Hayvanların Havassı
Sansar
Serbest metin
Sansar (Delak / Ferâlbî)
Delak: Sansar Türkçede; feralbi Arapçada. Bu hayvanın kürkünün tabiatı samur ve zerdava gibidir. Ama kürkünün sıcaklığı mutedildir, illa samur sıcaklığından azdır. Ve götürmesi ağırdır(sakildir). Etinin tabiatı sıcak rutubetlidir. Eğer sağ gözünü Hayatü’l-Hayevan sözü üzere dörtte bir(rub') sıtması ashabı kendinde götürse sıtması yavaş yavaş(tedric ile) zail olur. Bunun yağı ekşi yemekten hasıl olan yorgunluk(külale) hastalığı ki ona mide ağırlığı(sıkleti) derler, zail eder. Ve kanını sara hastasının(masru'un) burnuna yarım dank kadar damlatsalar faydalıdır. Ve cildi üzerinde basur sahibi otursa faydalıdır. Eğer yağını güvercin yuvasına tütsü eyleseler güvercinler ve haşereler kaçarlar. Samur ve sansar ve zerdava dedikleri hayvanat cümlesi bir cinstir derler. Yaylak yerlerde olanlara samur, sahillere yakın yerlerde olanlara zerdava derler ve dahi sahillerde olanlar sansardır derler. Ama bazıları her biri başka başka hayvandır, bir cins değildir derler. Ve bunların eti yenmez ve ilaca tecrübe etmemişler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Delak
Sansardır. Samur gibidir tüm hallerde. Evet ağırdır götürmeye. Mutedil kızdırır.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Delak: Farsça dele lafzından Arapçalaşmış(ta'rib olunmuşdur). Sansar dedikleri malum hayvan ismidir. Kitap sahibi der: Rus ve Bulgar vilayetlerinde bulunur, kılları beyaza meyillidir, köpekten küçük ve kediden büyüktür demiş. Fakir mütercim der ki zikrolunan vasıflar Rus’tan getirdikleri bir çeşit zerdava kürkünün hayvanının olmak gerektir ve ala sansar dedikleri hayvan, kediden küçük olup en büyüğü kedi kadar olur olmaz ve kılları siyaha meyilli kızıldır nitekim malumdur. Tabiatı sıcak rutubetlidir. Etinden yeseler cinsel münasebeti ziyade ettire. Sansar derilerinden kürk ederler nitekim malumdur, kürkünün harareti samurdan azdır ama cüssede ondan ağırdır ve rayihası çirkindir. Onun içindir ki padişahlar sansar kürkünü giymezler.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Delak: Sansar Türkçede; feralbi Arapçada. Bu hayvanın kürkünün tabiatı samur ve zerdava gibidir. Ama kürkünün sıcaklığı mutedildir, illa samur sıcaklığından azdır. Ve götürmesi ağırdır(sakildir). Etinin tabiatı sıcak rutubetlidir. Eğer sağ gözünü Hayatü’l-Hayevan sözü üzere dörtte bir(rub') sıtması ashabı kendinde götürse sıtması yavaş yavaş(tedric ile) zail olur. Bunun yağı ekşi yemekten hasıl olan yorgunluk(külale) hastalığı ki ona mide ağırlığı(sıkleti) derler, zail eder. Ve kanını sara hastasının(masru'un) burnuna yarım dank kadar damlatsalar faydalıdır. Ve cildi üzerinde basur sahibi otursa faydalıdır. Eğer yağını güvercin yuvasına tütsü eyleseler güvercinler ve haşereler kaçarlar. Samur ve sansar ve zerdava dedikleri hayvanat cümlesi bir cinstir derler. Yaylak yerlerde olanlara samur, sahillere yakın yerlerde olanlara zerdava derler ve dahi sahillerde olanlar sansardır derler. Ama bazıları her biri başka başka hayvandır, bir cins değildir derler. Ve bunların eti yenmez ve ilaca tecrübe etmemişler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Delak
Sansardır. Samur gibidir tüm hallerde. Evet ağırdır götürmeye. Mutedil kızdırır.
[İbni Baytar - Kitabü'l-Cami Fi'l-Müfredat]
Delak: Farsça dele lafzından Arapçalaşmış(ta'rib olunmuşdur). Sansar dedikleri malum hayvan ismidir. Kitap sahibi der: Rus ve Bulgar vilayetlerinde bulunur, kılları beyaza meyillidir, köpekten küçük ve kediden büyüktür demiş. Fakir mütercim der ki zikrolunan vasıflar Rus’tan getirdikleri bir çeşit zerdava kürkünün hayvanının olmak gerektir ve ala sansar dedikleri hayvan, kediden küçük olup en büyüğü kedi kadar olur olmaz ve kılları siyaha meyilli kızıldır nitekim malumdur. Tabiatı sıcak rutubetlidir. Etinden yeseler cinsel münasebeti ziyade ettire. Sansar derilerinden kürk ederler nitekim malumdur, kürkünün harareti samurdan azdır ama cüssede ondan ağırdır ve rayihası çirkindir. Onun içindir ki padişahlar sansar kürkünü giymezler.
[İbnü’l-Kütbî - Ma La Yesaü't-Tabibe Cehluhu]
Orijinal Tarihî Metin
Eserin özgün nüshasından aktarılmıştır.
Sansar (Delak / Ferâlbî)
Delak: Sansar Türkî; ferâlbî Arabî; nimş Arabî; ibn-i mıkras Arabî; delak Fârisî; kûnayzî Rûmî, gûrb Efrencî ve Lâtîn; ferv Temîmî; açîde Rûmî. Bu hayvânuñ kürkinüñ tabî'atı semûr ve zerdavâ gibidür. Ammâ kürkinüñ issiligi mu'tedildür, illâ semûr issiliginden azdur. Ve götürmesi sakîldür. Etinüñ tabî'atı hârr u ratbdur. Eger sag gözini Hayâtü’l-Hayevân kavli üzere hummâ-yı rub' ashâbı kendüde götürse hummâsı tedrîc ile zâ'il olur. Bunuñ yagı ekşi yemekden hâsıl olan külâle illeti ki aña mi'de sıkleti derler, zâ'il eder. Ve kanını masrû'uñ burnına yarım dânk kadar tamzursalar müfîddür. Ve cildi üzerinde sâhib-i bevâsîr otursa nâfi'dür. Eger yagını gögercin yuvasına tütsi eyleseler gögercinler ve haşerât kaçarlar. Semûr ve sansar ve zerdavâ dedükleri hayvânât cümlesi bir cinsdür derler. Yaylak yerlerde olanlara semûr, sevâhile yakın yerlerde olanlara zerdavâ derler ve dahı sevâhilde olanlar sansardur derler. Ammâ ba'zılar her biri başka başka hayvândur, bir cins degildür derler. Ve bunlaruñ eti yenmez ve ilâca tecrübe etmemişler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Delak: Sansar Türkî; ferâlbî Arabî; nimş Arabî; ibn-i mıkras Arabî; delak Fârisî; kûnayzî Rûmî, gûrb Efrencî ve Lâtîn; ferv Temîmî; açîde Rûmî. Bu hayvânuñ kürkinüñ tabî'atı semûr ve zerdavâ gibidür. Ammâ kürkinüñ issiligi mu'tedildür, illâ semûr issiliginden azdur. Ve götürmesi sakîldür. Etinüñ tabî'atı hârr u ratbdur. Eger sag gözini Hayâtü’l-Hayevân kavli üzere hummâ-yı rub' ashâbı kendüde götürse hummâsı tedrîc ile zâ'il olur. Bunuñ yagı ekşi yemekden hâsıl olan külâle illeti ki aña mi'de sıkleti derler, zâ'il eder. Ve kanını masrû'uñ burnına yarım dânk kadar tamzursalar müfîddür. Ve cildi üzerinde sâhib-i bevâsîr otursa nâfi'dür. Eger yagını gögercin yuvasına tütsi eyleseler gögercinler ve haşerât kaçarlar. Semûr ve sansar ve zerdavâ dedükleri hayvânât cümlesi bir cinsdür derler. Yaylak yerlerde olanlara semûr, sevâhile yakın yerlerde olanlara zerdavâ derler ve dahı sevâhilde olanlar sansardur derler. Ammâ ba'zılar her biri başka başka hayvândur, bir cins degildür derler. Ve bunlaruñ eti yenmez ve ilâca tecrübe etmemişler.
[Sakızlı İsa Efendi - Nizamü’l-Edviye]
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.
