🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿
Mürrî / Abkame (Fermente Sos)
Serbest metin
Mürrî / Âbkâme
Mürrî Tarifi:
Sıcak ekmek küçük bir sırça küpe konur, küflenene kadar birkaç gün bekletilir. Sonra çıkarılıp güneşe serilip kurutulur. Kuruduktan sonra dövülüp un haline getirilir. Bu un bir sırça kazana konur ve üzerine kap dolana kadar iyi sirke dökülür. Biraz karanfil, biber, tarçın, bir miktar küçük hindistan cevizi çiçeği dövülür, karanfilin biraz fazla olmasına dikkat edilir. On dirhem una, bu dövülmüş malzemeden bir dirhem eklenir. Malzeme aslan burcundayken (yıldız ilmi ile ilgili) kırk gün kırk gece güneşte bekletilir. İçine toz girmemesi için üzerine astar örtülür. Her sabah ve her akşam elle karıştırılır. Sirkesi eksildikçe sirke konulur. Kırk günün sonunda bu karışım bir küpe aktarılır, küp sirke ile doldurulur. Üç gün beklenir, sonra sirkesi alınıp şişelere doldurulur, yenir. Dipte kalan un çörek yapılır, kurutulur ve dövülüp yemeklere katılır, çok faydalıdır.
[Muhammed bin Mahmûd Şirvânî]
Âbkâme odur ki, otuz okka buğday ununu veya arpa ununu yoğurup hamur edeler, ama hamura tuz katmayalar. Ondan sonra pişirip kurutalar dahi döveler. Buna mürrî derler.
[Şerh-i Mûcez fi't-Tıb]
İbni Sina (Kanun)
Mahiyeti Hakkında: Bu devaya âbkâme isimlendirilir.
Tabiatı Hakkında: Üçüncü derecenin sonuna varıncaya kadar sıcak ve kurudur. Onun balıktan olanı ve arpadan olanı olur. İbn Maseveyh der ki, balıktan olanı hararet ve kurulukta arpadan olandan daha az olur. Musannif der ki İbn Maseveyh'in bu sözünü tasdik eylemem.
Fayda ve Özellikleri Hakkında: Yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltları yıkayıcı/temizleyici olur ve yumuşatıp çeker ve onda kabız vardır ve balgamı dahi arındırır.
Süsleme/Güzellik Hakkında: Ağız kokusunu hoş eder.
Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Pis yaralara iyidir. Ve balıktan ve tuzlu etlerden mamul olan, kötü yaraları yayılmaktan engeller.
Eklem Organları Hakkında: Kalça ağrısına ve siyatiğe (ırku'n-nesâya) faydalıdır.
Göz Organları Hakkında: Çiçek hastalığı başlangıcında onunla sürme çekilip gözde sivilce/kabarcık çıkmasını engeller.
Beslenme Organları Hakkında: Mide rutubetine faydalıdır ve iç organ rutubetlerini yıkayıcı/temizleyicidir.
Boşaltım/Cinsel Organlar Hakkında: Kulunç devalarına dahil olup faydalı olur ve bilhassa bağırsak sıyrılmasını arındırmak için onunla lavman yapılır.
Zehirler Hakkında: Kuduz köpeğin ısırmasına faydalı olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Âbkâme: Çok şey ile terkip olunur. Mürrî derler.
Mürrî: Ekşi şeydir. Çok türlü olur. Rum diyarında meşhur değildir. Türkçede çok çeşit terkiptir. Mürrî dedikleri bir ekşi nesnedir. Birkaç türlü nesne derler. Bir çeşidi buğdaydan arpadan olur. Bunun tabiatı İhtiyarat'ın sözüne göre üçüncü derecede sıcak ve ikincide kuru dediler. Yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltları giderir ve balgamı kurutur, pak eder ve ağız kokusunu hoş eder ve eski ve iltihaplı (müte'affin) yaralara faydalıdır ve yan başı ağrılarına, siyatiğe (ırku'n-nesâya) ve mide rutubetine büyük faydası vardır. Ve bağırsak kulunçlarına ilaç için lavmanlar koyarlar, son derece uygundur ve kuduz it ısırdığına dahi uygundur ve göze sürme gibi çekseler çiçeği ve sivilceleri engeller, eğer gözde o tarz nesne çıkacak ise geri tutar. Ve bir çeşidini balıktan ederler, mesela tuzlu balık suyudur. Tabiatı Maduk'un sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur. İlk kuvveti çiçekten evvel göze sürseler gözde çiçek çıkmaya. Ve tuzlu etten dahi ederler, tuzlu balık suyuyla aynı tabiattadır derler. Bunlardan dahi lavman eyleseler İbn Baytar'ın sözüne göre nikris illetlerine ve çıbanlarına, yan başı ve siyatik ağrılarına faydalıdır. Mideyi ve karaciğeri kızdırır ve ishal eder ve yapışkan hıltları çıkarır ve aç karnına azıcık içseler kurtları çıkarır ve yılanları dahi öldürür ama bedeni kızdırır ve susatır. Ve göğsünde illet olanlara ve kaşıntı ve basurları olanlara uygun değildir ama kulunca fayda eder ve beyinden balgamı çeker çıkarır ve hazmı kuvvetli eder ve iştah getirir. Ve bir çeşidi dahi vardır, geceden ıslatılmış mürrî (mürrî-i nakî'i'l-leyle) derler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Mürrî: Tuzlu balıktan ve tuzlu etten düzerler. Tuz gibi olur. Eğer lavman etseler bağırsak çıbanına ve yan başı ağrısına fayda ede. Eğer kuduz it ısırdığı yere vursalar -ya yedirseler- fayda ede. Eğer lavman etseler siyatiğe (ırku'n-nesâya) fayda ede. Mide ve karaciğeri kızdıra. İçi ishal ede. Yapışkan hıltları çıkara. Eğer açken azıcık içseler kurtları ve yılanları öldüre çıkara. Eğer göze sürme etseler gözde çıkan çiçeği arıta. Ve bedeni kızdıra ve susata. Göğsünde iriliği ve kaşıntısı olan ve basurları olan kişilere yaramazdır, hıltları ince kıvamlı/hafif (latif) eder, yoğun kıvamlı/kalın (galiz) yapışkan balgamları mideden çıkarır, kulunca fayda eder. Eğer gargara etseler balgamı çıkarır beyinden ve damaktan, ve hazmı kuvvetli edip iştah getirir.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Mürrî: Nabati ismidir. Bazıları demişler acılık manasınadır ondan türemiştir. Bazıları demişler aslı yemeği sindirici manasına, daha sonra çok kullanılma sebebi ile bir mim ile yayılıp mürrî derler. Mürrî ne idüğü yine bu babda zikrolunur. Tabiatı sıcak ve kurudur, kuruluğu hararetinden fazladır. İkinci dereceye erişir. Eski ve kirli dağılır çeşidi olan yaralara ve çıbanlara vursalar çürüğünü giderip pak eyleye. Kalça ağrısı olanlara ve bağırsaklarında yara ve çıbanları olanlara onunla lavman etseler çok balgam ve çiğ olan hıltları ishal ile çıkara. Yalnız kendisi dahi ishal eder ve yemeğe iştah verip hazmeder ve yemeklerin mideye uygun olmayıp ağırlık vermesini giderir, bilhassa yağlı/nemli (çerb) olanların zararını ziyade giderir ve yemeklerin kalınlıklarını-yoğum kıvamlı oluşunu giderip ince kıvamlı/hafif (latif) eder ve susatır ve karaciğeri ve mideyi ısıtıp kuru eder. Nabati Mürrî dedikleri ki arpadan ederler şu şekilde ki, arpa unundan ekmek edip kurutalar, daha sonra tandıra koyalar muhkem pişireler ta yanmış gibi ola ve yarpuz (fûdenc), tuz ve rezene katalar ve güneşe koyalar. Yarpuz ile arpa veyahut buğday ekmeği beraber olalar, daha sonra dövüp yeşil bir çanak içinde su ile yoğuralar, tuz dahi ikisinden biri denli ola, rezene dahi keza ola. Bazıları kara çörek otu dahi koyarlar. Bazıları bunlardan nesne katmazlar. Çörek otu koyarlarsa bir kısmın yarısı kadar koyalar, daha sonra tümünü hamur gibi edip yirmi gün miktarı zaman sıcak güneşe koyalar ve her gün üzerine su serpip yoğuralar. İmdi ta siyah olup muhkem olunca su ile ezip saf edeler ve birkaç gün dahi güneşe koyalar ki bozulmaktan beri ola, daha sonra kaldırıp muhafaza edeler. Eğer ondan azıcık miktar aç karınla yutsalar karında olan yılanları ve solucanları öldüre. Çiçek çıkaran kimsenin gözlerine sürme gibi onunla çekseler gözlerinde çıkmasına mani ola. Eğer çıkmış olursa eritip/çözüp gidere ama göğüslerinde irilik olanlara, kaşıntı ve basur dedikleri sevdavi çıbanları olanlara zarar eder. Zararının defi tatlı ve yağlı/nemli (çerb) nesneler ile olur ve ılıcak su ile hamama çok gireler. Kulunçlulara fayda eder, bilhassa solucanlardan olan kulunca ziyade faydalıdır ama mürrî bedeni kuru eder. Eğer onunla gargara etseler beyinden ve damaktan çok balgamlar çekip getire. Kulak dibinin (tözünün) içerisidir onda olan şişler ki deşilmiş olalar onları dahi pak eder ve içeride olan yaramaz uyuzları (cerbleri) ve yanları pak edip yıkar ve ağızdan yaramaz kokuyu giderir.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Mürrî Tarifi:
Sıcak ekmek küçük bir sırça küpe konur, küflenene kadar birkaç gün bekletilir. Sonra çıkarılıp güneşe serilip kurutulur. Kuruduktan sonra dövülüp un haline getirilir. Bu un bir sırça kazana konur ve üzerine kap dolana kadar iyi sirke dökülür. Biraz karanfil, biber, tarçın, bir miktar küçük hindistan cevizi çiçeği dövülür, karanfilin biraz fazla olmasına dikkat edilir. On dirhem una, bu dövülmüş malzemeden bir dirhem eklenir. Malzeme aslan burcundayken (yıldız ilmi ile ilgili) kırk gün kırk gece güneşte bekletilir. İçine toz girmemesi için üzerine astar örtülür. Her sabah ve her akşam elle karıştırılır. Sirkesi eksildikçe sirke konulur. Kırk günün sonunda bu karışım bir küpe aktarılır, küp sirke ile doldurulur. Üç gün beklenir, sonra sirkesi alınıp şişelere doldurulur, yenir. Dipte kalan un çörek yapılır, kurutulur ve dövülüp yemeklere katılır, çok faydalıdır.
[Muhammed bin Mahmûd Şirvânî]
Âbkâme odur ki, otuz okka buğday ununu veya arpa ununu yoğurup hamur edeler, ama hamura tuz katmayalar. Ondan sonra pişirip kurutalar dahi döveler. Buna mürrî derler.
[Şerh-i Mûcez fi't-Tıb]
İbni Sina (Kanun)
Mahiyeti Hakkında: Bu devaya âbkâme isimlendirilir.
Tabiatı Hakkında: Üçüncü derecenin sonuna varıncaya kadar sıcak ve kurudur. Onun balıktan olanı ve arpadan olanı olur. İbn Maseveyh der ki, balıktan olanı hararet ve kurulukta arpadan olandan daha az olur. Musannif der ki İbn Maseveyh'in bu sözünü tasdik eylemem.
Fayda ve Özellikleri Hakkında: Yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltları yıkayıcı/temizleyici olur ve yumuşatıp çeker ve onda kabız vardır ve balgamı dahi arındırır.
Süsleme/Güzellik Hakkında: Ağız kokusunu hoş eder.
Çıbanlar ve Yaralar Hakkında: Pis yaralara iyidir. Ve balıktan ve tuzlu etlerden mamul olan, kötü yaraları yayılmaktan engeller.
Eklem Organları Hakkında: Kalça ağrısına ve siyatiğe (ırku'n-nesâya) faydalıdır.
Göz Organları Hakkında: Çiçek hastalığı başlangıcında onunla sürme çekilip gözde sivilce/kabarcık çıkmasını engeller.
Beslenme Organları Hakkında: Mide rutubetine faydalıdır ve iç organ rutubetlerini yıkayıcı/temizleyicidir.
Boşaltım/Cinsel Organlar Hakkında: Kulunç devalarına dahil olup faydalı olur ve bilhassa bağırsak sıyrılmasını arındırmak için onunla lavman yapılır.
Zehirler Hakkında: Kuduz köpeğin ısırmasına faydalı olur.
[İbni Sina - El Kanun fi't-Tıbb]
Âbkâme: Çok şey ile terkip olunur. Mürrî derler.
Mürrî: Ekşi şeydir. Çok türlü olur. Rum diyarında meşhur değildir. Türkçede çok çeşit terkiptir. Mürrî dedikleri bir ekşi nesnedir. Birkaç türlü nesne derler. Bir çeşidi buğdaydan arpadan olur. Bunun tabiatı İhtiyarat'ın sözüne göre üçüncü derecede sıcak ve ikincide kuru dediler. Yoğun kıvamlı/kalın (galiz) hıltları giderir ve balgamı kurutur, pak eder ve ağız kokusunu hoş eder ve eski ve iltihaplı (müte'affin) yaralara faydalıdır ve yan başı ağrılarına, siyatiğe (ırku'n-nesâya) ve mide rutubetine büyük faydası vardır. Ve bağırsak kulunçlarına ilaç için lavmanlar koyarlar, son derece uygundur ve kuduz it ısırdığına dahi uygundur ve göze sürme gibi çekseler çiçeği ve sivilceleri engeller, eğer gözde o tarz nesne çıkacak ise geri tutar. Ve bir çeşidini balıktan ederler, mesela tuzlu balık suyudur. Tabiatı Maduk'un sözüne göre ikinci derecede sıcak ve kurudur. İlk kuvveti çiçekten evvel göze sürseler gözde çiçek çıkmaya. Ve tuzlu etten dahi ederler, tuzlu balık suyuyla aynı tabiattadır derler. Bunlardan dahi lavman eyleseler İbn Baytar'ın sözüne göre nikris illetlerine ve çıbanlarına, yan başı ve siyatik ağrılarına faydalıdır. Mideyi ve karaciğeri kızdırır ve ishal eder ve yapışkan hıltları çıkarır ve aç karnına azıcık içseler kurtları çıkarır ve yılanları dahi öldürür ama bedeni kızdırır ve susatır. Ve göğsünde illet olanlara ve kaşıntı ve basurları olanlara uygun değildir ama kulunca fayda eder ve beyinden balgamı çeker çıkarır ve hazmı kuvvetli eder ve iştah getirir. Ve bir çeşidi dahi vardır, geceden ıslatılmış mürrî (mürrî-i nakî'i'l-leyle) derler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Mürrî: Tuzlu balıktan ve tuzlu etten düzerler. Tuz gibi olur. Eğer lavman etseler bağırsak çıbanına ve yan başı ağrısına fayda ede. Eğer kuduz it ısırdığı yere vursalar -ya yedirseler- fayda ede. Eğer lavman etseler siyatiğe (ırku'n-nesâya) fayda ede. Mide ve karaciğeri kızdıra. İçi ishal ede. Yapışkan hıltları çıkara. Eğer açken azıcık içseler kurtları ve yılanları öldüre çıkara. Eğer göze sürme etseler gözde çıkan çiçeği arıta. Ve bedeni kızdıra ve susata. Göğsünde iriliği ve kaşıntısı olan ve basurları olan kişilere yaramazdır, hıltları ince kıvamlı/hafif (latif) eder, yoğun kıvamlı/kalın (galiz) yapışkan balgamları mideden çıkarır, kulunca fayda eder. Eğer gargara etseler balgamı çıkarır beyinden ve damaktan, ve hazmı kuvvetli edip iştah getirir.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Mürrî: Nabati ismidir. Bazıları demişler acılık manasınadır ondan türemiştir. Bazıları demişler aslı yemeği sindirici manasına, daha sonra çok kullanılma sebebi ile bir mim ile yayılıp mürrî derler. Mürrî ne idüğü yine bu babda zikrolunur. Tabiatı sıcak ve kurudur, kuruluğu hararetinden fazladır. İkinci dereceye erişir. Eski ve kirli dağılır çeşidi olan yaralara ve çıbanlara vursalar çürüğünü giderip pak eyleye. Kalça ağrısı olanlara ve bağırsaklarında yara ve çıbanları olanlara onunla lavman etseler çok balgam ve çiğ olan hıltları ishal ile çıkara. Yalnız kendisi dahi ishal eder ve yemeğe iştah verip hazmeder ve yemeklerin mideye uygun olmayıp ağırlık vermesini giderir, bilhassa yağlı/nemli (çerb) olanların zararını ziyade giderir ve yemeklerin kalınlıklarını-yoğum kıvamlı oluşunu giderip ince kıvamlı/hafif (latif) eder ve susatır ve karaciğeri ve mideyi ısıtıp kuru eder. Nabati Mürrî dedikleri ki arpadan ederler şu şekilde ki, arpa unundan ekmek edip kurutalar, daha sonra tandıra koyalar muhkem pişireler ta yanmış gibi ola ve yarpuz (fûdenc), tuz ve rezene katalar ve güneşe koyalar. Yarpuz ile arpa veyahut buğday ekmeği beraber olalar, daha sonra dövüp yeşil bir çanak içinde su ile yoğuralar, tuz dahi ikisinden biri denli ola, rezene dahi keza ola. Bazıları kara çörek otu dahi koyarlar. Bazıları bunlardan nesne katmazlar. Çörek otu koyarlarsa bir kısmın yarısı kadar koyalar, daha sonra tümünü hamur gibi edip yirmi gün miktarı zaman sıcak güneşe koyalar ve her gün üzerine su serpip yoğuralar. İmdi ta siyah olup muhkem olunca su ile ezip saf edeler ve birkaç gün dahi güneşe koyalar ki bozulmaktan beri ola, daha sonra kaldırıp muhafaza edeler. Eğer ondan azıcık miktar aç karınla yutsalar karında olan yılanları ve solucanları öldüre. Çiçek çıkaran kimsenin gözlerine sürme gibi onunla çekseler gözlerinde çıkmasına mani ola. Eğer çıkmış olursa eritip/çözüp gidere ama göğüslerinde irilik olanlara, kaşıntı ve basur dedikleri sevdavi çıbanları olanlara zarar eder. Zararının defi tatlı ve yağlı/nemli (çerb) nesneler ile olur ve ılıcak su ile hamama çok gireler. Kulunçlulara fayda eder, bilhassa solucanlardan olan kulunca ziyade faydalıdır ama mürrî bedeni kuru eder. Eğer onunla gargara etseler beyinden ve damaktan çok balgamlar çekip getire. Kulak dibinin (tözünün) içerisidir onda olan şişler ki deşilmiş olalar onları dahi pak eder ve içeride olan yaramaz uyuzları (cerbleri) ve yanları pak edip yıkar ve ağızdan yaramaz kokuyu giderir.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Mürrî / Âbkâme
Mürrî Tarifi:
Sıcak ekmek küçük bir sırça küpe konur, küflenene kadar birkaç gün bekletilür. Soñra çıkarıp güneşe serilip kurutulur. Kurudukdan soñra dögülüp un hâline getürülür. Bu un bir sırça kazana konur ve üzerine kap dolana kadar eyü sirke dökülür. Biraz karanfil, biber, darçın, bir mikdâr küçük hindistan cevizi çiçegi dögülür, karanfiliñ biraz fazla olmasına dikkat edilür. On dirhem una, bu dögülmüş malzemeden bir dirhem eklenür. Malzeme aslan burcundayken kırk gün kırk gece güneşte bekletilür. İçine toz girmemesi içün üzerine astar örtülür. Her sabâh ve her ahşâm elle karışdırılır. Sirkesi eksildikçe sirke konulur. Kırk günün soñunda bu karışım bir küpe aktarılır, küp sirke ile doldurulur. Üç gün beklenür, soñra sirkesi alınıp şişelere doldurulur, yenür. Dipte kalan un çörek yapılur, kurutulur ve dögülüp yemeklere katılır, çok fâ'idelidür.
[Muhammed bin Mahmûd Şirvânî]
Mürrî Tarifi:
Sıcak ekmek küçük bir sırça küpe konur, küflenene kadar birkaç gün bekletilür. Soñra çıkarıp güneşe serilip kurutulur. Kurudukdan soñra dögülüp un hâline getürülür. Bu un bir sırça kazana konur ve üzerine kap dolana kadar eyü sirke dökülür. Biraz karanfil, biber, darçın, bir mikdâr küçük hindistan cevizi çiçegi dögülür, karanfiliñ biraz fazla olmasına dikkat edilür. On dirhem una, bu dögülmüş malzemeden bir dirhem eklenür. Malzeme aslan burcundayken kırk gün kırk gece güneşte bekletilür. İçine toz girmemesi içün üzerine astar örtülür. Her sabâh ve her ahşâm elle karışdırılır. Sirkesi eksildikçe sirke konulur. Kırk günün soñunda bu karışım bir küpe aktarılır, küp sirke ile doldurulur. Üç gün beklenür, soñra sirkesi alınıp şişelere doldurulur, yenür. Dipte kalan un çörek yapılur, kurutulur ve dögülüp yemeklere katılır, çok fâ'idelidür.
[Muhammed bin Mahmûd Şirvânî]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
