Abonelikler
Uygulamamızı indirin
Freed Science

Kadim Tıbbın İhyası

Özgür Tıp amblemi

Tıbbi Miras Arşivi

🌿 Gıdalar ve Bitkiler 🌿

Kuşburnu (Rosa canina)

Serbest metin
İt Burnu / Kuş burnu (Rosa canina)
(Ulleykü'l-kelb / Verdü's-siyâc)
Şeceret-i Musa (a.s): Böğürtlen(ulleyk) çeşidindendir. Mercimek böğürtleni(ulleykü’l-ades) ve it burnu(ulleykü’l-kelb) derler bu vilayetlerde. İt burnu dikenidir. Ve ulleyk diye yine böğürtlen dikenine dahi derler.
İt Burnu(Ulleykü’l-kelb): İt burnu dikenidir. Böğürtlen çeşididir derler Türkçede. İt burnu böğürtlenin çeşidi büyük olur ve yaprağı mersin yaprağından enlice olur, çiçeği ak olur. Araplarda verdü’s-siyâc derler ve yemişine böğürtlen yemişi(semerü’l-ulleyk) derler. Yemişi kızılca olur. Zeytin çekirdeği kadar uzunca olur ve içi yün gibi olur, onu kurutup içinde olan yünü çıkarırlar, zira akciğere(öykene) o yün ziyan eder. Eğer bunun yemişini şarapla pişirip içseler ishali ve idrarı tutup tutar(kabz eder). Eğer suda pişirip içine girip otursalar basurlara(bevasire) gayet faydalıdır ve ağrısını sakin edip yanmasını(göyündüğünü) giderir. Ve bunun yaprağını dahi Muhammed Temimi'nin sözü üzere mideye yakı eyleseler mideyi kuvvetli eder. Ve bütünüyle it burnunun tabiatı Galenos'un sözü üzere yemişi ziyade tutucu/büzücü(kabız)dür, yaprağı azıcık tutucu/büzücüdür. Eğer böğürtlen çeşitlerinin yaprağını çiğneseler diş diplerini muhkem eder. İshak'ın sözü üzere yemişinin yününü pişirip yeseler bağırsak yarasına ve makata faydalıdır.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]

Meşhur dikenli ağaçtır… Tabiatı böğürtlene yakındır.
[Lehçetü'l-Lügat]

İt burnu kendisidir yaprağı mersin yaprağından enlice olur, çiçekleri ak olur, budaklarında katı katı dikenleri olur, yemişleri zeytin çekirdeği gibi uzunca olur. Eğer olsa kıpkızılca olur. İçi yün gibi olur. Eğer kurutsalar içini çıkarsalar akciğere(öykene) ziyan etmemesi için şarapla pişirip içseler içi tutar(kabz ede) ve idrarı tuta. Eğer suyla pişirseler içine girseler otursalar basurlara(bevasire) begayet fayda ede ve ağrısını sakin ede gidere.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]

İt Burnu(Ulleykü’l-kelb): Kelb böğürtleni demektir. Mercimek böğürtleni dahi derler. Bazı köylerin halkı ona çorak yerler gülü ve çorak yerler nesrini yani yaban gülü derler. Bu meşhur olan böğürtlenden çok büyüktür. Güya ki ağaçtır ve yaprağı mersin yaprağından ziyade yassıdır ve budaklarında muhkem dikenli muhkem yaprakları vardır ve beyaz çiçeği vardır. Çiçekten sonra zeytin gibi uzun ve yeşil yemişi olur. Yemişi tam kemalini bulduğunda kızıl olur. Yemişi içinde yüne benzer nesnesi vardır. Bu yemiş ziyade tutucu/büzücü(kabız)dür. Yaprağında olan tutuculuk yemişinde olandan azdır. Yemişi üzerinde olan tüy(püs) helak eder. Zira yemek geçecek uzva yapışıp akciğere(öykene) tez girer. Eğer yemişini kurutup ve içinde olan yün gibi nesneyi çıkarıp ondan sonra şarap ile pişirip içseler karnı ziyade tutup kabz eyleye ve idrarı dahi tuta.
[Hasan B. Abdurrahman - Tercüme-i Mâ-Lâ Yesa‘u’t-Tabîbe Cehluhu]

Orijinal Tarihî Metin

Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.

İt Burnu / Kuşburnu (Ulleykü'l-kelb / Verdü's-siyâc)
Şeceret-i mûsâ (a.s): Ulleyk nev'indendür. Ulleykü’l-ades ve ulleykü’l-kelb derler bu vilâyetlerde. İt burnı dikenidür kim ayın bâbında zikr olınur. Ve ulleyk deyü yine bögürtlen dikenine dahi derler.
Verdü’s-siyâc: Ayın bâbında ulleykü’l-kelb deyü zikr olınmışdur.
Ulleykü’l-kelb: İt burnı dikenidür. Bögürtlen nev'idür derler Türkî; ulleykü’l-ades Arabî; dıraht-ı sih-gül Fârisî; nâtır Yûnânî, Muhammed Temîmî; fûnak safâtır Muhammed Temîmî; verdü’s-siyâc ve nesrînü’s-siyâc Arabî; ıkrîtaş mâtaş Yûnânî; şikâle Fârisî. İt burnı bögürtlenün nev'i büyük olur ve yapragı mersîn yapragından enlüce olur, çiçegi ak olur. Arabda verdü’s-siyâc ve Farsda sih-gül derler ve yemişine semerü’l-ulleyk derler. Yemişi kızılca olur. Zeytûn çekirdegi kadar uzunca olur ve içi yün gibi olur, anı kurıdup içinde olan yüni çıkarurlar, zîrâ öykene ol yün ziyân eder. Eger bunun yemişini şarâbla bişürüp içseler ishâli ve bevli tutup kabz eder. Eger suda bişürüp içine girüp otursalar bevâsîre gâyet nâfi'dür ve agrısında sâkin edüp göyündügin giderür. Ve bunun yapragını dahi Muhammed Temîmî kavli üzere mi'deye yaku eyleseler mi'deyi kavî eder. Ve bi’l-cümle it burnınun tabî'atı Câlînûs kavli üzere yemişi ziyâde kâbızdur, yapragı azacık kâbızdur. Eger bögürtlen envâ'ınun yapragını çigneseler diş diplerin muhkem eder. İshak kavli üzere yemişinün yünini bişürüp yeseler bagırsak yarasına ve mak'ada nâfi'dür. [Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]

Orijinal metnin devamı kilitli

Erişim kontrol ediliyor…

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.