Hayvanların Havassı
Semender Kertenkelesi (Salamandra)
Serbest metin
(Salamandra salamandra)
Salamendera
Semenderdir. Eğer dövüp uyuzlara ve çıbanlara vursalar fayda ede, eğer zeytinyağı ile iyice pişmiş (müherra) pişirip bala karıştırıp temriyeye ve çıbanlı uyuza dürtseler fayda ede. Evet içini ve başını ve elini ayağını giderdikten sonra boğazlayalar. Pişireler.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Salamendar: Yunanca asat derler ve Mısır ehli sehliye derler. O, bir hayvandır, yılanlara benzer. İlla bunun dört ayağı olur. Ve sarı olanı kemdir. Ve demişler ki o, ateşte yanmaz. Ve yılda bir kere sokar. Bunun aslı yoktur. O, sıcak ve kurudur üçüncüde. Keskinli, cerahat-yara edicidir. Ve merhemlere katarlar ziyade olan eti zail etmesi için. Ve o içinde piştiği zeytinyağı saçı kırkar. Ve eğer kokuşturulsa yedek devası olur. Ve onun yenmesi kuduz böceği zehirlenmesi ile aynı şeyin olmasına neden olur. Ve ilaçları birdir. Ve layık olan odur ki panzehri ziyade edeler. Ve onun panzehri kaplumbağa yumurtasıyladır.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Salamendra: Yunanca isimdir. Murat, Arap lisanında keler derler büyük kelere benzer geç yürüyüşlü alacalı bir hayvandır. Çoğunlukla sular kenarlarında bulunur. Bazıları demişler bu hayvan ateşte yanmaz ve ateşi söndürür ama bu kelam batıldır. Tabiatı sıcak ve kurudur, fasit edici ve çıban edici ve ısıtıcıdır. Onun içindir ki yara açıcı ve yiyici merhemlere girer. Bazıları bu hayvanın ön ve art ayaklarını kesip ve bağırsaklarını çıkarıp ve bal içine koyup hacet vakti için hıfzederler. Eğer zeytinyağı içinde ta iyice pişmiş (müherra) oluncaya dek pişirseler o zeytinyağı kılları yola ve bedende çıban eyleye. Eğer ondan bir kimseye miskal miktarı yedirseler dilinde şiş zahir ola ve akılsızlık ve bir miktar uyuşmak ve bedeninde patlıcan renginde tokat yerleri gibi yerler zahir ola ve o yerler çürüyüp düşer. Bu makule kimseye ilaç kuduz böceği dedikleri zehirli böcek içen kimseye olan ilaç gibidir ve çamsakızından ve baldan veyahut kasnı dedikleri zamk ve baldan yalayacak yani cıvık edip içireler ve yer çamı ki yabani kerevizdir, onu pişirip pişmişinden ve yer çamı ile ve diğer sıcak eczalar ile pişirilip pıhtılanmış hafif etler yedireler veyahut zeytinyağı ile pişmiş süsen yaprağı yedireler. Deryada ve karada olan kaplumbağa yumurtalarını tatlı su içinde haşlanıp yedirseler bu makule kimselere panzehir olur yani zehri defeder. Eğer kurbağayı su ile pişirirken boğadikeni dedikleri nebat kökünü beraber koyup pişirseler çorbası onlara fayda eder.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Salamendera
Semenderdir. Eğer dövüp uyuzlara ve çıbanlara vursalar fayda ede, eğer zeytinyağı ile iyice pişmiş (müherra) pişirip bala karıştırıp temriyeye ve çıbanlı uyuza dürtseler fayda ede. Evet içini ve başını ve elini ayağını giderdikten sonra boğazlayalar. Pişireler.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Salamendar: Yunanca asat derler ve Mısır ehli sehliye derler. O, bir hayvandır, yılanlara benzer. İlla bunun dört ayağı olur. Ve sarı olanı kemdir. Ve demişler ki o, ateşte yanmaz. Ve yılda bir kere sokar. Bunun aslı yoktur. O, sıcak ve kurudur üçüncüde. Keskinli, cerahat-yara edicidir. Ve merhemlere katarlar ziyade olan eti zail etmesi için. Ve o içinde piştiği zeytinyağı saçı kırkar. Ve eğer kokuşturulsa yedek devası olur. Ve onun yenmesi kuduz böceği zehirlenmesi ile aynı şeyin olmasına neden olur. Ve ilaçları birdir. Ve layık olan odur ki panzehri ziyade edeler. Ve onun panzehri kaplumbağa yumurtasıyladır.
[Davud-u Antaki - El Tezkire]
Salamendra: Yunanca isimdir. Murat, Arap lisanında keler derler büyük kelere benzer geç yürüyüşlü alacalı bir hayvandır. Çoğunlukla sular kenarlarında bulunur. Bazıları demişler bu hayvan ateşte yanmaz ve ateşi söndürür ama bu kelam batıldır. Tabiatı sıcak ve kurudur, fasit edici ve çıban edici ve ısıtıcıdır. Onun içindir ki yara açıcı ve yiyici merhemlere girer. Bazıları bu hayvanın ön ve art ayaklarını kesip ve bağırsaklarını çıkarıp ve bal içine koyup hacet vakti için hıfzederler. Eğer zeytinyağı içinde ta iyice pişmiş (müherra) oluncaya dek pişirseler o zeytinyağı kılları yola ve bedende çıban eyleye. Eğer ondan bir kimseye miskal miktarı yedirseler dilinde şiş zahir ola ve akılsızlık ve bir miktar uyuşmak ve bedeninde patlıcan renginde tokat yerleri gibi yerler zahir ola ve o yerler çürüyüp düşer. Bu makule kimseye ilaç kuduz böceği dedikleri zehirli böcek içen kimseye olan ilaç gibidir ve çamsakızından ve baldan veyahut kasnı dedikleri zamk ve baldan yalayacak yani cıvık edip içireler ve yer çamı ki yabani kerevizdir, onu pişirip pişmişinden ve yer çamı ile ve diğer sıcak eczalar ile pişirilip pıhtılanmış hafif etler yedireler veyahut zeytinyağı ile pişmiş süsen yaprağı yedireler. Deryada ve karada olan kaplumbağa yumurtalarını tatlı su içinde haşlanıp yedirseler bu makule kimselere panzehir olur yani zehri defeder. Eğer kurbağayı su ile pişirirken boğadikeni dedikleri nebat kökünü beraber koyup pişirseler çorbası onlara fayda eder.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Semender Kertenkelesi (Salamandra / السمندر)
Hardûn: Kaya keleridür. Arabca buña semender ال سمندر derler. Kavl-i İhtiyârât sîn bâbında sâlâmandâr deyu zikr olınur Türkî; semender Arabî; sûsmâr-ı semm Fârisî; salâmandâr Yûnânî, Rûmî; salâmandra Lâtîn; avlem Nemse, Mâcar; salâmantka İspânya; sâlâmânder Fırânca; selemender İbrî; salâmandrâ Yûnânî. Bu hayvânuñ iki nev'i olur. Bir nev'ine dahı su semenderi derler. Tasvîri 130 siyâh rakamlu varakdadur. Hardûn dedügümüz cânaver ki keler esnâfından demiş idük, sümûm-ı kattâledendür. Kavl-i Minhâc ve İhtiyârât, tabî'atı keler tabî'atına yakındur. Kavl-i Mihrârîs Havâss’ında getürmiş ki hardûnuñ yüregin siyâh beze baglayup hummâ-yı rub' sâhibleri götürseler şifâ bula. Kavl-i Câlînûs eger bunuñ kanını göze çekseler gözi rûşen ede. Kavl-i Diskûrîdûs eger necesini ve kuyrugın ki beyâz yerinden ola, avratlar yüzine sürseler gâyet sâfî ve mücellâ eder. Bunuñ necesinüñ a'lâsı beyâz olmakdur ve nişâsta gibi hafîf olur. Şîrâz’da aña sergîn-i mâ'i neheng derler. Kavl-i Minhâc bunuñ eti sümûmâtdandur, bir kimesne hatâ'en yese dili şişer ve giciyik ve baş agrısı ve göz kararması ârız olur. İlâc olmazsa öldürür. Buña ilâc oldur ki evvelâ kay' etdüreler ve sıgır yagı ve andan tâze süd içüreler. Ve yaglamak ve hammâma komak fâ'ide eder, bi-avni'llâhi te'âlâ halâs olur.
...
Sâlâmendâr سالامندار: Isırıcı bir hayvândur. Sâlâmenderyâ (salamenderya - salamendar) dahı derler. Hirdûn deyu zikr olındı. Keler nev'indendür. Kuyrugı küçük olur ve alacası siyâhlu olur. Nûşâdır ma'deninde çok bulınur. Sâmm-ı ebrasdan büyükdür. Bu taşla urılmaz. Ve âteş yakmaz, âteşi sögündürür derler, ammâ ba'îddür. Başı ve kuyrugı siyâh olur. Zerârîh gibi aguludur ki zerârîh, banbul kurdına derler. Eger bunı hatâ'en bir kimesne yese mi'desi sancılanup ve yüregi şişer ve küzâz ve ihtibâs-ı bevli ve aklı zâ'il olup ve dil şişmek ve bedeni kararmak ârız olur. Buña ilâc kay' ve tiryâk-ı fârûk ve mesir vereler ve zerârîhe eyledükleri mu'âleceyi buña dahı edeler, ol mu'âlece zerârîhde zikr olınmışdur. Şeyh Dâvud kavli üzere salâmender ki tabî'atı üçünci derecede hârr u yâbisdür. Ekkâl ve mukarrihdür. Lahm-ı zâ'idi yedürmek lâzım olan merâhime korlar. Bunuñ zeyt içinde bişürdükleri zeyti kıllara sürseler tez bitürür.
...
Sâlâmenderâ سالامندرا: Sâlâmender dahı derler bir yaramaz kelerdür. Türkçe su semenderi derler. Sîn bâbında salâmenderâ ve salâmender deyu zikr olınmışdur. Bunuñ tabî'atı hârr u yâbisdür, müsahhin ve mu'affin ve müferrihdür. Çıbanlu uyuzlara muvâfık merhemlere katarlar. Fi'li zerârîh fi'li gibidür. Muhammed Temîmî kavli üzere eger zeyt içinde müherrâ bişürüp kıllara sürseler bitürür. Ve eger elin ve ayagın ve başın kesüp asel içine bıragup asel içinde yatup andan isti'mâl edeler. İbni Cezle kavli üzere kısa kuyruklu ısırıcılardan bir nev'dür der. İbni Simcûn te'lîfinde kavli, kendi dört ayaklu bir hayvândur, âteşe girse âteşi sögündürür. Eger yeseler âdemüñ levni ve aklı tagyîr olup ra'şe ve hader ve verem-i lisân hâsıl olur, tez ilâc edeler. İbni Cezerân kavli üzere bir hayvândur, kuyrugı kısa kelere beñzer. Ve İbni Simcûn böyle degildür deyu Muhammed Temîmî’de tafsîl olınmışdur. Ammâ bizüm gördügimüz budur ki tasvîri 130 siyâh rakamlu musavver kitâbuñ varakında yazılmışdur, görile. Sahîhi budur, zîrâ kadîmden gelen kitâblarda musavverî kitâb sahîh olmak gösterür. Kavl-i Fûles ve gayrı bunuñ külini barasa ve cerebe ekseler ıslâh eder.
...
Azâye عضایه: Şeyh Dâvud kavli üzere sâlâmendâr derler bir hayvândur, keler gibidür. Sîn bâbında sâlâmândere deyu zikr olındı.
...
Vezaga وزغة: Agulu kelerdür. Sâlâmander envâ'ındandur. Sâlâmander dört ayaklu zehirlü bir hayvândur, bu keler dahı ol nev'indendür derler. Eger bu nev' keler şarâba düşüp ölse ol şarâb zehirlü olur. Ol şarâbı her kim içerse veyâhût bu kelerüñ etini çok yeseler âdemi öldürür. Mukaddem alâmeti oldur ki ınçkıruk ve agrı peydâ olur. Buña ilâc kay' etdürüp ve zerârîhe olan ilâcı buña dahı edeler. İhtiyârât vezaga dedükleri keler hirbe dedükleri kelerdür der.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Hardûn: Kaya keleridür. Arabca buña semender ال سمندر derler. Kavl-i İhtiyârât sîn bâbında sâlâmandâr deyu zikr olınur Türkî; semender Arabî; sûsmâr-ı semm Fârisî; salâmandâr Yûnânî, Rûmî; salâmandra Lâtîn; avlem Nemse, Mâcar; salâmantka İspânya; sâlâmânder Fırânca; selemender İbrî; salâmandrâ Yûnânî. Bu hayvânuñ iki nev'i olur. Bir nev'ine dahı su semenderi derler. Tasvîri 130 siyâh rakamlu varakdadur. Hardûn dedügümüz cânaver ki keler esnâfından demiş idük, sümûm-ı kattâledendür. Kavl-i Minhâc ve İhtiyârât, tabî'atı keler tabî'atına yakındur. Kavl-i Mihrârîs Havâss’ında getürmiş ki hardûnuñ yüregin siyâh beze baglayup hummâ-yı rub' sâhibleri götürseler şifâ bula. Kavl-i Câlînûs eger bunuñ kanını göze çekseler gözi rûşen ede. Kavl-i Diskûrîdûs eger necesini ve kuyrugın ki beyâz yerinden ola, avratlar yüzine sürseler gâyet sâfî ve mücellâ eder. Bunuñ necesinüñ a'lâsı beyâz olmakdur ve nişâsta gibi hafîf olur. Şîrâz’da aña sergîn-i mâ'i neheng derler. Kavl-i Minhâc bunuñ eti sümûmâtdandur, bir kimesne hatâ'en yese dili şişer ve giciyik ve baş agrısı ve göz kararması ârız olur. İlâc olmazsa öldürür. Buña ilâc oldur ki evvelâ kay' etdüreler ve sıgır yagı ve andan tâze süd içüreler. Ve yaglamak ve hammâma komak fâ'ide eder, bi-avni'llâhi te'âlâ halâs olur.
...
Sâlâmendâr سالامندار: Isırıcı bir hayvândur. Sâlâmenderyâ (salamenderya - salamendar) dahı derler. Hirdûn deyu zikr olındı. Keler nev'indendür. Kuyrugı küçük olur ve alacası siyâhlu olur. Nûşâdır ma'deninde çok bulınur. Sâmm-ı ebrasdan büyükdür. Bu taşla urılmaz. Ve âteş yakmaz, âteşi sögündürür derler, ammâ ba'îddür. Başı ve kuyrugı siyâh olur. Zerârîh gibi aguludur ki zerârîh, banbul kurdına derler. Eger bunı hatâ'en bir kimesne yese mi'desi sancılanup ve yüregi şişer ve küzâz ve ihtibâs-ı bevli ve aklı zâ'il olup ve dil şişmek ve bedeni kararmak ârız olur. Buña ilâc kay' ve tiryâk-ı fârûk ve mesir vereler ve zerârîhe eyledükleri mu'âleceyi buña dahı edeler, ol mu'âlece zerârîhde zikr olınmışdur. Şeyh Dâvud kavli üzere salâmender ki tabî'atı üçünci derecede hârr u yâbisdür. Ekkâl ve mukarrihdür. Lahm-ı zâ'idi yedürmek lâzım olan merâhime korlar. Bunuñ zeyt içinde bişürdükleri zeyti kıllara sürseler tez bitürür.
...
Sâlâmenderâ سالامندرا: Sâlâmender dahı derler bir yaramaz kelerdür. Türkçe su semenderi derler. Sîn bâbında salâmenderâ ve salâmender deyu zikr olınmışdur. Bunuñ tabî'atı hârr u yâbisdür, müsahhin ve mu'affin ve müferrihdür. Çıbanlu uyuzlara muvâfık merhemlere katarlar. Fi'li zerârîh fi'li gibidür. Muhammed Temîmî kavli üzere eger zeyt içinde müherrâ bişürüp kıllara sürseler bitürür. Ve eger elin ve ayagın ve başın kesüp asel içine bıragup asel içinde yatup andan isti'mâl edeler. İbni Cezle kavli üzere kısa kuyruklu ısırıcılardan bir nev'dür der. İbni Simcûn te'lîfinde kavli, kendi dört ayaklu bir hayvândur, âteşe girse âteşi sögündürür. Eger yeseler âdemüñ levni ve aklı tagyîr olup ra'şe ve hader ve verem-i lisân hâsıl olur, tez ilâc edeler. İbni Cezerân kavli üzere bir hayvândur, kuyrugı kısa kelere beñzer. Ve İbni Simcûn böyle degildür deyu Muhammed Temîmî’de tafsîl olınmışdur. Ammâ bizüm gördügimüz budur ki tasvîri 130 siyâh rakamlu musavver kitâbuñ varakında yazılmışdur, görile. Sahîhi budur, zîrâ kadîmden gelen kitâblarda musavverî kitâb sahîh olmak gösterür. Kavl-i Fûles ve gayrı bunuñ külini barasa ve cerebe ekseler ıslâh eder.
...
Azâye عضایه: Şeyh Dâvud kavli üzere sâlâmendâr derler bir hayvândur, keler gibidür. Sîn bâbında sâlâmândere deyu zikr olındı.
...
Vezaga وزغة: Agulu kelerdür. Sâlâmander envâ'ındandur. Sâlâmander dört ayaklu zehirlü bir hayvândur, bu keler dahı ol nev'indendür derler. Eger bu nev' keler şarâba düşüp ölse ol şarâb zehirlü olur. Ol şarâbı her kim içerse veyâhût bu kelerüñ etini çok yeseler âdemi öldürür. Mukaddem alâmeti oldur ki ınçkıruk ve agrı peydâ olur. Buña ilâc kay' etdürüp ve zerârîhe olan ilâcı buña dahı edeler. İhtiyârât vezaga dedükleri keler hirbe dedükleri kelerdür der.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
