Hayvanların Havassı
Mürekkep Balığı
Serbest metin
Mürekkep Balığı, Kalamar (Sîbiyâ)
Mürekkep balığı(Sîbiyâ): Mürekkep balığıdır Türkçe. Mürekkep balığı iki nevi olur. Bir nevine Rumlar ve Yunanlılar kalamar derler. Başından bir kemik gibi şey çıkar. İki nevi dahi mürekkep balığıdır. Arap'ta lisanül-bahr ve kanata dahi derler. Balık gibi bir şeydir, ama kemiği olmaz. Deryalarda çok bulunup ama İbni Baytar ve İhtiyarat yazarı Beytül Mukaddes sahillerinde bulunur demişler. Deniz dili(Lisanül-bahr) dedikleri o mürekkep balığının(sibiyanın) başından taş gibi çıkan dil gibi beyaz, yumuşaktır. Altın ve gümüş üzerine siyah eylediklerinde kuyumcular(zer-gerler) bundan kullanırlar. Bunun eğer kursağını pişirip yeseler gerçi hazmı güçtür velakin tabiatı mülayim eder. Cümle deniz böcekleri tabiatı mülayim eder. Mideye çok muvafık değildir, ama limon ıslah eder ve üzerine kaynatılmış şarap(müselles) içseler müfittir. Ve o kemik kim deniz dili(lisanül-bahr) derler demiştik, alaca hastalığına(behak) ve yüzde olan lekeye(kelef) ve çile(nemeş) ve uyuz illetlerine sürseler zail eder. Eğer yakıp ondan sonra ezip tuz ile karıştırıp göze sürme eyleseler gözde biten etini giderir ve dişe sürseler cila verir. Bu balığın içinden çıkan mürekkep gibi şeyi eğer saçkırana(daü's-sa'lebe) sürseler kılını bitirir. Ve mürekkep eyleseler caiz olur, lakin tez kurur ve mürekkep yerine istimal gayrıdır. Dimya: Kemiksiz balıktır. Deniz dili(Lisânü’l-bahr): Mürekkep balığı(sibiya) yani mürekkep balığıdır. Bazıları dil balık derler, uzaktır.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Mürekkep balığı(Sîbiyâ): Mübarek Kudüs tarafında bulunur bir balıktır. Eğer pişirip karasını yeseler geç hazmolur. İçi yumuşatır. Eğer gözlerinden göz ilacı/fitili(şaf) edip kapağa sürseler irinini gidere. Eğer kabıyla yaksalar alaca hastalığına(behak) ve çığıda ve dişlere fayda ede. Eğer göz otuna katsalar yahut yalnız dövüp hayvanlar gözüne ekseler aklığını gidere. Eğer ezseler tuzla karıştırıp göze sürme etseler gözde biten eti giderir. Eğer tuzla karıştırıp alaca hastalığına(behak) ve uyuza ve çığıda dürtseler fayda ede. Eğer karaca sıvısını(luabını) saçkırana(daüs salebe) dürtseler kıl bitire. Cümme suyu(Mâü’l-cümme): Bir kara sudur. Cümme adlı balık içinde öd gibi olur. Eğer iki çekirdeğini ya dahi artığını yüksek yerden düşüp kolu ve ayağı ve gayrı bedeni sınan kişiye içirseler anında bitire.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Mürekkep balığı(Sibiya) Rum ismidir başında dil gibi üstü taşa benzer ve içi beyaz ve yumuşak bir kemik çıkar Arapçada deniz dili(lisanül-bahr) ve kanati dahi derler altın ve gümüş üzerlerine kara(sevad) eylediklerinde kuyumcuları(zergerleri) bundan kullanırlar bunun etini pişirip yeseler gerçi hazmı güçtür velakin tabiatı mülayim eder cümle erkek böcekleri tabiatı mülayim eder ve mideye çok muvafık değildir ama limon ıslah eder ve o kemik kim deniz dili(lisanül-bahr) derler alaca hastalığına(behak) ve yüzde olan lekeye(kelef) ve çile(nemeş) ve uyuz illetlerine sürseler zail olur eğer yakıp ondan ezip göze sürme eyleseler gözde biten etini giderir ve dişe sürseler dişe yıkayıcılık(cila) verir bu balığın içinden çıkan mürekkep gibi eğer saçkırana(daü's-sa'leb) sürseler kılını bitirir. Cümme suyu(Maül-cümme): Cümme derler bir balığın içinde ur gibi bir kese içinde olur bir kara sudur Farsçada ab-ı kemeh ve ab-ı mah-ı kemeh dahi derler Cami yazarı sözü ve İhtiyarat bu su Hint'ten gelir Çin deryasında olur bir balıktadır o balığı o deryada bazıları çuvaldız gibi bir demir ile vururlar anında yine yarası dürüst olur derler bu suyun hassasındandır der İbni Baytar sözü üzere bunun şerbet miktarı iki çekirdektir İhtiyarat sözü iki miskaldir eğer bir kimesnenin azası kesilse veya kemiği kırılsa bu suyu dişlere dokundurmadan bir boru(suvr) ile boğaza aktarıp içeler anında hoş ola ama o azayı evvelki yerine koyduktan sonra içeler ki aza her kanda bulunursa hemen o mahalde hoş olur behemahal içtiği gibi müşahede edeler ki o kırık olan azaya bu su varıp girer ve kemiklerde ve azalarda karınca gezer gibi safi hissini eder.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Mürekkep balığı(Sîbiyâ): Mürekkep balığıdır Türkçe. Mürekkep balığı iki nevi olur. Bir nevine Rumlar ve Yunanlılar kalamar derler. Başından bir kemik gibi şey çıkar. İki nevi dahi mürekkep balığıdır. Arap'ta lisanül-bahr ve kanata dahi derler. Balık gibi bir şeydir, ama kemiği olmaz. Deryalarda çok bulunup ama İbni Baytar ve İhtiyarat yazarı Beytül Mukaddes sahillerinde bulunur demişler. Deniz dili(Lisanül-bahr) dedikleri o mürekkep balığının(sibiyanın) başından taş gibi çıkan dil gibi beyaz, yumuşaktır. Altın ve gümüş üzerine siyah eylediklerinde kuyumcular(zer-gerler) bundan kullanırlar. Bunun eğer kursağını pişirip yeseler gerçi hazmı güçtür velakin tabiatı mülayim eder. Cümle deniz böcekleri tabiatı mülayim eder. Mideye çok muvafık değildir, ama limon ıslah eder ve üzerine kaynatılmış şarap(müselles) içseler müfittir. Ve o kemik kim deniz dili(lisanül-bahr) derler demiştik, alaca hastalığına(behak) ve yüzde olan lekeye(kelef) ve çile(nemeş) ve uyuz illetlerine sürseler zail eder. Eğer yakıp ondan sonra ezip tuz ile karıştırıp göze sürme eyleseler gözde biten etini giderir ve dişe sürseler cila verir. Bu balığın içinden çıkan mürekkep gibi şeyi eğer saçkırana(daü's-sa'lebe) sürseler kılını bitirir. Ve mürekkep eyleseler caiz olur, lakin tez kurur ve mürekkep yerine istimal gayrıdır. Dimya: Kemiksiz balıktır. Deniz dili(Lisânü’l-bahr): Mürekkep balığı(sibiya) yani mürekkep balığıdır. Bazıları dil balık derler, uzaktır.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Mürekkep balığı(Sîbiyâ): Mübarek Kudüs tarafında bulunur bir balıktır. Eğer pişirip karasını yeseler geç hazmolur. İçi yumuşatır. Eğer gözlerinden göz ilacı/fitili(şaf) edip kapağa sürseler irinini gidere. Eğer kabıyla yaksalar alaca hastalığına(behak) ve çığıda ve dişlere fayda ede. Eğer göz otuna katsalar yahut yalnız dövüp hayvanlar gözüne ekseler aklığını gidere. Eğer ezseler tuzla karıştırıp göze sürme etseler gözde biten eti giderir. Eğer tuzla karıştırıp alaca hastalığına(behak) ve uyuza ve çığıda dürtseler fayda ede. Eğer karaca sıvısını(luabını) saçkırana(daüs salebe) dürtseler kıl bitire. Cümme suyu(Mâü’l-cümme): Bir kara sudur. Cümme adlı balık içinde öd gibi olur. Eğer iki çekirdeğini ya dahi artığını yüksek yerden düşüp kolu ve ayağı ve gayrı bedeni sınan kişiye içirseler anında bitire.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Mürekkep balığı(Sibiya) Rum ismidir başında dil gibi üstü taşa benzer ve içi beyaz ve yumuşak bir kemik çıkar Arapçada deniz dili(lisanül-bahr) ve kanati dahi derler altın ve gümüş üzerlerine kara(sevad) eylediklerinde kuyumcuları(zergerleri) bundan kullanırlar bunun etini pişirip yeseler gerçi hazmı güçtür velakin tabiatı mülayim eder cümle erkek böcekleri tabiatı mülayim eder ve mideye çok muvafık değildir ama limon ıslah eder ve o kemik kim deniz dili(lisanül-bahr) derler alaca hastalığına(behak) ve yüzde olan lekeye(kelef) ve çile(nemeş) ve uyuz illetlerine sürseler zail olur eğer yakıp ondan ezip göze sürme eyleseler gözde biten etini giderir ve dişe sürseler dişe yıkayıcılık(cila) verir bu balığın içinden çıkan mürekkep gibi eğer saçkırana(daü's-sa'leb) sürseler kılını bitirir. Cümme suyu(Maül-cümme): Cümme derler bir balığın içinde ur gibi bir kese içinde olur bir kara sudur Farsçada ab-ı kemeh ve ab-ı mah-ı kemeh dahi derler Cami yazarı sözü ve İhtiyarat bu su Hint'ten gelir Çin deryasında olur bir balıktadır o balığı o deryada bazıları çuvaldız gibi bir demir ile vururlar anında yine yarası dürüst olur derler bu suyun hassasındandır der İbni Baytar sözü üzere bunun şerbet miktarı iki çekirdektir İhtiyarat sözü iki miskaldir eğer bir kimesnenin azası kesilse veya kemiği kırılsa bu suyu dişlere dokundurmadan bir boru(suvr) ile boğaza aktarıp içeler anında hoş ola ama o azayı evvelki yerine koyduktan sonra içeler ki aza her kanda bulunursa hemen o mahalde hoş olur behemahal içtiği gibi müşahede edeler ki o kırık olan azaya bu su varıp girer ve kemiklerde ve azalarda karınca gezer gibi safi hissini eder.
[Hazerfan Hüseyin Efendi - Tuhfetül Eribin Nafia Lir-Ruhani Vet-Tabib]
Erişim kontrol ediliyor…
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Mürekkep Balığı, Kalamar (Sîbiyâ)
Sîbiyâ: Mürekkeb balıgıdur Türkî; sîbiyâ Fârisî; subyâ Rûm; balafk Nemse; cebyasâ İspânya; seka Fırânca; dâʿ hâdyû ʿİbrî. Mürekkeb balıgı iki nevʿ olur. Bir nevʿine Rûmlar ve Yûnânîler kalâmâr derler. Başından bir kemük gibi şeyʾ çıkar. İki nevʿ dahı mürekkeb balıgıdur. ʿArabda lisânü’l-bahr ve kanâta dahı derler. Balık gibi bir şeyʾdür, ammâ kemügi olmaz. Deryâlarda çok bulınup ammâ İbni Baytâr ve sâhib-i İhtiyârât Beytü’l-Mukaddes sevâhilinde (sahiller) bulınur demişler. Lisânü’l-bahr dedükleri ol sîbiyânun başından taş gibi çıkan dil gibi beyâz, yumşakdur. Altun ve gümüş üzerine sivâr eyledüklerinde zer-gerler bundan kullanurlar. Bunun eger kursagın bişürüp yeseler gerçi hazmı güçdür ve lâkin tabîʿatı mülâyim eder. Cümle deniz böcekleri tabʿı mülâyim eder. Miʿdeye çok muvâfık degildür, ammâ limôn ıslâh eder ve üzerine müselles içseler müfîddür. Ve ol kemük kim lisânü’l-bahr derler demiş idük, behaka ve kelefe ve nemeşe ve uyuz ʿilletlerine sürseler zâʾil eder. Eger yakup andan sonra sahk edüp tuz ile karışdurup göze sürme eyleseler gözde biten etin giderür ve dişe sürseler cilâ verür. Bu balıgun içinden çıkan mürekkeb gibi şeyʾi eger dâʾü’s-saʿlebe sürseler kılın bitürür. Ve mürekkeb eyleseler câʾiz olur, lâkin tez kurur ve mürekkeb yerine istiʿmâl gayrıdur. Dimyâ: Kemüksiz balıkdur. Sîbiyâ deyü sin bâbında zikr olınur. Lisânü’l-bahr: Sîbiyâ yaʿnî mürekkeb balıgıdur. Baʿzılar dil balık derler, baʿîddür. Sin bâbında sîbiyâ deyü zikr olınmışdur.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Sîbiyâ: Mürekkeb balıgıdur Türkî; sîbiyâ Fârisî; subyâ Rûm; balafk Nemse; cebyasâ İspânya; seka Fırânca; dâʿ hâdyû ʿİbrî. Mürekkeb balıgı iki nevʿ olur. Bir nevʿine Rûmlar ve Yûnânîler kalâmâr derler. Başından bir kemük gibi şeyʾ çıkar. İki nevʿ dahı mürekkeb balıgıdur. ʿArabda lisânü’l-bahr ve kanâta dahı derler. Balık gibi bir şeyʾdür, ammâ kemügi olmaz. Deryâlarda çok bulınup ammâ İbni Baytâr ve sâhib-i İhtiyârât Beytü’l-Mukaddes sevâhilinde (sahiller) bulınur demişler. Lisânü’l-bahr dedükleri ol sîbiyânun başından taş gibi çıkan dil gibi beyâz, yumşakdur. Altun ve gümüş üzerine sivâr eyledüklerinde zer-gerler bundan kullanurlar. Bunun eger kursagın bişürüp yeseler gerçi hazmı güçdür ve lâkin tabîʿatı mülâyim eder. Cümle deniz böcekleri tabʿı mülâyim eder. Miʿdeye çok muvâfık degildür, ammâ limôn ıslâh eder ve üzerine müselles içseler müfîddür. Ve ol kemük kim lisânü’l-bahr derler demiş idük, behaka ve kelefe ve nemeşe ve uyuz ʿilletlerine sürseler zâʾil eder. Eger yakup andan sonra sahk edüp tuz ile karışdurup göze sürme eyleseler gözde biten etin giderür ve dişe sürseler cilâ verür. Bu balıgun içinden çıkan mürekkeb gibi şeyʾi eger dâʾü’s-saʿlebe sürseler kılın bitürür. Ve mürekkeb eyleseler câʾiz olur, lâkin tez kurur ve mürekkeb yerine istiʿmâl gayrıdur. Dimyâ: Kemüksiz balıkdur. Sîbiyâ deyü sin bâbında zikr olınur. Lisânü’l-bahr: Sîbiyâ yaʿnî mürekkeb balıgıdur. Baʿzılar dil balık derler, baʿîddür. Sin bâbında sîbiyâ deyü zikr olınmışdur.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
