Hayvanların Havassı
Su Aygırı (Feresü'l-Mâ / Feresü'n-Nîl)
Serbest metin
Su Aygırı (Feresü'l-Mâ / Feresü'n-Nîl)
Feresü’l-mâ': Birinci iklimde Nube vilayetinde olur, feresü’n-nîl derler, Nil'de çıkar bir hayvandır. Farsçada esbü’n-nîl derler, Rumiler hiyûppôtâmû derler, gayet idrakli hayvandır. Hayatü’l-Hayevan sahibinin sözü üzere eti helaldir, ama bunun etini pişirip tuz ile yeseler gut hastalığına(nıkrîse) devadır ve incik ağrısına dahi faydalıdır. Ve derisini pabuç gibi ayakkabı eyleseler guta fayda eder. Bu hayvanı avlarlar ve hikayet ederler ki su içinde kendisini hararet basıp dışarı çıkar, kamışlık içine girip bıçak ile verev kesilmiş kamışa murat eylediği yerini nişanlayıp vurur ve neşter gibi kan çıkarır. Tamam çıkardıktan sonra kuma yuvarlanır, kanını tutar ve dahi avcı korkusundan dışarı çıktığında ardın ardın çıkar ki tırnaklarının izi ters görünür, avcı onu görmeyip "hay meded yetişemedik, Nil suyuna henüz girmiş" deyip varır gider. Bunu maymundan ziyade idraklidir derler. Bu hayvan at kadar olur, yüzü basıktır ve başı büyük ve yorulmuş köpek gibi ağzı açık gezer, ama dilini çıkarmaz ve ayaklarının tırnağı yırtıcılar tırnağı gibi çatal çatal pençe gibi olur, kuyruğu domuz kuyruğu gibi olur, başı büyük, kulağı küçük olur. Eti gayet yoğun kıvamlı ve derisi dahi gayet berk ve yoğundur. Eğer derisini yakıp burçak unuyla karıştırıp kanser(seretân) illetine vursalar üç güne değin giderir. Eğer ödünü otuz gün suda ıslatıp sonra ezip yirmi dört gün bal ile göze çekseler göze inen kara suyu giderir ve eğer derisini yakıp şişlere koysalar teskin eder. Eğer derisini köylerin ortasına gömseler o köye afet erişmeye.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Feresü’l-mâ': Birinci iklimde Nube vilayetinde olur, feresü’n-nîl derler, Nil'de çıkar bir hayvandır. Farsçada esbü’n-nîl derler, Rumiler hiyûppôtâmû derler, gayet idrakli hayvandır. Hayatü’l-Hayevan sahibinin sözü üzere eti helaldir, ama bunun etini pişirip tuz ile yeseler gut hastalığına(nıkrîse) devadır ve incik ağrısına dahi faydalıdır. Ve derisini pabuç gibi ayakkabı eyleseler guta fayda eder. Bu hayvanı avlarlar ve hikayet ederler ki su içinde kendisini hararet basıp dışarı çıkar, kamışlık içine girip bıçak ile verev kesilmiş kamışa murat eylediği yerini nişanlayıp vurur ve neşter gibi kan çıkarır. Tamam çıkardıktan sonra kuma yuvarlanır, kanını tutar ve dahi avcı korkusundan dışarı çıktığında ardın ardın çıkar ki tırnaklarının izi ters görünür, avcı onu görmeyip "hay meded yetişemedik, Nil suyuna henüz girmiş" deyip varır gider. Bunu maymundan ziyade idraklidir derler. Bu hayvan at kadar olur, yüzü basıktır ve başı büyük ve yorulmuş köpek gibi ağzı açık gezer, ama dilini çıkarmaz ve ayaklarının tırnağı yırtıcılar tırnağı gibi çatal çatal pençe gibi olur, kuyruğu domuz kuyruğu gibi olur, başı büyük, kulağı küçük olur. Eti gayet yoğun kıvamlı ve derisi dahi gayet berk ve yoğundur. Eğer derisini yakıp burçak unuyla karıştırıp kanser(seretân) illetine vursalar üç güne değin giderir. Eğer ödünü otuz gün suda ıslatıp sonra ezip yirmi dört gün bal ile göze çekseler göze inen kara suyu giderir ve eğer derisini yakıp şişlere koysalar teskin eder. Eğer derisini köylerin ortasına gömseler o köye afet erişmeye.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Su Aygırı (Feresü'l-mâ / Feresü'n-Nîl)
Feresü’l-mâ': İklîm-i evvelde Nûbe vilâyetinde olur, feresü’n-nîl derler, Nîl’de çıkar bir hayvândur. Fârisîde esbü’n-nîl derler, Rûmîler hiyûppôtâmû derler ve âlôgô pôtâmû dimeyisarî derler ve Efrencîler kevâlû akuva de kayer derler, İbrîler sûs nâhâdî derler, gâyet müdrik hayvândur. Hayâtü’l-Hayevân sâhibi kavli üzere eti helâldür, ammâ bunun etini bişürüp tuz ile yeseler nıkrîse devâdur ve incük agrısına dahı nâfi'dür. Ve derisin pâbûc gibi ayakkabı eyleseler nıkrîse fâ'ide eder. Bu hayvânı sayd ederler ve hikâyet ederler ki su içinde kendüyi harâret basup taşra çıkar, kamışlık içine girüp bıçak ile münharif verev kesilmiş kamışa murâd eyledügi yerini nişânlayup urur ve neşter gibi kan çıkarur, tamâm çıkarduktan sonra kuma yuvalanur, kanını tutar ve dahı sayyâd korkusından taşra çıkdugında ardın ardın çıkar ki tırnaklarınun izi 'aksi görinüp sayyâd anı görmeyüp "hay meded yetişemedük, Nîl suyına henüz girmiş" deyü varur gider. Bunı maymûndan ziyâde müdrikdür derler. Bu hayvân at kadar olur, yüzi eftas olur ve başı büyük ve yorulmış kelb gibi agzı açık gezer, ammâ dilini çıkarmaz ve ayakları dırnagı yırtıcılar dırnagı gibi çatal çatal pençe gibi olur, kuyrugı hınzîr kuyrugı gibi olur, başı büyük, kulagı küçük olur. Eti gâyet galîz ve derisi dahı gâyet berk ve galîzdür. Eger derisini yakup burçak unıyla karışdurup seretân 'illetine ursalar üç güne degin giderür. Eger ödini otuz gün suda ısladup sonra sahk edüp yigirmi dört gün 'asel ile göze çekseler göze inen kara suyı giderür ve eger derisini yakup şişlere kosalar teskîn eder. Eger derisini köylerün ortasına gömseler ol köye âfet erişmeye. [Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Feresü’l-mâ': İklîm-i evvelde Nûbe vilâyetinde olur, feresü’n-nîl derler, Nîl’de çıkar bir hayvândur. Fârisîde esbü’n-nîl derler, Rûmîler hiyûppôtâmû derler ve âlôgô pôtâmû dimeyisarî derler ve Efrencîler kevâlû akuva de kayer derler, İbrîler sûs nâhâdî derler, gâyet müdrik hayvândur. Hayâtü’l-Hayevân sâhibi kavli üzere eti helâldür, ammâ bunun etini bişürüp tuz ile yeseler nıkrîse devâdur ve incük agrısına dahı nâfi'dür. Ve derisin pâbûc gibi ayakkabı eyleseler nıkrîse fâ'ide eder. Bu hayvânı sayd ederler ve hikâyet ederler ki su içinde kendüyi harâret basup taşra çıkar, kamışlık içine girüp bıçak ile münharif verev kesilmiş kamışa murâd eyledügi yerini nişânlayup urur ve neşter gibi kan çıkarur, tamâm çıkarduktan sonra kuma yuvalanur, kanını tutar ve dahı sayyâd korkusından taşra çıkdugında ardın ardın çıkar ki tırnaklarınun izi 'aksi görinüp sayyâd anı görmeyüp "hay meded yetişemedük, Nîl suyına henüz girmiş" deyü varur gider. Bunı maymûndan ziyâde müdrikdür derler. Bu hayvân at kadar olur, yüzi eftas olur ve başı büyük ve yorulmış kelb gibi agzı açık gezer, ammâ dilini çıkarmaz ve ayakları dırnagı yırtıcılar dırnagı gibi çatal çatal pençe gibi olur, kuyrugı hınzîr kuyrugı gibi olur, başı büyük, kulagı küçük olur. Eti gâyet galîz ve derisi dahı gâyet berk ve galîzdür. Eger derisini yakup burçak unıyla karışdurup seretân 'illetine ursalar üç güne degin giderür. Eger ödini otuz gün suda ısladup sonra sahk edüp yigirmi dört gün 'asel ile göze çekseler göze inen kara suyı giderür ve eger derisini yakup şişlere kosalar teskîn eder. Eger derisini köylerün ortasına gömseler ol köye âfet erişmeye. [Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
