ve nemlidir ikincide. Şişleri ve sıcak sıtmaları(hummeyât-ı hârreyi) ve husyelerde olanı eritir/çözer. Ve eğer bir kimse onu yese ve derhal üzerine sıcak su içse ve onu kusmak ile döndürse yapışan sülüğü ihraç eder. Tecrübe edilmiştir. Ve taşa yapışanı harareti ve ondan arız olan marazları zail eder yakı eylemek ile.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Su Yosunu
Tuhlub: Ötre ve üstün ile su üzerinde olan otlak gibi yosun ki tuhlub derler, tabiatı üçüncüde soğuk ve bazıları ikincide soğuk ve nemlidir demişler, kanı tutar. Sıcak şişlere ve hararetli guta ve eklem ağrısına ve hararete faydalıdır ve eski zeytinyağı ile kaynatıp sürseler sinirleri mülayim eder ve dahi oğlancıklar bağırsaklarında olan zahmet için yüreklerine vursalar gayet fayda vericidir.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Tuhlub kurbağa yosunudur, su yüzünde olur, ona bazı vilayetlerde yosun derler. İbn Kütbi der ki tuhlub iki kısımdır: Evvelki kısmı ipliksidir, ipler gibi olup keçe gibi birbirine yapışır ve bu nevi akar su kenarında olur, durgun suda olmaz. Ve diğer kısmı birbirinden ayrı olur ve ona kurbağa boku(hurû'ü'z-zıfda') derler ve bu ikinci kısım durgun ve akmayan göllerde olur.
Mahiyeti Hakkında: Nehirde olan tuhlub sulu ve topraksı olur yani su cüzü ve toprak cüzünden birleşmiş parçaları olur. Ve deniz olanının tutuculuğu(kabzı) ziyade olur. Kanun'un nehir olandan muradı evvelki kısım ve deniz olandan muradı ikinci kısımdır. Ama kaya yosunu dedikleri bizim kaya konağı dediğimizdir ki onu mahallinde beyan eyledik.
Tabiatı Hakkında: Tabiatı soğuktur.
Hassaları Hakkında: Kanı hapsedicidir, her uzuvdan akan kanı keser, eğer sürülür ise deniz olanının bu fiili daha şiddetli olur.
Şişler ve Sivilceler Hakkında: Sıcak şişler ve yılancık(humre) ve karınca(nemle) üzerine tuhlub konulur ve kezalik mercimek ve kavut ile tuhlubdan edinilen deva dahi konulur.
Eklem Aletleri Hakkında: Tuhlub sıcak guta ve sıcak ağrıları olan eklemler üzerine konulur. Ve tuhlub eski zeytinyağı ile kaynatılsa sinirleri yumuşatır. Boşaltım Organları Hakkında: Hayalarına yani husyeleri kesesine bağırsakları inmekle fıtığı(kaylesi) olan kimseye tuhlub ile yakı eylese fıtığını küçültür/zayıflatır.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Kurbağa boku(Hurû'ü'z-zıfda'): Kurbağa yosunu derler. Tuhlub diye tı babında zikrolunur
. Deniz Yosunu: Deniz yünü(Sûfü'l-bahr): Deniz yosunudur, ama bu diyarlarda olan deniz yosunu değildir. Bazıları deniz akciğeri(ri'etü'l-bahr) ve deniz ferci dedikleri derya üzerinde olan yelmeşik ve yapışkan bir şeydir derler. Ama İbni Baytar doğu deryasında ve Rum beldelerinde ve Mağrip'te Kayrevan ilinde İskakis vilayetinde olur, adam eli kadar bir sedef gibi şeydir, der. Ve bazıları deryaya yakın yerlerde taş üzerinde su yosunu dedikleri deniz yosunu gibi bir şey olur ondan sonra derya koparır, bulurlar, derya üzerinde olur kıyas ederler, ama taş üzerinde olur derler. Bazıları canlı hayvandır derler. Bu nevini sıcak guta vurdular, fayda verdi. Müşahede eyledik.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Tuhlub: Su üzerinde olan yosuna derler. Mercimek gibi yeşilce olur. Eğer unla yakı edip oğlancıklar bağırsaklarında olan zahmetlere vursalar fayda ede ve deniz yosununu dahi yakı edip sıcak şişlere ve guta ve kurdeşene(ısırguya) vursalar fayda ede. Eğer kan sızdığına dürtseler kese, eğer zeytinyağıyla pişirip siğillere vursalar yumuşata.
......
Kufr (Deniz Taşı Yosunu): Deniz taşının yosunudur, eğer cerahate ekseler şişmesini meneder. Eğer göz kapağına ekseler biten kılı meneder. Eğer fitil gibi götürseler ya avratlar koklayıp tütsü etseler rahim ağzına fayda eder. Eğer tütsü eyleseler uçuk(epilepsi) tuta. Eğer kunduz hayası ile ve şarap ile içseler hayız kanını yürüte. Eski öksürüğe fayda ede ve nefes darlığına ve ağılı canavar soktuğuna ve siyatiğe ve böğür ağrısına ve eski ishale fayda ede ve haplar edip yedirseler eğer sirke ile içseler donmuş kanı erite. Eğer arpa suyuyla lavman etseler bağırsak çıbanlarına fayda ede. Eğer tütsü etseler nezlelere fayda ede. Ağrır dişe vursalar ağrısını sakin eyleye. Eğer kurusunu ezseler kat kat ipekten eleyip göze sürme etseler biten kıla fayda ede. Eğer yakı edip arpa unu ile ve mumla ve natronla karıştırıp guta ve eklem ağrısına vursalar fayda ede ve soğuk şişlere vursalar eritir/çözer ve çıbanlara ekseler bitire. Eğer tutya etseler göze sürme etseler göz aklarını gidere ve baş çıbanlarına fayda ede ve yaşlarını kese. Eğer bir yerde tütsüleseler yılan çıyan kaça ve akrep kaça ve sinirleri muhkem eyleye. Ve tırnaktaki aklara dürtseler gidere ve hanâzîre dürtseler gidere ve temriyelere dürtseler gidere. Eğer içseler midede olan yoğun kıvamlı yelleri dağıta ve akciğer çıbanlarına fayda ede ve göğüste olan hıltları kayırıp tükürmekle çıkara boğmacaya(hunnâka) fayda eder ve rahim katılığını fayda eder.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Su Yosunu
Tuhlab: O, suyun rutubetlerinden hasıl olur, soğukluk ile donar. O, ya eczası birbirinden ayrı olan haplardır. Ona su cüzü -su boku- derler. Ya sürekli olan iplerdir. Ona su ipliği derler. Ya taşlara yapışır, ona kurbağa yemliği derler. Bu, iyisidir. Soğuk ve nemlidir ikincide. Şişleri ve sıcak sıtmaları(hummeyât-ı hârreyi) ve husyelerde olanı eritir/çözer. Ve eğer bir kimse onu yese ve derhal üzerine sıcak su içse ve onu kusmak ile döndürse yapışan sülüğü ihraç eder. Tecrübe edilmiştir. Ve taşa yapışanı harareti ve ondan arız olan marazları zail eder yakı eylemek ile.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Su Yosunu
Tuhlub: Ötre ve üstün ile su üzerinde olan otlak gibi yosun ki tuhlub derler, tabiatı üçüncüde soğuk ve bazıları ikincide soğuk ve nemlidir demişler, kanı tutar. Sıcak şişlere ve hararetli guta ve eklem ağrısına ve hararete faydalıdır ve eski zeytinyağı ile kaynatıp sürseler sinirleri mülayim eder ve dahi oğlancıklar bağırsaklarında olan zahmet için yüreklerine vursalar gayet fayda vericidir.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Yosun
Tuhlub kurbaga yosunıdur. Tânıñ dammı ve hânıñ sükûnı og lâmıñ dammı veyâhût fethi ile su yüzünde olur, aña ba'zı vilâyetlerde yosun derler. İbn Kütbî der ki tuhlub iki kısımdur: Evvelki kısmı huyûtîdür, haytlar gibi olup telebbüd eder ya'nî keçe gibi biribirine yapışur ve bu nev' akar su kenârında olur, mâ'-i râkidde olmaz. Ve âher kısmı biribirinden ayrı olur ve aña hurû'ü'z-zıfda' derler ve bu ikinci kısım miyâh-ı kâ'ime og cereyân etmeyen göllerde olur.
Fi’l-Mâhiyyeti: Nehrî olan tuhlub mâ'î og arzî olur ya'nî cüz'-i mâ'î og cüz'-i arzîden mürekkeb olur. Ve bahrînüñ kabzı ziyâde olur. Kânûn'uñ nehrîden murâdı kısm-ı evvel og bahrîden murâdı kısm-ı sânîdür. Ammâ tuhlubü's-sahr dedükleri bizüm hazâzü's-sahr dedügümüzdür ki onı mahallinde beyân eyledük.
Fi’t-Tab'ı: Tab'ı bâriddür.
Fi’l-Havâssı: Demi hâbisdür, her uzuvdan akan kanı kat' eder, eger tılâ olınur ise bahrînüñ bu fi'li eşedd olur.
Fi’l-Evrâm og ’l-Büsûrî: Evrâm-ı hârre og humre og nemle üzere tuhlub vaz' olınur og kezâlik ades og sevîk ile tuhlubdan ittihâz olınan devâ dahı vaz' olınur.
Fi’l-Âlât ’ı-Mefâsılî: Tuhlub nıkrîs-i hârr üzere og evcâ'-ı hârresi olan mefâsıl üzere vaz' olınur. Ve tuhlub zeyt-i atîk ile kaynadılsa siñirleri telyîn eder.
Fi’l-A'dâ’ı’n-Nefdî: Safneyne ya'nî husyeleri kîsesine bagırsakları nüzûl etmekle kaylesi olan kimesneye tuhlub ile dımâd eylese kaylesini izmâr eder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Tuhlub kurbaga yosunıdur. Tânıñ dammı ve hânıñ sükûnı og lâmıñ dammı veyâhût fethi ile su yüzünde olur, aña ba'zı vilâyetlerde yosun derler. İbn Kütbî der ki tuhlub iki kısımdur: Evvelki kısmı huyûtîdür, haytlar gibi olup telebbüd eder ya'nî keçe gibi biribirine yapışur ve bu nev' akar su kenârında olur, mâ'-i râkidde olmaz. Ve âher kısmı biribirinden ayrı olur ve aña hurû'ü'z-zıfda' derler ve bu ikinci kısım miyâh-ı kâ'ime og cereyân etmeyen göllerde olur.
Fi’l-Mâhiyyeti: Nehrî olan tuhlub mâ'î og arzî olur ya'nî cüz'-i mâ'î og cüz'-i arzîden mürekkeb olur. Ve bahrînüñ kabzı ziyâde olur. Kânûn'uñ nehrîden murâdı kısm-ı evvel og bahrîden murâdı kısm-ı sânîdür. Ammâ tuhlubü's-sahr dedükleri bizüm hazâzü's-sahr dedügümüzdür ki onı mahallinde beyân eyledük.
Fi’t-Tab'ı: Tab'ı bâriddür.
Fi’l-Havâssı: Demi hâbisdür, her uzuvdan akan kanı kat' eder, eger tılâ olınur ise bahrînüñ bu fi'li eşedd olur.
Fi’l-Evrâm og ’l-Büsûrî: Evrâm-ı hârre og humre og nemle üzere tuhlub vaz' olınur og kezâlik ades og sevîk ile tuhlubdan ittihâz olınan devâ dahı vaz' olınur.
Fi’l-Âlât ’ı-Mefâsılî: Tuhlub nıkrîs-i hârr üzere og evcâ'-ı hârresi olan mefâsıl üzere vaz' olınur. Ve tuhlub zeyt-i atîk ile kaynadılsa siñirleri telyîn eder.
Fi’l-A'dâ’ı’n-Nefdî: Safneyne ya'nî husyeleri kîsesine bagırsakları nüzûl etmekle kaylesi olan kimesneye tuhlub ile dımâd eylese kaylesini izmâr eder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
