🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Adaçayı, Salvia Officinalis ve Diğer Salvia Çeşitleri

Serbest metin
Resimdeki biraz daha Salvia nutans'a benziyor, Terceme-i Cedide Fi'l-Havassi'l-Müfrede'nin bu resmi ya nakkaşın sadece çiçekler hususunda yanılması yada Salvia nutans'ı çizmesi olmuş olsa da elimizde bu metinlerin neredeyse hepsinin Adaçayı ve ona yakın salvia çeşitlerine ait olduğuna deliller görülüyor, %100 denilemese de, deliller şöyle:
🟠🟠🟠Salvia Officinalis 🟠🟠🟠
İbni Baytar ve Tezkere'nin "Ağacı dört köşe/dört bucaklı olur" (Mürebba' / Square stems) tespiti, Adaçayının da mensup olduğu Lamiaceae (Ballıbabagiller / Nanegiller) familyasının en temel ve belirgin anatomik özelliğidir.
Yaprak Dokusu: "Ayva yaprağına benzer, tüylüdür, yunmuş giysi burtuklarına (havlu/kumaş pürüzlerine) benzer" tasviri, Adaçayı yaprağının o gri-yeşil, pürüzlü, kadifemsi (rugose) dokusunu kusursuzca betimlemektedir.
Asfâkus / Esfakus kelimesi, doğrudan Antik Yunanca Adaçayı anlamına gelen "Sphakos" veya "Elelisphakos" kelimesinin Arapçalaşmış halidir. Nitekim Nizamül Edviye'de "Rumca faskomilo, Latincesi salviya (Salvia), Türkçesi diş otudur" denilmiş. Yanlız Nizam, buna da deve dilidir derler demiş, ancak görünüşe göre deve dili başka bir bitkidir.
O SEBEPLE; deve dili dediği bitkinin ikinci seçeneği çok büyük ihtimalle Salvia fruticosa olsa gerektir.
Bu sebeple; İkinci ismimiz:
🟠🟠🟠Salvia fruticosa 🟠🟠🟠
Aşağıdaki bazı metinlerde belirtilen "deve dili"nin Anadolu Adaçayı / Yunan Adaçayı (Salvia fruticosa) olduğunun kanıtı: Belirli bir arı/yaban arısı türü (Neaylax salviae), bu adaçayının dallarını sokarak yumurtalarını bırakır. Bitki buna tepki olarak, yumurtanın etrafında sulu, etli, küçük bir elmaya benzeyen yuvarlak bir mazı (gall) oluşturur. Doğu Akdeniz'de bu oluşumlara bugün bile "Adaçayı Elması" (İng: Sage apple, Yunanca: Fascomilia apple) denir. Yöre halkı susuzluğunu gidermek için hafif kekremsi (mayhoş) olan bu "elmaları" koparıp yerdi. Nizamül Edviye'deki "Geyik elması dedikleri ot olduğunda şüphe kalmadı" tespiti, hekimlerin bu "adaçayı elmasını" bizzat gördüklerinin ve bitkinin Salvia fruticosa olduğunun kanıtıdır.
Yani, kısacası, bu bitki SALVIA'dır. (Bkz: Terceme: "Frenkçesi Salviya'dır").
Ancak farklı çeşitlerin karışmış olması mümkün.
Frenkçesi Salviya'dır, Arapça alsifaküs derler. Tabiatı sıcak kurudur birinci derecede ve mutedil dahi demişler faydası eğer bu otun yaprağından ve kökünden kaynatıp içseler hatunların tıkanmış (mesdud) olan hayzını açar ve itidale getirir böbrekte ve kavukta olan taşı eritip ve çıkarır ve ağrılarını men eder eğer bu otun üç yaprağını aç karnına tuz ile yeseler o gün o kimseye zehir yedirseler zehir kâr etmeye göğüs illetlerine ve öksürüğe gayet fayda eder ve zahir illetine ve kan gitmesine faydalıdır eğer zikrolunan otu damıtıp (taktir edip) içseler zikredilen bu illetlerin bütününe fayda eder inayetallah ve eğer zikrolunan otu su ile kaynatıp ağızda gargara etseler diş ağrılarını defedip ve kurtlarını kırar ve bu misilli faydaları çoktur tabip görüşü ile olucak eğer zikrolunan otu taze iken toplayıp ibrikte damıtıp (taktir eyleyip) kırk gün miktarı sabahta ve akşamda bahsi geçen o damıtılmış (mukattar) sudan kullansalar eski öksürüğü men eder ve ciğerde olan yarayı ıslah eder ve ciğerin tıkanıklıklarını (süddelerini) açıp ve kalbe ve mideye kuvvet verir ve ferah üzere tutar ve yemek yemeye iştah getirir inayetallah gaflet olunmaya.
[Terceme-i Cedide Fi'l-Havassi'l-Müfrede]
El-Asfakus:
Buna deve dili derler. Uzun biter. Çok budakları olur. Ağacı dört köşe olur, ak olur. Yaprağı ayva yaprağına benzer. Evet incerek olur. Eğer bu otun budağını yaprağıyla pişirseler kadınlar içseler hayızlarını yürüte. Ve ölmüş oğlancıklarını çıkara. Ve zehirli canavarlar soktuğuna fayda ede. Eğer içirseler veyahut sürtseler ak kılı karartır. Ve cerahatlere fayda ede. Ve yaramaz çıbanlara fayda ede. Ve kaynatıp suyunu içirseler dil ağır (sakil) olduğuna ve tatlı söylemeye fayda ede. Ve kanı kese. Eğer yaprağını budağıyla kaynatsalar suyuyla taharetlenseler (istinca etseler) önden ve arkadan olan kaşıntılara fayda ede. Eğer yetmiş bir dirhem bir küp şıraya koysalar o şıra böbrek ve kavuk ağrısına ve kan tükürmeye ve öksürüğe fayda ede. Ve uzuv gevşekliğini/güçsüzlüğünü (süstlüğünü) gidere. Ve hayız kanını yürüte eğer içseler.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Deve Dili (Lisanü’l-ibil):
Deve dili derler bir ottur. Tabiatı ikinci derecede sıcak ve kurudur. Cerahati kurutur, dışarıdan (zahirden) akan kana ekseler kurutur. Eğer iç çıbanları için içseler faydalıdır. İçilecek miktarı üç dirhemdir. Böbreğe zarar eder, illa zamk ıslah eder.
[Süleyman Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Deve Dili (Lisanü’l-ibl):
Deve dili demektir. Murat bir nebattır ki bazıları ona deve otlayacağı (ri'yü’l-ibl) demişler yani deve otlayacak nebat demektir ama böyle diyenler yanlış (galat) etmişlerdir, diğer nebattır. Bu nebat uzundur ve budakları çoktur. Budakları dört bucaklıdır ve beyaza çalardır. Yaprağı ayva yaprağına benzer lakin ondan daha uzun ve yassılığı daha azdır. Yıkanmış giysiler pırtıklarına benzer azıcık iriliği vardır. Üstünde beyaza çalar ufak tüyü vardır. Kokusunda ağırlık ve hoşluk vardır, yassılığa ve yumruluğa çalar sarı yemişi vardır. İri yarı yerlerde biter. Tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Eğer yapraklarını ve budaklarını su ile pişirip içseler hayzı ve sidiği yürüte ve avrat karnından oğlanı çıkara ve deniz vatozunun (şefnin-i bahrinin) soktuğuna fayda eyleye. Eğer pişirilmişinden içseler ve yaprağından çiğneseler dil tutulup söylemeye kadir olmamayı gidere ve dilde ızdırabı ve tutkunluğu ıslah eyleye. Bazen olur bu nebattan yetmiş tane miskal miktarını alıp yetmiş rıtl miktarı şıra içine koyup ta muhkem oluncaya değin durduktan sonra hayız tutkunluğuna ve karaca etlerde olan berelere ve öksürüğe ve kan tükürmeye ve yanlarda ve kavukta ve böbreklerde olan çıbanlara ve hararetlere faydalı şarap olur. Bu makule şarabından içilecek miktarı rıtl miktara dektir ve yaprağından üç dirheme dektir ve usaresinden iki dirhemdir ve su ile pişirilmişinden rıtlın üçte biri miktara dektir.
El-Asgafis:
Deve dili (lisanü’l-ibl) derler bir nebattır. Deve diline benzediği için böyle ad vermişler. Deve otlayacağı (ra'yü’l-ibl) dedikleri devadır diyenler yanlış (galat) etmişlerdir, zira diğeridir.
[Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Diş Otu (Esfeküs / Elaskakus):
Buna Türkçe diş otu derler. Deve dili dahi derler. Ama bir nüshada gördüm ki geyik elması dedikleri ottur ve bütün araştırdığım (tetebbu' ettiğim) kitaplarda bu otun faydası geyik elması otu gibi yazmışlardır. Nihayet çok ihtilaf eylemişler deve dili (lisanü’l-ibil) demişler, bazısı yaban ahusu dili demişler. Bu söz dahi geyik elması olduğuna şahittir. Esfâkos isimli bir vilayet vardur, Cezâyir’e ve Fas’a yakın bir yerdir, Esfâkos derler, önce o vilâyetde maʿlûm oldu derler. Ve hâlâ Esfâkos adlu bir vilâyet vardır. Elhasıl geyik elması dedikleri ot olduğu malum oldu ki geyik elması dedikleri pamukluk otuna benzer, ama yaprakları ayva yaprağı gibi olur, budakları çok olur, ak şekil olur, tüylü olur, küçük elma gibi elması olur. Bazıları yerler, kekredir, lezzeti yoktur. Güzel kokusu vardır. Tabiatı Galen'in sözü sıcaktır ve keskinliği vardır. Haşlanmışı kılları kara eder. Eğer dallarını ve yaprağını bile pişirip içseler sidiği ve hayzı ve cenini çıkarır. Ve deniz vatozu (tarikunü’l-bahri) dedikleri denizin sokucu canavarına faydalıdır ve zehirli canavarlara keza faydalıdır ve cerahate dahi faydalıdır, kanı tutar ve yaramaz çıbanları pak eder. Ve suyunu kaynatıp dil ağır (sakil) olduğuna ve tatlı söylemeye gayet fayda eder. Ve aşağı (sefel) kaşıntılarına bunun suyundan taharetleneler (istinca edeler), faydalıdır.
Selime:
Diş otu derler. Dişi bununla yuğarlar (yıkarlar). Bu ot pamukluk otu gibidir, yaprakları sert (haşin) olur. Tabiatı üçüncüde sıcak ve kurudur. Bunun suyunu şeker ile içseler hayzı açar ve balgami illetlere, hususan baştan inen balgamlara faydalıdır. Ağızda yaprağını dahi çiğneseler gayette muvafıktır ve mesane ve böbrek illetlerine dahi faydalıdır.
[Süleyman Efendi - Nizamü'l-Edviye]
🟠🟠🟠Salvia Officinalis 🟠🟠🟠
İbni Baytar ve Tezkere'nin "Ağacı dört köşe/dört bucaklı olur" (Mürebba' / Square stems) tespiti, Adaçayının da mensup olduğu Lamiaceae (Ballıbabagiller / Nanegiller) familyasının en temel ve belirgin anatomik özelliğidir.
Yaprak Dokusu: "Ayva yaprağına benzer, tüylüdür, yunmuş giysi burtuklarına (havlu/kumaş pürüzlerine) benzer" tasviri, Adaçayı yaprağının o gri-yeşil, pürüzlü, kadifemsi (rugose) dokusunu kusursuzca betimlemektedir.
Asfâkus / Esfakus kelimesi, doğrudan Antik Yunanca Adaçayı anlamına gelen "Sphakos" veya "Elelisphakos" kelimesinin Arapçalaşmış halidir. Nitekim Nizamül Edviye'de "Rumca faskomilo, Latincesi salviya (Salvia), Türkçesi diş otudur" denilmiş. Yanlız Nizam, buna da deve dilidir derler demiş, ancak görünüşe göre deve dili başka bir bitkidir.
O SEBEPLE; deve dili dediği bitkinin ikinci seçeneği çok büyük ihtimalle Salvia fruticosa olsa gerektir.
Bu sebeple; İkinci ismimiz:
🟠🟠🟠Salvia fruticosa 🟠🟠🟠
Aşağıdaki bazı metinlerde belirtilen "deve dili"nin Anadolu Adaçayı / Yunan Adaçayı (Salvia fruticosa) olduğunun kanıtı: Belirli bir arı/yaban arısı türü (Neaylax salviae), bu adaçayının dallarını sokarak yumurtalarını bırakır. Bitki buna tepki olarak, yumurtanın etrafında sulu, etli, küçük bir elmaya benzeyen yuvarlak bir mazı (gall) oluşturur. Doğu Akdeniz'de bu oluşumlara bugün bile "Adaçayı Elması" (İng: Sage apple, Yunanca: Fascomilia apple) denir. Yöre halkı susuzluğunu gidermek için hafif kekremsi (mayhoş) olan bu "elmaları" koparıp yerdi. Nizamül Edviye'deki "Geyik elması dedikleri ot olduğunda şüphe kalmadı" tespiti, hekimlerin bu "adaçayı elmasını" bizzat gördüklerinin ve bitkinin Salvia fruticosa olduğunun kanıtıdır.
Yani, kısacası, bu bitki SALVIA'dır. (Bkz: Terceme: "Frenkçesi Salviya'dır").
Ancak farklı çeşitlerin karışmış olması mümkün.
Frenkçesi Salviya'dır, Arapça alsifaküs derler. Tabiatı sıcak kurudur birinci derecede ve mutedil dahi demişler faydası eğer bu otun yaprağından ve kökünden kaynatıp içseler hatunların tıkanmış (mesdud) olan hayzını açar ve itidale getirir böbrekte ve kavukta olan taşı eritip ve çıkarır ve ağrılarını men eder eğer bu otun üç yaprağını aç karnına tuz ile yeseler o gün o kimseye zehir yedirseler zehir kâr etmeye göğüs illetlerine ve öksürüğe gayet fayda eder ve zahir illetine ve kan gitmesine faydalıdır eğer zikrolunan otu damıtıp (taktir edip) içseler zikredilen bu illetlerin bütününe fayda eder inayetallah ve eğer zikrolunan otu su ile kaynatıp ağızda gargara etseler diş ağrılarını defedip ve kurtlarını kırar ve bu misilli faydaları çoktur tabip görüşü ile olucak eğer zikrolunan otu taze iken toplayıp ibrikte damıtıp (taktir eyleyip) kırk gün miktarı sabahta ve akşamda bahsi geçen o damıtılmış (mukattar) sudan kullansalar eski öksürüğü men eder ve ciğerde olan yarayı ıslah eder ve ciğerin tıkanıklıklarını (süddelerini) açıp ve kalbe ve mideye kuvvet verir ve ferah üzere tutar ve yemek yemeye iştah getirir inayetallah gaflet olunmaya.
[Terceme-i Cedide Fi'l-Havassi'l-Müfrede]
El-Asfakus:
Buna deve dili derler. Uzun biter. Çok budakları olur. Ağacı dört köşe olur, ak olur. Yaprağı ayva yaprağına benzer. Evet incerek olur. Eğer bu otun budağını yaprağıyla pişirseler kadınlar içseler hayızlarını yürüte. Ve ölmüş oğlancıklarını çıkara. Ve zehirli canavarlar soktuğuna fayda ede. Eğer içirseler veyahut sürtseler ak kılı karartır. Ve cerahatlere fayda ede. Ve yaramaz çıbanlara fayda ede. Ve kaynatıp suyunu içirseler dil ağır (sakil) olduğuna ve tatlı söylemeye fayda ede. Ve kanı kese. Eğer yaprağını budağıyla kaynatsalar suyuyla taharetlenseler (istinca etseler) önden ve arkadan olan kaşıntılara fayda ede. Eğer yetmiş bir dirhem bir küp şıraya koysalar o şıra böbrek ve kavuk ağrısına ve kan tükürmeye ve öksürüğe fayda ede. Ve uzuv gevşekliğini/güçsüzlüğünü (süstlüğünü) gidere. Ve hayız kanını yürüte eğer içseler.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Deve Dili (Lisanü’l-ibil):
Deve dili derler bir ottur. Tabiatı ikinci derecede sıcak ve kurudur. Cerahati kurutur, dışarıdan (zahirden) akan kana ekseler kurutur. Eğer iç çıbanları için içseler faydalıdır. İçilecek miktarı üç dirhemdir. Böbreğe zarar eder, illa zamk ıslah eder.
[Süleyman Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Deve Dili (Lisanü’l-ibl):
Deve dili demektir. Murat bir nebattır ki bazıları ona deve otlayacağı (ri'yü’l-ibl) demişler yani deve otlayacak nebat demektir ama böyle diyenler yanlış (galat) etmişlerdir, diğer nebattır. Bu nebat uzundur ve budakları çoktur. Budakları dört bucaklıdır ve beyaza çalardır. Yaprağı ayva yaprağına benzer lakin ondan daha uzun ve yassılığı daha azdır. Yıkanmış giysiler pırtıklarına benzer azıcık iriliği vardır. Üstünde beyaza çalar ufak tüyü vardır. Kokusunda ağırlık ve hoşluk vardır, yassılığa ve yumruluğa çalar sarı yemişi vardır. İri yarı yerlerde biter. Tabiatı üçüncü derecede sıcak ve kurudur. Eğer yapraklarını ve budaklarını su ile pişirip içseler hayzı ve sidiği yürüte ve avrat karnından oğlanı çıkara ve deniz vatozunun (şefnin-i bahrinin) soktuğuna fayda eyleye. Eğer pişirilmişinden içseler ve yaprağından çiğneseler dil tutulup söylemeye kadir olmamayı gidere ve dilde ızdırabı ve tutkunluğu ıslah eyleye. Bazen olur bu nebattan yetmiş tane miskal miktarını alıp yetmiş rıtl miktarı şıra içine koyup ta muhkem oluncaya değin durduktan sonra hayız tutkunluğuna ve karaca etlerde olan berelere ve öksürüğe ve kan tükürmeye ve yanlarda ve kavukta ve böbreklerde olan çıbanlara ve hararetlere faydalı şarap olur. Bu makule şarabından içilecek miktarı rıtl miktara dektir ve yaprağından üç dirheme dektir ve usaresinden iki dirhemdir ve su ile pişirilmişinden rıtlın üçte biri miktara dektir.
El-Asgafis:
Deve dili (lisanü’l-ibl) derler bir nebattır. Deve diline benzediği için böyle ad vermişler. Deve otlayacağı (ra'yü’l-ibl) dedikleri devadır diyenler yanlış (galat) etmişlerdir, zira diğeridir.
[Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Diş Otu (Esfeküs / Elaskakus):
Buna Türkçe diş otu derler. Deve dili dahi derler. Ama bir nüshada gördüm ki geyik elması dedikleri ottur ve bütün araştırdığım (tetebbu' ettiğim) kitaplarda bu otun faydası geyik elması otu gibi yazmışlardır. Nihayet çok ihtilaf eylemişler deve dili (lisanü’l-ibil) demişler, bazısı yaban ahusu dili demişler. Bu söz dahi geyik elması olduğuna şahittir. Esfâkos isimli bir vilayet vardur, Cezâyir’e ve Fas’a yakın bir yerdir, Esfâkos derler, önce o vilâyetde maʿlûm oldu derler. Ve hâlâ Esfâkos adlu bir vilâyet vardır. Elhasıl geyik elması dedikleri ot olduğu malum oldu ki geyik elması dedikleri pamukluk otuna benzer, ama yaprakları ayva yaprağı gibi olur, budakları çok olur, ak şekil olur, tüylü olur, küçük elma gibi elması olur. Bazıları yerler, kekredir, lezzeti yoktur. Güzel kokusu vardır. Tabiatı Galen'in sözü sıcaktır ve keskinliği vardır. Haşlanmışı kılları kara eder. Eğer dallarını ve yaprağını bile pişirip içseler sidiği ve hayzı ve cenini çıkarır. Ve deniz vatozu (tarikunü’l-bahri) dedikleri denizin sokucu canavarına faydalıdır ve zehirli canavarlara keza faydalıdır ve cerahate dahi faydalıdır, kanı tutar ve yaramaz çıbanları pak eder. Ve suyunu kaynatıp dil ağır (sakil) olduğuna ve tatlı söylemeye gayet fayda eder. Ve aşağı (sefel) kaşıntılarına bunun suyundan taharetleneler (istinca edeler), faydalıdır.
Selime:
Diş otu derler. Dişi bununla yuğarlar (yıkarlar). Bu ot pamukluk otu gibidir, yaprakları sert (haşin) olur. Tabiatı üçüncüde sıcak ve kurudur. Bunun suyunu şeker ile içseler hayzı açar ve balgami illetlere, hususan baştan inen balgamlara faydalıdır. Ağızda yaprağını dahi çiğneseler gayette muvafıktır ve mesane ve böbrek illetlerine dahi faydalıdır.
[Süleyman Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Adaçayı, Deve dili, lisanül ibl, diş otu
Frengi salviya Arabi alsifaküs ve lisan-ı ibl dahi Türki diş otı ve deve dili tabiatı har yabisdür derece-i ulada ve mu'tedil dahi dimişler faidesi eger bu otuñ yaprağından ve kökinden kaynadup icseler hatunlaruñ mesdüd olan hayzını açar ve i'tidale getürür bögrekde ve kavukda olan taşı eridüp ve çıkarur ve ağrıların men' ider eger mezkür otuñ üç yaprağın aç karına tuz ile yiseler ol gün ol kimseye zehr yidürseler zehr kar itmeye gögüs illetlerine ve öksürüge gayet faide ider ve zahir illetine ve kan gitmesine nafidür eger zikr olunan otı taktir idüp içseler mezkur illetlerüñ cümlesine faide ider bi-izni'llahi teala ve eger zikr olunan otı su ile kaynadup ağızda gargara itseler diş ağrıların def idüp ve kurdların kırar ve bu mısıllı faideleri çokdur re'y-i tabib ile olıcak eger zikr olunan otı taze iken cem' idüp iñbikde taktir eyleyüp kırk gün mikdarı sabahda ve ahşamda mezkur mukattar sudan istimal itseler eski öksürügi men' ider ve cigerde olan yareyi islah ider ve cigerüñ süddelerin açup ve kalbe ve mi'deye kuvvet virür ve ferah üzre dutar ve ta'ama iştah getürür bi-izni'llahi teala gaflet olunmaya.
[Terceme-i Cedide Fi'l-Havassi'l-Müfrede]
Frengi salviya Arabi alsifaküs ve lisan-ı ibl dahi Türki diş otı ve deve dili tabiatı har yabisdür derece-i ulada ve mu'tedil dahi dimişler faidesi eger bu otuñ yaprağından ve kökinden kaynadup icseler hatunlaruñ mesdüd olan hayzını açar ve i'tidale getürür bögrekde ve kavukda olan taşı eridüp ve çıkarur ve ağrıların men' ider eger mezkür otuñ üç yaprağın aç karına tuz ile yiseler ol gün ol kimseye zehr yidürseler zehr kar itmeye gögüs illetlerine ve öksürüge gayet faide ider ve zahir illetine ve kan gitmesine nafidür eger zikr olunan otı taktir idüp içseler mezkur illetlerüñ cümlesine faide ider bi-izni'llahi teala ve eger zikr olunan otı su ile kaynadup ağızda gargara itseler diş ağrıların def idüp ve kurdların kırar ve bu mısıllı faideleri çokdur re'y-i tabib ile olıcak eger zikr olunan otı taze iken cem' idüp iñbikde taktir eyleyüp kırk gün mikdarı sabahda ve ahşamda mezkur mukattar sudan istimal itseler eski öksürügi men' ider ve cigerde olan yareyi islah ider ve cigerüñ süddelerin açup ve kalbe ve mi'deye kuvvet virür ve ferah üzre dutar ve ta'ama iştah getürür bi-izni'llahi teala gaflet olunmaya.
[Terceme-i Cedide Fi'l-Havassi'l-Müfrede]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
