Abonelikler
Uygulamamızı indirin
Freed Science

Kadim Tıbbın İhyası

Özgür Tıp amblemi

Tıbbi Miras Arşivi

Madenler, Mineraller, Taş ve Topraklar

Zincifre, Cinnabar

Serbest metin
Züncüfre - Cinnabar (zincifre, zinober), Cıva sülfür (HgS)
Civa maddesinde etraflıca sülüğenin(züncüfrün) cevheri beyan olundu. Bu makamda Kanun'un zikreylediği budur:
Mahiyeti Hakkında: Bir kavim der ki sülüğenin kuvveti üstübeç kuvveti gibidir ve başkaları der ki şâzenec kuvveti gibidir.
Tabiatı Hakkında: En doğru sözlerde sülüğen sıcak ve kurudur, benzer ki o keyfiyetler ikinci derece sonlarında ola ve buna aykırı tabiat ispat edenlerin sözleri bu babda marifetleri olmadıklarındandır.
Fiilleri ve Hassaları Hakkında: Sülüğen tutucu/büzücü(kabız) ve emip çekicidir lakin bir kavim der ki tutuculuğu/büzücülüğü cezbinden kavidir ve başka kavim der ki cezbi tutuculuğundan/büzücülüğünden kavidir.
Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Cerahati iyileştirir ve yaralarda et bitirir ve ateş yanığına ve sivilceye mani olur. "Sivilce(Hasaf)" o kabarcıklar ve sivilcelerdir ki darı gibi çıkar ve diken gibidir, sivri olur.
Baş Organları Hakkında: Dişleri çürümekten meneder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]

Zencefre: Zencefre Türkçe; zincerf Farsça. İki türlü olur. Altın ve bakır madeninde bulunur. Bazıları bunu kırmızı kükürt derler. Şeyh Davud dahi böyle beyan etmiştir. Bir türlüsü madeni ve bir türlüsü amelidir. Amelisini kükürtten ve civadan beraber dövüp bir çömleğe korlar, ağzını hikmet çamuru ile sıvayıp tezek yahut fırına bir gün bir gece gömeler, sonra çıkaralar. Ve madeni olana Yunanlar heyûn derler, ona Arapça civa taşı(hacerü'z-zîbak) derler. Ve suni olana bir lafızla dahi Yunanlar kînâbârî derler. Bunların kuvveti üstübeç ve şâzenc kuvveti gibidir, dengelidir. Fules ikincide sıcak ve evvelde kurudur demiş. Eğer merhemle karıştırıp ateş yaktığına ve kabarcıklara dürtseler ıslah ede, cerahate ve yaramaz çıbanlara dürtseler bitire ve dişe dürtseler eti yenmeden emin ola ve aşındırıcı yara zahmetlerine ekseler faydalıdır ve çürümlü yaralara ki azmış ola, faydalıdır. Ama bundan içmek ve yemek olmaz, bu dahi katledicidir. Bunu içseler öldürücü civa içmiş gibi taarruz eder. Eğer hataen yeseler yağlı çorba ve yağlılar içeler ve civaya eyledikleri devaları edeler ki civada zikrolunmuştur.
Serîkûn: Yanmış sülüğendir, esrîkûn dahi derler. Sülüğen diye zikrolunur.
Sencefre: Ve sülüğen dedikleri bir kızıl boyadır. Zikrolunmuştur.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]



Züncüfür: Bazısı madenidir. Altın ve bakır madeninden hasıl olur. Ve o, az bulunur hatta bazıları demişler ki o kırmızı kükürttür ki az bulunur olduğu ecilden ona temsil ederler. Ve bazısı amelidir. Şimdi bilinen ameli olanıdır. Sind ve Ermenistan etrafından ve Venedik adalarından getirirler. Ve zikrolunanlardan sıhhati kavidir. Ve iyisi ağırı ve kızıl olup onda kükürt rayihası olmayanıdır. Ve sanatı: Odur ki civayı bir şişeye kosalar ki üç kat hikmet çamuruyla sıvamış olalar ve her biri kuruduğundan sonra o birisini komuş olalar ve onun her bir vukıyyesine bir dirhem kükürt ekeler ve bir nüshada iki dirhem. Ve bazıları onları sumak ile döverler ve çömleğin ağzını hikmet çamuruyla muhkem bağlayalar ve altına ateş yakalar hatta yukarıya çıkar, sonra soğutup saklayalar. Ve bu tarikle olana kadim kitaplarda Mısri derler. Ve bazen alıp ocak gibi yaparlar ki iki kapısı ola. Ve çömleği ona girdirirler ve fıski gibi şeyleri onun içinde yakarlar hatta onun külü çömlekleri örte. Ve buna Şami derler. Ve sülüğen sıcaktır ve kurudur üçüncünün sonlarında. Kaşıntıyı ve uyuzu ve çili ve sivilceyi zail eder ve biti öldürür ve yaraları kurutur hatta dumanı bile. Lakin çivit gibidir ne zaman ki onun ile tütsü ederler, lazımdır ki ağzı su ile dolduralar, kulakları ve gözleri hıfzedeler. Ve yaraları ve ateş yanığını iyi eder ve dişlerin çürümüşünü zail eder. Ve onu dahile kullanmak caiz değildir. Zira sıkıntı ve boğaz anjini ve zahmet getirir. Ve ilacı kusmaktır ve yağlı sular içmektir. Ve bedeli: Şâdene.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]

Zincefr: Farsçadan Arapçalaştırılmış isimdir, malumdur. Sülüğen iki türlüdür: Birisi madeni yani madenlerde yaratılmış bulunur. Birisi dahi sunidir yani amel ile olur. Madenisi yakılmış kurşuna benzer kızıl damarlardır. Bir miktar yoğunluğu yani kalınlığı vardır. Civa çıktığı madenlerde bulunur. Ameli olan, civa ve kükürdü yakmak ile hasıl olur. Sanatı budur ki bir çömlek veyahut hikmet çamuru dedikleri balçık ile sıvanıp ve kurutulmuş şişe içine civa koyalar, şol vechle ki civadan her bir vukıyye yani on iki dirheme sarı kükürtten bir dirhem katalar. Bazıları kükürt ile civayı dövüp ezerler ve bazıları ezmeyip şöyle korlar. Sonra o çömlek veyahut şişenin ağzını muhkem pekiderler ve balçık ile sıvayalar. Eğer ak tuzlu sudan ketenden bez parçasına bolca içirip ve tuz ile ağzını sıvayıp ve o bez ile sarsalar ziyade pekidip durur. Sonra kurumuş et gübresi ki muhkem kızıp yanar ola, bir gün ve bir gece onun ateşi içinde gömeler sonra çıkaralar. Tamam pişmesinin alameti budur ki onda kükürt rayihası kalmaya. Bazıları dahi civayı ve kükürdü çömleğe koyup çömleği kubbeli derin şişe ile kapayıp balçık ile sıvarlar ve çömlek altına ateş ederler ta civa kalkıp kapağa gelir, ondan sonra ateşi gide. Üzerine keçe parçasını ve ağır nesne korlar ta soğuk olunca sonra çıkarırlar.
Sülüğen tabiatı sıcak ve kurudur. Kuruluğu çoktur, üçüncü dereceye yakındır. Şanındandır ki kanı tutup keser. Eğer merhem dedikleri merhem ile karıştırsalar ateş yanığını ve ufak çıbanlar ve kabarcıkları giderip iyi ede ve yaraları ondurur ve çıbanlarda et bitirir ve dişler yenmesine mani olur. Aşındırıcı yara ve sair yaramaz ve çirkli yaramaz rayihalı çıbanlara ekseler fayda eder. Eğer iki miskal miktarını yeseler katleder. İlaç budur ki sade yağ içirip bolca kusturalar. Eğer kabz vaki olursa veyahut kusmakla mideden çıkmaz ise fitil veya lavman yoluyla(hukne) edeler. Sülüğen bulunmasa bedeli mürdeseng dedikleri taş gibi topraktır.
[Tercüme-i Mâ-Lâ Yesa‘u’t-Tabîbe Cehluhu]

Kırmızı yani sülüğen soğuktur kurudur, tenden akmayı tutar ve gözün kapakları ayrılmasını giderir, birkaç kez ondan koyalar eğer merhemde cerahatlere vursalar faydalı ola.
[Kitab-ı Tıbb]

Erişim kontrol ediliyor…

Orijinal Tarihî Metin

Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.

Züncüfre (Cinnabar / Zinober)
Zîbak maddesinde müstevfâ züncüfrün cevheri beyân olundu. Bu makamda Kânûn'un zikr eylediği budur:
Fi'l-Mâhiyyeti: Bir kavm der ki züncüfrün kuvveti isfîdâc kuvveti gibidir ve âherleri der ki şâzenec kuvveti gibidir.
Fi't-Tab'ı: Esahh-ı akvâlde züncüfr hârr-ı yâbistir, benzer ki o keyfiyyetler derece-i sâniye âhirinde ola ve buna mugâyir tabîat isbât edenlerin sözleri bu bâbda ma'rifetleri olmadıklarındandır.
Fi'l-Ef'âli ve'l-Havâssi: Züncüfr kâbıd ve câzibdir lâkin bir kavm der ki kabzı cezbinden akvâdır ve âher kavm der ki cezbi kabzından akvâdır.
Fi'l-Hurâcı ve'l-Kurûhı: Cirâhatı idmâl eder ve kurhalarda lahm bitirir ve âteş yanığına ve hasafe mâni' olur. "Hasaf" o besreler ve sivilcilerdir ki darı gibi hurûc eder ve diken gibidir, sivri olur.
Fi-A'zâi'r-Re'si: Esnânı te'ekkülden men' eder.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]

Orijinal metnin devamı kilitli

Erişim kontrol ediliyor…

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.