🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Ihlamur, Tilia
Serbest metin
Ihlamur (Mahleb-i Filira)
Mahlep: ʿArabîdür. Anduz Türkî; andus agacı Türkî; nîvend-i meryem Fârisî; mahlebâ Süryânî; gînâvus Rûmî; kafnâtûn Yûnânî. Bu agacun hakkına ûklâmûr denilür. Kezâlik üç nevʿ olur dediler, üç nevʿinün dahı tasvîrleri vardur. Bunun çiçegi yapragınun ortasından çıkar, gayrı agaçlarda bu hâl mutasavver degildür. Lâtîn kitâblarında taʿyîn eyledükleri tasvîrler mûcibince üç dürlü olur. İslâmbôl’da olan ûklâmûrun yapragı degirmi şekl olur. Muhammed Temîmî dahı böyle taʿyîn edüp emrûd yapragından dahı ʿarîz olur demiş. Lâtîn kitâbları kavli üzere Efrencîler ûflâmûra fîlirâh derler ve Rûmîler dahı fîlôrâ derler. İkinci nevʿine tilye mâsyô derler. Ve İslâmbôl’da olan ûklâmûra dişi ûklâmûr derler, Lâtînler tîlye fîmina derler, dişi demekdür ve Macârlar lindem derler. Muhammed Temîmî dahı bu agaca fîlirâ deyü taʿyîn eylemiş, bundan maʿlûm oldı ki ûklâmûr ola. Ve Muhammed Temîmî’nün kavlin beyân edelüm ve Minhâc’un kavli budur ki Âzerbâycân’dan ve Nihâvend’(de)n gelür bir habdur, habbına habbü’l-mahleb derler der. Ol takdîrce ol diyârun ûflâmûr uflamur uklamur agacı, farazâ öyle olsun ve habbı dahı öyle olsun, bu kadar isbât-ı tasvîre gayrı cevâb olmaz. Ve Muhammed Temîmî kibâr ʿulemâdan fenn-i tıbbda mâhir kimesnedür, ekser İbni Baytâr ve gayrı ashâb-ı müfredât ki Muhammed Temîmî’den sonra gelmişdür, cümlesi Muhammed Temîmî’ye kâʾil olup kavli ile ʿamel eylemişler. Ve Süryân ve Yûnân ve Lâtîn ve Berberiyye ve Hind lisânından birer mikdâr vukûfı var, hâzık kimesnedür derler. Ve fi’l-cümle Muhammed Temîmî kavli üzere mahleb agacına Yûnânca fîlirâ ve Fârisî-yi magrib ile eşdûhî derler, Süryânîler vâsûtiyûn derler. Bâdem agacı budagı gibi çok budaklu agaçdur. Yaprakları emrûd yapragından ʿarîzdür ve siyâha mâʾildür. Ammâ Lâtîn kitâbları kavli üzere şecerini ve sâʾir ahvâlini tahrîr edelüm. Ve İbni Baytâr kavli dahı budur ki bu agaç üç dürlü olur, ak ve kara ve yeşil reng olur. Aʿlâsı ak olandur, karası yaramazdur. İstiʿmâl olınan kabugı degildür, içidür derler. Lâtîn kitâbları kavli üzere Serâbiyûn nâm hekîm ve Mâtyôl nâm musannif ve müʾellif-i müfredât bunun tasvîrini ve bunı bilmek murâd eylemiş ve cümle müfredât ashâbları ʿArab vilâyetinden olmagla bunı bilemeyüp ve ol ekâlîmde olmamak ile tasvîriyle beyâna kâʾil olmayup nakl ile yazdılar. Ammâ bu mahleb dört nevʿ oldugın bilmediler. İki nevʿine andûs derler, erkek ve dişi olur. Ve iki nevʿine dahı mahleb-i fîlîra derler, Türkçe ûflâmûr derler. Bunun nişânı yapragı arasında çiçegi çıkdugını ve agacınun dişisi nevʿinden olan kabugından sepetler ve sanduklar eyledüklerini ve gün döndügi gün bunun yaprakları dönüp arka yüzi oldugın bildürüp âdem gönderüp tasvîrinden İslâmbôl’da getürdüm, tasvîrin yazdum, mahleb-i fîlira yazdum der. Diskûrîdûs da Serâbiyûn nakl getürüp çiçegi latîf râyihaluya mahleb-i fîlira derler deyü isbât eyledi. Ve baʿde ʿArab hükemâsından lakabına Âvî Çîne ve ismine ʿAbdü’s-selâm derler velî var idi, andan tasvîrin ve agacınun yaprakların gösterdüm, mahleb-i fîlira dedi. Mahleb hod gayrıdur dedüm. Cevâb verdi ki ol mahleb andûsdur, iki cinsdür. Bu mahleb-i fîlira ıklâmûrdur dedi der. Bunun tabîʿatı hâr ve muhallildür. Kuvvet-i evvelîsi, dâʾü’s-saʿlebe bu agacun cümlesinün kaynamış suyı aʿlâdur ve şişleri tahlîl eder, mesâne mecârîsin açar ve sanculara gâyet müfîddür. Eger mâʾü’l-ʿasel ile içseler dahı münâsibdür ki cümle sogulcanını çıkarur ve yan başı agrılarına dahı nâfiʿdür. Bu zikr olınan ʿilletler yemişi ve habbı bulınursa, Serâbiyûn ve Mâtyôl kavli üzere dahı yegdür. Ve çiçegi bir mikdâr sakîldür, uyhu getürür, illâ der-ʿakab sandal ve kâfûr koksalar defʿ olur. Eger bunun agacınun kabugını agızda çigneyüp yeni yaralara ursalar bitüre. Ve dallarını hâvanda dögüp nıkrîse ursalar nefʿ verür ve dallarınun ʿusâresin dâʾü’s-saʿleb ʿilletine ursalar müfîddür ve kılları dökilmeden menʿ eder.
...........
Mahleb-i fîlira: Ûflâmûr agacıdur. Güzel râyihalu çiçegi olur. Henüz mahleb sıfatında zikr olındı. mahlebi filira uflamur
[Nizamül edviye]
Mahlep: ʿArabîdür. Anduz Türkî; andus agacı Türkî; nîvend-i meryem Fârisî; mahlebâ Süryânî; gînâvus Rûmî; kafnâtûn Yûnânî. Bu agacun hakkına ûklâmûr denilür. Kezâlik üç nevʿ olur dediler, üç nevʿinün dahı tasvîrleri vardur. Bunun çiçegi yapragınun ortasından çıkar, gayrı agaçlarda bu hâl mutasavver degildür. Lâtîn kitâblarında taʿyîn eyledükleri tasvîrler mûcibince üç dürlü olur. İslâmbôl’da olan ûklâmûrun yapragı degirmi şekl olur. Muhammed Temîmî dahı böyle taʿyîn edüp emrûd yapragından dahı ʿarîz olur demiş. Lâtîn kitâbları kavli üzere Efrencîler ûflâmûra fîlirâh derler ve Rûmîler dahı fîlôrâ derler. İkinci nevʿine tilye mâsyô derler. Ve İslâmbôl’da olan ûklâmûra dişi ûklâmûr derler, Lâtînler tîlye fîmina derler, dişi demekdür ve Macârlar lindem derler. Muhammed Temîmî dahı bu agaca fîlirâ deyü taʿyîn eylemiş, bundan maʿlûm oldı ki ûklâmûr ola. Ve Muhammed Temîmî’nün kavlin beyân edelüm ve Minhâc’un kavli budur ki Âzerbâycân’dan ve Nihâvend’(de)n gelür bir habdur, habbına habbü’l-mahleb derler der. Ol takdîrce ol diyârun ûflâmûr uflamur uklamur agacı, farazâ öyle olsun ve habbı dahı öyle olsun, bu kadar isbât-ı tasvîre gayrı cevâb olmaz. Ve Muhammed Temîmî kibâr ʿulemâdan fenn-i tıbbda mâhir kimesnedür, ekser İbni Baytâr ve gayrı ashâb-ı müfredât ki Muhammed Temîmî’den sonra gelmişdür, cümlesi Muhammed Temîmî’ye kâʾil olup kavli ile ʿamel eylemişler. Ve Süryân ve Yûnân ve Lâtîn ve Berberiyye ve Hind lisânından birer mikdâr vukûfı var, hâzık kimesnedür derler. Ve fi’l-cümle Muhammed Temîmî kavli üzere mahleb agacına Yûnânca fîlirâ ve Fârisî-yi magrib ile eşdûhî derler, Süryânîler vâsûtiyûn derler. Bâdem agacı budagı gibi çok budaklu agaçdur. Yaprakları emrûd yapragından ʿarîzdür ve siyâha mâʾildür. Ammâ Lâtîn kitâbları kavli üzere şecerini ve sâʾir ahvâlini tahrîr edelüm. Ve İbni Baytâr kavli dahı budur ki bu agaç üç dürlü olur, ak ve kara ve yeşil reng olur. Aʿlâsı ak olandur, karası yaramazdur. İstiʿmâl olınan kabugı degildür, içidür derler. Lâtîn kitâbları kavli üzere Serâbiyûn nâm hekîm ve Mâtyôl nâm musannif ve müʾellif-i müfredât bunun tasvîrini ve bunı bilmek murâd eylemiş ve cümle müfredât ashâbları ʿArab vilâyetinden olmagla bunı bilemeyüp ve ol ekâlîmde olmamak ile tasvîriyle beyâna kâʾil olmayup nakl ile yazdılar. Ammâ bu mahleb dört nevʿ oldugın bilmediler. İki nevʿine andûs derler, erkek ve dişi olur. Ve iki nevʿine dahı mahleb-i fîlîra derler, Türkçe ûflâmûr derler. Bunun nişânı yapragı arasında çiçegi çıkdugını ve agacınun dişisi nevʿinden olan kabugından sepetler ve sanduklar eyledüklerini ve gün döndügi gün bunun yaprakları dönüp arka yüzi oldugın bildürüp âdem gönderüp tasvîrinden İslâmbôl’da getürdüm, tasvîrin yazdum, mahleb-i fîlira yazdum der. Diskûrîdûs da Serâbiyûn nakl getürüp çiçegi latîf râyihaluya mahleb-i fîlira derler deyü isbât eyledi. Ve baʿde ʿArab hükemâsından lakabına Âvî Çîne ve ismine ʿAbdü’s-selâm derler velî var idi, andan tasvîrin ve agacınun yaprakların gösterdüm, mahleb-i fîlira dedi. Mahleb hod gayrıdur dedüm. Cevâb verdi ki ol mahleb andûsdur, iki cinsdür. Bu mahleb-i fîlira ıklâmûrdur dedi der. Bunun tabîʿatı hâr ve muhallildür. Kuvvet-i evvelîsi, dâʾü’s-saʿlebe bu agacun cümlesinün kaynamış suyı aʿlâdur ve şişleri tahlîl eder, mesâne mecârîsin açar ve sanculara gâyet müfîddür. Eger mâʾü’l-ʿasel ile içseler dahı münâsibdür ki cümle sogulcanını çıkarur ve yan başı agrılarına dahı nâfiʿdür. Bu zikr olınan ʿilletler yemişi ve habbı bulınursa, Serâbiyûn ve Mâtyôl kavli üzere dahı yegdür. Ve çiçegi bir mikdâr sakîldür, uyhu getürür, illâ der-ʿakab sandal ve kâfûr koksalar defʿ olur. Eger bunun agacınun kabugını agızda çigneyüp yeni yaralara ursalar bitüre. Ve dallarını hâvanda dögüp nıkrîse ursalar nefʿ verür ve dallarınun ʿusâresin dâʾü’s-saʿleb ʿilletine ursalar müfîddür ve kılları dökilmeden menʿ eder.
...........
Mahleb-i fîlira: Ûflâmûr agacıdur. Güzel râyihalu çiçegi olur. Henüz mahleb sıfatında zikr olındı. mahlebi filira uflamur
[Nizamül edviye]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
