Hayvanların Havassı
Baykuş
Serbest metin
Baykuş ölünce bir gözü açık kalır ve bir gözü kapanık kalır kim suya bırakılınca bir gözü batar bir gözü batmaz, o batmayanı adam götürse hergiz uyumaya ve o batanı getirse gayet uyuyan ola.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Dahi döşeğe işeyen adama veya oğlana veya kıza baykuş ödünü meşe köküyle karıştırıp yedirseler işemez ola, tecrübe edilmiştir.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Baykuş: Buhara tarihinde şöyle bir olay anlatılmaktadır; İran hükümdarlarından biri adamlarına, “Kuşların şerlisini bana avlayın ve onu odunların şerlisi ile kebap edin, insanların en şerli olanına onu yedirin!” diye emir verdi. Bunun üzerine adamları dahi bir baykuş avladılar, zehir(ağu) ağacı ile kebap ettiler ve aç bir kimseye onu yedirdiler. Gerçekten de insanların en zararlısı aç insanlar arasından çıkar. Tok insanlardan kimseye zarar gelmez. Halife Memun bir gün köşkünde oturmakta iken, bir adamın elindeki kömür parçası ile köşkün divarına bir şeyler yazmakta olduğunu gördü. Ne yazdığını öğrenmek için adamlarından birini yazıyı yazanın yanına gönderdi. Yazıda şöyle deniliyordu: Ey saray! Sende baykuşların yuva yaptığı gün, sevinenlerin başında gelen ben olurum... Yazıyı okumak için görevlendirilen saray adamı, yazı sahibini alıp yaka paça halifenin huzuruna çıkardı. Halifenin adama ne yazdığını sorması üzerine, adam yazdığını aynen tekrarladı. Halife bunun sebebini sorunca, “Ey müminlerin emiri! Sen daha iyi bilirsin ki, bu saray hazinelerle, mücevherlerle ve türlü kıymetli eşyalarla doludur. Biraz önce bu sarayın önünden geçip giderken açlığımı ve fakirliğimi düşündüm ve kendi kendime, “Ben aç ve muhtaç olduktan sonra, bu sarayın mamur oluşu ne işime yarar? Eğer harap olursa, içerisinden geçerken belki bir mermer, işe yarar bir tahta veya bir miktar çivi elde ederim.” dedim...” deyince, halife Memun hazinedarına, “Bu kişiye bin altın verin!” diye emretti. Sonra dahi yazı sahibine dönerek, “Sarayımız mamur oldukça, her yıl sana böyle bin altın vereceğim!” dedi. Baykuş boğazlandığı takdirde bir gözü açık, bir gözü kapalı olarak kalır. Açık gözü yerinden çıkarılıp yüzüğün altına konursa, o yüzüğü takan kimsenin yüzük üzerinde olduğu sürece uykusu gelmez. Kapalı gözü aynı yere koyulan kimse ise uykudan kendisini alamaz. Taberi diyor ki; gözlerden hangisinin yumuk veya açık olduğunda şüpheye düşülürse, her ikisi de bir kap içerisindeki suya bırakılır. Suyun yüzüne çıkan açık, dibine çöken de kapalı göz olarak anlaşılır. Hermes adındaki hekim diyor ki; baykuş yüreğini uyumakta olan bir kadının sol avucuna koyarsan, bütün yaptıklarını uykusu içerisinde söyler. Baykuşun öd suyu ile göze sürme çekmek, gözdeki görme bozukluğunu önler. Dişi baykuş yüreği çıkarılıp kurt derisine bağlanarak pazıya iliştirilirse, onu gören kimse korkusundan yanına yaklaşamaz. O dahi hiçbir kimseden korkmaz. Baykuş ayağını eritip sürme olarak çeken kimse, girdiği her karanlık yeri aydınlık gibi görür. Baykuş her zaman üzerine yatmak için iki yumurta yumurtlar; bunlardan birinde yavru olur, diğerinde olmaz. Rüyada baykuş görmek hırsız olarak yorumlanır. Bazı yorumcular, rüyada baykuş görmeyi, otoriter bir devlet yetkilisi olarak yorumlamışlardır. Baykuş görmeyi içteki korkunun yok olması olarak yorumlayanlar dahi vardır. Baykuş korkusuz bir gece kuşudur. Baykuş çoğunlukla viranelerde dolaşan ve bundan dolayı çok kimsenin uğursuz saydığı bir kuştur. Bir batıl inanca göre öldürülmüş bir kimsenin katilinden intikam alınmadıkça onun ruhu baykuş şekline girip, kabri üzerinde, “Beni sulayın! Susuzluğumu giderin!” diye feryat eder. İntikamı alınınca dahi uçup gider. Kitabü’n-Nesayih’da, bir seyyah şöyle anlatır; başkalarının tehlikeli saydığı her yere hiç korkmadan ve tereddüt etmeden girer çıkardım. Benim bu fevkalade cesaretim arkadaşlarımı hayrette bırakıyordu. İşin doğrusu ise şöyle: Geçmiş zamanda bir gün bazı arkadaşlarla birlikte ticaret amacıyla yola çıkmıştım. Her gece hırsızlarla karşılaşırdık. Ben ise arkadaşlarımdan fazla tedbirli bulunur ve uyanık dururdum. Bana binitini kiralayan ve rehberlik eden kimse çok mütedeyyin ve birçok güzel hasletlere sahipti. Benim geceyi uykusuz geçirdiğimi görünce, yanıma yaklaşarak bana, “Allah Resulüne (Sallallâhû aleyhi ve sellem) yüz kere salavat getir, sonra dahi rahatça uyumana bak. Böyle yaparsan her tehlikeden korunmuş olursun.” dedi. Tavsiyesini memnuniyetle yerine getirerek rahatça uykuya daldım. Aradan epeyce zaman geçmişti ki birisi beni uyandırdı, “Sen kimsin? Necisin? Ne istiyorsun?” dedim. Haylice üzülerek bana, “Ben ettim sen etme, suçumu bağışla. Sana ait bir malı çalmak için tuttuğum elim, gördüğün gibi kuruyup kaldı...” diye sızlandı. Adamın haline acıyarak bir çare düşünmesi için rehberimi uyanırmığa mecbur oldum. Ondan ricada bulundum. Rehberim, “Çalınmak istenen mal sana ait olduğu için, senin dua etmen icap eder.” dedi. Ben dahi Yüce Allah’a niyazda bulundum. Adamın eli tekrar eski halini aldı.
[Hayâtü'l-Hayevân]
Baykuş: Baykuş dedikleri başı büyük kuştur. Farsçada cugd ve kûc ve kûr derler. Rumlar kukuvaya, Efrenciler kukulaya derler. Gündüz gözü görmez bir kuştur. Bunu uçurup eğer yılan ve engerek görse yahut avazını işitseler o mekandan kaçarlar. Ekser huffâş ki yarasa derler onu avlar, yer. Dimağının(beyninin) hassasiyeti budur ki göze çekseler göz perdesini giderir. Ve gözünü misk ile karıştırıp götürseler her kimin burnuna o rayiha dokunursa götürene muhabbet eder. Ve baykuş öldükte bir gözü açık, bir gözü kapanık kalır. Bir gözü adama uyku getirir ve bir gözü adamı uyutmaz, sihirleyicidir. Pes nice malum olur, bilmek murat oldukta bir çanağa su koyup gözlerini içine bırakalar. Her hangi gözü suyun altına çökerse uyku getirir, suyun üzerinde kalan uyutmaz, sihirleyicidir. Mesela su üzerinde kalan gözünü her kim hatem kaşına koyup parmakta götürse uyku galebe etmez. Su altına çöken uyutucu gözünü her kimin döşeğinin altına koysalar asla uyanmaz. Ve yüreğini kulunç ve yüz felci olanlara yedirseler zail ede. Ödünü meşe ağacı köküyle yedirseler kavuk taşlarını giderir. Ve döşeğe işeyen sübyana ödünü ılgın ağacı köküyle içirseler gayrı işemez. Ama ciğeri gayet öldürücü zehirdir, sakınmak gerektir. Adamı öldürür, katı sakınmak gerektir. Asla deva olmaz derler. Ve iliğini yağa katıp başa koysalar göz karardığını ve dimağ(beyin) kaplarının yaşını ve çirkinini dağıtır. Baykuş eti mide bulantısı getirir. Ve kurusunu bir cemaat yeseler aralarında husumet ve kavga vaki ola. Kursağının kurusunu yeseler yaramaz kulunç getirir, zail olması gayet güç olur. Eğer kemiğini şarap meclisinde tütsü eyleseler aralarında kavga ve arbede ola. Baykuşun iki yumurtası olur. Biri kıl bitirir, biri bitirmez. Nice malum olur denirse yumurtalarını bal mumuyla kaplayıp bir gün bir gece dura. Ondan sonra kabını soyalar, her hangisi siyah olmuş ise kıl bitirir; sarı olan bitirmez, belki kılı zail eder. Tecrübe edilmiştir ve meşhurdur.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Doğan/Şahin: Bir meşhur kuştur. Ve o, kuşların birincilerindendir. Ve talim kabul eder. Ve iyisi noktalısıdır. Ve beyaz olan (en güzeli noktalısıdır), noktalısıdır. Ve onun terbiyesi ve marazlar ilacı için çok kitap vardır. Dördüncü babda zikrolunsa gerektir. Ve o, sıcaktır ikinci mertebede ve kurudur üçüncüde. Şişleri çözer ve zehirleri cezp eder. Ve onun tüyleri ki yanmış ola cerahatler etini kaynatır. Ve kanını göze çekmek ile beyazı ve kan oturmasını keser. Ve onun ödü yine bu hükmü eder. Dışkısı tecrübe edilmiştir eserlerin cilası için sürmekle. Ve cümleten yardım verir. Ve cenin bıraktırır buhur etmekle ve ferçte götürmekle. Ve o, keymusun yaramazıdır. Ve hazmı zordur. Kulunç getirir. Baharatlar onun düzelticisidir.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Baykuş: Baykuşu öldürünce bir gözü içeri gider ve bir gözü dışarı kalır. Nitekim suya bıraksan biri batar biri batmaz. O batanı adam götürse gayet uyuyan ola. Batmazını götürse uyumaz ola.
[A’cebü’l-’uccâb]
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Dahi döşeğe işeyen adama veya oğlana veya kıza baykuş ödünü meşe köküyle karıştırıp yedirseler işemez ola, tecrübe edilmiştir.
[Mir Salih B. Havabin - Risâle fi't-Tıb]
Baykuş: Buhara tarihinde şöyle bir olay anlatılmaktadır; İran hükümdarlarından biri adamlarına, “Kuşların şerlisini bana avlayın ve onu odunların şerlisi ile kebap edin, insanların en şerli olanına onu yedirin!” diye emir verdi. Bunun üzerine adamları dahi bir baykuş avladılar, zehir(ağu) ağacı ile kebap ettiler ve aç bir kimseye onu yedirdiler. Gerçekten de insanların en zararlısı aç insanlar arasından çıkar. Tok insanlardan kimseye zarar gelmez. Halife Memun bir gün köşkünde oturmakta iken, bir adamın elindeki kömür parçası ile köşkün divarına bir şeyler yazmakta olduğunu gördü. Ne yazdığını öğrenmek için adamlarından birini yazıyı yazanın yanına gönderdi. Yazıda şöyle deniliyordu: Ey saray! Sende baykuşların yuva yaptığı gün, sevinenlerin başında gelen ben olurum... Yazıyı okumak için görevlendirilen saray adamı, yazı sahibini alıp yaka paça halifenin huzuruna çıkardı. Halifenin adama ne yazdığını sorması üzerine, adam yazdığını aynen tekrarladı. Halife bunun sebebini sorunca, “Ey müminlerin emiri! Sen daha iyi bilirsin ki, bu saray hazinelerle, mücevherlerle ve türlü kıymetli eşyalarla doludur. Biraz önce bu sarayın önünden geçip giderken açlığımı ve fakirliğimi düşündüm ve kendi kendime, “Ben aç ve muhtaç olduktan sonra, bu sarayın mamur oluşu ne işime yarar? Eğer harap olursa, içerisinden geçerken belki bir mermer, işe yarar bir tahta veya bir miktar çivi elde ederim.” dedim...” deyince, halife Memun hazinedarına, “Bu kişiye bin altın verin!” diye emretti. Sonra dahi yazı sahibine dönerek, “Sarayımız mamur oldukça, her yıl sana böyle bin altın vereceğim!” dedi. Baykuş boğazlandığı takdirde bir gözü açık, bir gözü kapalı olarak kalır. Açık gözü yerinden çıkarılıp yüzüğün altına konursa, o yüzüğü takan kimsenin yüzük üzerinde olduğu sürece uykusu gelmez. Kapalı gözü aynı yere koyulan kimse ise uykudan kendisini alamaz. Taberi diyor ki; gözlerden hangisinin yumuk veya açık olduğunda şüpheye düşülürse, her ikisi de bir kap içerisindeki suya bırakılır. Suyun yüzüne çıkan açık, dibine çöken de kapalı göz olarak anlaşılır. Hermes adındaki hekim diyor ki; baykuş yüreğini uyumakta olan bir kadının sol avucuna koyarsan, bütün yaptıklarını uykusu içerisinde söyler. Baykuşun öd suyu ile göze sürme çekmek, gözdeki görme bozukluğunu önler. Dişi baykuş yüreği çıkarılıp kurt derisine bağlanarak pazıya iliştirilirse, onu gören kimse korkusundan yanına yaklaşamaz. O dahi hiçbir kimseden korkmaz. Baykuş ayağını eritip sürme olarak çeken kimse, girdiği her karanlık yeri aydınlık gibi görür. Baykuş her zaman üzerine yatmak için iki yumurta yumurtlar; bunlardan birinde yavru olur, diğerinde olmaz. Rüyada baykuş görmek hırsız olarak yorumlanır. Bazı yorumcular, rüyada baykuş görmeyi, otoriter bir devlet yetkilisi olarak yorumlamışlardır. Baykuş görmeyi içteki korkunun yok olması olarak yorumlayanlar dahi vardır. Baykuş korkusuz bir gece kuşudur. Baykuş çoğunlukla viranelerde dolaşan ve bundan dolayı çok kimsenin uğursuz saydığı bir kuştur. Bir batıl inanca göre öldürülmüş bir kimsenin katilinden intikam alınmadıkça onun ruhu baykuş şekline girip, kabri üzerinde, “Beni sulayın! Susuzluğumu giderin!” diye feryat eder. İntikamı alınınca dahi uçup gider. Kitabü’n-Nesayih’da, bir seyyah şöyle anlatır; başkalarının tehlikeli saydığı her yere hiç korkmadan ve tereddüt etmeden girer çıkardım. Benim bu fevkalade cesaretim arkadaşlarımı hayrette bırakıyordu. İşin doğrusu ise şöyle: Geçmiş zamanda bir gün bazı arkadaşlarla birlikte ticaret amacıyla yola çıkmıştım. Her gece hırsızlarla karşılaşırdık. Ben ise arkadaşlarımdan fazla tedbirli bulunur ve uyanık dururdum. Bana binitini kiralayan ve rehberlik eden kimse çok mütedeyyin ve birçok güzel hasletlere sahipti. Benim geceyi uykusuz geçirdiğimi görünce, yanıma yaklaşarak bana, “Allah Resulüne (Sallallâhû aleyhi ve sellem) yüz kere salavat getir, sonra dahi rahatça uyumana bak. Böyle yaparsan her tehlikeden korunmuş olursun.” dedi. Tavsiyesini memnuniyetle yerine getirerek rahatça uykuya daldım. Aradan epeyce zaman geçmişti ki birisi beni uyandırdı, “Sen kimsin? Necisin? Ne istiyorsun?” dedim. Haylice üzülerek bana, “Ben ettim sen etme, suçumu bağışla. Sana ait bir malı çalmak için tuttuğum elim, gördüğün gibi kuruyup kaldı...” diye sızlandı. Adamın haline acıyarak bir çare düşünmesi için rehberimi uyanırmığa mecbur oldum. Ondan ricada bulundum. Rehberim, “Çalınmak istenen mal sana ait olduğu için, senin dua etmen icap eder.” dedi. Ben dahi Yüce Allah’a niyazda bulundum. Adamın eli tekrar eski halini aldı.
[Hayâtü'l-Hayevân]
Baykuş: Baykuş dedikleri başı büyük kuştur. Farsçada cugd ve kûc ve kûr derler. Rumlar kukuvaya, Efrenciler kukulaya derler. Gündüz gözü görmez bir kuştur. Bunu uçurup eğer yılan ve engerek görse yahut avazını işitseler o mekandan kaçarlar. Ekser huffâş ki yarasa derler onu avlar, yer. Dimağının(beyninin) hassasiyeti budur ki göze çekseler göz perdesini giderir. Ve gözünü misk ile karıştırıp götürseler her kimin burnuna o rayiha dokunursa götürene muhabbet eder. Ve baykuş öldükte bir gözü açık, bir gözü kapanık kalır. Bir gözü adama uyku getirir ve bir gözü adamı uyutmaz, sihirleyicidir. Pes nice malum olur, bilmek murat oldukta bir çanağa su koyup gözlerini içine bırakalar. Her hangi gözü suyun altına çökerse uyku getirir, suyun üzerinde kalan uyutmaz, sihirleyicidir. Mesela su üzerinde kalan gözünü her kim hatem kaşına koyup parmakta götürse uyku galebe etmez. Su altına çöken uyutucu gözünü her kimin döşeğinin altına koysalar asla uyanmaz. Ve yüreğini kulunç ve yüz felci olanlara yedirseler zail ede. Ödünü meşe ağacı köküyle yedirseler kavuk taşlarını giderir. Ve döşeğe işeyen sübyana ödünü ılgın ağacı köküyle içirseler gayrı işemez. Ama ciğeri gayet öldürücü zehirdir, sakınmak gerektir. Adamı öldürür, katı sakınmak gerektir. Asla deva olmaz derler. Ve iliğini yağa katıp başa koysalar göz karardığını ve dimağ(beyin) kaplarının yaşını ve çirkinini dağıtır. Baykuş eti mide bulantısı getirir. Ve kurusunu bir cemaat yeseler aralarında husumet ve kavga vaki ola. Kursağının kurusunu yeseler yaramaz kulunç getirir, zail olması gayet güç olur. Eğer kemiğini şarap meclisinde tütsü eyleseler aralarında kavga ve arbede ola. Baykuşun iki yumurtası olur. Biri kıl bitirir, biri bitirmez. Nice malum olur denirse yumurtalarını bal mumuyla kaplayıp bir gün bir gece dura. Ondan sonra kabını soyalar, her hangisi siyah olmuş ise kıl bitirir; sarı olan bitirmez, belki kılı zail eder. Tecrübe edilmiştir ve meşhurdur.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü'l-Edviye]
Doğan/Şahin: Bir meşhur kuştur. Ve o, kuşların birincilerindendir. Ve talim kabul eder. Ve iyisi noktalısıdır. Ve beyaz olan (en güzeli noktalısıdır), noktalısıdır. Ve onun terbiyesi ve marazlar ilacı için çok kitap vardır. Dördüncü babda zikrolunsa gerektir. Ve o, sıcaktır ikinci mertebede ve kurudur üçüncüde. Şişleri çözer ve zehirleri cezp eder. Ve onun tüyleri ki yanmış ola cerahatler etini kaynatır. Ve kanını göze çekmek ile beyazı ve kan oturmasını keser. Ve onun ödü yine bu hükmü eder. Dışkısı tecrübe edilmiştir eserlerin cilası için sürmekle. Ve cümleten yardım verir. Ve cenin bıraktırır buhur etmekle ve ferçte götürmekle. Ve o, keymusun yaramazıdır. Ve hazmı zordur. Kulunç getirir. Baharatlar onun düzelticisidir.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Baykuş: Baykuşu öldürünce bir gözü içeri gider ve bir gözü dışarı kalır. Nitekim suya bıraksan biri batar biri batmaz. O batanı adam götürse gayet uyuyan ola. Batmazını götürse uyumaz ola.
[A’cebü’l-’uccâb]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Baykuş
(Arama Kelimeleri/Dizin: Baykuş, Bûm, Cugd)
Baykuş. Eger baykuşı öldür, bir gözi açuk, her ki ol gözün götüre hergiz uyumaya. Eger baykuş etin kurıdup dögüp ta'âma katup iki kişiye yedireler aralarında husûmet ola. Eger iki gözün yumşak dögüp miskle her kime yaladalar gâyet dost ola.
[İbda'i'l-A'raz]
(Arama Kelimeleri/Dizin: Baykuş, Bûm, Cugd)
Baykuş. Eger baykuşı öldür, bir gözi açuk, her ki ol gözün götüre hergiz uyumaya. Eger baykuş etin kurıdup dögüp ta'âma katup iki kişiye yedireler aralarında husûmet ola. Eger iki gözün yumşak dögüp miskle her kime yaladalar gâyet dost ola.
[İbda'i'l-A'raz]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
